15 Ağustos 2006 Salı

İZİN DÖNÜŞÜ HALLERİM

Bugün kendime bir ütü alacağım. Aylardır ütümüz bozuktu, geçen ay maaşıma gelen zammı da hesaba katarak yenilemeye karar verdik. Böylece selede birikmiş aylardır kalbimi yoran ütülenecek çamaşırlarım dolaplarımdaki yerlerine kavuşabilecekler. Evde çok işim varr :) Taşınalı ne çok zaman oldu ama ben düzen peşindeyim halen, insanın evini kendi kendine oluşturması bayağı zormuş. Biz evimizi natamam şekilde teslim aldık yani sadece duvarları sıvalıydı. Onun dışındaki her şeyi bizim yapmamız gerekliydi.banyoda havlu asacak askıya kadar düşünmek gerekiyor. geçen yıl borç- harç çok fazla olunca en acil ne gerekiyorsa onları yapıp taşındık. İlerleyen günlerde yavaş yavaş en acillerin dışındakilere el atmaya başlayacağız bakalım.Dün gece kendimi mutfaktan dışarıya atamadım ki... Kocişin bahçeden topladığı börülceleri ayıkladım, ikiye böldüm tazelerini yemek yaptım, diğerlerini de o nefffis börülce tartorundan yapmak için haşladım, sonra tartor suyunu hazırlayıp dolaba koydum bakalım bu akşam iyice emişmiş olur ekşisi.. Mmmmm

Ben mutfakta uğraşıp dururken balböceğim anneee uykum geldi bana masal anlatırmısın diye kaç kez geldi yanıma bilmiyorum. Elimden düşüp parçalanan kavanozun cam kırıklarını halen yerde gördükçe anne bitmedimi daha işin diyerek odasına dönüyordu. Tam çocuğun yanına gideyim dediğimde aklıma geldi erik marmelatını artık kavanoza toplamalıydım, bir gün daha tepside bekletmeyeyim dedim.. Balböceği avaz avaz bağırıyordu anneeeeeee diye. Geliyorum, işim daha bitmedi dedim. marmelatı kavanozlara döküp, yerine kaldırdım, balböceğimin odasına bir gittim ki benim meleğim çoktaaann uykuya dalmış. canım oğlum yaaa bu akşam kesin kararlıyım önce onunla ilgileneceğim.dün babasıyla çok güzel zaman geçirdi. Birlikte parka gittiler, arabanın düşen camını tamir ettiler, boğuştular... Onların ikisini böyle görmek beni çok mutlu ediyor.

Bu hafta işyerinde yalnızım. Diğer arkadaşlarım tatildeler neyse ki biri haftaya işbaşı yapacak. Bugün işimde eşlik etmesi için kocişin bahçeden topladığı buz gibi incirler var dolabımda.))))

11 Ağustos 2006 Cuma

YAŞAMIN KIYISINDA

Yakınlarımdan birinin bir an için yaşamın kıyısında olduğunu düşündüm. Öyle zor ve acı geldi ki. Kahroldum, lanetledim o günü. Akan göz yaşlarıma engel olamadım. Sonra sordum neden ağlıyorsun?-"Şu kişi hastalanabilir ve kötü hastalıktan ölebilir diye üzüntümden.."

Oysa öyle bir zamanda yaşıyoruz ki; herkes yaşamın kıyısında zaten.. Ertaftaki pek çok şey yediğimiz içtiğimiz ne varsa bizi kanser yapıcı, öldürücü maddeler içeriyor.İnsan vücudunda her gün milyonlarca üretilip bir o kadarı da yıkılıyormuş. Kanser hücreleri de üreti liyorve onlar uygun ortamı bulupçoğalmayı bekliyorlar biz onların varlığından habersizken. Demekki ölüm artık çok yakınımzda ve hepimiz bir anlamda yaşamın kıyısındayız...

9 Ağustos 2006 Çarşamba

DÖNDÜM

25 günlük yaz tatilim sona erdi ve işimin başına geri döndüm. Tatilde erkek kardeşim evlendi artık bir gelinimiz var. Yani üç kızkardeş olduk :) Düğün nedeniyle bu yıl çok hareketli ve yoğun geçti tatilim. İlk iki hafta tamamen kayınvalide olan annemin ve gelinimizin evinin tadilat, dekorasyon, temizlik ve yerleştirme işleriyle ve benim abiye elbise arama telaşımla geçti. Nihayet düğün günü geldiğinde dillere destan iki düğün gecesi yaşadık. Kına gecesi de dışarıda salonda olduğu için iki gece boyunca kır düğününün bilumum güzelliklerini yaşadık. Bu arada balböceği de küçük damat oldu :)

Düğünün ardından gençler hemen balayına yollandı fakat bizde bir yorgunluk vardı ki sormayın tüm ev halkı iki seksen yattık yattık da kendimize gelemedik.Üstelik benim üzerime giydiğim tüm giysilerim bol geliyordu.Düşünün artık iki haftada ne koşturmuşuz...Artık dinlenmek istiyorum diyerek kapağı eve attığımızda ise elektrik ve suyun kesilmiş olduğunu gördük. Sağ olsun müteahhtimizin bize hediyesi olan susuzluk ve elektriksizlikle geçen mağara devrini yaşadığım günün akşamı soluğu yine annemde aldık ve sorun çözülene kadar dönmedik eve. Tam elektirk olayı çözüldü evimize yerleştik bu kez eşim izne ayrıldı, görümcem ve kayınvalidem bizde kaldılar. Hep birlikte hoppidi zippidi gezdik günü birlik denize gittik,artık sekiz aylık olmuş olan yeğenimizin tadını çıkardık.

Anlayacağınız tatilimiz oldukça yoğundu ama her şeye rağmen güzeldi. su kuşu olan oğlum ise artık kolluklarıyla yüzüyor ve ben en çok buna sevindim. Tüm bunların dışında temmuz ayı maaşımı teknikerlik kadrom üzerinden aldım ve kendimce kutlamalar yaparak harcadım. İnsanın terfi etmesi pek keyifli bir durummuş.

Yarın sabah kızkardeşimi uğurlayacağız üç haftalık izinleri bitiyor ve dönecekler. Bu onunla geçireceğimiz son gece o nedenle yine annemlerde kalıyoruz ve düğün sonrası geleneksel düğün kaseti izleme etkinliklerine katılıyoruz ve her izleyişle gülecek bir şeyler buluyoruz. O nedenle çok renkli geçiyor akşamlarımız gece ikiden önce uyumayıp kardeşlerimle makara yaptığım için işyerinde zor saatler yaşadığım oluyor ama sanırım perşembeden itibaren evimize ve kendi düzenimize döneceğiz.

Evimiiii, işimiiii ve yaşamayı çooookkkk seviyorum.

Sevgiler...

28 Haziran 2006 Çarşamba

PARA SAYSAM AFFAN DEDEYE...?

"ÇOCUKLUK
Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!

CAHİT SITKI TARANCI

Geçen sene biryaz günü eniştemin hatırlattığı bu dizelere hüngür hüngür ağlamıştım. Yine bugünlerde sık sık geri döner oldum çocukluğuma, eski günleri andıkça hem duygulanır hem de özlerim çocukluğumu.

Çocuklukta büyüktüm, oyunlara girmedim..
O bahçelerde kaldı oynanmamış oyunlar…Çocukken yaşadıklarımı özlemem Özdemir Asaf’ın dediği gibi oynanmamış oyunlarda mı gizli yoksa?

Okulun önünde tornavidayla çubuklara doladığı macunu satan yaşlı bir amca vardı. renk renk macunu bol limonlu suya batırırdı da tadına doyamazdım yerken. Annem sokak satıcısından alışveriş yaptığımı duyunca defalarca tembihledi beni ama bir gün gizlice beni takip ettiğini bilmeden yine macuncu amcadan macun yerken yakalandım ve annam okul müdürüyle görüşüp satıcıların okul çevresinden uzaklaşmasını istedi. Adamcağız gitti ilk günlerde okulun ilerisindeki ara sokaklarda bulabildim onu sonra annem oradan da sürdürdü. Ne aradım o amcayı bilseniz... Her sokağa bir göz atardım acaba buralarda mı diye o leş gibi tornavidasıyla doladığı macunları hüpletirken ne hijyeni ne de bakterileri düşünmezdim.

Okuldan eve kadar neredeyse onbeş dakikalık bir yol vardı o yol üzerindeki her bakkala uğrar, parama alabildiğm kadar çok şey almak için bakkal dükkanındaki en ucuz dolayısıyla adi şeylere yönelirdim, memeli şekerlere bayılırdım.

Sonra ev değiştirdik, İzmirin seçkin bir muhitinde oturmaya başladık. Ama çocuk parkında yere kilim serip evcilik oynamak, ip atlamak, okulun tatil olduğu günlerde yere kadar inen uzuzn eteklerimizi ve başörtümüzü takınıp elimizde cüzlerle Kur' an Kursuna gitme geleneklerimizi devam ettirdik birkaç yıl. O apartmanda bizden sonra kaç tane çocuk büyüdü ama hiçbiri bizim gibi yere kilim serip evcilik oynamadı.

Yaz tatilinde babamın hediyesi olan bisikletle defalarca düştüm, salıncakta karşılıklı ayak değdirmece yarışı yaparken yere yuvarlanmaktan dizlerim halen yara bere içindedir. Annem çocuk parkında bir sınır çizmişti evden bizi görebildiği yerlerin dışına çıkmamıza izin yoktu ama o görmeden ara sokaklara dalıp nasıl heyecanla hızlı hızlı pedal çeviridim bir bilseniz...

Akşam yemeklerinden önce TV. yi açıp İstiklal marşını mutlaka dinlerdim o zamanlar tek kanallıydı T.V. ler. Her akşam babamın işten döneceği saatlerde babam görünür görünmez yokuştan aşağı salıp kendimizi kollarımız iki yanda karşılardık, beline sarılıp öptükten sonra hemen ceplerini kurcalamaya başlardık. hiç eli boş gelmezdi babam. Üç kardeştik üçümüze de mutlaka bir şeyler almış olurdu.

En güzel günlerimiz di o günler.

Ahhhh Affan dede ahhh para saysam?....

16 Haziran 2006 Cuma

BOL GÜNEŞLİ GÜNLER....

Merhaba!!!

Uzun zamandır yazamıyordum farkındayım; sınav sonrası, ama yapılacak öyle çok işim vardı ki bir isteksizlik ve yorgunluk da cabası… Öncelikle evimin elden giden düzenini ve temizliğini yeniden sağlamam gerekiyordu ki ders çalışacağım diye her şeyden elimi eteğimi çekmiştim. O nedenle yazlıkları da çıkarmak bahanesiyle evimi dip temel elden geçirdim, tüm halılarım yıkandı. Ve neredeyse ölümsüzlüklerine inanacak duruma geldiğim evimde yaklaşık bir aydır konuşlanan güve kelebeklerini ebedi yolculuklarına uğurlamak üzere hızlandırılmış çalışmalar yaptık L İşyerimde beni bekleyen onlarca yarım kalan iş vardı.. Birde kadro değişikliğim nedeniyle çalıştığım birimin değiştirilme tehlikesi falan … Neyse ki bu zorlu dönem de sona erdi gitti.

Eveeett sınavdan kaç mı aldım??? Taratataammmm :95 !!!! ve bu hafta içinde kadro değişikliğimin gerçekleştiğini öğrendim sanırım en kısa sürede de maaşıma yansıtılacak. Üstelik çalıştığım yer de değişmedi. En çok buna sevindim.

1 haziranda sevgili oğluşumun kreşte mezuniyet töreni vardı. Cüppe giydi benim küçük meleğim ve heyecanla anaokuluna ne zaman geçeceğini soruyor bana.Diplomamızın şirinliğini görmelisiniz…

Bunun dışında anneciğim İsveçte yaşayan kız kardeşimin yanındaydı bir aydır ve yokluğunda sık sık evine gidip babamın ihtiyaçlarıyla ilgilenmem gerekti. Bu Çarşamba günü vatana döndü nihayet ama o gelmeden evini bir güzel temizledik.

Erkek kardeşimin temmuz ayının yirmi birinde düğünü olacağı için onun evinin tadilatı başladı. Bu arada alışveriş derdindeyiz mobilya vs. seçmek için yollara düşüyoruz hafta sonu ve iş çıkışı. İşte böyle bir yoğunluktur gidiyor.

Bundan sonra yine sık yazmaya çalışacağım. Şöyle bir ses vereyim diye başladım yazıma; devamı gelecek..

Herkese bol güneşli günler diliyorum.

Sevgiye kalın