
Sabaha değin kız kıza sohbetlerle sabahladığımız ve yaptığımız işe de pijama partisi dediğimiz sohbetlerden birindeyim... Her birimiz evlendik, eşimiz, bazılarımızın çoluğu çocuğu var. Konu evliliklerimiz, mutsuzluklarımız, tercihlerimizin getirdikleri, götürdükleri... Avukat olan arkadaş bir yerde okuduğu sözü tam hatırlamasa da aklında kalanıyla tekrarlıyor: "Ayrı sütunlar gibi yaşayın, aranızdan cennetin rüzgarlarının geçmesine izin verin..."
Ayrı sütunlar gibi yaşamak... O gün dedik ki, niçin karşımızdakini ille değiştirmeye, kalıplarımıza uygun moda getirmeye çalışır dururuz, bunu yapıcaz diye çabalar, didinir, en çok da kendi kendimizi bitiririz. Bu kadın olmanın getirisi dediler. Olmaz, yani böyle olmamalı, aynı çatı altında yaşıyoruz, ortak yaşam kurduk diye her şeyimiz ortak mı olmalı? Ondan sonra kendimizden dırdırmızla uzaklaşmış kocalar yaratır, sonra da durumdan en çok şikayet eden yine biz olmaz mıyız? Oysa izin versek de ayrı sütünlar olarak ortak duvarlara bağlansak.. Her şey daha kolay olmaz mıydı?
Benim eşim bir duvar dedi içimizden biri... Öyle ki görünmez duvarlarla çevrili dört yanı. Ama duvarımı seviyorum. Ne onunla ne de onsuz olmuyor. Bir başkası, senin yerinde olsam "duvar" diye nitelendirdiğim bir adamı çoktan bırakmıştım, hem adama duvar deyip hem de "seviyorum" demenin mantığı var mı? Hadi benim kocayı duvar yaptık diyelim en azından benim duvarım yakışıklı deyiverdi.
sabaha kadar uzayan sohbetimizden aklımda ne onun kocası, ne bunun dırdırı, acıları üzüntüleri, paylaşımları, masaya yatırılmış didik didik edilmiş evlilikler, sadece duvarlar ve sütunlar kaldı. Hayatımızda görünmez duvarlar yaratan aslında kendimiziz.
İllaki dört duvar içinde barınıp aynı çatı altında öleceğiz diye aramıza kat be kat duvarlar örmemek adına gözümüzü açmak lazım.
O sabah ki neredeyse sabah uyumuş olmama karşın daha bir dinç uyandım. Evime döndüğümde eşime daha bir yumuşak yaklaştım, yıkmalı dedim kıyıda köşede kalmış görünmez duvarları, şeffaflaştırmalı duvarların arkasını... Artık her yere beraber gitmiyoruz, zaman zaman bütün bir hafta sonunu ayrı ayrı seçeneklerle ayrı geçirdiğimiz oluyor. Birbirimizi çanta gibi yanımızda taşımıyoruz. Zoraki akrabalıklar, zoraki birlikte geçirilen saatlere son verdim. Böylece ikimizin bir arada gerçekleştirdiği etkinlikler, beraber geçirdiğimiz zaman dilimleri daha açık seçik oldu, zorlama gidince keyif verir oldu.... Duvarlar şeffaflaştı, yıkıldı, anlayış, hoş görü ve saygı geldi... Yeri geldi tek yürek olduk, sımsıkı sarıp sarmalandık birbirimize... Şimdi ayrı sütunlar gibiyiz zaman zaman... İhtiyaç duydukça... Halen hatırımda olan söz "Duvarımı seviyorum"
