kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2008 Salı

NEYE NİYET NEYE KISMET HAFTA SONUM

Bu hafta sonu neye niyet neye kısmet halde geçti. Cumartesi günü kayınvalidem halen bizde olduğu ve de gitme niyetinde bulunmadığı için önce evde temizlik yapıp ardından iş arkadaşımın kızının doğum gününe katılmayı planlamıştım. Ama cumartesi sabahı hava yağışsız olunca kocamla annesi sürpriz bir şekilde memleketlerine doğru yola çıktılar. Oğluşumla ben evde yalnız kaldık, ohh diyemedim. Meteorolojinin ardı arkasına uyarılar verdiği şu karlı kışlı hafta sonunda sadece annen gitsin, sen kal, bu soğukta iş güç mü olur deyip de ikna edemediğim, sabahın dokuzunda yolara düşen kocamın ardından el kadar çocukla bucadan balçovaya nasıl giderim diye kara kara düşünmeye başladım. Toplu taşım araçlarıyla bu soğukta uyyy.. En iyisi güzel bir kahvaltı hazırlayayım dedim, dolaptan kahvaltılıkları çıkarıp çayın altını ateşledim. Annemleri aradım, onlar da yeni uyanmış; haydi kahvaltıya gelin , öğleden sonra serap gelicek (çok sevdiğim bir aile dostumuz babamların dördüncü çocuğu sayarız kendisini..) annesine gidicez, sen de bizimle gelir sonra doğum gününe geçersin önerisini önce reddettim, sonra babamın bizi almak için yola çıktığını duyunca masayı toparlayıp hazırlandım. Darmadağınık ve temizlenmeyi bekleyen evimin kapısını çekiippp çıktım. Annemde deniz manzarası eşliğindeki kahvaltımıza saat öğleyi geçtiğinden annemi almaya gelmiş olan serap da katıldı, hatta boş verin kahvaltıyı, hemen gidelim annem bir sürü şeyler yapmış, karnınızı doyurmayın dedi de yok anacım, bu sabah bu ikinci olucak tam masa kuruluyor, toplanıp gidiyoruz, bu sefer ille yiyeceğim deyip yumuldum masaya. Serap (abla) saçlarımı yeni imajımı çok beğendi, hep birlikte annesine salonuna yeni seçtiği mobilya ve perdelerini görmeye gittik. Çay faslının ardından serap beni doğum günü için alış veriş merkezine bıraktı.
Bal böceğimle ilk kez dışarıda (özel aktivite merkezinde) bir doğumgünü partisine katıldık. Ortam gürültülü ve kalabalık olsa da konuşulanları rahatça anlayabildiğim, gürültüden de bolca nasibimi alabildiğim için mutluydum. Bol bool fotoğraf çektim. Çocuklar eğlendiler, zıpladılar, hopladılar, terlediler anneler soydu, top havuzunda kim kimdi, melteminki mavili olandı, yok canım o kahverengili, amaaa az önce maviydi haa annesi soymuş, melteminkine dikkat edin şimdi kırmızılı... muhabbetler oldu, yüz boyama yaptırdılar.. Bende iş ortamı dışında arkadaşımla bir arada olma ailesi ve grubuyla tanışma imkanı buldum. Keyifli bir halde ayrıldım.
Dönüşte annem, serap ve ben çok yakınımdaki başka bir alışveriş merkezinde buluştuk. Serap'ın kızını dershaneden aldık, bu kez Kipa alışveriş merkezine gittik. Haydi balık alıp evde yiyelim dedik, vaz geçtik, orada bir şeyler atıştırdık. Mağazaları dolandık, erkek kardeşime uğradık. Eve dönerken iğde, mısır ve çerez aldık. Eve gittik, dışarıdan gelen rüzgar uğultularını dinleyip sıcacık kuzinede kendimize kumpirler hazırlayıp üzerine de meyve ve çerezlerimizi yedik. Geç saatlere kadar sohbet ettik, zaman zaman aklıma darmadağınık evim, yıkanacak çamaşırlarım gelse de ortam güzeldi, boş veeerrr dedim kendime... Sabaha karşı uyuyup ertesi gün öğleye doğru uyandık. Hava buz gibiydi. İnceden kar atıştırıyordu. Dağlara baktık zirveleri bembeyaz olmuş. Serap bu sene kar görmeyi çok istiyormuş. Bozdağ'a giderken çağırmıştık gelememişti. İlle yakın bir yerlere kar görmeye gidelim diye, çocuklar gibi, tutturdu. Kocasına çok teklif etmiş bu sene bir hafta sonu gidelim , kar görelim, kartopu oynayalım, kayalım diye, ama kadıncağız kar dedikçe adamcık uyuzlaşmış, evden dışarı çıkarmak mümkün olmamış. Serap kaaaar, kartopu, kardan adaammm dedikçe baktım bal böceği ayaklandı. Kardan adam yapabilmek için teçhizat toparlamaya başladı: gözleri için zeytin, burun için havuç, şapka yapmak için gazete kağıdı, ağız için portakal kabuğu... Vay sıpam beniiim yılların kardan adamcısı olmuş da haberimiz yokmuş. E torunları da ayaklanınca dedeyle anneanneyi evde tutmak ne mümkün, zaten heberlerde de izmirlilerin kar yağan tepelerdeki eğlenceleri gösteriliyordu. Bizde düştük İzmir-Manisa yolunaaa. Trafikte bayağı bir zaman kaybettik, çünkü neredeyse izmirin yarısı bizim gibi "kar görme sevdalısı" olarak yollardaydı. Soldaki bir köy yolundaki kar miktarı fazla gibi olunca sola saptık. OOOhhh mis gibi kar, buz gibi sert bir rüzgar, eldivensiz biz hanımlar (napalım evimizden gitmedik ki eldivenlerimizi alalım), çılgın bir anneaenne ve dede, el kadar sıpam birde serabın kızı üşüye üşüye kar topu oynadık. Ellerimize poşet geçirdik, annem çorap giydi ellerine hatta. Çok güldük, eğlendik ama en fazla yarım saat kalabildik. Kar öyle ince ince yağmıştı ki bir türlü birleştirip kardan adam yapamadık. Ama sağ olsun annem öyle akıllılık etti ki büyükçe bir poşete kar doldurup arabaya bagaja attı. Arabamızın önüne de bir miktar kar koyduk ki, dönüş yolunda havamız olsun :)) yarı donmuş halde arabaya bindik, babam eve bırakacaktı ama serap ve annemden öyle cazip teklifler geldi ki yine boş veeerrr dedim. Ortama sadık kaldım :)
Eve dönüş yolumuzda yine bir alışveriş merkezine gittik. Sonra evde sıcacık yenekler yerken babam bagajdan çıkardğı kar torbasıyla geldi. Ne yazık ki diğer malzemeler bagajda heba olmuştu. O sert rüzgarda balkonda uğraşa uğraşa bir kardan adam yaptı ki sormayın, boynu koptu kopacak... Kocaman bir portakal kabuğu ağız oldu nerdeyse buzlaşmış karlardan yapılmış kardan adamımıza, acil yardım ekibi olarak pörsümüş buruş buruş bir havuç bularak burun yaptık, başlıksız olur muuuu, ver kızım bereni veeee mutlu çocuklarımızla bol bol fotoğraf çektirdik. Yarı korkunç- komik kardan adamımız balkonda yerini aldı :)





Pazar gecesi geç saatlerinde izmire gelen kocamla eve döndük, ama ana oğul mutlu, güzel anılarla evimizdeydik.
Dün sabah işe gelirken yolda kar serpiştiriyordu. Hava buz gibi soğudu,kar öğleye kadar yağdı ama ince yağdığı iiçin tutmadı, arkadaşlarla öğle paydosunda yemeğe giderken havada uçuşan kar taneleriyle "kar tanesi oyanayalım mııı?" esprisi bile yaptık...

29 Ocak 2008 Salı

KAR VAR KAARRR HAYDİ KIZAKLARA

Bu hafta sonu üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşım, sürpriz bir şekilde hafta sonu Denizli'den İzmir'e beni ziyarete geldi, bizde kaldı. Beş yıldır hiç karşılaşmamıştık. Bal böceği ve anne olan benle tanıştı. Bal böceğinden önce defalarca gelip kalmıştı ama sonları araya mesafe girmişti, kendisi halen bekar. Bol bol özlem giderdik, anilarımızı tazeledik. Eski günlerdeki gibi bol bol güldük. Bu kadar seri konuşabilmemize eşim dahil herkes şaşırdı.Anne olarak beni çok beğendi, nasılım dediğimde çok fedakarsın dedi, bal böceğim konusunda bizi tebrik etti. Çok iyi yetiştirmişsiniz dedi, öz güvenine hayran kaldı. Çocuk konusunda övgüler almak insanın ruhuna iyi geliyor.
Cumartesi günü öğleden sonra yine ani bir kararla erkek kardeşim ve eşinin ısrarları üzerine Bozdağ Kayak merkezine gittik. Bal böceği kış başından beri soruyordu, anne madem kış geldi neden kar yağmıyor?, diye. Ankarada oturan yakınlarmızdan defalarca gelirlerken kardan adam getirmelerini rica etti. En büyük hayali bir kardan adam yapıp burnuna havuç takmak :) Misafirimizi de yanımıza alıp saat öğleden sonra bir buçuğu geçiyor olmasına rağmen yola çıktık.
Karla kaplı Bozdağ'ı görünce her birimiz çocuklar gibi şendik:) Kar fazla olmadığı için kayak yapılamıyor ancak kızaklarla kayılıyordu. Kızakla kayıp defalarca yuvarlandık. Çok eğlendik. Misafirimiz çok üşüdüğü için kafedeki kaloriferin başından ayrılamadı ancak bizler ailece tadını çıkardık. Bal böceğim de çok mutlu oldu. Kayerken her birimiz bir diğerinin haline gülerken, defalarca filelere çarpıp yuvarlandık, filelerden dışarı çıktık. Dağa tırman, sonra in derken orada hemen anlamadık ancak ertesi gün her birimizin bel ağrısı vardı, hatta kuzenim elinde lasonil kutusu ile geziyordu. Haşatımız çıkmıştı;ertesi gün her yerimiz et kesiği olup ağrısa da oradaki hallerimiz görülmeye değerdi. Çok komiktik ve çoook eğlendik.
Hava kararırken döndük. Bal böceğim kar nerdeyse buzlaşmış olduğu için kardan adam yapamadı ama kaydı, eğlendi. Dönüş zamanı geldiğinde yerden iki parça buz alıp cebine koymaya kalktı, eve kar getirecekmiş. Kar erir, eve kadar dayanmaz üstelik cebinde seni üşütür, hasta olursun deyince bu kez iki buz parçasını elindeki plastik küreğinin içine koydu. Erimez, erise bile ben onu buzluğa koyarım, su olsa da yine donar kar olur, canım isteyince buzluktan çıkarıp bakarım diye bize açıkladı. Arabada uyuklarken elinde minik yeşil küreği, içinde karları bir süre yolculuk yaptı, sonunda tamam su olup eridiğinde onu dökerim bende eve kadar elim çok yorulucak dedikten bir süre sonra uykuya daldı.
Altta Bozdağ yolunda arabadan çektiğimiz bir kaç fotoğrafımız var. Değişik bir hafta sonu ve çocuklarınızla kar eğlencesi yaşamak isterseniz Bozdağ kayak merkezini tavsiye ederim. Üstelik bu hafta kar yağışı arttığı için bizim gibi buzlara değil yumuşak karlar üzerine düşüş yaparsınız :)




Bu aralar, evde oğlumla babssı çok güzel vakit geçirip, birlikte güzel güzel oyunlar oynuyorlar. Salonumuz oyuncaklarla kaplanıyor, her yer dağılıyor ama öyle eğleniyorlar ki ses çıkarmıyorum. Bazı geceler oyuncaklarımızı toplamayacağız, yarın oyunumuza devam edeceğiz diye beni uyarıyorlar. Böyle günlerde ertesi gün evimize sürpriz misafir gelmesin diye dua ediyorum, şayet legolardan yapılmış çiftlikler, hayvan taşıyan envai çeşit araba... vs arasında geçiş yolu hiç yok gibi bir şey oluyor. Geçen akşam, evde babasıyla karşılıklı futbol oynayan oğlum şöyle diyor, bir yandan oyuncularını kontrol ederken, Alex, alexi haydi alex, tunç tunç yakala topu, hakan haydi şut çek. Bulduğu futbolcu isimlerine şaşırdım doğrusu :)Onlar baba oğul oynarlarken ben elimde şişlerim örgü örüyorum. Şalımı sonunda bitirdim ve bloguma ekleyeyim diye resmmini çektim. Bir tane de kızkardeşim için başladım onun da bitmesine az kaldı. Sonunda kullanılabilecek şekilde bir şey örebildim. yani elim şekillendi, örgüm düzeldi. Örgü örmeyi seviyorum. Otuzumdan sonra öğrendim ama beni dinlendiriyor, bir şey üretmeyi seviyorum ve kukal çınlamalarını dinlemeyip bir işle meşgul olmuş oluyorum. İşte sanat eserim:



Bir de her akşam düzenli ders çalışıyorlar, ben okul öncesi çocuklara evde bir şeyler öğretmek konusunda kararsızım. Bana çok doğru gelmiyor açıkçası,ancak geçen hafta sınıftaki arkadaşlarıyla bir akşam bir araya getirmiştik, orada bal böceğinin arkadaşlarından daha geride kaldığını gördük. Bakıyorum babası oyun oynar gibi harfleri ve rakamları tanıtıyor, ismini yazmasını öğretiyor ve fazlaca yüklenmiyor. Bal böceği de zevk alıyor, zaten sıkıldığını hissettiği anda eşim bırakıyor, on dakika kadar sürüyor dersleri sonra yine oyun oynuyorlar.