Merhaba günlüüükk, yine gezdim geldim. Bu hafta üç gün izinliydim. Şööyle bir Simav ve Bursa turu yapıp döndük. Üç gün oluşu nedeniyle yollarda zaman kaybı yaşasak da ruhuma iyi geldi, oğlum, annem ve babamla bir arada olmak, teyzemi ziyaret etmek, oğlumu orada kuzenleriyle bir araya getirmek ve oğlumla birlikte yeni bir şehri keşfetmek çok güzeldi.
Geçtiğimiz hafta kulaklarımda bir atak daha oluştu ve işitmem kötüledi, bu kez orta kulakta östaki iyi çalışmadığı için havalanma-basınç problemi de eşlik edince algılama düzeyim iyice düştü, ne rahatça TV seyredebildim, ne telefon zil seslerini duyabildim, boşlukta yürüyor gibiydim. Sonraları insanların A dediğini B anlamaya başladım. Çok zordu durumum. Heyet raporum çıkalı bir hafta oluyordu, eşimle karar verdik, hızlandırılmış bir kararla gidip cihazımı satın aldık. Cuma öğleden sonra cihaz elimdeydi, dijital bir model olduğu için programlanması için işitme uzmanına gittim. Minicik, siyah renkli kulak arkası bir cihaz. Bilgisayar ortamında ayarlar yapıldıktan sonra kullanıma geçtim, ilk anda sessiz odadan koridora çıktığımda ayak seslerini kafamın içinde duydum sanki, her yer çok gürültülüydü. Bilgi işlemde kodlama için sıra bekliyordum, aniden "çötannkkk" diye bir ses duydum, irkilerek sesin nreden geldiğini çevremde ne oup bittiğini çözmeye çalışarak bakınırken bilgi işlemde görevli bayanın "kodlandı" mühürünü yeniden basışıyla aynı sesi duyunca mevzuyu anladım. Halen klavyedeki tuş seslerini duyarak yazmaya alışmaya çalışıyorum. Cihaza uyum bazen bir ayı bulurmuş ama ben bir hafta kadar sürede alışabilirim diye düşündüm. Cihazla ilk günleri evde geçirmenin daha uygun olacağı tavsiye edilince iş hayatında ikinci kez emekli olmuş babamın emeklilik gezisine eşlik ettik oğluşla.. Yani üç gün cihaza uyum izni aldım.
Cihazla ikinci günüm çok daha iyiydi, artık ince seleri duymada sorun yaşamadığım için kendimi hayata daha çok katar oldum, fark ettim ki atak nedeniyle köşemde sus pus , memnuniyetsiz bir halde oturan ben hemen hayata adapte oldum. Bal böceğimle oyunlar oynadım, hatta başım mı dönecek diye düşünmeden timsah yürüyüşü bile yaptık salonda yerde. Çocukcağızım çok mutlu oldu, o mutlu oldukça ben keyiflendim, mutluluğum evin içinde herkese yayıldı :) Çok şükür sesleri doğala yakın halde duyuyorum, biraz mekanik gelse de beklediğimden çok daha iyi. O gün iş çıkışı hemen kuaföre gittim. Saçlarımı kulaklarımı örtecek şekilde kestirip cihazın görünürlüğünü engelledim. Cihazın görünmesi benim için problem değildi aslında ama kulağımdaki işitme cihazını gören kişiler ya yok yere ses tonlarını yükseltiyorlar ya da hastalık öykümü illede öğrenmek istiyorlardı. Öyle uzuyordu ki soruları KBB doktorum bile rahtsızlığımla bu denli ilgilenmiyordu. Bir de oğlum bu durumdan etkilenmesin istedim, saçlarım kesildi, cihaz görünmüyor.
Bal böceğime işitme cihazımdan bahsetmememe kararı almıştım, ancak babası telefon görüşmesinde bahsederken duydu, yanıma gelip" anneee sana cihaz mı alındı, bakayım" dedi. Saçlarımı kaldırıp, cihazı gösterdim, artık kulaklarım iyileşti dedim. Birden hırçınlaştı, hiç güzel değilmiş deyip cihazı kulağımdan çıkarmak istedi, çok tepki vermedim. Sakin kaldım. "Saçlarını niçin kestirdin anne" dedi. Bu kez saçlarımı kısaltmama sinirlendi, saçlarımın çok güzel olduğunu söylediğimde de aynı hırçınlıkla çok çirkin olmuşsun kendini beğenmiş dedi. O gece evde avaz avaz bağırarak konuştu. Ne yaptıysak sesini alçaltmasını sağlayamadık. Ama yukarıda da yazdığım gibi ertesi günü benim de oyunlarına katıldığımı, rahatça söyleyebildiklerimi anlayabildiğimi keşfettikçe mutlu oldu.
Bir sonraki gün hep birlikte yola çıktık, önce Simava gittik, bir gece simavda kalıp ertesi gün Bursada oturan teyzemin evine gittik. Teyzemin iki kızı var biri balböceği ile aynı yaşta diğeri ilk okul ikinci sınıfa devam ediyor. Bol bol eğlendiler, geceleri aynı yatağa yatıp uyuyana kadar kıkırdadılar, sabahları bizden önce uyanıp üçü imece usulü bize sürpriz kahvaltı masaları hazırladılar. Bir akşam mudanyaya gidip, balık ziyafeti yaptık. Dün akşam üzeri İzmire bizi çok özlemiş olan babamızın yanına döndük.
Yolculuk sırasında tarlalarda korkuluklar aradık, gördüğümüz korkulukları birbirimize gösterip eğlendik, sürülerini otlatan çobanların her birine kısa masallar uydurduk oğlumla ve bol bol sarıldık, sarmaştık yollarda, oğlumla birbirimize karıştık iyice..
Bu sabah işyerime geldiğimde ilk işim bangır bangır çalan telefon zillerini kısmak oldu. Tanrım ne eziyet ediyormuşum meğer arkadaşlarıma ve nasıl da duymuyormuşum bu cıngıl cıngıl sesleri. Çok şükür Allahım artık rahatça duyuyorum. Cihazın dış kulak çevresine dolanan bir parçası var, malesef tahriş ediyor, yara oluşturuyor. Bir parça pamuk kullanmayı denedim ama o zaman da hışır hışır pamuk sesi duyuyorum. Birde bu tahribat işini çözdüm mü değmeyin keyfime...
Ruhların Sonbaharı-Kent Haruf
2 hafta önce
