25 Temmuz 2007 Çarşamba

Tavsiye

Temmuz 25, 2007 -
Türkiye Genel seçim için sandığa gitti, 23 Temmuz sabahı yeni bir güne uyanıldı ve bir çoğumuz için yaşamın gerçekleri şaşkınlık, yanılmışlık durumları oluşturdu. İkilemlerin arasında kalmış ve aklı selim bir davranış biçimi yakalamaya çalışırken bulduk kendimizi… AKP böyle bir oy oranı almayı hak etmemişti…

Okuyun derim:

http://www.kuvayimilliye.net/detay.php?id=3030

11 Temmuz 2007 Çarşamba

DEĞİŞİKLİK

Temmuz 11, 2007 -
Geçenlerde yanlışlıkla blog şablonumu yok ediverdim...

Her şeyi yeniden oluşturmam gerekiyordu, deneme yanılma yöntemiyle şablon bilgilerimi iyice tazeledim, güncelledim. Elim değmişken bir çok şeyi yeniledim.

Ne zamandır blog başlığını değiştirmek istiyordum. Kavak yelleri dizisi yayına girdiğinden beri karışıklık oluyordu. Fakat ne zormuş insanın kendine özgü başlık, takma isim bulması, kendini bir kaç kelimeyle tanımlaması.Eski insanlar ne yaratıcıymış, hep bunu düşündüm. Eskiden her ailenin bir lakabı varmış bazen de kişiye özel takma isim kullanılırmış. Anneannem halen kullanır bunları, eskiden tanıdığı birisinden bahsedecekse bana çok ilginç gelen bu lakapları da ekler muhakkak, mesela Cip Osman, fötr hasan, karabacakların bilmemkim, kerteler, hamıraşı... Yani yaratıcılık süper...

Bende kendime rumuz ya da takma isim aradım durdum, terzi kendi söküğünü dikemezmiş hesabı başarısız oldum, sonunda demli çay olması kararını verdim. Demli çay, açık çay kadar sağlıklı değildir. Ama insanı kendine getirir, uykuyu açar. Bazen bir bardak çayın eşlik ettiği keyifli anlar vardır: Örneğin serin bir ağaç gölgesinde, denize karşı bir terasta, ya da kordonda salaş bir cafede içilen bir bardak çayın keyfi başkadır... Demli çay da bu düşünceden doğdu işte.

Elim değmişken isimleri de kaldırdım, sembolize isimler kullanıcam artık, tamamen güvenlik amaçlı, ileride başım ağrımasın diye, resmimi de kaldırarak işe biraz gizem kattım. Değişiklik iyidir derler, görücez bakalım...

20 Haziran 2007 Çarşamba

NE ZAMAN BÜYÜDÜM BEN ANNE?

Epeydir yazamıyorum, yazmam, anlatmam gerekenler hayli birikti kafamda ama son günlerde değişen ruh halim nedeniyle yazacaklarımın önüne başka şeyler geçiyor. Öyle ki şu anda fonda Erol Evgin'in "işte öyle bir şey..." şarkısı da varken ... Bu parça alıp götürüyor beni .... Evet her dinlediğimde beni alıp götürüyor buralardan ve gözlerim doluyor, ardından Belkıs ÖZENER'den "Nasıl geçti habersiz " çalıyor, parçanın önüne Tarık Akan ve Hülya Koçyiğitin birlikte oynadıkları bir türk filminden repliği de var, göz yaşlarımı tutamıyorum.

Bekarlık yıllarım... sanırım liseye gidiyordum, süslü teyzoşumda sanırım benim yaşlarımdaydı, ev kalabalık annemin diğer kızkardeşleri de var. süslü teyzoşum eskilerden kalma fotoğrafa bir üne bakıyordu.Aalbümün ilk sayfaları siyah beyaz sonra renkleniyor, anne ve babamın gençliği, sonra bizim küçüklük fotoğraflarımız var, süslü teyzoşun oğluşu ise aşağı yukarı balböceğim kadar, halının üzerinde oynuyor. Teyzem sakin sakin albümün yapraklarını çeviriyordu, başını bize çevirdiğinde gözleri sırılsıklamdı, babama döndü, sanki o gün babamı ilk kez görüyormuş gibi "enişteee, senin saçların ne kadar beyazlamış" deyip ağlamayı koyuverdi."İşte öyle bir şey" fonda ve ben yine bu sahneyi hatırlıyorum teyzemin göz yaşlarını hatırlayıp benim ağlayasım geliyor :"hani eski bir resme bakar ya insan, hani yılları sayar da birden, gözleri dolar aniden.. işte öyle bir şey..." Hayatımdan kesik kesik sahneler geliyor gözümün önüne,bugüne dönmek istediğimde sadece balböceğimi hatırlıyorum, oğlum dört yaşımda şimdi ve bana ait bir çocuk, ne zaman büyüdüm ben???

Bir sürü şey geliyor aklıma, dün akşam gruptaki kızlarla iş çıkışı buluşması yaptık. Kızların çoğu bir kaç yıllık arkadaşım yılda bir kaç kez toplanıyoruz. Ben epeydir katılamamıştım buluşmalara. Dün çok keyifli saatler yaşadık.Sohbetimize kahkahalar eşlik etti. Oradaki arkadaşların çoğunu hamilelik döneminde edinmiştim, şimdi aşağı yukarı yaşıt çocuklarımız var. eski buluşmalarımızı yad ettim içimden koca göbeklerimizle doğum şeklimizin ne olacağı, hangi dr.un sezaryen, hangisinin normal doğuma yönlendirdiği baş konumuzdu, sonra kucaklarımızda bebeklerimiz bu kez koca göğüslerimizle toplandık , bu kez ek gıdaya geçenler, kimin çocuğu neyi yiyor muhabbeti vardı, sonra bezden kurtulma manzaraları. Dün akşamsa biz 4 yaş çocuğu olan annelere şöyle bir baktım da her birimiz bakımlıydık, artık saçlar ya boyalı, röfleli, giyim tarzımız oturmuş, spor giysiler üzerimizde, çocuklarımız ya anaokulu ya da kreşe devam ediyor, yani diyeceğim bir çok şey oturmuş artık hayatımızda, çocuklarımız bireyselleşmiş. Hatta dün konuşulan konular:" yıl sonu müsamereleri, çocuklarımızın ilk aşkları, karşı cinsi keşifleri ve tutumları..."

Gerçekten aşmışız bir çok şeyi.... Bu arada tam şeftali yerken, hani şöyle elinizde meyve tabağı ve sulu sulu bir şeftali suyunu toparlamaya, akıtmamaya çalışarak yenirken, özellikle yarık bir şeftaliyse birden şeftaliyi ısırmak üzereyken bir böceciğin yürüdüğünü görüverirsiniz ya. işte ben buna sinir oluyorum, bu arada bunu da belirteyim. Hatta o böceğin şeftalinin muhtelif yerlerinde ayak izinin bulunabileceğini düşünüp ... yani şeftali keyfim yarım kalıyor ve her şeftali yiyişimde aynı manzara tekrarlanıyor. Bu arada ben blogumun isimini "şeftali böceği" şeklinde değiştirsem mi??? hatta şöyle de yazarım "ben bir şeftali böceğiyim... Sürpriz şekilde pembe bir şeftalinin üzerinde aniden... vs vs. neyse fena fikir değil gibi...

Bu postta aslında Cansunun iyileştiğini, bu süreçte hayatın inişli çıkışlı temposuna ayak uyduramayan bünyemi, son günlerdeki ilaç kombinasyonlarımı falan yazacaktım... onlar da başka postta artık. Sevgiler...

14 Mayıs 2007 Pazartesi

CANSU İÇİN MADDİ DESTEK GEREKİYOR

Mayıs 14, 2007 -
Cansu icin acilen maddi destek gerekiyor. Çocuk şu an Ege Üniversitesi tıp Fakültesi Anestezi yoğun bakımda izleniyor. Cansunun kanamasi ancak hemofili hastalarinda kullanilan ve faktor7 takviyesi yapan novoseven isimli bir ilacla kontrol altina alabilmistik, kanama durunca trombosit seviyesi de yukselmeye başlıyor.
Bir onceki yazımda yazdıgım gıbı son dort kutu ılacı borc aldık yanı senet karsılıgı yarın fırmaya 10 mılyar odeme yapmak gerekıyor ancak bu ılaca yıne ıhtıyac duyulabılır. Dıger senetlerı kapatmadan yenı alım yapmamız cok zor.

Kanama kontrol altına alınabıldıgınde akcıgerdekı odem ıcın cocugun bagısıklık sıstemı bıraz toparlanmıs olacak. Yanı tek care her ıhtıyac duyuldugunda kanama ıcın novoseven ısımlı ılacı almak

Maddı destek ıcın hesap numaramız

T.C. İş Bankasi Üçyol/İzmir Şubesi

3426 535 024

İbrahim Tagrıberdi (Baba)

Dekont Üzerine İsim Ve "Tedavi Giderleri İçin" Notunun Eklenmesi Gerekmektedir.

20 Nisan 2007 Cuma

KISA KISA....

1.) Minik sürprizimiz :
Kızkardeşimi İsveçe gönderdik, Allah nasip ederse doğumunda yanına gideceğim. Gitmeden önceki son dr. kontrolünde bebeğin cinsiyetini öğrendik: Bir kızımız olacakmış. Nasıl sevindik,bayram coşkusu yaşadık resmen. Kardeşim bir an şoka girdi çünkü her nedense karnının şekline bekıp bakıp erkek bebeği olacağını düşünmüştü herkes, o da kendini inandırmış erkek bebeğe ve sürpriz olsun diye eşi cinsiyetini öğrenmelerini istemiyordu. Ama son muayene o ada gaza gelip öğrendi. bebişimiz 24 haftalık, yaramaz bir fetüs. Dr. kontrolünde yine çok kalabalıktık. Dr. ultrasonla muayene derkenben elimde kamera anne ve babayı arada da monitorden görüntülemeye çalıştım. bu kadar seyircisi olan başka bebişler de geliyormu bu doktora bilemiyorum. Dr. çıkışı hemen alışverişe çıkıp daha önce gördüğümüz bütün şirin kız giysilerinden aldık. Bir gün sonra da eşiyle birlikte yolcu ettik kızkardeşimi, göndermek zor geldi, alışmıştık iyice ama annem ısrarla "evli evine , köylü köyüne, fare deliğine" dedi.:D) Bana göre her annenin bir kızı olmalı, ben oğlumu çok seviyorum ve huyu bakımından oğlum konusunda çok şanslı olduğumu düşünüyorum, bizi hiç üzmedi hiç bir zaman zor bir çocuk olmadı, ele avuca sığmaz bir yumurcak değil, yaramaz değil vs... Ama kardeşimin kızı olacağını öğrenince en çok ben sevindim.Allah sağ salim dünyaya gelmesini nasip etsin..

2:) Evimizdeki büyük misafir:
Kızkardeşim gitti diye göz yaşı dökerken, sağ olsun ankaradan görümcem geldi. Bir hafta iznini bizimle geçiriyor. 16 aylık bir minik kızı var.Kociş de izin aldı, anne ve kardeşiyle evde tatil yapıyor.Balböceğini okula göndermedik.O da evde bir kardeşi olmasının keyfini yaşadı bol bol. minik pıtırcık görseniz öyle şeker ki.. Yalnız hiç oyuncak oynamıyor, bir dolu oyuncağı önüne koyuyorum, arkamı döndüğüm anda bir bakıyorum hoop ayakta, oyuncaklara şöyle bir bakıp kalkıyor. Sürekli yürüyor, dolaşıyor. Oyuncak oynamadığı için evde oyalamak zor oluyor. Ben çalışıyorum gerçi, akşamdan akşama gördüm ama hava muhalefetine maruz kaldık. İzmirde öyle bir rüzgarvar ki kapıdan burnunu çıkaramadık çocuğun, tatilleri evde geçti hep. Zaten bir gün sonra soğuk algınlığı ve ateş başladı. Eve kapalı kalınca Elif, sürekli mutfak dolaplarını karıştırdı, yağ şişelerini yere indirdi, su damacanasına poşet attı vs... Ama evde küçük bir çocuğun olması yine çok hoştu. balböceği hiç kıskanmadı,arkasından ayrılmıyor, sevmeye bile kıyamıyor, sıkmasın , huzursuz etmesin diye uzaktan takip ediyor, sevmeye kıyamıyor. Ama evde oyalamakta epey zorlandık elifi, kız çocuk özlemimden yavaş yavaş uzaklaştım ve iyiki benim oğlum gibi bir oğlum var dedim, zira odasında en az bir saat kendi kendine oyuncak oynadığı düşünülürse epey şanslıyım :)

3:) Ana okulunda 23 Nisan kutlamamız
Balböceği bu yıl ilk kez 23 nisan bayramını kutladı. Kreşte yaş grubu küçük diye kutlamıyorlardı. Ana okulunda da 5 - 6 yaş grubu gösteri yaptı bizimkiler 4 yaş olarak sınıf korosu oluşturup 4 minik şarkı söylediler. Amfide sahnede görmek pek duygulandırdı beni diğer çocukları da göz yaşları içinde izledim. Bal böceğimi bol bol kameraya aldık, fotoğrafladık. Sırada beklerlerken baktım öğretmeninin sözünü en çok bizimki dinliyor, sıradana sla çıkmıyor, atlayıp zıplayan çocuklar var ama bizimki son derece efendi, uyumlu... Canım benim, koroda da esneye esneye şarkı söyledi, çok güldük. Bir şarkıyı sınıflarından bir kız seslendirdi:"bebeğim " şarkısı. Bu şarkı söylenirken kız çocuklar anne oldu. erkek çocuklar kızların dizine yattı, sahnede gülce tiz bir sesle "beeeebeiiimmm .." diye boğazını yırtarken bizim erkeklerin hali pek komikti...

4. ) Hafta sonu çocuk parkları
Aslında bu başlıkla tek başına bir post bile yazılır ya... Söylenecek çok şey var
Pazar günü çok sıkıldık ve çocuklara biraz hava aldırmak için parka gidelim dedik. Daha önce gittiğim bir park vardı, çay bahçesi gibi bir yer, biz masalarda otururken çocuklar oyun parkında oynar diye düşündük, gittik. Br baktım ki çay bahçesi oyun parkının etrafını tellerle çevirmiş, çocukların içeri girmesi için 2 YTL veriliyor, küçük bir alanda 30-40 kadar çocuk, tel örgülere neredeyse yapışık masalar.. Çocuklar içeride ama aileler giremiyor. Balböceğini soktuk içeriye elif bizimle kaldı, ufacık çocuğu tek başına nasıl salalım içeriye. Biz oğlumuzun yanına gidemedik, kenardaki masaya oturduk. Elifi idare etmek zor oldu. İçeride büyük yaşta çocuklar top oynuyorlardı biz kenarda toz toprak içinde kaldık. İçerisi zaten tıkış tıkış çocuk dolu. Oğlum boru şeklinde kaydıraklardan kayarken kafasını çarptı ve buz basmak zorunda kaldık. Ben çok sinirlendim. daha önce o çay bahçesinin böyle bir uygulaması yoktu. Verdiğimiz paraya değsin diye bir saat kadar kaldık orada sonra çıktık. Bizim evin yakınında bol bol çam ağacının bulunduğu büyük bir park var. Oraya gittik. elif çimlerde rahat koşar oynar, balböceği bisiklet sürer diye. Fakat orada da mangalını kapan gelmiş, etraf duman içinde , her yerde mangal pişiren küme küme aileler, kilimler, oyun parkına girdik, insanlar iki çam ağacına salıncak kurmuşlar, bahtaniyenin iinde bir çocuk sallanıyor, altta kilime oturmuş bir aile hanımlardan ikisi börek açıyor, düşünün hamur yapıyorlar çocuk parkında ve biri de salata karıştırıyor. Amaniiiinn dedim çocuk parkına niya salıncak kurarsın, et kokusundan ve dumanından duramadım, ortalık bayram yeri gibi, kılıksız insan dolu, ben zaten paranoyalı gibi etrafta gördüğüm herkese çocuk sapığı gözüyle bakıyorum, çocukları kaptığımız gibi eve döndük. Belediyenin bizim sitedeki park düzenlemesi bitmek üzere. İki gün önce de kanepeleri getirdiler henüz oyuncaklar gelmedi ama en azından rahat rahat kapı önünde oynayacak balböceğim.

5. Oğlum artık bisiklet sürebiliyor.

6. Mağazamız hayırlı olsun
Erkek kardeşimin Balçova Kipadaki mağazasının açılışı 13 Nisanda gerçekleşti Mağazamızın ismi Superflıght. Hayırlı olsun, Allah bol kazanç versin...

7. Yeşilçam şarkıları
Bilgisayarıma Lime Wire diye bir program yükledim. Artık istediğim müzik dosyasını indirebiliyorum. kendime tamamen eski şarkılardan oluşan bir klasör düzenledim. Yeşilçam şarkıları eski türk filmlerinin film müziklerinden oluşuyor, Belkıs Özener, Tülay Özer, Yasemin Kumral, Cici Kızlar, Elma Şekerleri, Güzin ile Baha, Erol Evgin.... Nefis şarkılar her gün nostalji yapıyorum, keyifle dinliyorum.