3 Nisan 2007 Salı

ANNE DEĞİL MAKİNE OLMALIYIZ

Son birkac haftadir balböceği parmaklarini saymayi ogrendi. Babasina bes parmagini isaret ederek babami, dedemi, teyzemi bu kadar seviyorum diyor. Anne seni de dort parmagini gostererek bu kadar seviyorum diyor.

Onceleri niye beni dort tane seviyorsun dedigimde ben erkegim, babam da erkek, dedem de erkek oldugu icin onlari bes tane seviyorum diye cevapliyordu.
Fakat dun gece karma listesine (5 tane sevdiklerine) yine beni almadi. Baska bayanlari seviyor ama beni eksik seviyordu.
Benimle oynasmak istedigi icin onumde arkamda donup duruyordu. En son anne beni tuvalete sen gotur dedi ve wc de sohbete basladik. Ona dordun besten az oldugunu soyledim. Neden babani ve digerlerini butun parmaklarinla severken beni bir tane parmak eksik sevdigini sordum. Ben bazi seyleri eksik mi yapiyorum? dedim. yaniti soyleydi:
Evet anne sen bazi seyleri eksik yaptigin icin seni biraz az seviyorum.
Peki bana yardim eder misin, neyi eksik yaptigim konusunda bana yardimci olursan, yani bana soylersen ben de onlari tamamlamaya calisirim dedim.
Cevabi dinleyin:
-Bana degisik degisik yemekler yapman gerekli. Sen hep sebze yememi istiyorsun. bana hic makarnaaaa, cubuk makarnaaaa, kofte, patates pisirmiyorsun. degisik degisik yemekler pisirmelisin.
-Babam, dedem, teyzem her gun bana cikolata, sekeeer, oyuncak aliyor. sen de aliyorsun ama az aliyorsun.
-Okul beni iki defa sinemaya goturdu. sen de sinemaya gitcegimizi soyledin ama beni hic goturmedin. Tiyatroya hic goturmedin.
-Ben kucucuk bebekkken babam sana arabayi veriyodu, kullaniyodun, simdi arabayi kullanamiyosun beni hic agoraya, ozdilege goturmuyosun.
-Benimle az oynuyosun.
- bana hic misir patlatmiyosun.
-Seninle dinazoruma hic sapka dikmiyoruz, kumas bulamiyosun.
-Simdi bir sayayim. Parmaklar sayiliyor:7-8-9-10 Evet simdi bunlardan 10 tane 10 tane yap o mazan seni bes tane severim.


Oooooofff offffffff

26 Mart 2007 Pazartesi

4. Yaş Kutlamamız

Bu yıl balböceğinin doğumgününü 20 mart yerine iki gün önce kutladık. Babaannesinin bizde oluşunu ve hafta sonu tatilimizi fırsat bilip hafta içini beklemedik.

Bir gün önce anneannesine giden oğlum evde yokken hazırlıklarımı rahat rahat tamamladım. Bu doğum günü kutlaması önceki yıllardan daha farklı oldu çünkü balböceği çok hevesliydi doğumgünü kutlaması için.... Önceki yıllarda ben türlü hazırlıklar yapıp hazırlanır, eve bir yığın misafir çağırırdım ama balböceği pasta üflemenin dışında pek algılamazdı kutlamayı. Bu sefer aylar öncesinden sormaya başladı:Benim doğungünüm ne mazan anne?"Öyle ki bir çok sabah uyandığında rüyasında doğumgününü kutlarken gördüğünü söyledi. Eve gelen davetlileri, aldıkları hediyeleri ve pastasını hayal edip rüyalarında görüyordu. Ben de o evde yokken salonu ve çocuk odasını balonlarla donattım.

Kociş coştu ve balböceğine doğumgünü hediyesi oalrak akülü bir motor aldık. hafta içi alıp, kocaman kutuyu koridora girişe bıraktık, içinde ne olduğunu söyledik ama pastayı üflemeden hediyenin açılamayacağını anlatıp, doğumgünü kutlaması için birkaç gün beklemesini açıkladık. Tam üç gün boyunca el çırpıp zıplayarak kutunun etrafında döndü, paketin üzerindeki resme bakıp bakıp kutlamalar yaptı.

Pastasını ben hazırladım yine, her defasında biraz daha elim alışmış olarak yapıyorum ama sanırım yaşı büyüdükçe örümcek adam vs. şeklinde pastaları isteyecek...

Oldukça kalabalık bir kutlama oldu. Oğlumun anaokulundan arkadaşı ve kankası ailesiyle geldi. Balböceği çok eğlendi, ben yoruldum ama değdi. Hayalindeki tüm oyuncakları ve benim en çok ihtiyacım olan giysileri hediye olarak geldi :D

Fakat en güzeli balböceğimin bir yaş daha büyüdüğünü böyle kuvvetlice hissetmek, onunla gurur duymaktı.

Geriye bakıp doğumundan bugüne kadar geçen zamanı film şeridi gibi aktı gözümün önüne, dünyaya geldiği zaman onun bana ait bir bebek ve benden parça oluşuna inanamamış, bana emaneten verilmiş, bakmakla yükümlü olduğum , ama kesinlikle benden apayrı bir birey gibi bakmış, benimseyememiştim uzun bir süre....Annesi gibi hissetmiyordum kendimi...

Ancak son iki yıldır damarlarımda hissediyorum onu her şeyiyle, sevgisini taaa içimde hissedip gülen yüzünü bütün gün düşlüyorum. Bir kaç saat görmediğimde çok özlüyorum. Laf aramızda eşimle ben sevgisine doyamadığımız için artık yanımızda yatırır olduk. Çünkü o uyurken bile özlüyoruz onu...

iyiki doğdun oğlum Mutlu yıllar sana...İyiki varsın hayatımızda...

sağlık ve huzur dolu kocaman bir ömür geçirmen dileğiyle..

21 Şubat 2007 Çarşamba

Çizme arıyorum, satın alamıyorum! ne iştir anlamadım ???

Şubat 21, 2007 - Çizmemi acilen yenilemem gerekiyor, aslında bunu geçen yıl yapacaktım olmadı bu kış indirimlerin başlamasını bekledim. Öyle ki artık çizmesizlikten etek, elbise, kumaş ve kapri pantolon giyemez oldum. Giyim tarzımı yeni çizmelerimin varlığına endeksledim yani.

Fakat bir şanssızlıktır ki aldı başını gidiyor . Son bir haftadır düzenli olarak iş çıkışı ayakkabı mağazalarını dolaşıyorum. Her seferinde ayrı semtlere gidiyorum. Gördüğüm her mağazadaki çizmeleri inceliyorum. Fakat satın alabileceğim bir çizme bulamıyorum. Çizme arayışlarımı düzenli olarak devam ettiriyorum, fakat sonuca ne zaman ulaşacağımı bilmiyorum. Hatta bu yıl aynen benim gibi kendine en az iki yıldır çizme arayan iki büro arkadaşımla birlikte tam iki gün çizmecileri gezdik: Hiçbirimiz gönlümüzü kaptıracağımız çizme ile karşılaşmadık L, gördüklerimiz ya acayip yüksek topuklu, ya spor ayakkabı gibi dümdüz ama çok rahattı, ya renk ya da numara tükenmişti.

Kociş acele etme seneye sezon başı alırsın diyor, hem küresel ısınma nedeniyle belki önümüzdeki yıllarda çizmeye gereksinim bile duymazsın diyor, ama ben bu işe artık son vermek istiyorum, zira yedi yıldır ayağıma yeni bir çift çizme değmedi. (tamam ben bu yılın tasarruf ve ekonomi kraliçesi tacı benim J)

Nasıl bir model aradığıma gelince: Ofis tipi J))) Ayy bu tanıma çok şaşıran bir tezgahtar vardı da o geldi aklıma hem de Pierre Cardin’ de J Neyse

Evet ofis tipi, siyah, uzun ve dar konçlu, dize kadar yüksek ama bacağı iyi saracak, yuvarlak burun, ne çok alçak ne de yüksek topuklu olmayan (ara topuk yani) günlük kullanımda rahat edebileceğim ama şık ve zarif bir çizme (fiyat: 100-150 YTL arası). Çok şey mi istiyorum.

İzmirli blogcular, sevgili arkadaşlarım insaniyet namına böyle bir çizmeyi nerede bulabileceğimi gören ya da bilen varsa yardım etsin. Lütfennn !!! Zira gardrobumda bekleyen eteğim ve siyah kaprim çok sıkıldı :)

7 Şubat 2007 Çarşamba

AHHH İZMİR AHHH

Nereden başlasam hafta sonu yağan karın içime düşürdüğü bembeyaz seviçlerden mi, dün kordondaki gün batımı keyfimden mi, balböceğinin dolgularından mı bilemiyorum.Ama sonuç şu ki keyfim yerinde, gencim, sağlıklıyım ve kenidimi iyi hissediyorum. Allah bozmasın!

Ben de madde madde yazmayı deneyeyim:

1. Hafta sonu evde kocişin amcası ve yengesi vardı, şehirdışından gelip bizde yatılı kaldılar. Cumartesi günü akşam yemeğinde misafirlerim vardı çok kalabalıktık ama çok da keyifli geçti, O gece balböceği amcamızla (ikinci dedesi) uyudu. Çok mutlu oldu. Cumartesi gecesi el işi yapmak isteyen balböceğine elişi kağıtları ve kartonlar almıştım, kocişin yeğeni de anaokulu öğretmenliğinde okuyor birlikte mobil oyuncaklar yaptılar. Şimdi etrafta doğmuş ve doğacak ne kadar bebek varsa oğlum onlara hediye etmek için mobil bebekler yapıyor.:)) Pazar sabahı ise kara uyandık. Balböceği ilk kez kar gördü, pencereden dışarıya baktık, kar tanelerini keyifle izledik. Tüm aile, misafirlerimiz çocuklar gibi şendik. Kar tutmadı malesef, ama biz sanki dışarıda kartopu oynuyormuşçasına hayaller kurup, eğlendik. Balböceğinin en büyük isteği buzdolabından çıkardığı havucu kardan adamın burnu yapmaktı, nasip olmadı bir dahaki kar yağışına artık bakalım...

2. Örgüye yeniden başladım. Bu kez elim düzgün çıkıyor, ebruli, simli iple düz örgü örüyorum ama herkes güzel oluyor dedi. Bakalım kendime bir süeter öreceğim. Eğer bunu becerirsem örgüye devam edeceğim, sonuç hüsran olursa süeter derhal banyo bezi olacak ve örmeye son vereceğim. Laf aramızda da dün yüncüde çok hoşuma giden üç yumağı aldım :))) Napim dayanamadım güzelliklerine. Örgü hastalığının varlığına inanıyorum artık.

3. Yaklasik bir iki ay once balböceğinin dişlerinde curukler olusmaya basladi. İhmal ettim, nihayet gecen hafta diş hekimligi fakultesine gittik birlikte,akilli akilli muayene oldu. Tam 6 dişine dolgu yapilmasi gerekiyor. Bu arada çocuklar oturmaya basladiklari andan itibaren dis hekimine goturulebilirmis. Bu yaslarda tedavi edilmeyen dişler kayba dogru gidermis. Cocuklara gece sutu veriliyorsa agiz mutlaka calkalatilmali ve cocuk disini fircaladiginda onun isini bitirmesinin ardindan cocugun disleri ebeveyn tarafindan guzelce fircalanmaliymis.

Randevuyu aldım ama; bakalım nasıl geçecek, balböceği rahat duracak mı diye icim icimi yedi. Dün saat ikide discideydik.Balböceği masallah son derece akilli durdu, guzelce yaptirdik dislerimizi artik 4 disimiz dolgulu, minik minik dolgular oldugu icin isimiz canucak bitti.
Disci ablamiz ilk once balböceğine tum aletleri tanitti, dolgu yaptigi aeratörü ilk once parmaginda tirnaginin uzerine tutarak gosterdi, buradan hava cikiyor, bu mikroplari kovalamak icin su atiyor diye anlatti. Balböceği bir ara agri duyduğunu soyledi ama cok cabuk bitti temizleme isi ve dayandi oglusum.
İsimiz bittiginde de bize dis seklinde bir cikartmayi gogsune yapistirdilar, yani madalya verdiler. Disarida muay. icin bekleyen korkak cocuklara da gidip madalyamizi gosterdik ve dolgularimizi gosterdik.
Balböceği cok mutlu döndü, bir daha gittigimizde dis fircamizi da goturecegiz.
Dislerinin saglikli oldugunu soyledileer, sadece minik dolgular yapilacak dediler. Bu arada size kac yasindan itibaren geliyor cocuklar diye sordum. 0-13
yas arasi her yastan cocuk geliyormus, hatta bizden sonraki hastasi 1,5 yasindaymis. Cocuklarin dis hekimiyle erken tanismasinin ve bir dis hekimi edinmesinin gerekli oldugunu soylediler. İste boyle ilk dis randevumuz gerceklesmis oldu, ben de rahatladim ama gidene kkadar ne stres yasadim bilseniz. oglum benden dayanikli cikti :) Madalya bile kazandi :))))
4. Dün iş çıkışı dişçide güzel güzel durduğu için eşimle biz çok şendik ve oğlumuzla bir kez daha gurur duyduk, ona bir oyuncak araba aldık ve çıkışta ne yapmak ister diye sorduk: Vapura binmek istedi. Kociş arabaya park yeri aradı sonra balböceğiyle cep telefonu bakmak için birkaç dükkana uğradılar bende yüncüye kaçamak yaptım. Konak vapur iskelesinde buluşacaktık. Ben erken gitmişim. Gün batımı, nefis deniz manzarası, fonda ege türküleri (iskelenin üst katında türkü barın müziğinden otlanıyorum :)iskele girişinde bir video oynatılıyordu ve başlık: Delikanlı izmir :) Eski izmir görüntüleri var. O resimler aldı götürdü beni taaa çocukluğuma, gençliğime...
Mavi körfeze baktım, mis gibi havayı içime çektim, mavi ışıkların yeni köprüye ne çok yakıştığını düşünürken, fonda türküler devam ediyordu manzara zaten enfes... Ahhh İzmir ahhh dedim, genç bir kızken bir gün iskelede böyle mutlu denizi seyredeceğim, oğlumu ve kocamı bekleyeceğim şu anı düşleyebiliyor muydum dedim. ne güzeldi iskeleye koşuşturan insan kalabalığı arasında kocamı ve çocuğumu seçmeye çalışmak.... oğlumu düşledim, minik ellerini şimdi dedim lacivert kırmızı montuyla karşıdan belirecek, yine ciddi tavırlarla babasıyla konuşarak yürüyordur, ben de kollarımı iki yana açarak koşarım dedim. Koşup ona sımsıkı sarılacaktım. Öyle yapmadım eşim ve kocamı karşıdan görünce bir direğin arkasına gizlenip bööö yaptım. Sonra kucağıma aldım miniğimi. Birlikte vapur sefası yaptık. Çok hoştuu...

26 Ocak 2007 Cuma

Küçük Çocuklarda Din Eğitimi

Geçen gece uykudan önce balböceğiyle artık rutine dönüşen uyku öncesi sohbetimiz esnasında konu birden dine yöneldi. Allah'a dua etme ve Allah' tan bahsetttim oğluma. ama öyle çok soru sordu ki, sıkıştım kaldım, tamamen soyut kavramlar olduğu için istediğim gibi yanıtlayamadım, o nedenle arkası arkasına sorular geldi. hazırlıksız yakaştım. Hem bir an önce uyumasını istiyordum hem de dini bilgileri doğru şekilde edinmesini. Bazı sorularını geçiştirince bundan rahatsızlık duydum, balböceği de rahatsız oldu. Yarın okul çıkışı konuşalım deyip erteledim. Kocişe anlattım, nasıl zorlandığımı, bana yedi yaşından önce çocukların dini bilgiler almaya uygun olmadığını söyledi. Çok erken anlayamaz dedi.

Tamam bende bir çok eğitimcinin dediği gibi çocukların ergenlik çağına geldiklerinde hür iradeleri ile kedilerinin karar vermesi gerektiğini onaylıyorum.Ancak bu çok da gerçekçi bir yaklaşım değil. Çünkü dört yaşına yaklaşan oğlum çevresinde gördüğü her şeyle ilgileniyor, öğrenme isteği ile dolu, tarafsız bir gözlemci gibi. İlk defa gördüğü caminin ne olduğunu , ezanın niçin okunduğunu, tanrının nasıl bir şey olduğunu niye ona dua ettiğimizi merak ediyor. Ama onu yanıtlamaya çalışırken yapacağım küçük bir hata zihninin karışmasına yetiyor. Sembollerle düşünme yani soyut düşünce tam gelişmediği için her şeye inanıyor. Ve dua ve ibadetler de bir o kadar ilginç geliyor ona. taklit etmeye çalışıyor.

Bana göre sorgulamaya başladığı anda ihtiyacı olan bilgileri vermek gerekli ama tamamen çocuk mantığına uygun açıklamalarla bu konuda tecrübe ve önerileri olanlar var mı?? Zira balböceğime en kısa zamanda konuya geri döneceğim demiştim, ona verilen sözleri asla unutmaz!!! Bir kez daha hazırlıksız yakalanmak istemiyorum.