20 Mart 2008 Perşembe

kelime oyunları / sürgün

Kelime oyuncuları seçtikleri yeni kelimeyi "sürgün/vurgun" olarak açıkladıklarından beri ne yazacağımı bilmez, aklımın köşesindekileri derleyip toplayamaz bir halde diğer oyuncuların yazdıklarını okudum. Esir alınmış, zorla sürgüne gönderilmiş insanları içeren film kareleri, özgürlük ve demokrasi adına sürgün edilmiş, yarın için bu gününden vaz geçmiş onlarca insan, "düşünce suçlusu" terimi zihnimin içinde balonlar halinde uçuştu durdu. Sürgün denince ilk aklıma gelenler bu imgeler, bu zihinsel görüntülerdi. Dışarıda yüreğimi kıpır eden eden bahar varken oturup da hüzün dolu , acı dolu satırlar eklemek istemedim buraya.
Sürgün edilmişlik zordur, acıdır. Yukarıdaki örneklerin dışında bazen sürgünlüğü yaratanın da yok edenin de kişinin kendisi olduğu durumlar vardır.
****
Günlerdir kız kardeşini merak ediyordu, nasıl geçiyordu günleri, alış mıydı yeni evine, yeni hayatına? Şu anda bulunduğu yer kimbilir nasıl bir yerdi hayal bile edemiyordu, hiç yurt dışına çıkmamış biri olarak nasıl hayal edebilirdi ki... Üstelik kardeşi de böyle diyordu, nereden bileceksin abla, hiç uzaklaşmadın ki doğduğun yerden, hiç gördün mü ki buraları, hayal bile edemezsin, gurbeti ancak yaşayan bilir !
Bir kaç gün sonra telefonda konuşurken kızgındı kardeşi, günler geçmiyor burada, çok sıkılıyorum abla dedi, buradaki her şey bana orayı, sizleri özletiyor.
Anlıyordu kardeşini, kolay değildi. Hem evlilik hem yeni bir çevre, yepyeni bir ülke. Tabii her şey yabancıydı ona, zordu durumu...
Aylar sonra bir gün hop diye çıkıp geldi kardeşi, olmayacak abla diyordu. Eşimi seviyorum ama sizleri öyle özlüyorum ki gurbet bana göre değil. Kanser olacağım orada... Eşim beni seviyorsa o gelsin buraya, ancak orada onunla yaşamak benim kapasitemi aşıyor. Bunu anladım, yapamıyorum dedi.
Kızkardeşini dinlerken görebildiği tek şey tükenmişlikti. Dinledikleri, kardeşinin sorun diye ortaya döktükleri incir kabuğunu doldurmayacak kadar küçük çatışmalardı. Fakat asıl, onu buralara getiren özlemdi, gurbetti...
Sonra dayanamadı kardeşi, döndü eşine , yuvasına ama bir kaç ay sonra yeniden geldi.Sevmiyorum orayı, yapamıyorum dedi. Anladı abla durumu, ancak kızgınlık duyma sırası kendisindeydi şimdi. Madem seviyordu kocasını, sevgi emek isterdi, çaba isterdi, böyle valizi alıp gelmek var mıydı kitapta? Hem kendi seçimi değil miydi bu?
Şimdi anlatmalıydı kardeşine, "çevresinde sürekli gülleri arayanlar, kır çiçeklerini fark edemezler bile..", doğru kimse ona gül bahçesi vadetmiyordu, fakat çıkarmalıydı kardeşinin sürgündeki yüreğini, uzaklarda olmanın huzurunu yakalamalı, gurbeti benimsemesi için sürgünlüğü kaldırmalıydı.

8 yorum:

Hüzünbaz dedi ki...

Kardeşin durumu da zor.Sevgi emek istese bile kimisinin içi kaldırmıyor gurbetteki sürgünü..güzeldi.sevgiler

fikriminincegülü dedi ki...

Gurbet zor iş sahi.. bir sevgi diğer bütün sevgilerin yerine geçebilemiyor bazen. Yine de en azından alışmaya çalışmak lazım. Yoksa ömür boyu sürgün çekilmez elbet. Kalemine sağlık canım...

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sevgili Hayatta giderken,
O Kardeş şöyle düşünsün, İstediği an yurduna ve sevdiklerine dönebilme, ve görebilme imkanı olanların sürgünü, sevdiklerinle birlikte sürgün hayatını kolaylaştırır.
Yurduna, vatanına, toprağına dönemeden sürgünde can verenler olmuştur tarihler boyu, bunun acısı hiç unutulurmu?
Sevgilerle,

cinar dedi ki...

Sevgili Hayatta Giderken,
sürgünü kolaylaştırmanın yolu onu sürgün olmaktan çıkarmaktır gerçekten de. 3 taraf için de zor. Aileden ayrılmak da hakikaten zor. Bir de her an gelip göremeyeceğini bilmek var ya, işte onda söze bile gerek yok.
Sevgiler.

pınar dedi ki...

önceki yazılarımdan birinde bilali bırakıp izmire gideceğimi yazmıştım. izmiri çok seviyorum, memleketim orası benim. ama o yazıya da yazdım, asıl memleketin sevdiğinin yanıdır. asıl gurbet ondan ayrı olduğun her yerdir. benim düşüncem böyle yeşimcim. kardeşin de gurbetin gerçekte gurbet olmadığını görerek mutlu olur inşallah.

SS dedi ki...

içim buruldu...şehir değiştirmek zorunda kaldığım üniversite zamanlarım geldi aklıma. sadece 8 ay kalmıştım yani ilk yılı ayrı şehirde okumuştum. o bile öylesine zordu ki benim için...hele de yabancı ülke kültür çevre düşünemiyorum bile :((

etki alanı dedi ki...

O ne sürgünde,ne de gurbette..
O kırgın..Eşinden umduğunu bulamamış biri..Eğer çok sevmiş olsaydı,samanlık seyran olurdu..
Her kapı,her an ona açık olunca,med cezir yaşıyor..
Gerçi baba ocağı,bumerang gibi fırlatır adamı..Gideni geri getiren güce sahiptir..Ama ziyaret için olmalı..
Sevgiler,
TüTü

Hayatta Giderken dedi ki...

Arkadaşlar, yorum bu-ırakan herkese teşekkürler...
Aslında kardeşim sevgili etki alanının yorumunda belirttiği üzre ne sürgündeydi, ne gurbette. Kırgındı. Ame herkese ve her şeye.
Neyse aki aştık bu durumu. Gerçi birkaç yılımızı aldı, defalarca konu masaya yatırıld, uzamnlardan yardım alındı. Sonunda çözüme ulaştılar. Şimdi mnik kızları ile mutlu ve birbirlerine sevgi ile bağlanmış bir çift oldular. Artık samanlık seyran onlara... Allah bozmasın. Gurbetse halen zor kardeşime ama valizi alıp kaçırtacak kadar değil... Bu arada biz de sık sık ziyaret ediyoruz. An geliyor nefes kadar yakınınd hissediyor bizi, biz onu.. İnternette büyük nimet tabi bizim için...