24 Ocak 2008 Perşembe

ÇOCUKLAR ÇOCUK KALSIN




Can DÜNDAR'ın "Kırmızı bisiklet" isimli kitabını bitirdim. Okurken zaman zaman gözlerimin dolduğu, özellikle babaların okumasını tavsiye edeceğim bir kitap. Kitapta değinilen ve benim de bir şeyler çiziktirmek istediğim bir konu var: erkek çocuk ebeveynleri olarak gittiğimiz oyuncak mağazalarında çocuğumuza alacak, sevimli oyuncaklar bulamayışımız. Raflarda sıra sıra dizili, eli makineli tüfekli ve olabildiğince korkunç, terörist görünümlü .... men'li isimleri olan şiddet yanlısı erkek figürleri, sonra yine korkunç görünümlü, dinazor, gergedan vs şeklinde hayvan ve onu yakalamak üzere çeşit çeşit av malzemelerinden oluşan bir paket,türlü av ve avcılar....
Bal böceğim dört yaşını bitirene kadar eve silah almadık, ona aldığımız silah sayılabilecek tek oyuncak su tabancalarıydı. Ancak ana okuluna başladığında, artan sınıf mevcudu ve edindiği yeni erkek arkadaşları, bir de sahiplenmeye çalıştığı erkek çocuk kimliği ..vs etkileriyle masumuyiyet çağını yavaş yavaş geride bıraktı. Bildik, yaramaz, ele avuca sığmaz bir erkek çocuğa dönüşürken silah ve tabancayı da bir şekilde yaşamımıza sığdırdı. Okul çıkışı çoğu kez sınıfımızdan bir arkadaşı elinde tabancası sağa sola koşuştururken etrafında fingirek gibi dönüp de tabancana bakabilir miyim diyen oğlumu uzaktan izlediğimde gözleri ışıl ışıl halde arkadaşının silahını nasıl incelediğini gördüm. "Anneee arkadaşımın silahından bana da alalım mıı?" dediğinde, silahların korkunç işlevini, öldürmeye yarayan bir araç olduğunu ve silahların güzel oyuncaklar olmadığını açıkladım. Başlarda ses çıkarmadı ama gördüğü her silahı gözleri ışıl ışıl inceledi, sonra ne zaman silah almamı istese silahla ilgili kurduğum her cümleye kızdı, direndi, silahlar kötü oyuncak değil, güzel oyuncak dedi. O zaman kendime sık sık tekrarladığım şu sözü hatırlattım: "Çocuğumuza istemediğimiz kişi, davranış ve nesnelerden izole bir hayat sunmamız mümkün değil. Biz ancak kendi çocuğumuzun davranışlarını kontrol edebiliriz, çevrenin değil." Doğru, ben hep böyle söyleyip bunu savunmamış mıydım. İşte bu düşünceden hareketle bir süre sonra dedesinin oğluma silah almasına hayır diyemedim. Zaten yasakladıkça, şöyle böyle dedikçe daha çok ilgi duyar olmuştu ve başka çocukların oyuncaklarının etrafında dönüp yalvar yakar olup silahlarıyla oynamak için izin istiyordu. Sonunda onun da bir silahı oldu. Her seferinde silahların öldürme amaçlı kullanılmasının yanlış olduğunu anlattım. Ama yok sayamadım silahları, almayayım oynamasın da diyemedim. Sonra iki, üç silah daha aldırdı bize, hatta biri minik saçmalar atan bir av tüfeği. Hepsiyle oynadı, merakını giderdi. Şimdi istese de silah almıyorum, başlarda bir süreliğine silahın yerine cam vb. yerlere yapışan vantuzlu plastik ok atan silah aldım. Şimdilerde olabildiğince eğitici oyuncak ya da şiddet içerikli olmayan oyuncaklara yönlendiriyorum ve o tiplerde oyuncaklar satın alıyorum.
Geçenlerde bal böceğimin sınıfından bir kız arkadaşının evine davetliydik. Bal böceği sınıfından yine çok sevdiği bir erkek arkadaşı da ailesiyle gelince çok mutlu oldu. Ancak iki erkek çocuğun yanında ev sahibi kızımız yalnız kalmıştı. Anneler mutfakta yemek hazırlığı yaparken sık sık yanımıza gelip yakındı:"Şu erkekler ne garip, önce gel oynayalım diyorlar, sonra birbirlerini öldürüyorlar. Erkeklerin bütün oyuncakları da garip sadece silah, tabanca ve arabalarla oynuyorlar, arabalarını çarpıştırıyorlar, yarıştırırken her tarafı dağıtıyorlar. Oyunları da oyuncakları da hiç güzel değil...."
Bizim minik erkeklerimizdeki kimlik farkını şu beş yaşına henüz girmemiş küçük hanım nasıl da güzel irdelemişti.
Oğlumla birlikte oyuncakçı dükkanlarına gittiğimde çok zor durumda kalıyorum, dükkanların en görünür yerlerine konmuş şiddet içerikli onlarca oyuncağı görmezden getirip, diğerlerine göre oldukça sönük kalan ancak oğlumun psikolojisine olmulu katkılar sağlayabilecek oyuncaklara ulaşmasını sağlamak gerçekten kolay olmuyor.
Şiddet, maço erkek kimliği daha bu yaşlardan belleğine kazınmaya çalışılıyor. Çok yazık çok...
Bahsetmek isdeğim diğer konu ise hasta yatağımda her izlediğimde boğazımda bir düğüm oluşturan OMO-Kirlenmek güzeldir reklamı. İzlemişsinizdir muhakkak. Bir robot çocuğun toprağa dokununca ayaklarının robot ayağından çocuk ayağına dönüşmesi ile başlıyor, çocuk doğaya karıştıkça bedeni de normal çocuk bedenine dönüyor...
Ne olur çocuklarımızı odalarında yalnız oyunlara, bilgisayar başında sanal dünyalara terk etmeyelim. Çocuklarımızın çocuk gibi davranabileceği, koşup zıplayabileceği, dahası doğayla iç içe olabileceği ortamlar yaratalım. Bırakalım oyun parklarında toza toprağa karışsınlar, bırakalım çimlerde yuvarlansınlar. Bırakalım çocuklarımız çocuk gibi çocuk olsunlar...

5 yorum:

pınar dedi ki...

alttaki yazını yeni okudum yeşimcim. geçmiş olsun. çok yorulmuşsundur onca işten sonra tabi.
oyuncak seçimi bizi de çok zorluyor. yağmur ne alacağını bilemiyor çoğu zaman, biz zekasına faydalı oyuncaklar seçmeye çalışıyoruz. daha geçen pazar bir oyuncak seçme sendromu yaşadık, bunaldım resmen seçerken. görümcemin oğluna da silah almışlar, ilk görünce yadırgadım ama çocuklar çevresinde gördüklerini istiyor sonuçta. oyuncak silah üretenlerde suç. oyuncak silah çok ama çok saçma.
öpüyorum sizi.

Gizem de brx. dedi ki...

Oyuncak silah olan ev kaldi mi diyecegim ama bizimki de oyuncak silah olayini kesfetti, her an talep gelebilir.
Oyuncaklar guzel secilirse harika egitim araci olabilirken bazen de maalesef canavar olabiliyor.

Hayatta Giderken dedi ki...

Pınar'cım, çocuklarına silh alanları bende yadırgıyordum. Ama iş başa düşünce anladım ki sözel yasaklamak, çocuğun ilgisini kesmiyor. dsaha çok merak uyandırıyor. Biz eve alıp silahı tanımasına ve ne denli kötü işlere yaradığını anlamasına imkan verdik. Şimdi evde silahları var ama diğer oyuncaklarına göre daha az seviyor ve daha az oynuyor. Ben ilgisini hep psikolojisi ve gelişimi için yararlı eğitim oyuncakları üzerinde tutmaya çalışıyorum. Beraber oyun oyanayacağımız zaman da bunlarla oynuyoruz. Böyle işte...
Gizemcim büyük ihtimallle talep gelecek :)))

fikriminincegülü dedi ki...

Ah canım benim.. geçenlerde bir lazer kılıç için döktüğü gözyaşlarını görseydin.:(( Her zaman böyleydi bu. erkek çocuklar silaha meyilli oluyor maalesef. Eskiden tahtadan yapardık kılıçları, şimdi laserlileri çıktı.:(( Çocukların doyasıya ve özgürce toza toprağa karışmaları konusunda tamamen aynı fikirdeyim. Bir arkadaşım, çocuğu parka beyaz kıyafetlerle götürürdü. O yavrucağım da üzerinde bir leke olmadan eve dönerdi. Bizimkilerin ise pislikten artık ne giydikleri bile belli olmazdı. Ben çok üzülüyorum böyle yetiştirilen çocuklara. Çok güzel bir konuya değinmişsin canım...

Hayatta Giderken dedi ki...

İncegül; erkek çocuklar silaha meyilli oluyorlar gerçekten, bu arlar bu çevreden mi kaynaklannıyor yoksa içgüdüsel mi diyorum kendimce içgüdüsel gibi de geliyor, oğlumda denedim :) Erkek olmanın getirisi belki de, silah alıp, iyice tanımasını, öğrenmesini sağladım. Kötü olduğunu vurguladım sürekli, ben bu şekilde bir çözüm buldum. Çünkü körü körüne silah kötüdür dediğimde çocuk ne olduğunu bile bilmediği için anlamakta zorluk çekiyor.
Çocuk parkalrına gelince,ben hareketlerini kısıtlayan mini etek vb. kıyafetlerle oyun parkına gelmiş küçük hanım annelerine de çok sinirleniyorum.