<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091</id><updated>2011-07-31T02:45:10.053-07:00</updated><category term='zaman'/><category term='çocukluk arkadaşı'/><category term='bebek örgüleri'/><category term='örgü elbise'/><category term='bizim evin halleri'/><category term='kızılcahamam'/><category term='biyonik kulak'/><category term='değişim'/><category term='keçiören'/><category term='oğlum hakkında'/><category term='öylesine ...'/><category term='silahlar'/><category term='son zamanlar'/><category term='okul öncesi çocuklara erken bir şeyler öğretmek'/><category term='yeni yıl'/><category term='tatil'/><category term='kelime oyunu'/><category term='kelime oyunları'/><category term='sohbet'/><category term='kar'/><category term='eğitsel etkinlik'/><category term='sözün bittiği yer ...'/><category term='bayan mağazaları'/><category term='hamilelik'/><category term='burnumun ucu'/><category term='hasta olma'/><category term='yakadan başlama bebek yeleği'/><category term='kulak çınlaması'/><category term='alışveriş'/><category term='ateşlenme'/><category term='Kelime oyunu / Kahve; eski dost'/><category term='cihaza uyum günleri'/><category term='öylesine'/><category term='örgü'/><category term='özgüven'/><category term='çam fidanı'/><category term='kelime oyunları: hata ve affetmek'/><category term='uyku sorunu'/><category term='nostalji'/><category term='seramik'/><category term='beypazarı'/><category term='hayal - hayalsizlik'/><category term='bebek hırkası'/><category term='orman'/><category term='kelime oyunu  / gölge'/><category term='10 Kasım ve oğlum'/><category term='zeki çocuk'/><category term='indirim'/><category term='yağmur ve bahar dalı'/><category term='bozdağ'/><category term='arı pasta'/><category term='tadilat'/><category term='eski resimler'/><category term='geveze çocuk'/><category term='nallıhan'/><category term='doğa ve çocuk'/><category term='kavga etme'/><category term='elma çekirdeği ve oğlum'/><category term='kardan adam'/><category term='kardeş'/><category term='tinnitus'/><category term='Kelime Atölyesi / Fotoğrafların Dili 5. Çalışma'/><category term='erken yatma'/><category term='sağlıksız'/><category term='KAN TUTMASI'/><category term='yılbaşı gecesi'/><category term='Farklı kafa yapıları'/><category term='bahar'/><category term='hazırlık'/><category term='oyuncak dükkanları'/><category term='kelime oyunu / zor'/><category term='bayram'/><category term='BATTİCON'/><category term='ağaç dikme etkinlikleri'/><category term='gurbet'/><category term='sürgün'/><category term='bellek izdüşümleri'/><category term='soğuk agınlığı'/><category term='çocukluk'/><category term='yan etki'/><category term='bir çocukluk anısı'/><category term='cemre'/><category term='şişman'/><category term='kelime oyunu / renkler'/><category term='gözlem raporu'/><category term='kelime oyunu / fısıltı'/><category term='duvar'/><category term='düşünceler'/><category term='doğumgünü'/><category term='oğlum hastalandı'/><category term='iyileştim'/><category term='çok yoğun'/><category term='kızak'/><title type='text'>HAYATTA GİDERKEN</title><subtitle type='html'>Kimi uzun, kimi kisa, kimi güzel, kimi hüznü bol bir yolculuktur. Hayatta giden yol nasil olursa olsun bir sürü durakta durulur zaman içinde. Bu duraklarda çesitli olay ve insanlarla karsilasirsiniz. Kimi sizi incitir, kimi mutlu eder ama aslinda hepsi hayatiniza birseyler katar. Hayatta giderken olan biten her şey hakkında ...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>132</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-2419606343315137323</id><published>2010-06-22T04:38:00.000-07:00</published><updated>2010-06-22T05:21:04.430-07:00</updated><title type='text'>TATİL Mİİ?  BİR ANNENİN SERZENİŞLERİİ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/TCCqkgBSKOI/AAAAAAAAANA/nNmT2rH7zAo/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/TCCqkgBSKOI/AAAAAAAAANA/nNmT2rH7zAo/s320/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5485571890184595682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum karnesini aldı. Tatili de başladı. Çalışan anne olunca oğluşla ayrılık günleri, göçebe yaşam da start aldı. Bugüne değin anne babanın izni kaç günse o da bizimle o günlerin dışında tatil yapmazdı. Okul hep açıktı çünkü. İlk kez üç ay tatil yapacak. Şimdiden keşke her gün okul olsa demeye başladım bile, ne kötüyüm. Oysa bilmez miyim sabırsızlıkla beklenen yaz tatiline kavuşmanın mutluluğunu... Ama okul demek, düzen demek, eğitimle en çok öğretmenin meşgul olması demek, evimizde bulunabilmek demek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yaz tatili boyunca henüz birinci sınıfı bitiren mini mini küçük adama ne yapmalı??? Düzenli kitap okutmalı, hatta tatil boyunca öğrendiklerini pekiştimesi için bir kitap edinip her gün bir kaç saatlik bir program yapmalı. Gelin görün ki, oğlanda okuma adına hiiiç heves yok, istediğin kadar güdüle, güdülenmiyor. Aklı fikri bisiklet sürsün, bilgisayar oynasın, oynasın, oynasın... Hele ki şu ansiklopedi kalınlığında bir tüm dersler / tatil kitabını önüne koyup da tatil boyunca bu bitecek desem, gözü korkar, ödü patlar, yelkenleri şimdiden suya iner, suya gömülür, çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karne günü öğretmenimiz bazı tavsiyelerde bulundu, hemde bir öğretmen değil anne olarak, çocuğa tatilde de olsa düzenli ders tekrarı yaptırtmalı dedi. İleride akademik başarısı olan, örneğin SBS de  iyi puanlar alabilen bir öğrencimiz olmasını istiyorsak, elimizi bugünden çocuklarımızın omzuna koymalıymışız. Kolay olmuyormuş, kolay gelmiyormuş o başarılar. Doğru söylersin, hemde çok doğru söylersin öğretmenim, bilmez, anlamaz mıyım seni? Lakin elim hep omzumdadır. Ama yetmemektedir, neredeyse tekmelemek lazımdır. Yine olmamaktadır. Hele ki çocuğun ulaştığı her hedefin bitiminde yepyeni bir hedef gösteren eğitim sitemizim varken, hele ki tamaaamm bunu yaptın, başardın ama şunu da yapmalısın diyen ebeveynler başucuna tünemişken kolay mıdır yedi yaşında bir çocuk olmak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krne aldığımız gün gururlandım, hani çocuklarının düğün töreninde, çok şükür bu mürüvetide gördük diyen ebeveynler gibi hissettim kendimi. Mürvet gördüm. Bu birinci sınıf bitebilen bir şeymiş dedim. Ne çok gerildik, bunaldık, içimiz acıdı minik yüreklere, çabucak yorulan minik ellere, o harfler hiç tanınmayacak, okuma hiç öğrenilmeyecek sandık. Sonra birden okuyuverdi. Yetmedi dil bilgisi kurallarını da öğrendi.Eşsesli kelimelere kadar bildi. Rakamlarla toplama, çıkarma işleminden problem kurmalara geçiverdi. Birinci sınıf öğrencisinin evrimi neredeyse yeni doğan bir bebeğin birinci yaş gününe kadar yaşadıklarıyla eşdeğer bir evrimmiş. O kadar hızlı, o kadar yoğun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşallah bundan sonrası daha kolay olacak.&lt;br /&gt;Tatille birlikte kitapçılarda alıyorum soluğu. D&amp;r, tüm online çalışan kitap siteleri taranıyor, yazarlar, kitaplar gözden geçiriliyor. Çok sıkmadan, yormadan okutulmaya çalışılacak, hemde çocuk başka evlerdeyken, gözümün önünde değilken...&lt;br /&gt;Bir kitap veriliyor, oğlan eline alıp şöyle bir bakıyor, sorunluluklarını kendisi bilsin diye sık sık yinelemiyoru, haydi oku şu kitabı demiyorum. Küçüğün öncelikleri hep başka şeylerde. Tam kitap okumak istiyor ama gün bitiyor. Kafayı kırma zamanı mıdır bu üç ay tatil????&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-2419606343315137323?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/2419606343315137323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=2419606343315137323&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2419606343315137323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2419606343315137323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2010/06/tatil-mii-bir-annenin-serzenislerii.html' title='TATİL Mİİ?  BİR ANNENİN SERZENİŞLERİİ...'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/TCCqkgBSKOI/AAAAAAAAANA/nNmT2rH7zAo/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3034553274643606455</id><published>2009-11-01T23:24:00.001-08:00</published><updated>2009-11-01T23:33:24.219-08:00</updated><title type='text'>Uzun Aradan Sonra</title><content type='html'>Epey olmuşum yazmayalı. Son yazım da gerçekleşmeyecek gibi görünen bir hayal üzerine olunca ara verdiğim sürece bunalım takılmış gibi algılanmış olabilirim. &lt;br /&gt;İnsan hayallerine bağlı kaldıkça yaşar, umutla hayalle beslenir... O nedenle vaz geçmedim hayalimden belki biraz erteledim. Bu günü süzgeçten geçirip önceliklerimi yeniden ele aldım. Aslında bulunduğum konum, yani geldiğim nokta beni mutlu edebilecek düzeydeymiş. Bunu anlayınca mutluluğun keyfini hiç sürmediğimi fark ettim. Sürekli yeni hedeflere koşuşturmaktı tek yaptığım, yapabildiğim... Monoton günler yaşamak ve koşuşturmak. &lt;br /&gt;Soluk almak gerekti...&lt;br /&gt;Şimdi yeniden buradayım. Yeni farkındalıklarımla :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3034553274643606455?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3034553274643606455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3034553274643606455&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3034553274643606455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3034553274643606455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/11/uzun-aradan-sonra.html' title='Uzun Aradan Sonra'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7485414581404364606</id><published>2009-08-27T00:28:00.000-07:00</published><updated>2009-08-27T00:36:22.827-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayal - hayalsizlik'/><title type='text'>Neden</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SpY3aOpg48I/AAAAAAAAAM4/Ta0X5bKYuYs/s1600-h/hay.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SpY3aOpg48I/AAAAAAAAAM4/Ta0X5bKYuYs/s320/hay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374544129061610434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal şartlarda gerçekleşebilecek bir hayalim vardı. Şartlar beklenmedik şekilde anormalleşti. Hayalimin gerçekleşmesi büyük riske girdi. Artık belkide vaz geçme zamanı. Bunu biliyorken neden daha da çok bağlanıyorum ki? neden eskiye oranla daha fazla istiyorum gerçekleşmesini, boş veremiyorum. Bu anormalliği kabullenemiyorum. İçim acıyor... Neden? Bende bilmiyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7485414581404364606?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7485414581404364606/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7485414581404364606&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7485414581404364606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7485414581404364606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/08/neden.html' title='Neden'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SpY3aOpg48I/AAAAAAAAAM4/Ta0X5bKYuYs/s72-c/hay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6067593137506795144</id><published>2009-08-17T05:49:00.000-07:00</published><updated>2009-08-18T04:49:57.146-07:00</updated><title type='text'>SORGULAMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SoqUhBnUwwI/AAAAAAAAAMY/klHJZKqzi9E/s1600-h/0QCAFPWRW1CAN0ZDUQCA86Q6XOCAM8W9N4CAFXIB81CAMD9DWZCA1EJMWYCAKL7LOZCAX2M35HCAPXY7MKCAT3ZX5YCAH8MPJSCAXCEHDSCAEL4R0OCAI2U3EACAEI4BTWCA4JAKYKCAK13D9OCARFRN5RCATQWLPB.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 111px; height: 118px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SoqUhBnUwwI/AAAAAAAAAMY/klHJZKqzi9E/s320/0QCAFPWRW1CAN0ZDUQCA86Q6XOCAM8W9N4CAFXIB81CAMD9DWZCA1EJMWYCAKL7LOZCAX2M35HCAPXY7MKCAT3ZX5YCAH8MPJSCAXCEHDSCAEL4R0OCAI2U3EACAEI4BTWCA4JAKYKCAK13D9OCARFRN5RCATQWLPB.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371268800682705666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zaman aradan sonra tekrar merhaba!&lt;br /&gt;Son gönderdiğim yazıdan sonra neler mi oldu? &lt;br /&gt;Evde gerçekleştirmek istediğimiz tadilatın büyük bölümünü bitirdik. Badana boya işimiz bitti. Sadece salon mobilyalarımızn yenilenmesi kaldı. Bu konudada hiç aceleci davranmak istemiyorum, biraz moladan sonra devam edeceğiz bakalım. Oğlumu özel bir ilk okula kayıt ettirdik. Okul arayışımız da gönlümüzce sonuçlandı. Eve yakın oluşu en büyük tercih sebebimiz, sabah işe gelirken bırakıp mesai bitiminde teslim alacağımız için servise bile gerek kalmadı.Eşimin bel fıtığı ile ilgili şikayetleri azaldı. &lt;br /&gt;Yaz geldi, uzaktakiler geldi. Bol bol kavuşmalar yaşadık. Yaz tatiline çıktık, deniz, kum güneş tadını çıkardık. &lt;br /&gt;İki buçuk yıldır akciğer kanseri ile mücadele eden dayımı kaybettik. Onu son yolculuğuna uğurlarken, yakınımızı kaybetmenin büyük acısını iliklerime kadar hissettim. Ardından dayımın vefatı ile iyice sarsılan anneannemi günlerce acile taşıdık.&lt;br /&gt;Kayıplar çok zor geliyor insana... Ölüm hiç kimseye yakışmıyor. Fakat dermansız hastalıklarla mücadelede öyle bir an geliyor ki artık bitsin, bir an önce rahmete kavuşsun diyorsun. Dayım da da öyle oldu. Kurtuldu acılarından, bitmeyen ağrılarından; mekanı cennet olsun!&lt;br /&gt;Son yıllarda her yaz döneminde bir iki kayıp verir olduk. Öyle ki doğum ayım olan temmuzda kayınpederimin/amcamın/kuzenimin ve artık dayımın sene devriyeleri nedeniyle sürekli mevlütler okutuluyor. &lt;br /&gt;Aile olmayı sık sık sorgular oldum. &lt;br /&gt;Aile olmak ...&lt;br /&gt;Birken iki, ikiyken üç olmakmış. Kardeşler de evlenince bayram günü salon koltuklarına sığışamamakmış.&lt;br /&gt;Yad ellerle akraba oluvermekmiş.&lt;br /&gt;Aile olmak; üzüntü yaratan olaylara berabece üzülmek, sevincimizi de beraberce paylaşmakmış.&lt;br /&gt;Kayıplarla sayımız azalırken, minicik bir bebeğin anne karnına düşüş haberiyle  tomurcuklanıp yeşermekmiş.&lt;br /&gt;Daha yüzünü bile görmediğin o minicik canlı adına büyük sevinç duymakmış.&lt;br /&gt;Aile olmak; hala olmak, teyze olmak, eş olmak, anne olmakmış.&lt;br /&gt;Toprağa verdiğin yakınının yasını tutarken, 6 yaşındaki oğlunun sallanan dişleri nedeniyle hiç bir yiyeceği ısıramıyor olmasına da ayrıca üzülmekmiş.&lt;br /&gt;Amcamın erken vefatı nedeniyle yüzünü bile göremediği torunu ile karşılaşınca göz yaşlarını tutamamak; amcamla aynı ismi taşıyan bu minik oğlana bakınca ismin yaşıyor olmasının hazzını yaşamakmış... (Bu duruma ben bile şaşırdım. Niye mi bkz. &lt;a href="http://hayattagiderken.blogspot.com/2000/08/bebee-isim-vermek.html"&gt;şu yazım&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Okuduğum kitapların birinde eşler çocuklarını yeterince büyütüp evlendirdikten sonra her ikiside aynı gün ölmeyi düşünmüşler. "Öyle bir zamanda veda edelim ki çocuklarımıza; kendi aileleri, çoluk/çocuklarıyla uğraşmaktan bizi fazlaca özleyemesinler ..." evet buna benzer bir cümle okumuştum. Gerçekten de insanın kendi yuvası, çocuğu olunca ilk aileyle olan ilişkilerin yerini bir süre sonra kendi eşin, çocuğun kendi sosyal çevren dolduruyor. Özlemler hiç bitmiyor tabiki de teselliler artıyor sadece. &lt;br /&gt;Şimdi Allah sıralı ölümler versin diyorum ve tıpkı okuduğum kitaptaki gibi, oğlum büyüyüp, torunlara karıştığımızda usulca ayrılıp gitmek istiyorum. Mümkünse eşimle aynı günde ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6067593137506795144?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6067593137506795144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6067593137506795144&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6067593137506795144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6067593137506795144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/08/sorgulama.html' title='SORGULAMA'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SoqUhBnUwwI/AAAAAAAAAMY/klHJZKqzi9E/s72-c/0QCAFPWRW1CAN0ZDUQCA86Q6XOCAM8W9N4CAFXIB81CAMD9DWZCA1EJMWYCAKL7LOZCAX2M35HCAPXY7MKCAT3ZX5YCAH8MPJSCAXCEHDSCAEL4R0OCAI2U3EACAEI4BTWCA4JAKYKCAK13D9OCARFRN5RCATQWLPB.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3018479869732194096</id><published>2009-04-03T05:53:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T06:19:37.518-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='son zamanlar'/><title type='text'>SON ZAMANLARDA</title><content type='html'>Son zamanlarda evimde daha çok vakit geçirir oldum. Çekirdek aile olarak biz bize hafta sonları, uzamış kahvaltı sofralarını sıkça tekrarladık. Evimizde tadilat/düzenleme işleri son hızla devam ediyor. Sırada badana, kartonpiyer sonrasında da salon mobilyalarını yenilemek var. İnsanın evini yeniden-yeniden düzenlemesi zevkli görünse de aslında zor bir iş. Her konuda içimize sinene ulaşmak için bilgi toplamak, konuyu özümsemek, araştırmalar yapmak durumunda kaldık. Sonrası ne istediğini bulunca, isteklerinizi hayata geçirecek usta bulmak. O da ayrı bir süreç. Sonuç olarak zor...&lt;br /&gt;Oğlum geçtiğimiz ay bir yaş daha büyüdü. Onun büyüyüşünü izlemek gerçekten çok keyifli.Öyle hızlı büyüyor ki, onun hızına yetişememekten korkar oldum. Oğlumla birlikteliğimizin her anını yeniden hatırlamak üzerine belleğime kaydetme nerdeyse reflekse dönüştü bende. Bir daha asla bu günlere dönemeyeceğimizi düşünüp düşünüp telaşa kapılıyorum. Zaman hızla akıyor...&lt;br /&gt;Bol bol okuyorum. Bu aralar İnci Aral'ın bir kaç kitabını arka arkaya okudum, açıkçası türkçeyi kullanışından, seçtiği kelimelerden ve şiirsel metninden oldukça etkilendim. Seçtiği konular sıradan olsa da dili, kurguları etkileyici.&lt;br /&gt;Haftada iki gün spora gidiyorum artık, plates yapıyorum. iyiki başlamışım. &lt;br /&gt;Malesef eşim bel fıtığı oldu. Her işin başı sağlık, insan sağlığın değerini malesef hastalıklarla karşılaştıkça anlıyor. Kalın sağlıcakla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3018479869732194096?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3018479869732194096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3018479869732194096&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3018479869732194096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3018479869732194096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/04/son-zamanlarda.html' title='SON ZAMANLARDA'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1902679602237924392</id><published>2009-03-25T07:15:00.000-07:00</published><updated>2009-03-25T07:29:32.906-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yağmur ve bahar dalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bahar'/><title type='text'>BAHAR DALI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/Sco_NVpk79I/AAAAAAAAAMQ/UxR3_95WItg/s1600-h/6CA4XC0HZCAQK2XHFCAO3MQ1ICAUI3LT4CA9Q024VCA21MWQBCAV1VJQNCAJ0DEL9CAH10XWBCAQV82R3CAQEPSUUCAOG4NZMCA4Q25C9CAM77TLOCAW03IW2CAMI1CIUCALBUREFCAV38UMJCAQWPQZ9CAKKB29Y.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 130px; height: 95px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/Sco_NVpk79I/AAAAAAAAAMQ/UxR3_95WItg/s320/6CA4XC0HZCAQK2XHFCAO3MQ1ICAUI3LT4CA9Q024VCA21MWQBCAV1VJQNCAJ0DEL9CAH10XWBCAQV82R3CAQEPSUUCAOG4NZMCA4Q25C9CAM77TLOCAW03IW2CAMI1CIUCALBUREFCAV38UMJCAQWPQZ9CAKKB29Y.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317131808446672850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl bol yağmurlu bir bahar oldu. Oldum olası yağmuru çok severim. Küçük bir çocukken bahar yağmurları saçlarımı güzelleştirsin diye alabildiğine ıslanır her seferinde azar işitirdim. Dalgalı saçlarımın yağmurlu havalardaki bukleleri daha bir güzel olur, saçlarıma kadar neşelenirim yağmuru görünce :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar denildiğinde aklıma "bahar dalı" geliyor. Ofisimizin bahçesinde de bir kaç tane bahar dalı var. Daha güneş yüzünü doğru düzgün göstermeden, havalar tam ısınmadan, bakıyorum bu çalılar çiçeğe boğmuş kendini. Öyle ki kupkuru dallarda kiremit renkli, kırmızı çiçekler ... Çalılara iyice yaklaşıyorum, minicik de olsa bir yeşil yaprak arıyorum. Hayır yok .. Gerçekten de kahverengi dal ve kırmızı çiçek dışında yeşil bir nokta bile göremiyorum. Fen bilgisi ve biyoloji derslerinde öğrenmiş olduğum fotosentez bilgim bir anda karmakarışık oluyor. Yanımdaki kız arkadaşıma dönerek bu bahar dalları beni her mevsim şaşırtır diyorum ve açıklıyorum: "Bitkiler fotosentezi yeşil yapraklarındaki klorofiller yardımı ile yaparlar, kloraplastlarda yeşil rengi veren hücrelerdir." ben böyle öğrendim diyorum. Arkadaşım haklı olduğumu, söylediğimi doğru bulduğunu açıklıyor. Peki şu bitkiye bir bak diyorum, yeşil herhangi bir şey görüyor musun??? Birlikte arıyoruz, hayır yaprağı yok. Soruyorum:&lt;br /&gt;Yaprağı olmayan bir bitki nasıl fotosentez yapar? Klorofili yoksa, etraftaki komşu bitkilerden ödünç mü alır? Hazır klorofil mi kullanır? Yoksa şu gördüğümüz çiçekler  evrimleşmiş DNA'sı bozulmuş kroplastlar mı? Onlarda küresel ısınma veya hormonlu yiyecekler nedeniyle mutasyona mı uğradılar? &lt;br /&gt;Arkadaşım her cümleme kahkahalarla gülüyor. Çok tutmuş bu esprilerimi, bende gülüyorum, ama kafam karışık dönüyorum ofise, öğle tatili bitiyor....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1902679602237924392?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1902679602237924392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1902679602237924392&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1902679602237924392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1902679602237924392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/03/bahar-dali.html' title='BAHAR DALI'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/Sco_NVpk79I/AAAAAAAAAMQ/UxR3_95WItg/s72-c/6CA4XC0HZCAQK2XHFCAO3MQ1ICAUI3LT4CA9Q024VCA21MWQBCAV1VJQNCAJ0DEL9CAH10XWBCAQV82R3CAQEPSUUCAOG4NZMCA4Q25C9CAM77TLOCAW03IW2CAMI1CIUCALBUREFCAV38UMJCAQWPQZ9CAKKB29Y.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1133197624113559253</id><published>2009-03-24T03:44:00.001-07:00</published><updated>2009-03-24T07:08:39.619-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öylesine ...'/><title type='text'>KAHVE KOKUSU</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/ScjpTVoG_KI/AAAAAAAAAMI/4Xuxcg8Ab3o/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 130px; height: 73px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/ScjpTVoG_KI/AAAAAAAAAMI/4Xuxcg8Ab3o/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316755878543031458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye, kime bakarsam bakayım hafif bir tebessüme neden olan bir huzurla dolaşıyorum. Tanıdık tanımadık herkese gülümsüyorum bu sabah. Kimileri yarı şaşkın karşılık veriyor, kimileri görmezden geliyor. Olsun önemli değil. Bugün tek isteğim "kimse" olmak. Etrafımdan geçen diğer "kimsecik" lerin içinde "kimse" olmak. Nasıl göründüğüm önemli değil bugün, giysim, saç şeklim, ayağımdaki ayakkabı umrumda değil. Bedenim benden uzakta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burnuma keskin bir kahve kokusu geliyor. İyice içime çekiyorum kokuyu. Gözlerimi kapatıp bu kokunun çağrışımlarına bırakıyorum kendimi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1133197624113559253?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1133197624113559253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1133197624113559253&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1133197624113559253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1133197624113559253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/03/kahve-kokusu.html' title='KAHVE KOKUSU'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/ScjpTVoG_KI/AAAAAAAAAMI/4Xuxcg8Ab3o/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7628861440067715244</id><published>2009-03-02T01:56:00.000-08:00</published><updated>2009-03-02T02:22:21.196-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='örgü elbise'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yakadan başlama bebek yeleği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek hırkası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek örgüleri'/><title type='text'>Bebek örgüleri</title><content type='html'>Bunlar son örgülerim, örgüde henüz yeni biri olarak bebek örgüleri boyutları nedeniyle daha çabuk bitebildiği için tercih nedenim. Çevremdekilere hediye ediyorum, hem onlar hem de ben mutlu oluyoruz.&lt;br /&gt; Bu bebek elbisesi etekten başlanıyor ve çok kolay :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauuV72rInI/AAAAAAAAALA/j4w0rAJSlr0/s1600-h/Resim+090.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauuV72rInI/AAAAAAAAALA/j4w0rAJSlr0/s320/Resim+090.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308528277653758578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alttaki resimde yakadan başlama bebek yeleği var, eğer kolları örmeye devam ederseniz hırka oluyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauuuocgniI/AAAAAAAAALI/8E9g618iaCM/s1600-h/Resim+091.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauuuocgniI/AAAAAAAAALI/8E9g618iaCM/s320/Resim+091.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308528701940473378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da aynı şekilde yakadan başlayarak ördüğüm hırka, iki renk ip kullanarak desen yaptım: &lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauvDueS0GI/AAAAAAAAALQ/e5v1wGkNnk4/s1600-h/Resim+177.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauvDueS0GI/AAAAAAAAALQ/e5v1wGkNnk4/s320/Resim+177.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308529064335822946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauvPqarWsI/AAAAAAAAALY/WvvC4bsY4XY/s1600-h/Resim+179.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauvPqarWsI/AAAAAAAAALY/WvvC4bsY4XY/s320/Resim+179.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308529269405342402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yeğenim için ördüğüm elbise, 8 ters iki düz olarak başlanıyor ve her 12 sırada bir terslerden birer ilmek eksiltiliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauwFv4p3fI/AAAAAAAAAL4/shB6R8l2G68/s1600-h/Resim+180.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauwFv4p3fI/AAAAAAAAAL4/shB6R8l2G68/s320/Resim+180.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308530198586187250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/Sauy6h4Z6tI/AAAAAAAAAMA/R4CnBNmhUs0/s1600-h/Resim+186.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/Sauy6h4Z6tI/AAAAAAAAAMA/R4CnBNmhUs0/s320/Resim+186.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308533304383367890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauvdgHMHCI/AAAAAAAAALg/LkO_hLPQnsE/s1600-h/Resim+183.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauvdgHMHCI/AAAAAAAAALg/LkO_hLPQnsE/s320/Resim+183.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308529507157416994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7628861440067715244?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7628861440067715244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7628861440067715244&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7628861440067715244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7628861440067715244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/03/bebek-orguleri.html' title='Bebek örgüleri'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SauuV72rInI/AAAAAAAAALA/j4w0rAJSlr0/s72-c/Resim+090.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1653548784674514360</id><published>2009-01-21T03:25:00.000-08:00</published><updated>2009-02-06T00:10:23.455-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bellek izdüşümleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman'/><title type='text'>Zaman</title><content type='html'>Zaman ne garip bir kavram değil mi? Sınırsız bellek yolculuklarımın içinde bazen öyle anlar oluyor ki biyolojik saatimle zaman birbirine giriyor. Bellek izdüşümlerimle şu anda gördüklerim sürekli yer değiştiriyor ve zaman hangi zaman ben neredeyim bilemez oluyorum.Onlarca yüz geçiyor gözümün önünden, tanıdık -tanımadık-  ben hangi yüzü hangi zamanda gördüm, şu anda hangi zamandayım, nerdeyim karıştırır oluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğup büyüdüğüm şehirden hiç uzaklaşmadım. Çocukluğum, ilk gençliğim hep aynı yerde hatta birbirine yakın semtlerde geçti. Sanırım biraz da bu yüzden zaman daha karmaşıklaşıyor benim için, bir sokakta apartmanlara, ağaçlara bakarak ilerlerken o sokakta daha önceki yürümüşlüklerim aklıma geliyor, başka bir gün, başka bir öğle vakti kaç kez geçtim buradan? Yürürken üstümde ne vardı? ne giymiştim, yalnız mıydım, yoksa sıcacık bir ele mi tutunmuştum, ya da bana tutunan minik bir el mi vardı, .... Bellek izdüşümleri. Aynı anda birden çok öğle vakti, gün batımı, bahar akşamı, çok sıcak bir yaz günü, peşinden iliklerime kadar donduran bir soğuk, yüzler, büyüklü küçüklü bir yığın insanın görüntüleri, gözyaşlarım, kızgınlıklarım, sevinçlerim, bir gün küçük bir palmiyeyi öfkeyle tekmeleyişim bir biri ardına aklıma geliyor. Ahh bu belleğim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüs durağında anneannesinin elinden tutmuş bir oğlan çocuğu aynı anda bana lacivert bereli küçük bir kız çocuğunu çağrıştırıyor, sonra üniversitedeki öğrenci kantinini, sonra ilk aşkımı, sonra şehirler arası bir yolculukta anımsayıp sonra tekrar unuttuğum özlemlerimi, yağmurlu bir günde pencereye başımı dayayıp içli içli ağladığım bir zamandan, yemyeşil yapraklar arasında mandalin kopardığım bir ağacı anımsıyorum. Sevdiğimin dudağıma kondurduğu minik öpücüklerin sıcaklığıyla ısınıyor içim. Masmavi bir gökyüzünde uçurtma aradığım bir yaz akşamından dalıyorum zamnın içine, martılar geçiyor birer ikişer. Zaman yine hangi zaman bilmiyorum. Sanki bütün pazartesiler, salılar, pazarlar, cumartesiler, bütün saat 19.00 lar, 15.00'ler, 03.00'ler hepsi hepsi bana koşarak geliyor, bütün anılarım bana koşuyor. &lt;br /&gt;Biyolojik saatime dönmeye çalışıyorum. Doğru zamana yani, aynı anda geçmişte uzaklara bakarak şu anki zamanda olmayı düşlediğimi hatırlıyorum. O zaman bu gün ne kadar uzak görünüyordu bana. Ama şimdi bu gündeyim. Kızgınlıklarım geliyor aklıma birden, kızdığım insanlar ve hiç kızamadıklarım, beni kızdırdıklarını bilenler ve hiç bilmeyenler,.... Ayrılıklarım,özlemlerim, yapabildiklerim, akan zamana karşın tutabildiklerim, kaçırdıklarım, benim saydıklarım, tutunduklarım, kazandıklarım, uzun uzun güldüklerim, gülümsemelerim, kavuşmalarım...&lt;br /&gt;Dönüp bir fincan kahve alıyorum, kahve kokusunu içime çektikçe duyduğum huzuru uzun uzun yaşamak istiyorum. Artık bu güne dönme vakti. Bu günde olmak ne güzel, yine de bu bellek yolculuklarımı beni çok yorsa da seviyorum. Ben buyum diyorum, mutlu muyum? evet mutluyum. Ne güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1653548784674514360?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1653548784674514360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1653548784674514360&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1653548784674514360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1653548784674514360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/01/zaman.html' title='Zaman'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5473068553016061930</id><published>2009-01-20T00:05:00.001-08:00</published><updated>2009-01-20T00:05:49.059-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ömür dedigin üç gündür,dün geldi geçti &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarin meçhuldür, O halde ömür dedigin bir gündür,o da bugündür.. &lt;br /&gt;Cok zaman onceydi. O kadar zaman onceydi ki zaman diye bir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sey yoktu. &lt;br /&gt;Insanlar günes dogup batincaya kadar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasiyorlardi hayati. Bir daha hic olmayacakmis gibi dolu ve anlamli. &lt;br /&gt;Derken zaman diye uc parcali bir sey &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icat etti insan. &lt;br /&gt;Bir parcasina dun dedi, diger parcasina &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun, oteki &lt;br /&gt;parçasinada yarin. Sonra fesat karisti zamana ve insan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugunu unuttu. &lt;br /&gt;Dunu dusunup pisman oldu, yarini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dusunup telaslandi, ama isin ilginc &lt;br /&gt;tarafi tum telas ve pismanliklari gunes dogup &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;batincaya kadar &lt;br /&gt;yasadi. Farkinda olmadan rezil etti bu gununu. Oysa yarin, bugune dun diyor, dunde bu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün icin &lt;br /&gt;yarin diyordu. Bir turlu beceremedi. Bir eliyle yarina, diger eliyle dune &lt;br /&gt;yapisti. &lt;br /&gt;Bu gunu eline yuzune bulastirdi... Mutsuz oldu insan. VE ne gariptir ki yarinin telasini da, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dunun pismanligini da hep bugun yasadi; ama bugunu hic yasayamadi.Ne yarin ne de dun! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;sağlıcakla kalın....alıntıdır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5473068553016061930?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5473068553016061930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5473068553016061930&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5473068553016061930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5473068553016061930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2009/01/mr-dedigin-gndrdn-geldi-geti-yarin.html' title=''/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6122860496190565438</id><published>2008-11-19T09:40:00.000-08:00</published><updated>2008-11-19T00:15:17.455-08:00</updated><title type='text'>ÜÇ SIRADIŞI KADIN VE TAHAMMÜL</title><content type='html'>Büyüteç hanım bir hafta bizde kaldı. Kendisine büyüteç hanım diyorum çünkü olayları büyütmede üstüne yoktur. Birde çocuklarını hiç büyütememiştir, ne zaman bir araya gelsek asla yaşımıza uygun davranamayız, hep en büyük odur bizlerde kaç yaşında olursak ollaım onun etrafındaki mini miniler. Ne giydiğimizden ne yiyeceğimize, geceleri üstümüze alacağımız örtünün kalınlığından, cep harçlığımıza kadar her konuya müdahele eder. Kendisiyle ilişkilerimiz ilk yıllara göre çok daha iyi yönde gelişip şekillendi gerçi ama yine de beraber olduğumuz zaman süreci uzadıkça tahammül sınırımın yavaş yavaş azaldığını hissediyorum. Bu tahammülsüzlüğümü kendime yakıştıramıyorum, duygularım, yorumlamalarım git gide kendimi basite indirgediğimi tekrarlıyor ama sonuçta kendimi yine baskılamaya çalıştığım reflekslerimle baş başa buluyorum. Sonrasında da yansımasını engelleyemediğim bir huzursuzluk halimle baş başa kalıyorum. Hiç kimsenin dört dörtlük insan olmadığını, insan olan her yerde sorunların olabileceğini hem kendime hem de çevremdekilere sık sık tekrarlar, hoş görü ve saygının önemini de iyi bilirim. O zaman niye bu tahammülsüzlüğüm?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin banyomuza yeni dolaplar yaptırdık. Gelişinin bir kaç gün sonrasında dolap düzenlemelerimi eleştirdi, sanki, şunu şuraya koysam daha iyi olurmuş, bir sonraki konuşmada dolap içinde gördüğü bir kutunun boş olup olmadığını sordu. (Hııımm her kapağın ardındaki rafda ne olduğunu ne çabuk ezberlemiş  diyen bir iç sesi haydi sustur bakalım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki günlerin birinde bayan şüpheyle beraberdim. Birer bardak çay eşliğinde karşılıklı sohbet ettik. Son günlerde depresyonun dibine vurmuş bir arkadaşımızdan bahsediyorduk. Arkadaşımızın ilaçlarını düzenli alıp almadığından emin olmadığımı söyledim. Bir kaç gece sonra arkadaşımdan telefonuma bir mesaj geldi. Bayan şüphe onu aramış ve demiş ki sen çok hastasın ve ilaçlarını da düzenli almıyorsun. Akabinde de kendi aramızda geçen konuşmaların tamamını arkadaşıma aktarmış. Çok zor durumda kaldım. Arakadaşla ilgili şüphelerimizi önce zihninde gerçeğe dönüştürmüş sonra da arkadaşımızı bu gerçeklere inandırmak için didinmiş durmuş.Arkadaşımız itiraz edince de beni yandaş yapmış kendine. Arkadaş direndikçe "ayy sen çok hastasın çok ve kendinin farkında değilsin" sözlerini yinelemiş durmuş.  Arkadaşımla uzun bir telefon görüşmesi sonunda kendimi bir parça kurtarabildim ancak bayan şüpheye, şüphe uyandıracak cümleler kurmama konusunda kendime söz verdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra bir başka tanıdığım ki kendine "kraliçe" diyelim. Kraliçem çok zorlu bir hayat mücadelesi vermiş, zorlu ameliyatların altından başarıyla kalkmış son derece azimli biridir. Verdiği amansız mücadeleler sonucu öfkesinde de sevgisinde de cömert bir kişilik ortaya çıkarmıştır. Ben normal bir insan değilim der sık sık, şu şu ameliyatları oldum ve bundan sonra stressiz bir yaşam istiyorum, stres bana yasak. Ama X beni sık sık azarlıyor, sesini yükseltiyor, söyleyin X doktora gitsin tedavi olsun. Geçenlerde Y ile telefonda konuşurken aman sende çok dırdırcısın dedim bana kızdı. Bence Y gitsin kesinlkle tedavi olsun. Ayrıca şu C var ya o da normal değil. ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6122860496190565438?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6122860496190565438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6122860496190565438&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6122860496190565438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6122860496190565438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/11/byte-hanm-bir-hafta-bizde-kald.html' title='ÜÇ SIRADIŞI KADIN VE TAHAMMÜL'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-2472569164941129488</id><published>2008-11-10T10:38:00.000-08:00</published><updated>2008-11-10T11:00:39.738-08:00</updated><title type='text'>YİNE OĞLUM :)</title><content type='html'>Bu hafta da 10 Kasım törenimizde okuyacağı şiiri ezberletmekle uğraştım. İki bölümden oluşan ve her bölümü beşer satır olan şiiri ezberlememiz pek kolay olmadı. Okuma yazma bilmeyen bir çocuğa körü körüne şiir ezberletmek de pek akılllıca değilmiş, bunu da öğrenmiş oldum. Şiirimizin ilk bölümü şöyleydi:&lt;br /&gt;Mustafa Kemal'i düşünüyorum.&lt;br /&gt;Yeleleri alevden bir ata binmiş&lt;br /&gt;Aşıyor yüce dağları engin denizleri&lt;br /&gt;Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda&lt;br /&gt;Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse biz okuyoruz ikinci satıra gelince her seferinde :&lt;br /&gt;-Yeleleri alevden yapılmış bir ata binmiş&lt;br /&gt;_ Oğlum yapılmış demene gerek yok yeleri alevden br ata binmiş diyeceksin.&lt;br /&gt;_ Tamammmm baştan okucam.&lt;br /&gt;_ Mır mır mır mır yeleleri alevden yapılmış bir ata binmiş.&lt;br /&gt;_!!!!!!! Alevden yapılmış değil çoccuuuuummmm!!!!&lt;br /&gt;Neyse sonunda yele kısmı oldu, bu kez de :&lt;br /&gt;- Işıl ışıl parlıyor &lt;br /&gt;_ Yanıyor &lt;br /&gt;_ Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri, dur baştan okuycam anneee&lt;br /&gt;- Mır mır mır ışıl ışıl parlıyor&lt;br /&gt;-Yanıyoooorrr!!!!&lt;br /&gt;Çok üstüne gitmeyeyim diyorum, daha okula başlamadan bıkmasın bu ezber işinden ama şiir ezberlenmedikçe içi de rahat değil, sonunda nerden baksan el kadar yavrucak. Sabah okula giderken arka koltuta elimde şiir çocuğum uykulu gözlerle tekrarlaya tekrarlaya  yolu bitirdik. Ezberledim de mi anne, şimdi oldu de mi diye sordu durdu benim zeka küpüm!&lt;br /&gt;Neyse efendim gelelim sadede, tören sırasında şiirimizin ilk bölümü şöyle okundu:&lt;br /&gt;_ Mustafa Kemaaal seni düşünüyorum.&lt;br /&gt;Yeleleri alevden yapılmamış bir ata binmiş&lt;br /&gt;Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda &lt;br /&gt;Işıl ışıl parlıyor yanıyor mavi gözleri ....&lt;br /&gt;_ !!????&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul çıkışı babamla birlikte oğlumu okuldan aldık, eve dönüyoruz. Atatürk büstünün önünden geçerken:&lt;br /&gt;_Heeeeyyy bakın işte bizim bugün şiir okuyup çiçek bıraktığımız  büst burası dedeeeee baaak ben buraya çiçek bıraktım.&lt;br /&gt;Babam kilitlenmiş trafikte bir hayli meşgul olduğu için oğlumla ben ilgileneyim istedim.&lt;br /&gt;_ Dedeeee arabayı bira daha ilerletirsen çiçeğimi görebilirsin.&lt;br /&gt;_Hangisi oğlum senin çiçeğin şu tarafta mı büstün hemen önündekilerin arasında mı?&lt;br /&gt;_ Hayır anne şurda şu tarafta.&lt;br /&gt;_Hıımmm şu kırmızı buketli olan çiçeğin orada mı?&lt;br /&gt;_ Anne benimkinin kağıdı yotu kağitsız çiçekti.&lt;br /&gt;_Hııımm peki ne renkti çiçeğin gördüm galiba seninkini ben.&lt;br /&gt;- Anneee sapları yeşildi.&lt;br /&gt;_ !!!!!! Peki çiçeğin ne renkti oğlum?&lt;br /&gt;_ Bilmem. Ama yeşil saplıydı&lt;br /&gt;- !?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz gülmecenim, tebessümün ardından Büyük Ata'yı rahmetle bir kez daha anıyorum.&lt;br /&gt;Seni çok özledik Atam!&lt;br /&gt;Senin ışığınla senin yolunda ilerliyoruz.&lt;br /&gt;Rahat uyu !!!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SRiD6qPhz0I/AAAAAAAAAIA/31rZEnquhNo/s1600-h/CA7XY6WDCAZ1W35XCAHWTFRZCA1BEF1XCA0U2B6FCAN9BBO7CAUKCUUUCA8TSSQFCAJ0YKP9CARR0XLTCAZ0YNFUCAVZ2NA3CA6QHXS0CADLROA8CARWIS8DCA6G6PU4CAK2QF2SCAE13XGHCAQJVL99.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 149px; height: 82px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SRiD6qPhz0I/AAAAAAAAAIA/31rZEnquhNo/s320/CA7XY6WDCAZ1W35XCAHWTFRZCA1BEF1XCA0U2B6FCAN9BBO7CAUKCUUUCA8TSSQFCAJ0YKP9CARR0XLTCAZ0YNFUCAVZ2NA3CA6QHXS0CADLROA8CARWIS8DCA6G6PU4CAK2QF2SCAE13XGHCAQJVL99.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267104808004865858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-2472569164941129488?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/2472569164941129488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=2472569164941129488&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2472569164941129488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2472569164941129488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/11/yine-olum.html' title='YİNE OĞLUM :)'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SRiD6qPhz0I/AAAAAAAAAIA/31rZEnquhNo/s72-c/CA7XY6WDCAZ1W35XCAHWTFRZCA1BEF1XCA0U2B6FCAN9BBO7CAUKCUUUCA8TSSQFCAJ0YKP9CARR0XLTCAZ0YNFUCAVZ2NA3CA6QHXS0CADLROA8CARWIS8DCA6G6PU4CAK2QF2SCAE13XGHCAQJVL99.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4822989404298653789</id><published>2008-10-15T06:22:00.000-07:00</published><updated>2008-10-15T06:35:49.298-07:00</updated><title type='text'>Ah oğlum vah oğlum</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SPXxB2t3wXI/AAAAAAAAAH4/HX1B0smrWmk/s1600-h/asik-cocuk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SPXxB2t3wXI/AAAAAAAAAH4/HX1B0smrWmk/s320/asik-cocuk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257373154194997618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anne ben büyüyünce Zeyneple evleneceğim.&lt;br /&gt;- Hımm. Zeyneple ... Buna Zeynep mi karar verdi? Yani zeynep seninle evlenmek istediğini mi söyledi.&lt;br /&gt;- Hayır&lt;br /&gt;- Anne ben Zeynebe onunla evleneceğimi söyleyeceğim, ama önce benim pompalı tüfeğim var diyeceğim. Anne bana pompalı tüfek alalım mı?&lt;br /&gt;- Pompalı tüfek miii? oğlum silahlar zararlı ... vıdı vıdı vıdı pompalı tüfek dır dır dır&lt;br /&gt;- Anne yarın sabah saçlarımı da şöyle kabartalım ama jöle saçlarımı sert yapar, biz suyla ıslatalım.&lt;br /&gt;- Olur ama niyeki?&lt;br /&gt;-Eeee Zeynep'in beni seçmesi için. Alperen de Zeyneple evlenecekmiş anne, onun için.&lt;br /&gt;-:)&lt;br /&gt;- Şey anne birde bayramda babamın halasının verdiği çoraplar var ya yeni çorap, ben onu yatağımın altınba sakladım kimse almasın diye, hırsızlar falan gelirse diye, sabah ben uyanınca bana o yeni çorapları giydirir misin?&lt;br /&gt;_ :) &lt;br /&gt;İçeri gelen baba hayırdır ? diye sorunca durum kısaca özetlenir. Oğlumuzun planlarına bir hayli şaşırmış iki ebeveyn ne desek, bizim her gün ne giydirdiğim umrunda olmayan oğlum saçlarının geriye taramasını istemekte, gülmemi de bir tutabilsem ... Planlar yapmaktadır. Baba:&lt;br /&gt;-Hıımmm demek sen Zeynep'in seni seçmesi için plan yaptın bile, yakışıklı olmak gerek diyorsun.&lt;br /&gt;-Evet baba, eğer Zeynep beni seçmezse Alperen halıda yürürken ayağımı uzatıp Alpereni düşürcem. Bu da ikinci planım.&lt;br /&gt;İkimiz birden :&lt;br /&gt;-!!!! ?????&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anneee yarın ne zamandır?&lt;br /&gt;- Hani gece uyuyoruz ya uyandığımız da yeni başlayan güne yarın denilir.&lt;br /&gt;Ertesi sabah&lt;br /&gt;-Annee şimdi yarın de mi?&lt;br /&gt;-Hayır şimdi bugün.&lt;br /&gt;-Ama sen yarın demiştin. Ama akşam konuşmuştuk sen yarın demiştin.&lt;br /&gt;- !!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- merhaba oğlum, günün nasıl geçti?&lt;br /&gt;-İyi geçti anne&lt;br /&gt;-Zeyneple konuştun mu?&lt;br /&gt;- Hayır anne, ben hep öksürdüm ve öksürmekten yoruldum. Ama zeynep yen çoraplarımı beğendi &lt;br /&gt;-:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4822989404298653789?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4822989404298653789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4822989404298653789&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4822989404298653789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4822989404298653789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/10/ah-olum-vah-olum.html' title='Ah oğlum vah oğlum'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SPXxB2t3wXI/AAAAAAAAAH4/HX1B0smrWmk/s72-c/asik-cocuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7971807568001105778</id><published>2008-10-15T04:15:00.000-07:00</published><updated>2008-10-15T05:23:05.920-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='burnumun ucu'/><title type='text'>BURNUMUN UCUNDA</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SPXWhMBsAVI/AAAAAAAAAHw/T4_-72VZr2s/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SPXWhMBsAVI/AAAAAAAAAHw/T4_-72VZr2s/s400/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257344005677252946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;      Çocuk yazarlarının ve yayın evlerinin sınırsız hayal güçlerine hayranım. Oğlum için aldığım hikaye kitabı uçan tırtıl dizisi, evde de bir yığın uçan balık yayını var. Her nedense uçan kanarya, baykuş, serçe, martı ... gibi isimler seçilmemiş, balığın, tırtılın uçması tercih edilmiş. Aslında marifet onları uçurtabilmekte gizli tabi.&lt;br /&gt;       Dün öğle saatlerinde büromun kapısından giren yirmili yaşların henüz başında (belki de altında) olan bir genç kızla, orta yaşlı bir hanım beni oldukça dumura uğrattı. Spor giyinmiş genç bayan elinde reçete kağıdı ile iç odaya masa başıma yöneldiğinde annesi olduğunu tahmin ettiğim orta yaşlı olanı çoktan girişteki bekleme koltuklarımıza kendini bırakmıştı. Eşofmanlı genç bayan reçete kağıdını uzattı. Yine adres sormaya gelen biri diye içimden geçirip uzattığı evrağı okudum. Bizim buralarda gideceği adresi bulamayanlar kapıdaki tabeladan (ismimizden) ne iş yaptığımızı çıkaramadıklarından mı en üst katta en köşede kalan büro olduğumuzdan mıdır nedir, herhalde doğru yere geldik diye düşünerek en alakasız yere gelip bize sığınırlar. Reçete kağıdında kadın doğum doktorunun konsultasyon ricası vardı. Ancak öyle karışık yazılmıştı ki hastanın şu anda nereye gönderilmek istendiğini çıkarmak mümkün görünmüyordu. Genç bayan tane tane konuşarak durumunu açıkladı. 17 haftalık gebeymiş, gebeliğin ilk günlerinden itibaren alkol almış ve ilaç kullanmış, doktoru alkol bağımlılık merkezine göndermiş, ben alkol bağımlısıyım, gebeliğin sonlanması için heyet kararı gerekliymiş, bebek büyük olduğundan .... Genç kadın gayet aklı başında tane tane anlatadursun, sağduyumu korumaya çalışarak yüzüne baktım, henüz ondokuz yaşında ya var ya yok. Polar eşofmanın sardığı kocaman bir karın. Gebe, hem de alkol bağımlısı. Bu yaşa , bu çehreye ne alkolu ne de gebeliği yakıştıramadım. Yanlış yere gelmişlerdi. Bir kaç telefon görüşmesi ile gidecekleri yeri netleştirip gönderdim. Gittiler ama genç kızın silüeti, kocaman karnı, tane tane konuşması, yüzü, gençliği, gözleri, girişte oturan annesi sandığım kadının hayali gözümün önünden ayrılmadı bir türlü. Benzer hayatlara ya televizyon haberlerinde ya da gazete sayfalarında rastladığım olmuştu ama hiç bu kadar burnumun ucunda hissetmemiştim. Evde de bir hayal gibi bu iki bayan gözümün önüne gelip gelip gittiler. &lt;br /&gt;       Sabahın köründe işe yetişebilme telaşındayım. Metroya bindiğimde öylesine kalabalıktı ki içerisi, tam kapılar kapanacakken son hızıyla koşarak gelen bir adam metroya bindi. Zaten sıkış tepiştik, adamın gelişiyle başlarımız ister istemez cama doğru uzandı, ayaklar geride baş önde; hatta bir kaçımızın başı cama yapışık yolculuk başladı. Son anda binen adam koştuğu için nefes nefese, başı başıma bitişmiş, nefes sesleri kulağımda, ter kokusu burnumun ucunda. Nefes sesi, kokusu ... Yolculuk bitmek bilmedi.&lt;br /&gt;     İçinde anne -çocuk teması olamayan konular bulup yazmak istiyorum, ama tüm anneler gibi lafımı döndürüp dolandırıp yine çocuğa getiriyorum. Haklısınız çocuklarımız dışında konuşacağımız bir şey yok sevgili &lt;A HREF="http://aydanatlayankedi.blogspot.com/"&gt;kedi&lt;/A&gt;   af buyur :) Oğlum fena halde öksürüyor. Çok şükür göğüste sorunumuz yok, geniz akınıtısı nedeniyle kesik kesik öksürüğe hem kendisi hemde biz bütün gece maruz kalıyoruz. Tamam öksürmek vücudun savunma mekanizmasının tepkisi ve öksürmek gerekir ama öksürük sesi öksürenin dışında çevresindekilere neden bu kadar sinir bozucu ve katlanılmaz geliyor hiç düşündünüz mü?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7971807568001105778?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7971807568001105778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7971807568001105778&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7971807568001105778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7971807568001105778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/10/burnumun-ucunda.html' title='BURNUMUN UCUNDA'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SPXWhMBsAVI/AAAAAAAAAHw/T4_-72VZr2s/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6099728547131920920</id><published>2008-10-08T05:54:00.000-07:00</published><updated>2008-10-09T23:22:53.848-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman'/><title type='text'>Büyüyenler-Büyümeyenler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SO70Fwz6eLI/AAAAAAAAAHo/N2GlVw4mQtI/s1600-h/uu8kbo7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SO70Fwz6eLI/AAAAAAAAAHo/N2GlVw4mQtI/s400/uu8kbo7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255406195027114162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zamanın bu denli hızlı aktığını daha önce hiç böylesine yoğun hissetmemiştim. Aylar ayları kovalıyor takvimlerin temmuz ayından ekime gelişi arasında sanki sadece saatler geçmiş gibi. 2008 yılı da bitiyor ne kaldı ki bitmesine... Oğluma bakıyorum sinema salonunda koltuğa oturuşundaki hakimiyetine, ciddiyetle filmi takibini hayretle izliyorum. Birkaç akşamdır faaliyet dergisini alıp da çizgi birleştirme çalışmaları yapıyor, makasla yıldız kesebiliyor düzgünce, bazen öyle düzgün ve daha çok benim tercihim olan kelimelelerle kurduğu cümlelerini dinlerken iç sesim bana oğlumun ne kadar büyüdüğünü, büyüdüğünü! tekrarlayıp duruyor. O büyüyor, ben de büyüyorum. Kendimi bildim bileli ince uzun ve zayıf bir kızdım. Nihayet kilo aldım. Giydiğim pantolonların içini doldurabiliyorum, manken gibi görüntümden biraz uzaklaştım ancak 60. cm olan belimin çevresindeki simit şeklindeki yağ tabakası düşük belli pantolonların hediyesi mi yoksa deforme mi oluyorum??? Her çeşit yiyicekten bolca yerdim ve zayıflığımla bilumum arkadaşı kıskandırırdım, sonunda "kurt var sende" derlerdi. &lt;br /&gt;Bayramda eşimin kuzenleri ie karşılaştık. Biz evlendiğimiz sene ilköğretim çağlarında olan dört adet delikanlı bugün sakallı, bıyıklı, uzun saçlarla bayram ziyaretine geldiklerinde fena halde dumura uğradım. Dün ilk okula gidenler şimdi üniversiteli olmuşlardı. Ne zman büyüdü bu çocuklar, zaman ne kadar çabuk aktı... Her birinin nerdeyse omuzlarında kaldı boyum, hani uzun boyluydum ben? değilim işte, kendi neslime göre (bizim kuşak) uzunum sadece. Hesaplıyorum bu yıl dokuzuncu evlilik yıldönümümüzü kutlayacağız. E dokuz yıldır karşılaşmamışım ben bu delikanlılarla, onlarda büyümüş de büyümüş dedim. Dokuz, sonra on!!! On yıllık evlilik hiç de büyütelecek bir şey değilmiş, eskiden duysam ooo siz eskimişsiniz, öfff ne çok olmuş falan derdim. Nolmuş bende on yıla merdiven dayamışım. Artık kendimi görmüş geçirmiş biri gibi mi görmeliyim??? Dünkü el kadar çocuklar adam olmuşlarsa o zaman bende görmüş geçirmiş biri sayılırım, hal böyleyken sizlerle birkaç hayat tecrübesi paylaşayım:&lt;br /&gt;- Bebekliğimde öyle yaramaz, öyle huysuzmuşum ki nedensiz yere çok ağlayıp, bahtaniyede sersemleyene kadar saatlerce sallanmazsam uyumazmışım. Ergenlik çağıma kadar süren yeme problemim vardı. Bir yaşıma kadar gece uykusu nedir bilmeyen anneme sokak eşrafından çocuksuz dört bayan bana bakabilmesi için yardımcı annelik yaparlarmış. Ağzıma aldığım her lokmayı saatlerce ağzımda bekletmek gibi üstün bir becerim de varmış. Aile toplantılarında halen bahsedilir bu durum. Sen dört anne ile büyüdün denilir. Bende masa başında yemek tabaklarına eşlik eden gözü yaşlı hallerimi halen anımsarım. Günün birinde kendim evlat sahibi olduğumda mutlu mesut yaşayan, sakin, olgun, üstelik ne verdimse yiyip içen çocuğuma bakıp bakıp bu çocuk Allaha şükürler olsun ki bana benzemiyor diye nutuklar attığım, şükür duaları ettiğim anlar pek çoktu. Yine böyle anlarımdan birinde teyzem, ne olmuş senin çocukluğuna diye sordu da, ayy teyze ben mızmız çocuğun tekiymişim, öyle ağlarmışım ki... diye söze başladığımda sözümü bir güzel kesti, senin anlattıkların topu topu bir yaşına kadar sürdü. Her bebeğin sorunlu dönemleri olur, ama sonrasında hiç problem yaşatmadın. Her zaman olgun, anlayışlıydın, göz bebeğimizdin demesin mi? Okul başarılarımı anllattı ne kadar güzel saçlarım olduğunu söyledi , haydi teyze anlat, bana biraz daha anlat diyerek çocukluk anılarımdaki kara bulutları uzaklaştırmaya çalıştım kendimce. Annemde doğruladı sen çok olgundun, söz dinlerdin diye, şimdi oğlum büyüdükçe sıcakkanlılığını olgunluğunu bana benzetir oldular. Yeme problemim sabit kaldı ama huysuz bebek, mızmız çocuk etiketini üstümden böylece attım. O ilk yıl öylesine zor geçmiş ki annemde babam da bebekliğim dedim miydi aman aman, sen bize az çektirmedin derlerdi. Şimdi bu noktaya dikkate din siz siz olun çocuğunuzla ilgili size olumsuz, kötü gelen durumları dile getirirken beraberinde olumlu ve güzel şeyleri de muhakkak ekleyin. Uzmanlar da bunu tavsiye ediyorlar zaten, e bende büyüdüğünüz olarak altını çizeyim dedim. Oğlum dünyaya gelişinin ilk 25 gününde sarılık nedeniyle sürekli uykudaydı ve uyanmıyordu. Konu açıldığında ben hep uyuyodum, hiç uyanmıyodum, anneannem, babaannem benim burnumu sıkıyorlardı yine uyanmıyodum, annem de hep ağlıyordu deyiverince elektrik çarpmış gibi oldum. Tarih tekerrürden mi ibaret???? Hemen oğlumun bebekliğindeki kara bulutlara el koydum hepsine üfledim gittiler, çünkü o kabus gibi günler sadece 25 gün sürmüştü, sonrasında sorunsuz büyüdü çok şükür. EEE benden uyarması. Bir gün çocuğunuz karşınıza geçip de hiç mi iyi bir yönüm yoktu benim? diye sorabilir. &lt;br /&gt;Büyümek güzel şey ama en güzeli yaşlanmadan büyümek!!! Gönlümüz yaşlanmasın en önemlisi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6099728547131920920?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6099728547131920920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6099728547131920920&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6099728547131920920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6099728547131920920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/10/byyenler-bymeyenler.html' title='Büyüyenler-Büyümeyenler'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SO70Fwz6eLI/AAAAAAAAAHo/N2GlVw4mQtI/s72-c/uu8kbo7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-2885962273707645342</id><published>2008-10-06T01:20:00.000-07:00</published><updated>2008-10-06T03:16:05.196-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayram'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyku sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erken yatma'/><title type='text'>geldim</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SOnku_w5i4I/AAAAAAAAAHg/iOj9T19PjYc/s1600-h/3843UYUMAK.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SOnku_w5i4I/AAAAAAAAAHg/iOj9T19PjYc/s400/3843UYUMAK.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253981936346041218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Epey olmuş yazmayalı, her zaman yazma isteğim aynı olmuyor, bazen de haydi yazayım dediğimde fırsat bulamıyorum.&lt;br /&gt;Bir bayramı daha geride bıraktık. Benim içim bayram tadında bir bayramdı bol bol akraba ziyareti ve el öpmelerle geçirdik. Kendime ve oğluma böylesi bayramlar yaşatabildiğimde mutluluk duyuyorum. Bayram sonrası alışveriş, dinlenme ve temizlikle noktalandı. 9 gün ara; tatil olarak düşünüldüğünde iyi fakat işden uzaklaşma anlamında uzun. İşe konsantre olmak zaman alıyor.&lt;br /&gt;Dün gece oğlumu erken yatırmak adına kırk takla attım ve sonunda bizden sonra uyudu. Ne yapacağım bu hacıyatmaz çocukla bilemiyorum. Tatilde serbest bırakınca uyuması gece ikilere kadar geriledi, ertesi gün de on biri buluyordu uyanması. İlk okula başlamadan uyku sorununu çözme konusunda karar aldım. Çok konuda olduğu gibi uyku düzeninde de yedi yaş geç diye düşünüyorum. Gel gelelim oğlumda bu düzeni bir türlü oturtamıyorum. Uykusu çok ağır gece kaçta yatarsa yatsın sabah uyanmamakta direniyor. Soyundurup giydirirken bana mısın demiyor, kucağımda uyur halde önce asansöre oradan da arabaya biniyoruz. Eskiden okul kapısına geldiğimizde tık diye uyanırdı. Şimdi iyice azıttı, okula giriyoruz, ayakkabılar değişiyor bana mısın demiyor, hani top patlasa uyur derler ya o cins bir uyku bazen sınıf teyzesi uyur halde kucağına alıp sınıfa götürüyor, sınıfa girince hemen uyanıyormuş. Bazen de arabadan inmeden anne ben kahvaltı hazır olana kadar sınıfta uyumak istiyorum, öğrtemenimle konuşur musun ricasını iletiyor. bebekliğinde uykusunun ağır olmasını ve uykuyu sevmesi hoşuma giderdi. İlk yılımızda sabahları ben uyanana değin uyuduğundan kime bahsetsem elini duvarlara vurur aman nazar değmesin derlerdi. Oğlum uykusunu biraz daha alsın diye işbaşı yapma saatimi her gün biraz daha ileri aldım, yakında bu konuda kimse gözümün yaşına bakmayacak.&lt;br /&gt;Dün gece saat onda dişlerini zorla fırçalattım ve babaya iyi geceler diletip odasına götürdüm, ışıkları kapattım ki karanlıkta uyumayı sever, kitap okuma yerine masal uydurup anlatma yolunu seçtim. Sürekli uykusunun olmadığını tekrarladı durdu. Bir süre sonra mızırdanması değişti. Elma yemek istiyorum dedi, ardından börek yemek istiyorum dedi, olmadı nescafe istedi. Dişler fırçalandıktan sonra üstelik uyku saatinde bir şey yeme içmesinin mümkün olmadığını tekrarladım. Ağladı, sızladı bu gece uyumasa olmaz mıymış??? Hiç uykusu yokmuş ki, verdiğim uyku getirici taktiklerin heps,ne kulaklarını tıkadı, masallarımdan da sıkıldı. Pencerden dışarı bakmak istemesine sesimi çıkarmadım bir süre boş çocuk parkına ve sokağa baktı ki içeriye babamız girdi, uyumadığımızı görünce şaşırdı ki saat on biri çeyrek geçiyordu. babamız da uyku saatimiz diyerek yanımıza yattı. Sessizce hepimiz uykuya geçmeye çalışacaktık fakat ne mümkün bizim hacıyatmazın sesi hiç kesilmedi ki.. Önce tuvalate gitmek istedi, sonra vaz geçti gerek yokmuş, bu kez süt içmek istedi, böreeeeekk diye uzun uzun ağladı. Sonuda eşim krem peynirli bir dilim ekmek yemesi için mutfağa götürdü. Tekrar yatağa geldi ama hiç uykusu olmadığını yineleyip durdu. Mızırdanmaya tam gaz devam ediyordu ki, eşim sanki erkek kardeşimle birlikte teknede balık avlıyormuş ve konuşuyormuş gibi mırıldanmaya başladı. Güya denizde dalgalar vardı ve her ikisi de olta atmışlardı. Arada balıklar için uygun yemi seçip seçmediklerini tartışıyorlarmış gibi sürdürdü konuşmalarını. Oğlumun sesi anında kesildi. Bende uyuyormuş gibi bekledim. Yarım saati aşkın bir süre eşim balık avını canlandırdı durdu, bir ara kıpırdanıp döndüm ve oğlumun ışıl ışıl gözleriyle burun buruna geldim. hayordır der gibi bir göz işareti yaptım. ağzı kulaklarında bana babasını gösterdi: Uykusunda konuşuyor anneeee!!&lt;br /&gt;Eşim balık avı konusunda bir on dakika daha direndi, ama baktık ki bizimkinin hiiiiç uyuyacağa benzer bir hali yok, dahası babasına bakıp bakıp kikirdiyor, sonunda bizde gülmeye başladık. Ben on ikiye doğru uyumuşum, oğlum ise bizden sonra uykuya daldı. Sabah yine aynı manzara yaşandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-2885962273707645342?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/2885962273707645342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=2885962273707645342&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2885962273707645342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2885962273707645342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/10/geldim.html' title='geldim'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SOnku_w5i4I/AAAAAAAAAHg/iOj9T19PjYc/s72-c/3843UYUMAK.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1209407506544219785</id><published>2008-08-14T03:44:00.000-07:00</published><updated>2008-08-14T04:46:48.171-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='düşünceler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öylesine'/><title type='text'>İÇ SES</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SKQPx2BPkKI/AAAAAAAAAHQ/_Grt7AeJ69A/s1600-h/CAT7F5BX.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SKQPx2BPkKI/AAAAAAAAAHQ/_Grt7AeJ69A/s400/CAT7F5BX.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234326015900094626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kendime kızıyorum. Çünkü sürekli konuşan bir iç sesim var. Kendime kızgınlığım da bu sesi sürekli konuşturuyor olmamdan kaynaklanıyor. Beynim bir düşünceden diğerine öyle hızlı akıyor ki, düşünceler arasında koşturmaktan yoruluyorum. Kendimi bildim bileli hiç bir şey düşünmeden geçirdiğim bir an bile yok. Bazen uyku öncesi eşime seslenir; merakla sorarım "Ne düşünüyorsun" diye "hiçbir şey" diye cevap verir. Üstelesem de hiç bir şey düşünmeden sadece uyumaya çalıştığını söyler. Gerçekten hiç bir şey düşünmüyor olamayacağını kabullenmek benim için çok zor. Düşünmemek de bir şeyi düşünmektir bana göre. Tekrar sorarım, kafasında gerçekten hiç bir şeyi düşünmediği anları olup olmadığını. Ben hiç böyle bir yokluk bilmediğimden algılamam da zor oluyor.&lt;br /&gt;Oysa benim beynim kaynayan bir kazan gibidir. Birbiriyle bağlantılı, bağlantısız düşünceler birbirini kovalar durur. İç sesimin her zaman söyleyeceği bir şeyleri vardır. Dışarıdan bakıldığında genellikle sakin bir insan gibi görünsem de içim kaynar durur.&lt;br /&gt;Bazen düşüncelerimi belli bir konuda yoğunlaştırabilirim. Ama yoğunlaştığım nokta beni çok geren bir konu ya da gerçekleşmesini bir an önce istediğim bir duruma yönelikse işte o zaman bu yoğunlaşma tehlike arz eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1209407506544219785?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1209407506544219785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1209407506544219785&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1209407506544219785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1209407506544219785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/08/i-ses.html' title='İÇ SES'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SKQPx2BPkKI/AAAAAAAAAHQ/_Grt7AeJ69A/s72-c/CAT7F5BX.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-66425332940026180</id><published>2008-08-13T04:27:00.000-07:00</published><updated>2008-08-14T04:00:09.608-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunu  / gölge'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gurbet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='değişim'/><title type='text'>GÖLGELER DEĞİŞİNCE</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SKQQJP0u-UI/AAAAAAAAAHY/3onPCMeqdcQ/s1600-h/CAA7KT8D.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SKQQJP0u-UI/AAAAAAAAAHY/3onPCMeqdcQ/s400/CAA7KT8D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234326417963940162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat öyle bir noktaya alır ki doğup büyüdüğün yerden çıkar haritada ismini bile bilmediğin bir yerde yeni bir yaşamın kucağına atılırsın. Sevdiklerin, ailen, her sokağını karış karış bildiğin yeri, o güne kadar yaşanmış tüm anılarla bırakıp gitmek gerekir.&lt;br /&gt;Gözün arkada kala kala....&lt;br /&gt;Gidersin.&lt;br /&gt;Sonra özlem başlar. Başa çıkılması zor bir özlem. Her şeyi özlersin, oradayken sana rahatsızlık veren şeyler bile özlenir.&lt;br /&gt;Bir gün kavuşursun. Kısa süreli bir kavuşma yaşanır. Her şey aynıdır. Hatta her ey eskisinden de daha güzeldir. Buralar bırakılır da gidilir mi... Gitmek istemiyorum diye seslenir durur içindeki ses. Kucaklaşmaların süresi uzar, her an fotoğraflanmak istenir. &lt;br /&gt;Yeniden gitme vakti geldiğinde gözyaşlarını kimse tutamaz ve gidiş yolu... Yeni hayatta yine özlem karşılar seni, özlem ve yeni yere yabancılık hiiiiç barışamazlar.&lt;br /&gt;Bu seneryo bir kaç kez daha tekrarlanır.&lt;br /&gt;Giden, özlemle döner her seferinde. Ame bir süre sonra tekrar geldiğinde her şey eskisinden daha güzel değildir. Buraya bakarken orayı ister istemez göz önüne getirir. Her kare başka bir kareyi çağrıştırır.&lt;br /&gt;Değişim....&lt;br /&gt;Değişimle yüz yüze gelinir bu kez. Ne kişiler aynı kalmıştır, ne sokaklar. Ne çocuklar çocuk kalır, ne büyükler büyük. Gölgeleri bile değişmiştir her şeyin. Ama en kötüsü , artık diğer yerdeki yaşamı da özlemeye başlarsın ya... İnsanın içini en çok o acıtır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-66425332940026180?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/66425332940026180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=66425332940026180&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/66425332940026180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/66425332940026180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/08/deiim.html' title='GÖLGELER DEĞİŞİNCE'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SKQQJP0u-UI/AAAAAAAAAHY/3onPCMeqdcQ/s72-c/CAA7KT8D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5236917515244629774</id><published>2008-07-25T03:41:00.000-07:00</published><updated>2008-07-25T04:06:52.910-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sözün bittiği yer ...'/><title type='text'>Sözün bittiği yer ...</title><content type='html'>Bugün bir açılışa davetliydim. Asansörle törenin yapılacağı kata çıkarken görevlinin biri elinde ayaklı saksılı bir yapma çiçekle asansöre bindi. Tüm hediye çiçekler gibi saksıya bir kuşak yerleştirilmiş ve gönderen yerin ismi yazılmıştı. Gözlerim biraz daha geriye kayınca saksının ayaklarının dört duvarına da "demirbaş" mühürünün basılmış olduğunu ve demirbaş numarası verildiğini gördüm. Öyle şaşırdım ki, açılış boyunca o saksıdan ve çiçekten gözümü alamadım. Demirbaşlarını göndermişler :)&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Açılıştayız. Uzun koridora sıra sıra masalar yerleştirilmiş; büyük servis tabakları içerisine aperatif yiyecekler konulmuştu. Tabakların büyük kısmı tüketilmiş, elimizde içeceklerimizle sohbet ederken, emekli öğretim üyelerimizden oldukça yaşlı bir hanım elinde poşeti ile masamıza yaklaştı, servis çatallarını kullanmaya gerek duymadı. Parmaklarıyla bir kaç baget alıp poşete attıktan sonra bize dönüp üzeri galeta unuyla kaplanmış patatesleri göstererek onların ne olduğunu, baharat içerip içermediğini sordu. Tam o anda "köpeğiniz mi var hocam?" diye sormaya hazırlanıyordum ki; "iğne oldum, bir süre beklemem gerekiyor da .." açıklamasını yaptı. Yanımdaki arkadaşıma tam sormayı düşündüğüm sorudan bahsettim, ikimiz de koptuk. O hanım bir kaç çeşit daha yiyeceği poşete attıktan sonra aynı poşete baklava ve meyve de ilave edip kendince bir garnitür oluşturup masamızdan uzaklaşırken benim sormayı düşündüğüm soru masadaki diğer kişilere de aktarıldı ve bir çoğu arkalarını dönüp uzun süre güldüler. Hanım masadan uzaklaştığında ben halen poşetteki birbiriyle alakasız yiyecek çeşitlerinden oluşmuş karışımı gözümün önünden silmeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Bu iki olay beni ve arkadaşlarımı epeyce eğlendirince, arkadaşlarımdan biri bana  geçmişte yaşadığım bir olayı hatırlattı ve gülmelerimiz ikiye katlandı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe alındığım ilk seneydi. Personel yemekhanesi her zamanki gibi kalabalık, bense her zamanki gibi ağır ilerleyen kuyruğa girmiş elimde tepsimle bekliyorum. Arkamdaki hanımın türbanlı oluşu dikkatimi çekti. Bir süre hanımı inceledim. Benden bardaklara uzanmamı rica ettiğinde kendimi tutamadım: "Siz türbanla mı çalışıyorsunuz?" diye sordum. Evet yanıtını alınca daha da ileriye gittim: "Bir kamu alanında türbanla çalışmanıza nasıl müsaade ediliyor?" Kadının cevabı: "Ben morgta çalışıyorum". Kadın meğer ölü yıkayıcılığı yapıyormuş.&lt;br /&gt;İşte o an sözün bittiği yerdeydim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5236917515244629774?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5236917515244629774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5236917515244629774&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5236917515244629774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5236917515244629774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/07/szn-bittii-yer.html' title='Sözün bittiği yer ...'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4417609947470693043</id><published>2008-06-24T23:59:00.000-07:00</published><updated>2008-06-25T00:18:54.194-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunu / renkler'/><title type='text'>DÜŞ - MAVİ</title><content type='html'>Ben düşmaviyim... Bazen fırtınalı, bazen umarsız. Bazen dibi görünmeyen bir karanlık. Bazen turkuaz şeffaflığında bir ışık hüzmesi... &lt;br /&gt;Sessiz çığlıklar atarken bedenim dimdik durur rüzgara karşı... Maviliklerimde boğulur kederim, isyanım. Bazen köpük köpük mavi olurum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir kızken en sevdiğim renkti mavi. Büyüklerimin bana giydirmeye pek hevesli olduğu pembe elbiseleri inatla reddederek en mavi giysileri beğenirdim kendime. En yakın arkadaşlarım hatta kız kardeşim pembelerle donatırken odalarını, yaşamlarını, ben kendime ayrı bir köşe arardım. Siz kızsınız derdim, kız çocukları pembeyi sever, hep mutludurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak hayat kederle, acı ve isyanlarla doluydu. Annemin rahatsızlığıyla boğuşmak zorundaydık. Evin en büyük çocuğuydum. Her yeni gün sırtıma yeni yeni sorumluluklar yüklüyordu. Hayat beni daha çocuk olamadan çabucak olgunlaştırdı. Pembeden uzak maviliklerde yürüdüm. Bazen siyahtan daha siyahtı mavilikler bazen de beyazdan daha beyaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar yılları kovaladı. Ben hep mavi giydim. Annem iyileşti. Çok şey değişti. Ama ben hep büyük kaldım. Olgun, büyük. Aşık oldum, mavi gözlü bir adama. beni kollarına aldığı anda duyduğum sonsuz mutluluk ve güven hissini hatırlayarak :Sen düşmavisin dedim. Düşerinde kaybolmak istediğim düşmavim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra sadece bir düş kadar mavi olduğunu gördüm. Ben onu mavileştirdiğim sürece maviydi. Ve dedim ki düş mavi benim aslında. Sürekli maviliklere uzanan açılan benim yüreğim, benim düşlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da büyüdüm. Mini mini bir oğlan doğurduğum. Her yerine, her şeyine aşık olduğum. Oğlum dünyaya çocuk çocuk baktıkça ben pembelere yer açtım dünyamda. pembe giysiler giydim, küçük kız çocukları gibi. Artık gardrobumda mavilerin arasında pembeler var fuşyaya kadar uzanan.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi her renk ayrı bir keyif veriyor bana... Her rengi sonuna kadar yaşamak istiyor bedenim. Hayat renkleriyle güzel...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4417609947470693043?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4417609947470693043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4417609947470693043&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4417609947470693043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4417609947470693043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/06/d-mavi.html' title='DÜŞ - MAVİ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-243503731691595521</id><published>2008-06-20T03:08:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:29.425-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özgüven'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oğlum hakkında'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bizim evin halleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geveze çocuk'/><title type='text'>GEVEZEYİM, GEVEZESİN, GEVEZE</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFuCWGQR6lI/AAAAAAAAAHI/v8E9RCsdEqw/s1600-h/hahaytttttttttttih7.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFuCWGQR6lI/AAAAAAAAAHI/v8E9RCsdEqw/s400/hahaytttttttttttih7.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5213904309759109714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili blog arkadaşlarım, değerli okuyucularım sizlerle birazcık dertleşeyim. Bilenler bilir ben konuşmayı, anlatmayı, paylaşmayı çoook hemde çok severim. İşte oğlum dünyaya geldiğinde de, anne şefkatiynen bağrıma yerleştirir, kendisine hayata dair bilimum bilgileri aktarmaya çalışırdım. Mesele küçük böcüğüme oğlum bak bu elektrik düğmesi, bak bastım, yandıııı, şimdi de söndüü, bak burası mutfak, şurası oturma odamız gibi bilgilendirmelere fırsat buldukça devam ederdim. Hatta bu konuşma işine daha anne karnında minicik bir fetüsken başlamış idim. Şimdiki bebeler ordayken bile her şeyi anlıyorlar diyerek klasik müzik eşliğinde sohbet edip, nasreddin hoca fıkralarına kadar uzanan değişik kitaplar okumuştum. &lt;br /&gt;Yavruceğizim dünyaya gözünü açtığı andan itibaren benim anlattıklarımla dünyayı yavaş yavaş keşfetti, tanıdı. Çok da iyi bir dinleyiciydi. İlk dört yılımızda ona alınan kitaplarla odamızda kitapları koyacak yer bulamaz olduk. Ben annesi olarak düşündüm ki, kelime haznesi ne kadar geniş olursa o kadar iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın okuyucularım daha ben anlatmadan sonumuzu tahmin ettiğinizi anlıyorum, ancak dedim ya taa baştan dertleşeceğim diye. Ben içimi dökücem, inşallah sizler de sonuna kadar okyucaksınız. Başladınız bir kere :)&lt;br /&gt;İşte ne diyordum, benim minik bal böceği çok iyi bir dinleyiciydi. Meğerse kayıttaymış kayıttaaaa... Şimdi bu henüz beş yaşını iki üç ay geçmiş şu sıpam var ya artık gün boyu konuşur bir halde. Hatta kendisini on tane çocuğun içine koy, avaz avaz bağırmak durumunda kalsa bile on tanesinin de dinlemesi için sürekli konuşuyor. &lt;br /&gt;Başlarda en sevdiğimiz etkinliklerden biri gün içi sohbet vakitlerimizdi. Ben mutfakta yemek hazırlarken, yahut wc.de tuvaletini yaptırırken sohbetlerini pek severdim. Konuş evladım konuş derdim. Konuşan Türkiye'nin konuşan bireylerinden biri ol. Susma sustukça..., koyun gibi güdülenlerden olma ... Özgüvenli ol.&lt;br /&gt;Neyse uzatmayayım da geleyim yine bu güne. Oğlum sağ olsun geniş bir kelime haznesi ile öylesine bir konuşma yetisine sahip oldu ki, her zaman her konuda uzun uzun yorumları oluyor. Her zaman konuşacak anlatacak bir şeyleri var. 6 saatlik araba yolculuğunda aralıksız sohbet edebiliyor. Girdiği her ortamda, küçüklü büyüklü insanların arasında bulunduğunda "size bir şey söyleyeyim mi" ile başlayan sayısız cümleler kuruyor.&lt;br /&gt;Bazen yorumları çok hoşuma gidiyor. Doğrudan tarafsız bir gözle ve tamamen farklı bir pencereden bakış açısı sergileyebiliyor ve hayran bırakıyor bizleri. Ancak sorun nerede durması gerektiğini bilmiyor. Her zaman topluluğa hitap ederk konuşuyor.Örneğin 5 kişilik bir ortamda sadece X' in ilgisini çekebilecek bir konuyu diğer dört kişinin de dinlemesi için sesini yükseltip, kendisini herkesin dinlemesini istiyor. Hep ortaya hitap ediyor, sanırım bunun bir buçuk yaşından beri okula gitmesinin etkisi büyük, sanki her an 25 kişilik sınıfındaymış gibi davranıyor.&lt;br /&gt;Geçenlerde öğretmeni ile konuştuğumuzda aynı şeyden yakınıyordu. Pazartesi sabahı çocukları mindere oturtuyorum, hafta sonu ne?..., daha cümlem bitmeden bal böceğiniz hafta sonunu nasıl geçiridiğini anlatıyor. Polis diyorum örneğin, biz bir kere giderken babam kırmızı ışıkta ...., doktor diyorum diyor, hemen doktorla ilgili bir anı, elime bir oyuncak alıp konuşturmak istiyorum, ve yine oğlunuz bana sesleniyor dedi.&lt;br /&gt;Manzarayı tahmin edebiliyorum. Anlatması, paylaşması gerçekten güzel, öz güvenli oluşu da. Hem bu durumunu korumalı hem de ilk okula başlamadan önce ne zaman konuşup ne zaman susması gerektiği bilincinin yerleşmesini istiyorum. Büyüklerin sözünü sık sık kesip araya kendi cümlelerini ekliyor.&lt;br /&gt;Çevresindeki çocukların çoğunun, üfff amma da çok konuşuyor uyarıları ile biraz gerileyip, yüz ifadesinin değiştiğini gördüğümde üzülüyorum. Ancak hemen daha ilginç bir şey anlatma yoluna gidiyor.&lt;br /&gt;Bizleri dinlediği de oluyor tabi ancak süslü kelimeleriyle uzun uzun anlatımlar yaptığında eğer dikkatinizin dağıldığını hissederse yüzünüzü çevirdiği, defalarca baştan alıp tekrar konuya girdiği ve en kötüsü sesini yükselterek en baştan anlattığı oluyor. Böyle durumlarda sözlü uyarıyoruz. Ancak çevresindeki kişilerin sabrına göre "bir dakika sus, sus da motorun soğusun ... gibi cümleleri çok sık duyar oldu. &lt;br /&gt;Sözümüzü kestiğinde yaptığı davranışın doğru olmadığını benim sözümü bitirmesi gerektiğini hatırlatıp bekletiyorum. Sıkılarak bekliyor tabiiki. Ama bir sonrakinde unutup tekrar söz kesiyor. İkiden fazla kişinin olduğu zamanlarda herkesin onu dinlemesi gerekmediğini anlatıyorum. Son günlerde herkes sabrının sonunda ve gerek okulda gerekse dışarıda sık sık susması söyleniyor ve bazen sert uyarılar alıyor. Hatta babamız bile eve dönüş sırasında sinirlenip araba kullanırken dikkatini dağıttığını iddia ederek bozup atıyor çocuğumu çoğu kere.&lt;br /&gt;Biraz tatil yapabilmesi için iki ay okula göndermeme kararı aldık. Bu süreçte davranış kalıplarını biraz değiştirmek ve sıra ile konuşmayı yerleştirmek istiyorum. Tabii ki kalbini kırmadan, tabiki sürekli geveze olduğunu tekrarlamadan. Bilinçli yaklaşabilmek, öz güvenini kırmak istemiyorum. Birde okuma yazmayı öğrendiği ilk yıldan itibaren paylaşımlarını yazı ile yapmasını isteyeceğim :P)iyi kompozisyonlar yazacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;Bu konuda tecrübeli annelerin görüşve önerilerine çok ihtiyaç duyduğumu da eklemek isterim. sayın okuyucularım nihayet bitti... Gidip çay molası verebilirsiniz ..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-243503731691595521?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/243503731691595521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=243503731691595521&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/243503731691595521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/243503731691595521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/06/gevezeyim-gevezesin-geveze.html' title='GEVEZEYİM, GEVEZESİN, GEVEZE'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFuCWGQR6lI/AAAAAAAAAHI/v8E9RCsdEqw/s72-c/hahaytttttttttttih7.png' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3249417465521060856</id><published>2008-06-17T06:20:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:30.043-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir çocukluk anısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kelime Atölyesi / Fotoğrafların Dili 5. Çalışma'/><title type='text'>Fotoğrafın Dili - Kelime Atölyesi (5. Çalışma)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFe6KYd6zAI/AAAAAAAAAHA/yhBO7C1dowE/s1600-h/1085175-lg.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFe6KYd6zAI/AAAAAAAAAHA/yhBO7C1dowE/s400/1085175-lg.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212839781234035714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer kelime oyuncusu arkadaşlarım gibi bu fotoğraf da aldı beni çocukluğuma götürdü. Her zaman zayıf ve bu zayıflıkla boyumu daha da uzun gösteren, çubuk kraker gibi bir kız olup üç kardeşin içinde en büyüğüydüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız kardeşim ve diğer komşu kızlarıyla sessizce yatak odasına girdik. Kız kardeşim Hanim teyzeye beş çayı içmeye giden anneme yakalanmayalım diye sokak kapısını gözetliyordu. Ben diğer kızlarla gardroba yöneldim. İlk önce saten gecelikler aramızda bölüştürüldü, en göz alıcı olanları tabiki kendime ve kız kardeşime almıştım. Ardından şifon tüller ve eşarpları seçtik. Şifonyerdeki makyaj çekmecesini açıp biraz göz farı, ruj ve allık toparladık çekmeceden. Ben banyoda üstümü değiştirecektim. Diğerleri sıra ile çocuk odasında. Herkes saten geceliklerini giydi.Bellerimize şifonlar sardık, tülleri pelerin gibi omzumuza astık. Makyaj işimiz de bitince koştuk arka taraftaki avluya. Bütün bu hazırlıklar "şarkıcılık" oyunu içindi. Bu yarışmaya erkekler giremiyor ve seyretmelerine de izin verilmiyordu. Arada gecelik giymediğimiz zamanlarda bir kaçımızın annesi seyirci olarak izleyebilir, puanlamaya yardım edebilirdi. Kimimiz Emel sayın, kimimiz Füsun Önal olurduk. O dönemin popüler şarkılarını en kokoş - cilveli, en duygusal hallerimizi takınarak söyler; saç fırçalarından, deodorant kutularından mikrofonlar yapardık. Annem bizi yarı çıplak geceliklerle gördüğünde çok kızardı.Birde mahalle çocukları tarafından yağmalanan makyaj malzemeleri yüzünden az ceza almamıştık. Ben grup lideri olarak her şeyi göze alır, onca çocuğu eve toplar, her birini giydirir, hazırlardım. Arada teyip açıp dans eder, ses kaydı yapıp kendimize özel kasetler de hazırlardık. "Dom Dom kurşunu" şarkısı eşliğinde göbek atma turnuvalarımız olur du ki hiç unutmam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3249417465521060856?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3249417465521060856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3249417465521060856&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3249417465521060856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3249417465521060856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/06/fotorafn-dili-kelime-atlyesi-5-alma.html' title='Fotoğrafın Dili - Kelime Atölyesi (5. Çalışma)'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFe6KYd6zAI/AAAAAAAAAHA/yhBO7C1dowE/s72-c/1085175-lg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6452287318852336094</id><published>2008-06-17T03:16:00.001-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:30.603-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunu / zor'/><title type='text'>Zor</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFeeCm-LYbI/AAAAAAAAAG4/ll7pXyWEwXE/s1600-h/malasnoticiasmb5.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFeeCm-LYbI/AAAAAAAAAG4/ll7pXyWEwXE/s400/malasnoticiasmb5.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212808861362905522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirli sakallarının arasında neredeyse kaybolmuş dudaklarının arasına bir sigara yerleştirdi. Dükkanın önüne attığı taburenin üzerine oturdu. Bir yandan sigarasını tüttürürken, bir yandan düşünüyordu. Sigarasını bir nefeste içti bitirdi. İzmariti kül tablasında ezerken gözleri ellerine takıldı kaldı. Parmaklarının her biri ham kütükler gibi kalınlaşmıştı. Her gün işlenmesi için tezgahının üzerinde yer alan blok tahta parçalarından biri gibiydiler. Bir zamanlar ne kadar yakışıklı bir delikanlı olduğunu anımsadı. Hele birde ispanyol paça bej rengi pantolonunu giydiği günlerde köşe başından döner dönmez mahalle kızlarının gözlerini üzerinde hissederdi. Filinta gibiydi filintaaa. Saçları şekillensin diye sürekli limon kullandığı için arkadaşları "limon" diye takılırlardı ona. Ya bugün, eve bir parça ekmek götürme telaşı adına babadan kalma marangoz atölyesinde saatlerin nasıl aktığını fark etmeden gündüzü geceye bağlıyordu. Biliyordu ki akşamları kendini karşılamak için kapıya koşan karısı kendinden çok üzerindeki talaş tozlarını ve yanık tahta kokusunu karşılıyordu. Zaman geçtikçe daha az çalışıp eve daha yorgun gelmeye başlamıştı. Eskisi gibi eşe dosta gitmek de gelmiyordu içinden talaş tozuna karışmış saçını sakalını temizlemek, temiz giysiler giyinmek için duşa girdiği anda günün tüm ağırlığı üzerine üzerine geliyordu. "Siz gidin, selam söyleyin. Ben odaya geçip yatıcam" sözü artık ev halkının nerdeyse ezberlediği sözlerdendi. Bazı geceler kulağının arkasına yerleştirdiği kalemi unutup o şekilde eve geldiği de olurdu. Yakışıklı Limon Hayri şimdi "marangoz Hayri" ydi sadece. &lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;Mutfağı güzelce toparlayıp, ocağın üzerini de temizledikten sonra çaydanlığa uzanıp, iki bardak çay doldurdu. Salona geçti, kocasına çay bardağını uzatırken gözü oğlana takıldı. Ödevlerine göz gezdirmek için oğlanın yakınına oturdu, çayını da oraya taşıdı. Bir süre birlikte matematik çalıştılar, ardından özeti çıkarılacak bir öyüküyü iki kez okudular. Özeti yazdırırken oğlunun yazısındaki imla hatalarını tek tek kntrol ettirip düzelttirdi. Ezberlenecek şiiri olduğunu duyunca sen ezberlemeye çalış, hazır olduğunda bana seslen seni bir dinleyeyim dedi.&lt;br /&gt;Eşi televizyon izliyordu. Kendi de oturup biraz T.V. izlemeyi düşündü. Çayı soğumuştu. Tazelemek için mutfağa geçti. Buzdolabının üzerindeki "elektirk faturası son gün" notunu görünce faturayı alıp eşine vermek için koridora çıktı, banyonun açık kalmış ışığını fark etti. İçerisi boştu. Işığı söndürmeden önce kirli sepetinin yarı açık ağzından etrafa dağılmış çamaşırları toparladı. Çok çamaşır birikmişti. Açık renk olanları ayırdı, makineye yerleştirip çalıştırdı. Işığı söndürüp çıktı. &lt;br /&gt;Oğlanın odasının önünden geçerken halının üzerinde dağılmış oyuncakları alıp oyuncak sepetlerine yerleştirdi. Kamyonları, uçakları, legoları gruplayıp her birini ayrı sepetlere yerleştirdi. Odadan bulduğu iki üç parça kirli çamaşırı kucaklayıp tekrar banyoya gitti.&lt;br /&gt;Koridordan geçerken ayağına terlikler takıldı. Sendeledi. Biri ters olan terliği düzelti, duvarın kenarına itti. Telefonun kablosunu düzeltti, yine öyle bir dolanmıştı ki, halının üzerine doğru döne döne inen ahizeye bakarken arkadaşını araması gerektiğini hatırladı. Numarayı çevirirken aynadaki yansımasına takıldı gözleri... Sabahki makyajı göz kapaklarında siyahımsı bir leke gibi kalmıştı. Ne çirkin görünüyordu. Halen eritemedim şu göbeği dedi, saçlarının da uçları kırılmıştı. Kuaföre gitmek gerekiyordu. Telefon cevap vermeyince tekrar koridordan salona geçecekken, mutfakta tezgahın üzerinde unuttuğu çayını hatırladı. Çok soğumuştu. Tekrar doldurup, salona elinde çay bardağıyla dönerken kocası koltuğun üzerinde çoktan uyumuştu. Oğlan seslenince yanına gitti, şiirini dinledi, vurgulamara dikkat etmesi için iki kez de kendi okudu, sonra tekrar oğlana okuttu. Ev ödevleri tamamdı. Oğlana yatma vaktinin geldiğini hatırlatıp banyoya gönderdi. Çayı sehpanın üzerinde soğuyordu yine. Sehpanın örtüsünü düzellti, Silgi parçalarını peçeteyle kültablasına toplayıp, çoktan rüya alemine gitmiş eşine seslendi. Eşi onu duymuyodu bile başına gitti tekrar selendi, çekiştirdi. ayaklarından asılınca doğruldu kocası, yalpalayarak yatak odasına doğru yöneldi. Aklına oğlu gelince tekrar koridora çıktı. Dişlerin fırçalanıp fırçalanmadığını kontrol edip tekrar banyoya gönderdi. Ardından oğlanı yatırıp ışığını söndürdü. Salona son kez girdiğinde saatin epeyce ilerlemiş olduğunu gördü. Yine soğuk çayını aldı, kül tablasını, boş meyve tabaklarını tepsiye dizdi, sehpanın biblolarını yerşeltirdi. resim çervelerini düzellti. Uykusu gelmişti. Banyoda yüzünü güzelce yıkayıp yatak odasına geçtiğinde kitaba gözü ilişti. Ayyy bu gün de devam edemeyecekti, oysa en heyecanlı yerinde kalmıştı. Kitabı aldı ama gözleri öyle ağırlaşmıştı ki, elektrik faturasını sanah kocasına hatırlatmak üzere kitabın üzerine bırakıp ışığı söndürdü.&lt;br /&gt;.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6452287318852336094?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6452287318852336094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6452287318852336094&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6452287318852336094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6452287318852336094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/06/zor_17.html' title='Zor'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFeeCm-LYbI/AAAAAAAAAG4/ll7pXyWEwXE/s72-c/malasnoticiasmb5.gif' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1619508480711347952</id><published>2008-06-12T07:06:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T07:44:50.943-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunu / fısıltı'/><title type='text'>RÜZGARIN FISILTISI</title><content type='html'>Ormanda yürüyüş yapıyoruz&lt;br /&gt;Minik bedeniyle yanımda ilerlerken,&lt;br /&gt;Zaman zaman duraklayıp kaygılı adımlar atıyor,&lt;br /&gt;Elimi daha sıkı tutuyor.&lt;br /&gt;Gözleri mutlu mutlu gülümsüyor.&lt;br /&gt;Arada uyarıyor beni:"Bir ses duydum, aslan sesi olabilir mi,&lt;br /&gt;yolumuza filler çıkar mı?"&lt;br /&gt;Çok uzaklaşmayalım, istersen kaybolmayalım diye küçük taşlar atalım yollara ..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölgemize bakıyorum, tam bir bacak boyunda küçük oğlum.&lt;br /&gt;Rüzgar en güzel şarkılarını fısıldıyor kulağıma...&lt;br /&gt;Derin bir nefes alıp, iyice kokluyorum mis gibi havayı.&lt;br /&gt;Ciğerlerimi mutluluk dolduruyor.&lt;br /&gt;Şu an hiç bitmesin, ben dünyanın en mutlu kadınıyım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1619508480711347952?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1619508480711347952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1619508480711347952&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1619508480711347952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1619508480711347952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/06/rzgarin-fisiltisi.html' title='RÜZGARIN FISILTISI'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4472792156600287344</id><published>2008-06-12T06:05:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:30.773-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunu / fısıltı'/><title type='text'>FISILTI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFEib1IB6AI/AAAAAAAAAGo/r2M1NyDpu2c/s1600-h/saripl3dz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFEib1IB6AI/AAAAAAAAAGo/r2M1NyDpu2c/s400/saripl3dz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5210984105356945410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün çabucak bitsin,yarın olsun istedim.&lt;br /&gt;Yarına erişince, iç sesim&lt;br /&gt;"bugün çabucak dün olsun" diye fısıldadı.&lt;br /&gt;Her günüm anı oldu.&lt;br /&gt;Fısıltılar hiç durmadı, çabuk, daha çabuk diye...&lt;br /&gt;Na zaman bugün oldu anlamadım?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4472792156600287344?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4472792156600287344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4472792156600287344&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4472792156600287344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4472792156600287344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/06/fisilti.html' title='FISILTI'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SFEib1IB6AI/AAAAAAAAAGo/r2M1NyDpu2c/s72-c/saripl3dz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5043315630335689242</id><published>2008-05-31T02:59:00.000-07:00</published><updated>2008-06-03T05:46:27.540-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukluk arkadaşı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kelime oyunu / Kahve; eski dost'/><title type='text'>CAN DOSTU</title><content type='html'>İçim rahatladı diye tekrarladı kendi kendine; ardından derin bir ohhh çekti. İyiki aramıştı. Keşke daha önce yapsaydı. Aslında defalarca aramak istemiş ama ne kendi tepkisini ne de arkadaşının tepkilerini kontrol edemeyeceğini düşünüp çekinmişti. Ne diyecekti telefonu açtığında, kelimleri bir türlü seçip sıralayamıyordu. Çok kere aramaya yüzüm yok diye düşünmüş, ardından o da aramaya yüzüm yok diye düşünüp aramıyor belki demiş, sonunda da bir kere daha adım atan ben olmayacağım deyip hüzünle ayrılmıştı telefonun başından. İki yıldan fazla olmuşlardı hiç görüşmeyeli, hiç haberleşmiyorlardı. Birbirlerinin hayatlarından çıkmışlardı. Aslında hayatından çıkardığını sanıyordu, sadece günlük koşuşturmalara dalmış, hayatına yeni merhabalar katmış, günün rutinine vermişti kendini. Arkadaşı, can arkadaşı önce yüreğinde bir hüzün bulutu oldu. Sonraları adını andıkça kalp kırıklığı yaşadı. Daha sonraları da silik bir hatıra , belli belirsiz bir görüntü yerini aldı. Son aylarda ne kalp kırıklığı, ne sızı kalmıştı. Sadece sesini tekrar duymayı ve dostluklarını tekrar yeşertmeyi istiyordu.&lt;br /&gt;Aslında hiç çıkmamıştı aklından, nasıl çıksındı ki, on bir yıl beraber büyümüşlerdi.Ne çok şey paylaşmışlardı. Genç kızlığına ilişkin her anının içinde o vardı.... Beraber dilek hazırladıkları hıdrellez akşamları, ilk aşkları, beş çayı sohbetleri, balkondan balkona fısıldaşmalar, dahası hep gülen yüzler, şen şakrak iki genç kız. &lt;br /&gt;İlk önce o evlenmişti, ne kadar keyif alıyordu yeni evli arkadaşının evinde bir fincan kahve içip , sarı renkli deri koltuklarda birbilerine kahve falı bakıp, gülüşmekten. Bir kaç yıl sonra teyze de yapmıştı arkadaşı onu. &lt;br /&gt;Sonra o kara gün, can arkadaşının annesini kaybettikleri o kara gün. Gebe olduğu için annesi saklamıştı bu haberi, aylar sonra duyduğunda inananamış hemen arkadaşının yanına koşmuştu. Annesi ile çok iyi arkadaştı arkadaşının annesi. Beraberce göz yaşı dökmüşlerdi gidene... Fakat daha seyrek görüşür oldular. Aslında anlıyordu, annesinin ölümünden sonra arkadaşı girdiği depresyondan sıyrılamıyordu, belki ona annesini çağrıştıran her şeyden kaçmak mı istiyordu nedir, güzel aile dostluklarını yavaş yavaş kaybettiriyordu. Artık daha seyrek arıyor, özel günleri atlıyordu. &lt;br /&gt;Sonra kendisi de evlenince yeni koşuşturmalar arasında kendisi de bu seyrek görüşmeleri kabullenir olmuştu. Oğlu dünyaya geldiğinde arkadaşının oğlu kardeşi var saymıştı, doğum izninde yine görüşmeleri sıklaştırsa da kendisi arayıp bulmadıkça merhaba demez olmuştu can arkadaşı...&lt;br /&gt;Bir gün ikinci kez teyze olacağını öğredi, kısa bir süre sonra da arkadaşı doğum yaptığını haber verdi, bu kez bir kızı olmuştu. Koşup gidemedi o anda, başka meşguliyetleri vardı, araya aylar girdi, ardından kardeşinin düğününe çağırdı, gelmedi can arkadaşı, sonra duydu ki onun erkek kardeşi de evlenmiş, fakat davet bile edilmemişti. Git gide kırgınlık duymaya başladı. &lt;br /&gt;İşte böyle duygularla koskocaaa iki yıl geçti, hatta daha fazla. Ancak az önce telefonda "alo" der demez seslerini tanımışlar, ilk sözleri seni çok özledim ve seni çok seviyorum olmuş, göz yaşları karışmıştı konuşmalara; sonraki kelimeler kendiliğinden akıp gelmişti. Geçen sürede olup bitenler hayatlarındaki değişiklikler kısaca anlatılmış, en çok çocuklara ilişkin sorular sorulmuş, beraber büyüdükleri apartmandan bir komşularının vefat haberine yine beraber üzülmüşlerdi. Tam düşündüğü gibi olmuştu, her ikisi de gönüllerinin bir olduğunu araya ne kadar mesafe girerse girsin dostluklarının hep baki kalacağını biliyorlardı. En kısa zamanda görüşelim deyip telefonu kapattığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. &lt;br /&gt;Bir kere daha ohhh dedi, kuş gibi hafflemişti, mutfağa gidip hazırladığı kahvenin kokusunu derin derin çekti içine ve anıların içine bıraktı kendini...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5043315630335689242?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5043315630335689242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5043315630335689242&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5043315630335689242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5043315630335689242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/05/can-dostu.html' title='CAN DOSTU'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4714698896520643331</id><published>2008-05-28T06:19:00.001-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:31.922-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keçiören'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kızılcahamam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nallıhan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beypazarı'/><title type='text'>Molaaaa - Tatil</title><content type='html'>19 mayıs tatilini bahane edip kalan dört gün için de izin alarak, Ankara'ya görümcemi ziyarete gittik. Kayınvalemi de yanımıza aldık. Hep beraber gezdik tozduk, bu mola nasıl iyi geldi anlatamam... Güzel ülkemizde gezilip görülecek öyle güzel yerler var ki..&lt;br /&gt;İlk olarak Anakra yolunda Afyon-Dinar yolu üzerindeki Suçıkan parkında bir mola verdik. Burası Büyük Menderes nehrinin doğduğu yer. Şelalesi, minik bir göleti ve çay bahçesiyle oldukça güzel bir mola yeriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1dru_NuYI/AAAAAAAAAGI/udMfHvZbXRc/s1600-h/sucikan4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1dru_NuYI/AAAAAAAAAGI/udMfHvZbXRc/s400/sucikan4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5205419750239091074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1dVu_NuXI/AAAAAAAAAGA/zUEtkzJvvSk/s1600-h/tatil+018.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1dVu_NuXI/AAAAAAAAAGA/zUEtkzJvvSk/s400/tatil+018.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5205419372281969010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından ilk olarak Beypazarı ilçesini ziyaret ettik. Safranbolu evlerini andıran otantik konak-evleri ve yöresel her şeyin satıldığı çarşısı ile beypazarını çok sevdik. Halkı çok sıcak insanlar, en çok da Atatürkçü oluşları ilgimi çekti, konaklardan birkaçı müze olarak düzenlenmiş. Müzeleri ziyaret ettik. Alış veriş yaptık. Eğer yolunuz bir gün beypazarına düşerse beypazarı kurusundan mutlaka tatmanızı tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1fne_NuZI/AAAAAAAAAGQ/P5l3sr0SGJA/s1600-h/CAT3SB0ZCAAHTIM0CAV5GVXHCA5RLITKCALCHSH1CAJECJKICAXMNF0ICAVNJI9ACAJ8HLXBCAPVAQOVCAWM0VG1CA7L1P4GCAQWIFQACAGKZJTTCA0YW0Q6CA5O0LTHCAU9X5XGCALN6E3UCAZX35AWCA69IDLZ.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1fne_NuZI/AAAAAAAAAGQ/P5l3sr0SGJA/s400/CAT3SB0ZCAAHTIM0CAV5GVXHCA5RLITKCALCHSH1CAJECJKICAXMNF0ICAVNJI9ACAJ8HLXBCAPVAQOVCAWM0VG1CA7L1P4GCAQWIFQACAGKZJTTCA0YW0Q6CA5O0LTHCAU9X5XGCALN6E3UCAZX35AWCA69IDLZ.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5205421876247902610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beypazarı civarındaki mesire yerlerinini birinde piknik yapıp günü tamamladık. Bir sonraki durağımız Nallıhan'dı. Burada görülecek çok fazla yer var, kuş cennet, türbeler, şelale, piknik yerleri. Ancak tercih edeceğimiz yerer arasındaki mesafeler yaklaşık 50-60 km olunca birbiribne yakın görünen kuş cenneti ve uyuz şelalesini gezmeyi seçtik. Uyuz şelalesi için yaklaşık 7 km dağ yolunu tırmanmak gerekliydi. Ancak yol bitiminde dağın zirvesinde mükemmel bir piknik alanına ulaştık, şelalenin suyu azdı ama manzarası ve piknik lanında şırıl şırıl akan içilebilir kaynak suyu ile doğayla iç içe bir gün yaşadık. Çoluk çocuk oksijene ve mis gbi pınar suyuna doyduk. Gözümüz gönlümüz açıldı. Alttaki resimde kuş cenneti görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1hke_NuaI/AAAAAAAAAGY/ynYhxbABAt8/s1600-h/tatil+093.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1hke_NuaI/AAAAAAAAAGY/ynYhxbABAt8/s400/tatil+093.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5205424023731550626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuradada da şelaleyi uzaktan görüntülemye çalıştım:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1iEO_NubI/AAAAAAAAAGg/INth6ZLv_iQ/s1600-h/tatil+151.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1iEO_NubI/AAAAAAAAAGg/INth6ZLv_iQ/s400/tatil+151.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5205424569192397234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ankarada geçiridğimiz akşamların birinde keçiörenin yenilenmiş çehresini görünce şelalerin üzerindeki özbekelrin işlettiği çay bahçesinde muhteşem manzara eşliğinde çayımızı içtik, Estergon kalesi müzesini ziyaret ettik, göldeki ördekleri izledik.&lt;br /&gt;Ertesi sabah Harikalar diyarına gittik Çocukların muhakka götürülmesi gereken yerlerden biri de burası, çizgifilm kahramanlarının maketlerinden oluşturulmuş büyük bir park alanı, oyun parkı, gölet, akülü arabalar vs. içinde her şey var. Başka bir gün evimize oldukça yakın olan Göksu parktaydık. &lt;br /&gt;Son olarak Kızılcahamam' ı ziyaret ettik. Uyuz şelalesi piknik alanı kadar çim içermediği zemin genellikle taşlı olduğu için biraz zorlandık, soğuk su piknik yerinde gerçekten buz gibi su içtik. Pikniğimizi tamamladıktan sonra dolaşmaya çıkınca görüdk ki piknik yerleri dağın zirvesine kadar devam ediyor ve dağın hemen hemen her tarafına piknik masaları yerleştirilmiş, soğuksudan biraz uzaklaşınca muhteşem manzaralı köyler ve çiftlik evleriyle karşılaştık.&lt;br /&gt;Oldukça güzel bir tatil ve kesinlikle iyi bir mola oldu. Şimdi mi tatil bitti ve iş başı :(( Hem evde hem işte kaldığımız yerden devam..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4714698896520643331?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4714698896520643331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4714698896520643331&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4714698896520643331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4714698896520643331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/05/molaaaa-tatil.html' title='Molaaaa - Tatil'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1dru_NuYI/AAAAAAAAAGI/udMfHvZbXRc/s72-c/sucikan4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4218291982740423008</id><published>2008-05-28T05:50:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:32.100-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çok yoğun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tadilat'/><title type='text'>Buradayım :)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1asO_NuWI/AAAAAAAAAF4/sF1jLXE-Usk/s1600-h/Running%2520away%2520from%2520time.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1asO_NuWI/AAAAAAAAAF4/sF1jLXE-Usk/s400/Running%2520away%2520from%2520time.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5205416460294142306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır blogumu ve diğer blogcu arkadaşlarımı ihmal ettim. Çok yoğun bir tempo içerisindeyim. İlk önce işyerimde büyük bir tadilat yaşandı. Masalarımızda toz topraktan çalışmaz hale gelince toplantı salonunu geçici olarak büro yaptık, badana işimizi de halletikten sonra taşınma ve yerleşme nedeniyle oldukça yorucu geçti günler. Bitmeyen kabusum dişlerim nedeniyle haftanın en az bir gününü dişçide geçiriyorum. Dişçiyle randevumun olmadığı günlerde de yapıştırıcısı düşen geçici dişlerim nedeniyle ekstradan dişçi ziyaretlerim oluyor ki çıldırmak üzereyim, bir an önce her şeyi rahatça yiyebileceğim dişlere kavuşmak için sabırsızlanıyorum ama benden nerdeyse peygamber sabrı bekliyorlar. Erik, şeftali ve bilimum yaz meyvelerinin pazar sergilerini doldurduğu şu günlerde kütür kütür yiyemediğim her şeye sinirleniyorum. Neredeyse büyükşehir belediyesinin yol yapım çalışmalarına benzer manzaralarla yani açılıp kapanmamış çukurlar, sürekli değişen kaldırım taşlarına benzer haldeki bir ağızla kaç aydır yaşıyorum tahmin edemezsiniz. &lt;br /&gt;İşyerimizdeki tadilatın ardından evimizde de tadilatlar başlatma kararı aldık. İlk olarak yatak odamıza duvardan duvara bir gardrop, oturma odamıza yüklük, koridora vestiyer ve banyolarımıza hilton dolap yaptıracağız. Geçen iki haftayı ustalarla geçirdik, keşfe geldiler, ölçü aldılar, fiyat verdiler. Bu arada ben de eşyalarıma göre ihtiyaçlarımı belirleme ve hatta çizimler oluşturmakla uğraştım. İlk anda bir usta gelsin ve evimde mucizeler yaratsın diye bekledim ama sonradan gördüm ki ben konuya hakim olmadıkça eksikler kalıyor ve ihtiyaçlarımı belirlemem gerekiyor. Bazı geceler sabaha kadar kapak, raf ve dolaplar düşleyerek uyumaya çalıştığım ya da sürekli aynı rüyayı gördüğüm oldu. Olmadık zamanlarda elimde ölçü ile dolaşıp evin şurasını burasını ölçüyordum. Misafirliğe gittiğim evlerde sohbetten uzaklaşıp dolaplara odaklandığım hatta çantamdan ölçüyü çıkarıp kapakları ölçme, raflarını sayma isteğimi zor baskıladığım anlar oldu. Sonunda dün bir usta ile anlaştık, çizimlerimi kendisine teslim ettim. En azından bir parça rahatladım. Renk seçimi için fabrikayı ziyaret edip büyük plakaları gördükten sonra karar vermek istedim. Her ne kadar heyecan verici olsa da iyi konsantrasyon ve araştırma gerektiren zor işlermiş bunlar insan başına gelince anlıyor.&lt;br /&gt;Oğluma gelince hızla büyüyor, boyu uzadı, gelişti, artık iyice hakimiyetini sağladığı iki tekerlekli bisikletin üzerinde onu izledikçe zamanın nasıl bu kadar hızlı aktığına inanasım gelmiyor. Kurduğu cümleler ve geniş kelime haznesiyle beni oldukça şaşırtıyor, bazen öyle objektif düşünüyor ve bambaşka bir açıdan bakış açısı getiriyor ki şaşırıp kalıyorum. &lt;br /&gt;Eşimle ikinci bir çocuk için olumlu düşünmeye başladık. Henüz start aldığımız yok, en azından dişlerim vs. yoluna girsin diye bekliyoruz, ancak hızla büyüyen oğlumu izledikçe bu konuda da içim cız ediyor, ona oyun arkadaşı olabilecek bir kardeş için oldukça geç kaldığımızı düşünüp keşke diyorum... Keşke şu anda bir kardeşi doğmuş olsaydı... Eşim ise hayatta olduğumuz sürece hiç bir şey için geç değildir diyor. Bal böceğim ise kardeş bekleyen arkadaş haberlerini duydukça sinirleniyor ve fırçayı çekiyor bize: "en hepsinden daha önce kardeş istemiştim, senin karnına bebek neden gelmiyorrr?"&lt;br /&gt;Aslında keşke yerine harekete geçme vakti de... de işte ....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4218291982740423008?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4218291982740423008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4218291982740423008&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4218291982740423008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4218291982740423008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/05/buradaym.html' title='Buradayım :)'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SD1asO_NuWI/AAAAAAAAAF4/sF1jLXE-Usk/s72-c/Running%2520away%2520from%2520time.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-9064093913130177045</id><published>2008-04-22T01:02:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:32.370-08:00</updated><title type='text'>PIRINCTE OYNANAN OYUNU BOZABILIRIZ..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SA2cInJP1FI/AAAAAAAAAFw/OjdE_vq1kps/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SA2cInJP1FI/AAAAAAAAAFw/OjdE_vq1kps/s400/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191977617188705362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar ,Uluslararası para mafyası ve onların yerli işbirlikçileri paralarını pirinçe yatırarak , çok büyük miktarda pirinç stoğu yaptı , Türkiye'de pirinç fiyatlarını toptan 400 bin liradan 4 milyon liraya kadar çıkarttı , bir süre daha stoklarını piyasaya sürmeyerek 5 ytl e çıkınca süreceklermiş .Tüketici birlikleri bir süreliğine boykot çağrısı yapıyor Bu stokları 1hafta 10 gün içerisinde piyasaya sürmezlerse büyük zarar edeceklermiş ,herkesi ay sonuna kadar , 1 Mayıs'a kadar kesinlikle pirinç almamaları konusunda uyarıyorlar .15 gün pirinç yemezsek ölmeyiz, ama stokçulara bu milletin duyarsız olmadığını , aptal olmadığını , gerektiğinde tepki verebileceğini duyurmak lazım . Ben Mayıs ayına kadar kesinlikle pirinç almayacağım , lokantada yemekhanede pirinç pilavı yemeyeceğim , etrafımdakileri de uyaracağım .Pirinçi 5 ytl yerine 1 ytl'den yemek istiyorum . &lt;br /&gt;Milletimiz gözünü açsın artık . detaylı bilgi edinmek isteyenler &lt;a href="http://www.bizkackisiyiz.com/Haber.php?Haber_id=498&lt;br /&gt;"&gt;Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker' in konuyla iligili yorumlarını şuradan&lt;/a&gt;okuyabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-9064093913130177045?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/9064093913130177045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=9064093913130177045&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/9064093913130177045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/9064093913130177045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/04/pirincte-oynanan-oyunu-bozabiliriz.html' title='PIRINCTE OYNANAN OYUNU BOZABILIRIZ..'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/SA2cInJP1FI/AAAAAAAAAFw/OjdE_vq1kps/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1613257263467446429</id><published>2008-04-07T06:23:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:32.524-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunları: hata ve affetmek'/><title type='text'>KELİME OYUNU / HATA</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R_onD6z4PyI/AAAAAAAAAFI/CtaiOCJHpQI/s1600-h/61954665bv8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R_onD6z4PyI/AAAAAAAAAFI/CtaiOCJHpQI/s400/61954665bv8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5186500869150490402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynadaki görünütüsüne uzun uzun baktı genç kız, annesinin ve babasının küçük kızını görmeyi isterken, dün geceyi uykusuz geçirdiği için göz altlarında morluklar oluşmuş yorgun bir yüz buldu. Bu kendisi miydi gerçekten de, büyümek bu kadar zor muydu, aynadaki kız bu kadar yabancı mıydı kendine? &lt;br /&gt;Koridora çıktı, banyoya gidip elini yüzünü yıkamak suyun serinliğini taa yüreğine kadar hissetmek istiyordu, evin içinde kimseyle karşılaşmamak için usulca süzüldü koridordan banyoya. Herkes ona sorgular gibi bakıyor geldiğinden evde kimseyle karşılaşmak istemiyordu. &lt;br /&gt;Onunlayken ne kadar mutlu hissediyordu kendini... Mutlu fakat bir o kadar da güvencesiz. Bu nedenle yabancıydı kendine işte, ilk kez ailesinin gözünden düşmüştü, bu güne kadar her hareketi takdir edilirken bir anda bu konuma gelmişti. Sorgusuz sualsiz alıp götürmek istiyordu bu ilişkiyi, kalıplardan uzak tutmak istiyordu, ama olmuyordu, o kendini rüzgarda savrulan bir yaprak gibi ilişkilerinin seyrine bırakmak istedikçe, minik yaprak sert duvarlara, taşlara çarpıp kırılıyordu.  Kendisinin ve ailesinin olşturduğu taştan duvarlara.. Kimse flört etmeyi yakıştırmıyordu ona, onu beğenen biri varsa gelsin istesindi, öyle gezip tozmak yakışık almazdı. Eee sol ele geçen bir yüzük mü onu güvenceye alacaktı, kendi de bilmiyordu. Eline ekmeğini almış biriyle birlikte olmasını istiyordu ailesi, oysa sevdiği adam kendi gibi okulunu yeni bitirmiş ve hayatın henüz başında biriydi.Şimdilik onu ciddi bir ilişkiye zorlamayı düşünmüyordu. Evet zorlamayacağım diye hatırlattı soğuk suyu yüzüne çarparken. Kim ne derse desin...&lt;br /&gt;Gitti, gardrobundan en sevdiği giysileri çıkardı, neşeyle hazırland.En güzel iç çamaşırını giydi içine, makyaj yaptı, bu kez aynada beğendi kendini. Ama o küçük kız çocuğunu göremedi yine aynadaki yansımada, küçük kız çocuğunu öldürdüğünü, yok ettiğini düşünerek çıktı odadan. Belki bu gerekliydi, sevdiğime giderken belki o küçük masum kızı hiç aklıma getirmemem gerekiyor diye düşündü.&lt;br /&gt;Tam evden çıkacaktı ki, annesi mutfaktan yetişti, "geç kalma" dedi. "Merak etme fazla gecikmem anne", diye geçiştirdi annesini, paltosuna uzandığı anda göz göze geldiler:&lt;br /&gt;-Kızım, kendine dikkat et! O genç... o genç sana göre değil, boşu boşuna adını çıkaracaksın!&lt;br /&gt;_Annee bana layık bulmadığın o genç benim seçimim! Bırakın da hayatımda bir kerecik olsun kendi tercihimi yaşayım, izin verin de bir kez hataysa hata yapayım. Biliyorum yağmurda şemsiyesiz dolaşmamı istemiyorsun. Ama ben bu kez ıslanmak istiyorum, ıslanmak! anladınız mı? Eğer bu ilişki bir hataysa benim hatam olsun, ömrümün sonuna kadar affetmeyeceğim bir hata olsa da bu kez yalnız ve başıma buyruk davranmak istiyorum. Büyümek istiyorum anne, sizin gölgenizden uzak bir yerde büyümek istiyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1613257263467446429?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1613257263467446429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1613257263467446429&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1613257263467446429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1613257263467446429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/04/kelime-oyunu.html' title='KELİME OYUNU / HATA'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R_onD6z4PyI/AAAAAAAAAFI/CtaiOCJHpQI/s72-c/61954665bv8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-2999988542716614965</id><published>2008-03-26T05:54:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:32.696-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hazırlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunları'/><title type='text'>HAZIRLIK</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R-pWhaz4PwI/AAAAAAAAAE4/3Ea5hpV9iCg/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R-pWhaz4PwI/AAAAAAAAAE4/3Ea5hpV9iCg/s400/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182049453375766274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kelimeoyununakatilanlar.blogspot.com/"&gt;Kelime Oyuncuları&lt;/a&gt; yeni kelimeyi benim belirlememi istediklerinde, yeni kelime "hazırlık" olsun deyiverdim. Bugün sabahtır düşünüyorum hazırlık nasıl, ne menem bir kelimedir diye? Aslına bakarsanız insanda paranoyalar yaratacak kadar mühim bir kelime olduğunu fark ettim. &lt;br /&gt;Şöyle ki gogılda hazır diye tıklayacak olursanız kelime anlamı olarak "Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan" açıklamasını buluyorsunuz, hazırlık  ise "Hazırlanmak için gereken şey veya durumların bütünü." diye açıklanmış gogıl amcada... O zaman bir işe girişmeden o işle ilgili her türlü plan, proje, kroki, alışveriş, tedarik işini halletmek gerekiyor diye düşündüm. Eğer bahsedilenleri gerçekleştiremeden bir işe girişiverirsen "hazırlıksız" hatta daha da fenası "hazırlıksız yakalanmış" olunuyor.&lt;br /&gt;Buradan yola çıkarak hazırlıksız yakalanmak gibi fena bir duruma düşmemek için her şeye hazırlıklı olmak durumu geliştirmek gerekiyor. Hazırlık yap, hazırlıklı ol. İşte paranoya durumları bu noktadan itibaren oluşuyor: Her şey için hazırlık yap, hazırlıklı ol, olll!&lt;br /&gt;Aldığın kaşarlı simitin içinde hiç kaşar bulunmamasına hazırlıklı ol, birazcık büyüyen çocuğunun sonu gelmez sorularına hazırlıklı ol, terziye gidip de alt tarafı bir makine çekme işi sonunda talep ettiği fiyata hazırlıklı ol, kahvaltı hazırla, sabah giyeceklerini hazırla, akşam eve dönüş trafiğinde her şeye hazırlıklı ol, plansız projesiz hiç bir iş yapma!&lt;br /&gt;Ha bir de hazırlık konusunda kişilere yardımcı olmayı meslek edinmiş kişilerin barındığı iş kolları, iş yerleri de var, bunlar her konuda "hazırlık kursu" veriyorlar: "üniversiteye hazırlık, anne baba olmaya hazırlık, sınavlara hazırlık, doğuma hazırlık.." Bir hazırlık almış başını gidiyor.&lt;br /&gt;Havalar da şaşırdı son günlerde, bir yağıyor ki durmaksızın. Bizim ülkemizde hava yağışlıysa romantizmi falan düşlemek, kolkola sevgiliyle yürümek gibi hayaller yersizdir, yağmurla birlikte hayat alabora olur, her yeri su basar, trafik klitlenir ve yağmura hazırlıksız yakalanılır her nedense her seferinde... Ama serde hazırlıklı olmak var ya haydi yağmura hazırlıklısın zırhlı araç gibi üstünde yağmurluk, ayağında su geçirmez birinci sınıf çizmen, şemsiyen, eee on dakika  sonra bir rüzgar çıkıyor amanın rüzgar değil fırtına, havada uçuşan şeyleri saymak mümkün değil, yolda ilerlemek engelli koşu yapmak gibi bir duruma dönüşüveriyor. E buna da hazırlıklı olmak lazım. İyi de çok değil birkaç saat sonra kuvvetli rüzgar ve fırtına nedeniyle yağmur bulutları dağılıyor ve güneş yüzünü gösteriyor, bunların hepsi aynı gün sınırları içinde oluyor dikkatinizi çekerim. Buna da hazırlıklı ol :)&lt;br /&gt;Demek ki günlük hayatta bile öyle çok hazırlık olma durumu çıkıyor ki karşımıza işimiz gücümüz neredeyse hazırlık yapmak olmalı. Birde şöyle bir durum var: "yarın ölecekmiş gibi öbür dünya için, yüz yıl yaşayacakmış gibi bu dünya için..." yok benim gözlerim karardı.&lt;br /&gt;"hazırdan yeme" "hazıra dağ dayanmaz" o zaman hazırklık yap biriktir, yarın lazım olur... Daha bu günü bitirememişkem hem bugün, hem yarın için hazırlık devreye giriyor. Bir tabela okuyorum ".... için ön hazırlık kursu" yahu ben bunun son hazırlığını alsam olmaz mı?&lt;br /&gt;Asker bağırır: "hazır olllll" İyi de, neye hazır olayım????&lt;br /&gt;Şimdi söyleyiniz hazırlıklı olmak mıııı, hazırlıksız yakalanmak mııı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-2999988542716614965?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/2999988542716614965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=2999988542716614965&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2999988542716614965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2999988542716614965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/03/hazirlik.html' title='HAZIRLIK'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R-pWhaz4PwI/AAAAAAAAAE4/3Ea5hpV9iCg/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-8641634453078349936</id><published>2008-03-25T07:19:00.001-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:33.032-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kardeş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelik'/><title type='text'>YİNE BAL BÖCEĞİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R-pXLKz4PxI/AAAAAAAAAFA/rAel8ia_5Ho/s1600-h/smwallmnc.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R-pXLKz4PxI/AAAAAAAAAFA/rAel8ia_5Ho/s400/smwallmnc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182050170635304722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir hafta içinde iki hamilelik haberi aldık. Özellikle dün öğrendiğim ikinci hamilelik oğlumun sınıf arkadaşlarından en sevdiği "kankam" dediği arkadaşının anne karnına gelen "sürpriz bebek"'i bizi hem sevindirdi, hem şaşırttı. Sürpriz bebek annenin kariyer sınavı verdiği şu günlerde planları alt üst ederek gelse de herkesi sevindirdi:)&lt;br /&gt;Bal böceğim de haberleri aldıkça anne bende kardeş istiyorum diye söylenmeye başladı. Neden kardeşi olmadığını, kardeş için çok mu beklemek gerektiğini, hep bekleye bekleye mi kardeşi olcağını sordu, en sonunda avaz avaz "bende kardeş istiyorum. İstiyorum, istiyorum" diye bitirdi olayı. tamam senin de bir kardeşin olucak diye kesitirip susturmayı denedim.&lt;br /&gt;Bu kez konuşöalar şöyle devam etti:&lt;br /&gt;-Anne ben sana buğday arayacağım.&lt;br /&gt;-Hayırdır oğlum buğday mı ne yapıcaz buğdayla,&lt;br /&gt;-Kardeşim olsun diye sana buğday getireceğim.&lt;br /&gt;- Kardeş olsun diye miii?&lt;br /&gt;-Evet hani sen söylemiştin ya? öyle anlatmıştın.&lt;br /&gt;_Annecim karıştırıyor olmalısın ben sana buğday ve kardeşle ilgili bir şey anlatmadım.&lt;br /&gt;-Öğretmenim de söylemişti. Sen de anlatmıştın.&lt;br /&gt;-Anne çiçek tohumu olur mu çiçeklerden tohum getirsem kardeşim olsun diye?&lt;br /&gt;Anne olayı anlar ve gülmesini tutamaz :)&lt;br /&gt;bakınız ilgili yazı :&lt;a href="http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/dn-sohbet-koyuydu.html"&gt;Dün sohbet koyuydu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güldüm gülmesine de... Bal böceğine kardeş yapıp yapmama konusu son günlerde sürekli zihnimi meşgul eden bir konu. "Bir çocuğa verilebilecek en güzel hediye kardeştir" sözünü de okuduktan sonra kafam iyice karıştı. Hayatta biraz "gözü kara" olmak lazım galiba...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-8641634453078349936?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/8641634453078349936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=8641634453078349936&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8641634453078349936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8641634453078349936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/03/yine-bal-bcei.html' title='YİNE BAL BÖCEĞİ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R-pXLKz4PxI/AAAAAAAAAFA/rAel8ia_5Ho/s72-c/smwallmnc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-67907642069396023</id><published>2008-03-20T00:54:00.000-07:00</published><updated>2008-03-20T02:25:16.377-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sürgün'/><title type='text'>kelime oyunları / sürgün</title><content type='html'>Kelime oyuncuları seçtikleri yeni kelimeyi "sürgün/vurgun" olarak açıkladıklarından beri ne yazacağımı bilmez, aklımın köşesindekileri derleyip toplayamaz bir halde diğer oyuncuların yazdıklarını okudum. Esir alınmış, zorla sürgüne gönderilmiş insanları içeren film kareleri, özgürlük ve demokrasi adına sürgün edilmiş, yarın için bu gününden vaz geçmiş onlarca insan, "düşünce suçlusu" terimi zihnimin içinde balonlar halinde uçuştu durdu.  Sürgün denince ilk aklıma gelenler bu imgeler, bu zihinsel görüntülerdi. Dışarıda yüreğimi kıpır eden eden bahar varken oturup da hüzün dolu , acı dolu satırlar eklemek istemedim buraya. &lt;br /&gt;  Sürgün edilmişlik zordur, acıdır. Yukarıdaki örneklerin dışında bazen sürgünlüğü yaratanın da yok edenin de kişinin kendisi olduğu durumlar vardır.&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;Günlerdir kız kardeşini merak ediyordu, nasıl geçiyordu günleri, alış mıydı yeni evine, yeni hayatına? Şu anda bulunduğu yer kimbilir nasıl bir yerdi hayal bile edemiyordu, hiç yurt dışına çıkmamış biri olarak nasıl hayal edebilirdi ki... Üstelik kardeşi de böyle diyordu, nereden bileceksin abla, hiç uzaklaşmadın ki doğduğun yerden, hiç gördün mü ki buraları, hayal bile edemezsin, gurbeti ancak yaşayan bilir !&lt;br /&gt;Bir kaç gün sonra telefonda konuşurken kızgındı kardeşi, günler geçmiyor burada, çok sıkılıyorum abla dedi, buradaki her şey bana orayı, sizleri özletiyor.&lt;br /&gt;Anlıyordu kardeşini, kolay değildi. Hem evlilik hem yeni bir çevre, yepyeni bir ülke. Tabii her şey yabancıydı ona, zordu durumu...&lt;br /&gt;Aylar sonra bir gün hop diye çıkıp geldi kardeşi, olmayacak abla diyordu. Eşimi seviyorum ama sizleri öyle özlüyorum ki gurbet bana göre değil. Kanser olacağım orada... Eşim beni seviyorsa o gelsin buraya, ancak orada onunla yaşamak benim kapasitemi aşıyor. Bunu anladım, yapamıyorum dedi.&lt;br /&gt;Kızkardeşini dinlerken görebildiği tek şey tükenmişlikti. Dinledikleri, kardeşinin sorun diye ortaya döktükleri incir kabuğunu doldurmayacak kadar küçük çatışmalardı. Fakat asıl, onu buralara getiren özlemdi, gurbetti... &lt;br /&gt;Sonra dayanamadı kardeşi, döndü eşine , yuvasına ama bir kaç ay sonra yeniden geldi.Sevmiyorum orayı, yapamıyorum dedi. Anladı abla durumu, ancak kızgınlık duyma sırası kendisindeydi şimdi. Madem seviyordu kocasını, sevgi emek isterdi, çaba isterdi, böyle valizi alıp gelmek var mıydı kitapta? Hem kendi seçimi değil miydi bu? &lt;br /&gt;Şimdi anlatmalıydı kardeşine, "çevresinde sürekli gülleri arayanlar, kır çiçeklerini fark edemezler bile..", doğru kimse ona gül bahçesi vadetmiyordu, fakat çıkarmalıydı kardeşinin sürgündeki yüreğini, uzaklarda olmanın huzurunu yakalamalı, gurbeti benimsemesi için sürgünlüğü kaldırmalıydı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-67907642069396023?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/67907642069396023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=67907642069396023&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/67907642069396023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/67907642069396023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/03/kelime-oyunlar-srgn.html' title='kelime oyunları / sürgün'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5127073276842481092</id><published>2008-03-17T01:27:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T17:48:33.427-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğumgünü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arı pasta'/><title type='text'>DOĞUM GÜNÜMÜÜÜZ</title><content type='html'>Bu sene bal böceğimin doğumgününü üç dört gün önceden kutladık. Hem annem ve babamın isveç ziyareti öncesi son hafta sonlarıydı, hemde hafta içi bir kutlama yapmak, çalışan biri için zor oluyordu. Kocişim de pazar günü şehir dışında olacağı için kutlamamızı cumartesi öğleden sonra yaptık. Neredeyse son altı ayı "benim doğum günüme kaç gün kaldı anne?" sorularıyla geçiren bal böceğim nihayet kendisine doğum günü partisi yapılacağını duyduğunda kıyıda köşede kalmış ne kadar akrabamız varsa hepsini ve sınıfındaki tüm arkadaşlarını, öğretmenlerini hatta okuldaki mutfak görevlisine kadar herkesi doğum gününe davet etmek istedi. Sonra da "annee, koltuklarımıza sığacak kadar kişi çağırıyorum" demez mi ? İsteği üzerine eş dost kim varsa davet ettik, okuldan da partimize gelebilecek durumda olanlara evimizin krokisini hazırlayıp verdik. Sağ olsunlar teyzem, kocişin dayısının eşi, annem ve büyüteç hanım birer çeşit tatlı tuzlu hazırlayarak bana büyük destek verdiler. &lt;br /&gt;Pastamızı dışarıdan sipariş vermeyi düşünmüştüm ancak, bal böceğim kendisine bir pasta hazırlamamı çok sitedi, çevreden de benim pastamın daha hafif olduğu söylenilince yine iş başa düştü. Bu sefer bal böceğim kendisine "arı maya" pastası yapmamı istedi, netten bayağı bir arı resmi taradıktan sonra kendime kolay bir model buldum. Hazır pasta keklerini bıçakla keserek modeli oluşturduğumda pastanın küçük olduğunu fark ettim. Neyse ki marketler henüz kapanmadan bir pasta keki daha alındı, ilave kreme vve krem şanti hazırladım. yaklaşık üç saatimi aldı pasta yapımı. Cuma gecesi iş çıkışı mutfakta hiç başımdan ayrılmayan bal böceği ile hiç kolay olmadı hazırlıklarım. Defalarca mutfaktan çıkıp bal böceğini tuvalete götürmek, elinden mikseri almak, yere dökülen krem şanti parçalarını temizlemek durumunda kaldım.Sonunda tıpkı bal böceğim gibi sevimli bir arı pasta hazırlayabildim. Oldukça içime sindi pastamız. Gecenin diğer yarısını ise renkli patetes salatası ve kuskuslu salataları hazırlayarak geçirdim. Uykulu ve dağınık bir mutfağın içinde yarı öfkeli bir halde hazırlıklarımı sabaha karşı ikiye doğru ancak tamamlayabildim. neyse ki ikramlar konusunda annnem sağ olsun, davetlilerin katılımını sağlayarak (herkese görevler vererek :) ) beni epeyce rahatlatmıştı. Cumartesi sabahı da salonun hazırlığı ve temizlikle uğraştım. &lt;br /&gt;Tam oğlumun istediği gibi hem akrabalarımızın olduğu  hemde sınıftan üç arkadaşının gelebildiği kalabalık ve neşeli bir doğum günü kutlamamız oldu, pastam herkesten övgüler aldı. Bal böceğim çok mutluydu, her kapı çalışında gelenlerin boynuna sım sıkı sarıldı, beş yaş mumunu üflediğinde hep bir ağızdan "iyiki doğdun" şarkısını söylerken gözelrimin dolmasını engelleyemedim. İyiki doğdun oğlum! İyiki varsın !!!&lt;br /&gt;Pazar günü evi tekrar temizledikten sonra bal böceğimi alıp önce balkonda çam ağaçları manzaramızı izleyerek güzel bir kahvaltı yaptık, sonra bisikletimizi alıp dışarı çıktık. Oğlum sitedeki diğer çocuklarla bisiklete bindi, ben yürüyüş yaptım. Sonra elimize topumuzu alıp çam ağaçlarının altındaki çimenlik alanda volaybol ve futbol oynadık. Bol bol koşup, yuvarlandık. Temiz hava, çimenler, topraktan yüzünü göstermiş papatyalar... nefis bir ortam oldu oğlum ve bana. Kendimi yeniden sağlıklı hissettim... Güzel bir hafta sonuydu.&lt;br /&gt;İşte arı maya doğum günü pastamız &lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R94zrfeeD0I/AAAAAAAAAEw/RVoWlSMY9MY/s1600-h/yagiz+014.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R94zrfeeD0I/AAAAAAAAAEw/RVoWlSMY9MY/s400/yagiz+014.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178633443799338818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5127073276842481092?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5127073276842481092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5127073276842481092&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5127073276842481092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5127073276842481092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/03/doum-gnmz.html' title='DOĞUM GÜNÜMÜÜÜZ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R94zrfeeD0I/AAAAAAAAAEw/RVoWlSMY9MY/s72-c/yagiz+014.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3297281833631753066</id><published>2008-03-11T00:16:00.000-07:00</published><updated>2008-03-11T00:30:21.930-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elma çekirdeği ve oğlum'/><title type='text'>SALONDA ELMA AĞACI VARR</title><content type='html'>Cumartesi sabahı uykumun içinde "anneee, uyanın hadii size bir sürprizim var" seslerini duydum. Neler oluyor diye düşünerek gözlerimi yarı açıp baktığımda bal böceğimin fal taşı gibi açılmış gözleriyle karşılaştım. &lt;br /&gt;- "Haydi anneee, gelll!" &lt;br /&gt;-Nereye geleyim oğlum ?&lt;br /&gt;_ Haydiiii salona gel, sana bir s,rprizim var,haydi uyannn&lt;br /&gt;_ Oğlum uyuyorum, sürprizina uyandığımda baksam olmaz mı hıı?&lt;br /&gt;- Anneee yaaa&lt;br /&gt;- Peki nasıl bir sürprizmiş bu?&lt;br /&gt;_ Anneee, artık pazara gitmemize, para harcamamıza gerek kalmadıııı. Çünküüüü artık bizim kendi meyve ağaçlarımız var.&lt;br /&gt;_ !!!!!??????&lt;br /&gt;_ Evetttt, hiç pazara gidip meyve almamıza gerek yok, ben salondaki saksıya elma çekirdeği koymuştum, onlar bu sabah büyümüş, yakında elma ağacı olucaklar, pazardan meyve almamıza hiç gerek yok, saksıdaki ağaçlarımızdan koparır koparır yeriz, ne güzel de mi? &lt;br /&gt;_ :)))) !!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki kollarımdan çekiştire çekiştire uyanmamı sağladığında, durumu anladım, geçen günlerde elma çekirdeğini kurumaya yüz tutan benjaminin dibine gömdüğünü hatırladım. Dün sabah, zavallı çiçeğim İzmir'in karına alışamadı, soğuktan bozuldu, bari gövdesini kurtarabilsem diye düşünürken, topraktan başını göstermiş bir kaç ot ve yonca gözüme takılmıştı. Sularken temizleyim otları diye düşünüp sonra unutmuştum. Bal böceğim sabah uyanıp da salona gittiğinde bu minik yoncaları görüp gömdüğü elma çekirdeğinin çimlenip filizlendiğini düşünmüş :)) Onların birer ot olduğunu söylemedim. daha ben banyoda yüzümü yıkarken koca saksıyı sürükleyerek banyo kapısı önüne taşımıştı: "İşteeee, elma ağaçlarımıııızzz" her bir ot ve yoncay sevgi dolu övgüler yağdırıp, minicik bir fincanla azar azar sulayışı görülmeye değerdi. Biz artık salondaki saksımızdan elma toplayıp yiyeceğiz, darısı başlarınıza...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece, çaya misafirlerimiz gelicekti, ben mutfakta yemek hazırlığı ile uğraşırken, anneee nolur sana yardım edeyim diyen bal böceğim, balkonda çamaşır demirindeki çamaşırları topladı, sonra bana havuç ve pırasa doğradı, dikkatlice elelrini kesmeden, sonra daaa birlikte kek yaptık. Kekin tüm malzemelerini kendisi karıştırdı, unu eledi :)))Son oarak söylediği: "Anne , sana yardım etmeyi çok seviyorum." oldu :)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3297281833631753066?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3297281833631753066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3297281833631753066&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3297281833631753066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3297281833631753066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/03/salonda-elma-aaci-varr.html' title='SALONDA ELMA AĞACI VARR'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7196046393439095811</id><published>2008-03-04T00:10:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:33.943-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='duvar'/><title type='text'>KELİME OYUNU / DUVAR : AYRI SÜTUNLAR GİBİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R80Kq9OtjaI/AAAAAAAAAEo/Fr4qFUAgM3w/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R80Kq9OtjaI/AAAAAAAAAEo/Fr4qFUAgM3w/s400/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5173803280025619874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabaha değin kız kıza sohbetlerle sabahladığımız ve yaptığımız işe de pijama partisi dediğimiz sohbetlerden birindeyim... Her birimiz evlendik, eşimiz, bazılarımızın çoluğu çocuğu var. Konu evliliklerimiz, mutsuzluklarımız, tercihlerimizin getirdikleri, götürdükleri... Avukat olan arkadaş bir yerde okuduğu sözü tam hatırlamasa da aklında kalanıyla tekrarlıyor: "Ayrı sütunlar gibi yaşayın, aranızdan cennetin rüzgarlarının geçmesine izin verin..."&lt;br /&gt;Ayrı sütunlar gibi yaşamak... O gün dedik ki, niçin karşımızdakini ille değiştirmeye, kalıplarımıza uygun moda getirmeye çalışır dururuz, bunu yapıcaz diye çabalar, didinir, en çok da kendi kendimizi bitiririz. Bu kadın olmanın getirisi dediler. Olmaz, yani böyle olmamalı, aynı çatı altında yaşıyoruz, ortak yaşam kurduk diye her şeyimiz ortak mı olmalı? Ondan sonra kendimizden dırdırmızla uzaklaşmış kocalar yaratır, sonra da durumdan en çok şikayet eden yine biz olmaz mıyız? Oysa izin versek de ayrı sütünlar olarak ortak duvarlara bağlansak.. Her şey daha kolay olmaz mıydı? &lt;br /&gt;Benim eşim bir duvar dedi içimizden biri... Öyle ki görünmez duvarlarla çevrili dört yanı. Ama duvarımı seviyorum. Ne onunla ne de onsuz olmuyor. Bir başkası, senin yerinde olsam "duvar" diye nitelendirdiğim bir adamı çoktan bırakmıştım, hem adama duvar deyip hem de "seviyorum" demenin mantığı var mı? Hadi benim kocayı duvar yaptık diyelim en azından benim duvarım yakışıklı deyiverdi.&lt;br /&gt;sabaha kadar uzayan sohbetimizden aklımda ne onun kocası, ne bunun dırdırı, acıları üzüntüleri, paylaşımları, masaya yatırılmış didik didik edilmiş evlilikler, sadece duvarlar ve sütunlar kaldı. Hayatımızda görünmez duvarlar yaratan aslında kendimiziz. &lt;br /&gt;İllaki dört duvar içinde barınıp aynı çatı altında öleceğiz diye aramıza kat be kat duvarlar örmemek adına gözümüzü açmak lazım.&lt;br /&gt;O sabah ki neredeyse sabah uyumuş olmama karşın daha bir dinç uyandım. Evime döndüğümde eşime daha bir yumuşak yaklaştım, yıkmalı dedim kıyıda köşede kalmış görünmez duvarları, şeffaflaştırmalı duvarların arkasını... Artık her yere beraber gitmiyoruz, zaman zaman bütün bir hafta sonunu ayrı ayrı seçeneklerle ayrı geçirdiğimiz oluyor. Birbirimizi çanta gibi yanımızda taşımıyoruz. Zoraki akrabalıklar, zoraki birlikte geçirilen saatlere son verdim. Böylece ikimizin bir arada gerçekleştirdiği etkinlikler, beraber geçirdiğimiz zaman dilimleri daha açık seçik oldu, zorlama gidince keyif verir oldu....  Duvarlar şeffaflaştı, yıkıldı, anlayış, hoş görü ve saygı geldi... Yeri geldi tek yürek olduk, sımsıkı sarıp sarmalandık birbirimize... Şimdi ayrı sütunlar gibiyiz zaman zaman... İhtiyaç duydukça... Halen hatırımda olan söz "Duvarımı seviyorum"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7196046393439095811?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7196046393439095811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7196046393439095811&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7196046393439095811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7196046393439095811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/03/ayri-stunlar-gibi.html' title='KELİME OYUNU / DUVAR : AYRI SÜTUNLAR GİBİ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R80Kq9OtjaI/AAAAAAAAAEo/Fr4qFUAgM3w/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1127302771871959757</id><published>2008-02-28T05:00:00.000-08:00</published><updated>2008-03-04T00:41:44.979-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelime oyunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cemre'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bahar'/><title type='text'>KELİME OYUNU/BAHAR: BAHAR GELİYOR BAHARRR</title><content type='html'>Cemre kelimesi pek tuhaf bir kelimeymiş... Geçenlerde televizyonda ilk cemrenin düştüğü haberi veriliyordu. Demek ki havaların ısınması yakın diye düşündüm, yağan kara rağmen.. Sonra düşündüm, bu cemre düşmesi olayı gerçekten neydi? Cemreler hangi aralıklarla düşüyordu, neden üç cemre düşüyordu, haydi biri düştü illaki ötekiler de mi düşmeliydi? Bu bir kural mıydı? Cemre dediğin zamanı gelince düşmeli miydi? Düşen cemreler insan uydurması, akıl oyunu muydu, cemrelerin düşmesinin ardında derin devlet olabilir mi? Cemre düşerken de türban takılmalı mı vs vs.&lt;br /&gt;Sonra bir başka hafta sonu yeni emekli olmuş babam ile erkek kardeşimin hafta sonu macerarını dinledim. Sürat motoruyla denize açılmışlar, bir adacığın kenarında tekne dalgalar tarafından sürüklenip karaya oturunca yarı bellerine kadar suya girip tekneyi karadan kurtarmışlar. Epey macera yaşanmış. Eve geldiklerinde giysileri sırılsıklamdı. Bir önceki hafta da ava çıkıp bir metre karın üstünde yuvarlanıp durmuşlar helak olmuş halde eve dönmüşler, ağaç dalında bir kuşu avlamaya çalışırken yüksek bir yerden yuvarlanmışlardı. Anneme dönüp "anneee, bunlar da cemre gibiler. Bir duyuyorum toprağa, öbür hafta duyuyorum cumburlop suya düşüyorlar. Bir yamaç paraşütü yapıp bir de havaya düşseler tam olacak" dedim de pek güldük.&lt;br /&gt;Sonra Adanada yaşayan biri telefonda burada hava çok soğuk, bir yerlere gidebilmek için cemre düşmesini bekliyoruz demiş. Haaa bu cemrenin düşmesi beklenilen bir durum o zaman, iyi de niye bekleniyor. Yazın denize girmek için de karpuz kabuğunun suya düşmesini bekleyenler gibi şimdi de cemre düşmesi bekleniyor.. Hey haaat !&lt;br /&gt; Yine abardım, başladım abuk sabuk düşünmeye, yazmaya... Her yan bahar olmuş, aklım tatile çıkmış, ruhum baharla coşmakta ve tıpkı Orhan Veli'nin dediği gibi beni bu güzel havalar mahvetmekte...&lt;br /&gt;   Böyle güneşin bize güldüğü, topraktan papatyaların yüzünü göstermeye başladığı, doğanın,böce börtünün uyanmaya başladığı bahar aylarında kabına sığmaz bir hal alır, cıvıl cıvıl olur bedenim. Büroda zaman geçirmem zorlaşır, öğle arası dışarı çıktığımda biraz daha biraz daha yürümek, dışarıda kalmak isterim. İç sesim haydi oğlunun okuluna git, sürpriz yap, al çocuğu dağ bayır gez, parklara git der. Zor sustururum. Oğlumu hatırlarım, Sezen Aksu' nun "ikinci bahar" şarkı sözlerini yeni doğmuş oğluna yazdığını anlattığını hatırlarım. Ahh oğlum, bahar gözlü bir tanem...&lt;br /&gt;bahar aylarında her şeye yeniden aşık olurum sanki, evet her şeye... Yaşadığım her yeri baharda daha bir severim..&lt;br /&gt;Bahar geliyor baharrr, hey hat!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1127302771871959757?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1127302771871959757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1127302771871959757&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1127302771871959757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1127302771871959757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/bahar-geliyor-baharrr.html' title='KELİME OYUNU/BAHAR: BAHAR GELİYOR BAHARRR'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-2124939716469604821</id><published>2008-02-27T14:30:00.000-08:00</published><updated>2008-02-28T03:33:19.139-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitsel etkinlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gözlem raporu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zeki çocuk'/><title type='text'>SINIF GÖZLEM RAPORU VE EKSİLERİMİZ</title><content type='html'>Pazartesi öğleden sonra oğlumun öğretmeni aradı, velilerle birebir görüşme yapılıyormuş, müdüre hanım da katılıyormuş. Öğleden sonrası için uygun olup olmadığımı sordu. Görüşmeye gittiğimde elime sınıf öğretmeni tarafından doldurulmuş gözlem formu verildi. Bir çok şey + yani olmulu iken 1 den 20 ye kadar sayı sayma ve dinlemekten çok konuşmayı istemesi nedeniyle -'ler de yer alıyordu.&lt;br /&gt;Öğretmen ve müdüre hanımla aramızdaki diyologlardan örnek olabilecek bazı kısımları aktarmak istiyorum:&lt;br /&gt;- Bal böceği sınıf içinde oldukça hareketlendi, genel olarak mutlu, kendiyle barışık bir çocuk. Düzey olarak yaşıtlarından ya da olması gerektiğinden ne ileride ne de geride. &lt;br /&gt;_ Anlıyorum. Bal böceğinin kreşe başladığı ilk yıl, okula çağrılmıştım ve o zamanki öğrtemeni ve kreş müdürü, okul doktoruyla birlikte gözlemleri sonucu oğlumun sosyal gelişiminin motor gelişiminden önde olduğunu, grup atlayabileceğini söylemişlerdi. Yani yaşıtlarına göre daha zeki olduğu ifade edilmişti. Ancak bana göre henüz 18 aylık olan oğlumun zeki diye sınıf atlaması beni korkutan bir durumdu, ileride uyumsuz bir çocuk olmasını sağlayabilirdi. Kendisini yaşıtlarından farklı hissetmesi uyumsuzluk doğurabilir diye üzülmüştüm. Zekiliğe gelince henüz zeki görünse de çocuğun zekasını kullanması problem çözme yeteneği ile ölçülmeli ve bana görede zekasını kullanması ancak ilk okul son sınıf ve ortaokul yıllarında ön plana çıkacak bir durum. O zaman okul yönetimiyle bu doğrultuda konuşmuş ve oğlumun eğitimden çok sevgiye, oyuna ihtiyacı olduğunu ifade etmiştim. Verdikçe alabilir bir kapasitesi olabilir ama böyle diye ona bilgi yükleyip yormanın anlamlı olmadığını savunmuş ve okul yönetimi de bu konuda beni takdir etmişti, bilinçli bulmuştu, dedim. Ancak; bu güne geldiğimde oğlumun gözlem formlarında eğitsel etkinliklerde yaşıtlarına göre daha zayıf kalmış olduğunu görüyorum. Evde eğitsel etkinlik yapmadık. Yanlış mı yaptık diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;- A aaaa (sınıf öğretmeni) kreşte oğlunuzun çok zeki olduğunu mu söylemişlerdi? Yok canıım öyle bir şey yok. Yani oğlunuz normal bir çocuk, sıradan yani, olması gerektiği gibi.&lt;br /&gt;_ Evet o yıllarda öyle söylenmişti. Anlattığım gibi konuşup sınıfında yaşıtlarıyla kalsın, diye karar almıştık. &lt;br /&gt;_ Siz fark etmiş miydiniz? (Müdüre hanım)&lt;br /&gt;_ Aslında şöyle, ben oğlumu biraz öz güvenli yetiştirdim, bebekliğinde bana çok bağımlı değildi, eğer bir şeyi kendisi denemeye kalkarsa denemesine fırsat tanır ya da sözel yardım verirdim, şöyle yapsan daha iyi olur şeklinde, deneye yanıla doğruyu bulurdu. Ama o zamanlarda aklımda kalan iki örnek var bu örneklerde de problem çözme yeteneği yaşına göre iyi gelişmiş görünüyordu. Örnekler ...  Aklıma takılan şu oğlumun sınıftaki diğer çocuklarla arasında bir açık olduğunu ve bazı noktalarda zayıf kaldığını gösterir raporunuz doğrultusunda yapmam gereken nedir?&lt;br /&gt;_ Müdüre hanım: Çocukların yaş gruplarına göre dönemsel olarak yapmaları gereken beceriler vardır. Oğlunuz bunların hepsinde gayet iyi, zaten şu an eksi görünen değerleri tamamlamak için yıl sonuna kadar zamanınız var. zaten çocuklara özlellikle kreş çağında çok bilgi yüklendiğinde (ki çocukların ne verirsek aldıkları bir dönem oluyor bu dönem) çocuk önce aaa ne güzel öğrendi diye düşünsek de çocuk asıl o faaliyetleri yapması gereken asıl döneme eriştiğinde duraksama olur. Çünkü 2 yaşında renkleri öğrettiğiniz çocuk maviyi, kırmızıyı bilir. Ama beş yaşında gündem halen bu mavi, bu kırmızı olduğunda artık sıkılır.&lt;br /&gt;_Evet öyle, bana göre varsın bu sene birden yirmiye kadar saymayı öğrenmemiş, rakamları düzgün yazamamış olsun. Ben her gün oğlumu karşıma alıp uğraşsam yüze kadar saymayı öğretmeyi iş edinsem, iki günde öğrenir, biliyorum fakat bu ona ne getirir? Oğlum sanıyorum bir duraksama döneminde, bir de ilgi alanları değişti. Artık rakamlar, faaliyet yapma konusunda sınıfta biraz daha dalgacı olduğunu düşünüyorum. Mesela geçen gün bir faaliyet yapılmış birden ona kadar rakamları yazdırmışsınız, bazen evde kendi kendine bu rakamları yazdığını biliyorum. Gayet iyi yazıyor ve tanıyor ama o gün herbirini yamuk yılık yapmıştı. Öğretmeni de üzerlerine çarpılar atmış ve gözlem raporuna rakamları yazmıyor diye işaretlemiş.&lt;br /&gt;- Siz şimdi oğlunuz ilk çocuk ya size ondan çok özel falan geliyo, mesela benim kzımda dünyanın en güzel çocuğu ama bu raporları görüp de aman açığı nasıl kapatayım diye üstüne düşmeyin. (Sınıf öğretmeni !!!)&lt;br /&gt;- Ben yazı yazmayı, okumayı, rakamları ilkokulda nasılsa öğrenir diye düşünüyorum, bu konuda aceleci davranmak istemiyorum. Oğlum mutlu olsun, kendiyle barışık olsun en öenmlisi bu, ona bol bol kitap alıyor, okuyorum. Gözlem raporunuzu anladım, ancak kaygıya gerek duymuyorum, büyüyor ve ilgi alanları değişiyor. Kreş yıllarında özbakım gereken dönemlerdeki faaliyetler ilginç geliyordu, şimdi o faaliyetler sıradanlaştı ve oyun, hareketlenme ağırlık kazandı kibu da doğal bir süreç. Yeter ki ilk okula başladığında sorun yaşamasın. Ancak dinlemekten çok konuşmak istemesi ileride sorun yaratabilir diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;_ Müdüre hanım: siz bilinçli bir velisiniz. Hiç merak etmeyin, oğlunuz normal gelişiyor ve kaygı gerektirecek hiç bir durum yok, konuşmaya gelince baskı yapmayın zaman içinde ne zaman konuşması ne zaman susması gerektiğini öğrenecektir, siz sadece zaman zaman hatırlatmalar yapın.&lt;br /&gt;_ Sınıf öğretmeni: !!! Bazen ben bir şey söylüyorum, o da bir şey söylüyor. Beş dakika dinlese o bile bana çok.&lt;br /&gt;_ Haklısınız evde de bazen uzun uzun anlatımları oluyor, bir de şöyle bir durum var iki cümle ile anlatabileceği bir şeyi süslü cümlelerle on cümlede anlatabiliyor ve o zaman onu daha uzun süre dinlemek gerekiyor ama biraz bana benziyor sanırım, bende çok konuşmayı severim. Sınıf kalabalık olunca her çocuğu dinlediğiniz zamandan daha fazla süre dinlenmeye ihtiyaç duyuyor, bu konunun üstünde duracağım. İleride sorun olmasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok hızlı büyüyor, artık klasik erkek modeline de girdi.&lt;br /&gt;_Müdüre hanım: Benim de 2 yaşında bir oğlum var dilediğiniz kadar silahtan uzak tutun, almayın, genlerinde var erkek çocuklar bu yaş döneminde klasik erkek çocuk modeli oluyor.&lt;br /&gt;_ Ahh bende ona değinecektim. İlgisi silahlar üzerinde oldukça yoğunlaştı. Önce su tabancası dışında silah almadık, silah oyuncak değildir ve kötüdür diye işledik. Ancak sınıf arkadaşları ya da oyun parkında elinde silah olan çocuklara ışıltılı gözlerle yaklaştığını gördüm hep, ona silahtan izole bir yaşam sunmak çok zordu,sonra hediye silahlar geldi, o zaman evimizde silah oynadı ama her seferinde silahın kötü olduğunu açıkaldım. fakat şimdi legolarla oynuyor, legoları birleştirip acayip silahlar yapıyor ve "anne, yok edici yaptım" diyor.&lt;br /&gt;- Silah kötü diyorsanız, kötü şeye eve alarak söylediğinize ters bir durum oluştuyorsunuz, çocuğa göre silah ona satın alındığında ya da ve girdiğinde, artık kötü değildir. bir ilke belirlenmeli ve esnek davranmamalısınız. Esneklikleri çocuklar hemen fark eder. Yani eline silah verip, silah kötü demek pek doğru olmamış. Ama silahlardan izole etmek de mümkün değil. Evinizin kuralı olur, silah eve alınmaycak gibi.&lt;br /&gt;- Hımm, haklısınız. O zaman silahlarını kaldırmalı veya parçalanmalarını sağlayıp yenisini almamalı. Birde oğlan çocukları için yapılan oyuncaklar da çok kötü. Oyuncak mağazalarının en görünür yerleri anti-terör timlerini andıran, savaşçı oyuncaklarla dolu. Hiç hoş değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım saatlik görüşmede en çok bu konulara değindik. Diğer konu ise sağlığımla işlgili son gelişmeler ve cihaz kullanmaya başladığımı ve bu süreci oğlumla nasıl yaşadığımızı anlattım. Daha önceki postlarımda bu konuya yeterince değindiğim için tekrarlamak istemiyorum. Sonuç oalrak çocuk evde gelişen her olayı hisetmeyip, anlamadığıunı sansak da zaten kendini dahil ettiğinden daha doğrusu çocuktan bir şey saklamaya çalışmanın yanlış olduğunu bildiğimden oğlumla bunu açıkça konuştuğumu, işitme cihazımı ona tanıttığımı söyledim. İnsanların farklılıklarına alışması için bir fırsat da oldu. Şimdi ikimiz de mutluyuz dedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-2124939716469604821?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/2124939716469604821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=2124939716469604821&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2124939716469604821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2124939716469604821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/sinif-gzlem-raporu-ve-eksilerimiz.html' title='SINIF GÖZLEM RAPORU VE EKSİLERİMİZ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4697749529197239644</id><published>2008-02-27T06:02:00.000-08:00</published><updated>2008-02-27T23:10:12.735-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şişman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sohbet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ateşlenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kardeş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hasta olma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıksız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kavga etme'/><title type='text'>DÜN SOHBET KOYUYDU</title><content type='html'>Geçen gece uyku öncesi sohbetimiz çok koyuydu. İşte örnekler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Annecim bugün bizim paylaşım gecemiz olsun olur mu, haydi gel şimdi seninle üzüntülerimizi, mutluluklarımızı paylaşalım.&lt;br /&gt;- Okulda çok sıkıldığın zamanlar oluyor mu oğlum?&lt;br /&gt;- Oluyor anne, faaliyet, boyama uğraş yaptığımız zamanlar benim için çok yorucu oluyor, sıkılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Okulda en çok hangi zamanlarda mutlu oluyorsun?&lt;br /&gt;_ Bahçeye çıktığımız zaman çok mutlu oluyorum. Ama artık hiç bahçeye çıkmıyoruz.&lt;br /&gt;_ Amaa artık havalar ısınıyor. Bundan sonra bol bol bahçeye çıkacaksınız.&lt;br /&gt;_ Yuppiiiiii, heyoooooo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- E anne haydi sorsana, başka ..? (sohbet hoşuna gitmeye başladı !)&lt;br /&gt;- Hımmm, peki evde zaman zaman seni çok kızdırdığım oluyor mu?&lt;br /&gt;-Hayır, beni hiç kızdıracak bir şey olmuyor.&lt;br /&gt;-Pekiii, benimle ilgili seni üzen anlar oluyor mu?&lt;br /&gt;_ Evet anne, sen hasta olduğunda üzülüyorum. Bir kez hasta olup ateşlendiğinde çok üzülmüştüm. Ben hastalandığımda sen de üzülüyor musun?&lt;br /&gt;-Evet üzülmez miyim, çok üzülüyorum.&lt;br /&gt;-Anne ben geçen gün ateşlendim de mi?&lt;br /&gt;_ Evet ve babanla ben bu duruma çok üzülmüştük.&lt;br /&gt;_ Ben neden ateşlendim biliyor musun anne? Önce kolarımı ıslattım, sonra ıslak kollarımla fayansları elledim, sonra da ateşlendim. Anne insanlar ateşlenince ne olur? Ateşimiz olması ne demektir?&lt;br /&gt;-Bak sana biraz anlatayım: yediğimiz sebze ve meyvelerin içindeki mineral ve vitaminler bizim kan hücrelerimizde depolanır. Vücudumuza hastalık yapıcı mikroplar geldiğinde kan hücrelerimiz ile mikroplar arasında bir mücadele başlar. Kan hücrelerimiz mikroplarla savaşır. Bu sırada insanın ateşi yükselir. Eğer kan hücrelerin çok vitamin ve mineral içeriyorsa yani sen vücuduna düzenli olarak vitaminli, besleyici gıdalar gönderip kan hücrelerinin güçlenmesini sağlarsan bu mücadeleyi kan hücrelerimiz kazanır ve hastalanmadan ateşin düşer. Bazen destek kuvvet olarak ateş düşürücü ilaçlar göndemek gerekir. Ama eğer kan hücrelerimiz zayıfsa, o zaman savaşı mikroplar kazanır, ateş daha da yükselir ve hasta oluruz. Mikropları tamamen yok etmek için düzenli ilaç içmek gerekir.&lt;br /&gt;-Hem de acı ilaçlar değil mi anne?&lt;br /&gt;- Evet acı ve güçlü ilaçlar içmek gerekir.&lt;br /&gt;_ Anne ben sağlıksızım.&lt;br /&gt;-Niçin oğlum? sen sağlıklı bir çocuksun.&lt;br /&gt;- Hayır sağlıksızım, çünkü babam halen bana boğaz spreyi kullanıyor. ( !:(((( )&lt;br /&gt;_ Anne ben şişman mıyım? Bak bakayım göbeğime, benim göbeğim şişman mı? Şişmanlar sağlıksızdır, aa anne göbeğim biraz şişmiş gibi. Sağlıksız şişman insanların göbekleri kocaman oluyor. Ben sokakta kocaman göbekli insanlar görüyorum, onlar sağlıksız değil mi anne?&lt;br /&gt;- Senin göbeğin kocaman değil ki oğlum, merak etme sen gayet sağlıklısın.&lt;br /&gt;_ Ama annee, sen devamlı bana yemeklerimi bitirtmeye çalışıp benim göbeğimi kocaman yapmaya çalışıyosun,  şişman mı yapıcaksın beni? Ben doydum diyorum, sen halen yemek yedirmeye çalışıyosun, şişmanlar sağlıksızdır. Söylüyorum anlamıyosun.&lt;br /&gt;_ !!!! ???? Bak şimdi! Evde düzenli olarak sebzesini, çorbasını yiyen ve tabağındakini bitiren kişiler, sağlıklı olurlar. Ben sadece yemen gerektiği kadar yemek veriyorum. Oysa sokakta gördüğün o kocaman göbekli insanlar bütün gün evde yemek, sebze ve çorbasını yemeyip sürekli hamburger, abur cubur, bol şekerli yiyecek ve cola içen insanlar. Oysa tabağındaki vitaminli, mineralli yiyecekleri güzelce yiyen insanlar hem sağlıklı olur hem de gereksiz göbek büyütmez.&lt;br /&gt;- Birde tuz yenmemeli değil mi anne, tuz da zararlı (amanııınnn sağlıkçı bir ailenin çocuğu da böyle oluyor işte... Şimdiden takıntılı olmuş çocukcağızım.)&lt;br /&gt;_ Tabağındaki yemekleri bitirenler şişman olmaz. Obur insanlar çooook şişman ve sağlıksızdır. İçin rahat olsun ben sana sağlıklı ve yemen gerektiği kadar yiyecek veriyorum. Ama o şişman insanlar, annelerinin yemeklerini yemeyip patates, kızartması, kola ve hamburgerden çok çok yiyen kişiler.&lt;br /&gt;- Onlar Mc Donaldısta hep hamburgeeeer, patates kızartması yiyip, kola içmişler, panta içmişler de mi anne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anneee niçin benim kardeşlerim hep kız?&lt;br /&gt;_ Hımm, bak oğluşum bahsettiğin çocuklar senin aslında kardeşin değil. Eğer anne ve babanın bir çocukları daha olursa o zaman senin kardeşin olur, ama senin söylediğin senin kuzenin, ya da komşu çocuğu.&lt;br /&gt;_Tamam, ama okulda bazı arkadaşlarımın kardeşi var. Sılanın kardeşi olcakmış. Benim de kardeşim olsun, Bende kardeş istiyorum, istiyorum işte!&lt;br /&gt;_ Okulda bazı arkadaşlarının kardeşi var, evet, ama bazılarının da kardeşi yok.&lt;br /&gt;_ Ama sıla'nın kardeşi olucakmış annee.&lt;br /&gt;_ Evet, Sılanın annesinin karnına bir bebek gelmiş, şimdi orada büyüyor. Bir kaç ay sonra doğacak.&lt;br /&gt;_ Benim de kardeşim olsun, ben istiyorum anne. Elif (kuzen) ne zaman büyüecek, ne zaman benim kadar büyük olucak anne?&lt;br /&gt;_ İnsanın kardeşinin olması biraz yorucu bir şeydir aslında bunu hiç düşündün mü? Çünkü bebekler çok küçük doğarlar ve hemen büyümezler. Elif de büyüyor. Geçen yıl minicikti ve yürüyemiyordu ama şimdi biraz daha büyüdü, üstelik yürüyebiliyor. Ama Elif büyürken sen de büyüdüğün için her zaman senden küçük olucak, yani o senin kadar büyümüş olduğunda sen daha da büyümüş olucaksın.&lt;br /&gt;_ Evet, elif biraz büyüdü, ama daha çook büyümedi.&lt;br /&gt;_İşte bu nedenle insanın kardeşinin olması yorucu biraz bence.&lt;br /&gt;_ Olsunnn, ama bende bebek bir kardeş istiyorum.&lt;br /&gt;_ Ama ben senin kadar çok istekli değilim. Bebek olması için anne ve babanın bunu istemesi de gerekli annecim.&lt;br /&gt;_ Ama annee, sen geçen gün istemiştin, olabilir demiştin, halen neden kardeşim doğmuyor?&lt;br /&gt;_ Hımmm, annenin karnına bebek gelmesi için beklemek gerek.&lt;br /&gt;_Anneeee, kardeş hep bekleyerek mi oluyor, yani senin karnına bebek gelsin diye hep bekleyecek miyiz? Bebek karnına nasıl gelicek, bekleye bekleye miiii?&lt;br /&gt;_ Şimdi bebek olması için babanın anneye tohum vermesi gerekir. Sonraa, bak şimdi şu çay tabağındaki pamuğun altına limon çekrdeği koyduk ve büyüyp bitki olmasını istiyoruz, ama daha olmadı değil mi bekliyoruz, işte kardeş olması da tıpkı limon çekirdeğinin büyümesi gibi beklemeyi gerektiren bir şey, yani hemen olmuyor.&lt;br /&gt;_ Offf beklemek de yorucu bence anneee.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Anne, bazen biz sınıfta kavga ediyoruz.&lt;br /&gt;_ Nasıl kavga ediyorsunuz?&lt;br /&gt;_ Biz erkekler bazen kavga ediyoruz. Ben de kavga ediyorum, dövüyoruz birbirimizi.&lt;br /&gt;_ (!!??)Fakat oğlum kavga etmek ve arkadaşlarınla birbirinizi dövmeniz hiç güzel bir davranış değil, sen bunu biliyorsun. Niçin kavga ediyorsunuz, öğretmeniniz kavga ettiğinizi görmüyor mu?&lt;br /&gt;_ Ben arkadaşlarıma her zaman kavga etmeyiiin, kavga etmek kötü bir şeydir diye söylüyorum, ama kimse dinlemiyor. Sonra bana vuruyorlar, Ben de yumruuk ve uçan tekme atıyorum o zaman.&lt;br /&gt;_ Aman Allah'ım! peki öğretmeniniz, sınıf teyzeniz?&lt;br /&gt;_ Onlar mutfağa gittiklerinde kavga ediyoruz, hem de çok kavga ediyoruz. Beni dinlemiyorlar bende kavga ediyorum. Öğretmen içeriye girince hemen minderle oturuyoruz. O da bizi görmüyor.&lt;br /&gt;_ Bak şimdi kavga etmenin ve birine şiddet göstermenin yani temke ve yumruk atmanın kötü bir davranış olduğunu biliyorsun öyle değil mi?&lt;br /&gt;_Evet bunlar kötü bir davranış.&lt;br /&gt;_Ama kötü davranışlardan uzak durmak gerekir, ve yapmamak gerekir. Şimdi bunun kötü davranış olduğunu biliyor ve buna gerçekten inanıyorsan, inandığın şeyi sonuna kadar savunmalısın ve yanlış bir davranışı yanlış olduğunu bile bile yapmamalısın.Bundan sonra sınıftan biri arkadaşlarına veya sana şiddet gösterdiğinde önce onu sözlü uyar, arkadaşım kavga etmeyelim, birbirimize vurmak doğru bir davranış değil diye söyle, eğer seni duymuyor, dinlemiyorsa öğretmenine söyle, öğretmenin onu uyarır. Ama sakın sen de şiddete eşlik etme anlaştık mı?&lt;br /&gt;_ tamam anneee!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4697749529197239644?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4697749529197239644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4697749529197239644&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4697749529197239644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4697749529197239644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/dn-sohbet-koyuydu.html' title='DÜN SOHBET KOYUYDU'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4909978328220324236</id><published>2008-02-19T22:59:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:34.376-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='orman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çam fidanı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağaç dikme etkinlikleri'/><title type='text'>ORMANA GİDELİM ANNEE</title><content type='html'>Geçen gece oğluma o anda aklıma gelen bir masal uydurdum. Masal göğe uzanan ağaçlar, rengarenk çiçeklerle dolu, kuşların, tavşanların, kanguruların, aslanların mutlu bir şekilde yaşadığı bir ormanda geçiyordu. Ormanda tüm hayvanlar mutlu mesut yaşarken bir gün avcılar geliyoru, tüfekleriyle karşılarına çıkan hayvanları bir bir vuruyorlardı. Önce hayvanlar tükeniyordu, sonra baltalarla gelip ağaçları kesiyorlar, ormanı yok ediyorlardı. Sonunda da o güzel ormanın yerinde kurak, yer yer çatlamış kocaman bir toprak parçası kalıyordu, yağmur yağdığında seller oluşuyordu ve bu ağaçsız toprağa artık yağmur bulutları yağmur bırakmaz olmuştu, yağmura ihtiyaç duyan başka yerlere gidiyordu bulutlar.. Yıllar sonra bir gün okul çocukları büyük bir otobüsle bu eskiden güzel orman olan yere ziyarete geldiklerinde çok üzülüyorlar, bir kampanya başlatıp kendi harçlıklarını ve kampanyalarına dahil olmak isteyenlerin ilave ettikleri paralarla çam fidanları satın alıp bir hafta sonu yine otobüslerle bu alana gidiyorlardı. Çukur açıp, toprak atarak fidanları bir bir dikiyorlardı. Minik fidanları gören yağmur bulutları yeniden yağmur bırtakıoyrlardı buraya, çocuklar büyüdükçe minik çam fidanları da büyüyordu. Çamlar büyüdükçe kuşlar dallarına yuva yaptı, tavşanlar, kangurular yeniden ormana gelip yuva yaptılar, çoğaldılar :)))&lt;br /&gt;      Masalımı dinleyen oğlum, özellikle masalın sonunda mutlu mutlu gülümserken sorular sormaya başladı. Bir çam fidanı kaç paradır anne, yakınlarımızda çam fidanı satılıyor mu? Bir çam ağacı fidanının üç tane bir sayılı paraya satıldığını duyunca çok sevindi. Annecim nolur, biz de fidan alalım, oramana görütüp dikelim olur mu? diye yalvarmaya başladı. Ona Tema'dan bahsettim, bağışlarla nasıl orman yapıldığını, sonra kendisinin doğumunda hemen gidip bir çam fidanları aldığımızı ve kendia dına dikildiğini, belgelerini gösterdim. Ama anlattıklarım soyut geldi ona, kendi elelriyle ağaç dikmek istiyordu, o ormana değil anne bizim ormanımıza dikelim dedi. Sonra dün karşılaştığı herkese biz çam fidanı alacağız, üç tane bir sayılıparan varsa sen de alabilirsin, sonra ormana götüreceğiz, dikeceğiz, çok yavaş büyüycek ama büyüyüp kocaman bir adam olduğumda çam ağacım da kocaman olucak ve kuşlar yuva yağıcak, çok yağmur yağdıracak, toprak kaymasını önleyecek, küresel ısınma azalacak diye anlatmaya başladı.&lt;br /&gt;      Ne diyeyim, benim de hayalim, şöyle ellerimle ağaçlar dikmek, şimdi çocuğun kafasına da soktum, sözmüzü tutmak lazım, bir ağaç dikme kampanyası var mı acaba yakın zamanda???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7vUyZbonEI/AAAAAAAAAEg/OhyDkXoJVdU/s1600-h/270.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7vUyZbonEI/AAAAAAAAAEg/OhyDkXoJVdU/s400/270.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168958959623117890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4909978328220324236?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4909978328220324236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4909978328220324236&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4909978328220324236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4909978328220324236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/ormana-gidelim-annee.html' title='ORMANA GİDELİM ANNEE'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7vUyZbonEI/AAAAAAAAAEg/OhyDkXoJVdU/s72-c/270.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7224948505331133120</id><published>2008-02-19T05:21:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:34.675-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eski resimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nostalji'/><title type='text'>NOSTALJİ...</title><content type='html'>zaman geri dönse ve ben şu resimlerdeki halimde kalsam... hiç büyümeseydik daha mı iyiydi? Bu günlerde nostalji yaşıyorum bol bol, eski resimler çıkıyor bir bir karşıma ve ben her bir resmin içine dalıp gidiyorum...&lt;br /&gt;Eski resimler, anılar, nostalji yaşamak da apayrı bir keyif...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7rZVpbonCI/AAAAAAAAAEQ/Nm-bYvvbkZw/s1600-h/y1pyc6Vnse5h7GGEkqx-Jbji_OFWk7IKvEVw8CrH_XfmVZCdkuxX3KTObSyrREoWqmNHoZA8AWsiEy1wMNa2d6OfHxCtu0WShjA.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7rZVpbonCI/AAAAAAAAAEQ/Nm-bYvvbkZw/s400/y1pyc6Vnse5h7GGEkqx-Jbji_OFWk7IKvEVw8CrH_XfmVZCdkuxX3KTObSyrREoWqmNHoZA8AWsiEy1wMNa2d6OfHxCtu0WShjA.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168682488283307042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu resimde annem, babam, kardeşlerim ve ben varız. herkes ne kadar mutlu görünüyor değil mi??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7224948505331133120?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7224948505331133120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7224948505331133120&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7224948505331133120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7224948505331133120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/nostalji.html' title='NOSTALJİ...'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7rZVpbonCI/AAAAAAAAAEQ/Nm-bYvvbkZw/s72-c/y1pyc6Vnse5h7GGEkqx-Jbji_OFWk7IKvEVw8CrH_XfmVZCdkuxX3KTObSyrREoWqmNHoZA8AWsiEy1wMNa2d6OfHxCtu0WShjA.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-651787666368544521</id><published>2008-02-19T04:59:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:35.062-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farklı kafa yapıları'/><title type='text'>İÇ DÖKME...</title><content type='html'>En uzak mesafe&lt;br /&gt;ne Afrika'dır,&lt;br /&gt;ne Çin,&lt;br /&gt;ne Hindistan,&lt;br /&gt;ne seyyareler,&lt;br /&gt;ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...&lt;br /&gt;En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Yücel&lt;br /&gt;Can YÜCEL' in bu söz dizinini daha önce de okumuştum ama son günlerde bu sözleri neredeyse baş yapıt haline getirdim ve hayatıma cuk oturdu.&lt;br /&gt;On beş gündür sağ olsun k.yınv.lidem bizdeydi. Bu arada kendilerinden "büyüteç hanım" diye bahsetmek istiyorum. Af buyrun.&lt;br /&gt;Büyüteç hanım kötü bir insan değildir,hatta uslanmaz biri olan ben kendisini severim her insanı sevdiğim gibi. Fakat bir araya geldiğimizde beni çok yorar, genelllikle hiç susmayan kafa sesim ve büyüteç hanım bir araya gelir ve y.aprak d.ökümü dizisinin "fikret" karakterine benzer suskun edalarla "nolur sabrımın sonu gelmesin.." halde geçer onunla birlikteliğim. &lt;br /&gt;On beş gün önce dadaşlarını da alarak sürpriz bir şekilde habersiz geldi, acilen gidildi, karşılandı. On beş gün evimizde misafir edildi, baş tacı edildi. Fakat geçen süre zarfında bir kere daha anladım ki biz birbirine en uzak iki kafayız...&lt;br /&gt;Ben ne kadar uğraşsam, istediğim kadar kendimi ifade etmeye çalışsam da asla beni anlamıyor. Dediğinin üstünde duruyor. Ortamdan ç.atlasam yine aynı yerde. hani git deveyi hendekten atlat ama büyüteç hanıma laf anlatma. Onu da öyle kabul et, boş ver diyeceksiniz ama o da kolay değil. Yani bir kişiyi boş vermek benim için kolay değil, isterim ki aramızda anşalılmamışık kalmasın, şeffaf olalım. Hatta üstüne giderim, iletişim problemi nereden kaynaklanıyor, ne yapmalı, ortaya koyarım her şeyi, uğraşırım. Kimse dörtlük değildir,ben de dört dörtlük ya da süper değilim, etlinin sütlünün derdinde değilim. Ama anlaşılmama durumuna tahammülüm yok, yokmuş..(Boş vermek daha kolay ama bu kez de o kişiye ot muamelesi yapıyormuşum gibi geliyor) ot değil ki kardeşim öyle değil mi?&lt;br /&gt;İnsan olan her yerde her şeye hazırlıklı olmalıyım şeklinde bir yaşam felsefem var.  İnsan oğlunun doğası gereği beklenmedik her şeye, hatta bana karşı hislerine bile saygı duyarım. Ne hisediyorsa hakkı vardır. Ama gel gör ki tüm bunlar anlayana yapılırmış. Gel gör ki cahillik ne zormuş. Al aşağı oldum işte...&lt;br /&gt;Uslanmam ben, sağlığımdan oluyorum yine de uslanmıyorum, bırak mücadeleyi demi, kimse anlamasın seni boş ver demi, ordan alıp şuraya koymayıversin seni, niye uğraşıyosun ki..&lt;br /&gt;Birde sabahtır yazdığım aslında incir kabuğunu doldurmayan fakat görüş ve yaşam tarzı farklılığını açıkça ortaya koyan bu durumlarda eşimle de malesef karşı karşıya geliyoruz. İki arada bir derede durumlar oluyor. Dönüp geriye baktığımda aslında herkesin aynı yerde olduğunu görüyorum. Değişen, bakış açılarını farklılaştıran sadece benim. Ve sık sık geriye dönüp yine aynı şeyleri hissetmeyecek olacağımı da söyleyemiyorum kendime..&lt;br /&gt; Tüm bunları düşünürken vertigom, kulak çınlamam başlıyor. Cihazımı hatırlıyorum. yeni aksesuraımı.&lt;br /&gt;Her şey tamam, her şey kabul de vücudumun biyolojik tepkilerinin önüne geçmeyi nasıl öğreneceğim? nasıl başaracağım ???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7rieZbonDI/AAAAAAAAAEY/s2dF1RmpFjA/s1600-h/thumb_bidibidicom_yaprak_dokumu-fotograflari2-54.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7rieZbonDI/AAAAAAAAAEY/s2dF1RmpFjA/s400/thumb_bidibidicom_yaprak_dokumu-fotograflari2-54.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168692534211812402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-651787666368544521?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/651787666368544521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=651787666368544521&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/651787666368544521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/651787666368544521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/i-dkme.html' title='İÇ DÖKME...'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7rieZbonDI/AAAAAAAAAEY/s2dF1RmpFjA/s72-c/thumb_bidibidicom_yaprak_dokumu-fotograflari2-54.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3953153047171902702</id><published>2008-02-19T02:15:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:35.639-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kardan adam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kar'/><title type='text'>NEYE NİYET NEYE KISMET HAFTA SONUM</title><content type='html'>Bu hafta sonu neye niyet neye kısmet halde geçti. Cumartesi günü kayınvalidem halen bizde olduğu ve de gitme niyetinde bulunmadığı için önce evde temizlik yapıp ardından iş arkadaşımın kızının doğum gününe katılmayı planlamıştım. Ama cumartesi sabahı hava yağışsız olunca kocamla annesi sürpriz bir şekilde memleketlerine doğru yola çıktılar. Oğluşumla ben evde yalnız kaldık, ohh diyemedim. Meteorolojinin ardı arkasına uyarılar verdiği şu karlı kışlı hafta sonunda sadece annen gitsin, sen kal, bu soğukta iş güç mü olur deyip de ikna edemediğim, sabahın dokuzunda yolara düşen kocamın ardından el kadar çocukla bucadan balçovaya nasıl giderim diye kara kara düşünmeye başladım. Toplu taşım araçlarıyla bu soğukta uyyy.. En iyisi güzel bir kahvaltı hazırlayayım dedim, dolaptan kahvaltılıkları çıkarıp çayın altını ateşledim. Annemleri aradım, onlar da yeni uyanmış; haydi kahvaltıya gelin , öğleden sonra serap gelicek (çok sevdiğim bir aile dostumuz babamların dördüncü çocuğu sayarız kendisini..) annesine gidicez, sen de bizimle gelir sonra doğum gününe geçersin önerisini önce reddettim, sonra babamın bizi almak için yola çıktığını duyunca masayı toparlayıp hazırlandım. Darmadağınık ve temizlenmeyi bekleyen evimin kapısını çekiippp çıktım. Annemde deniz manzarası eşliğindeki kahvaltımıza saat öğleyi geçtiğinden annemi almaya gelmiş olan serap da katıldı, hatta boş verin kahvaltıyı, hemen gidelim annem bir sürü şeyler yapmış, karnınızı doyurmayın dedi de yok anacım, bu sabah bu ikinci olucak tam masa kuruluyor, toplanıp gidiyoruz, bu sefer ille yiyeceğim deyip yumuldum masaya. Serap (abla) saçlarımı yeni imajımı çok beğendi, hep birlikte annesine salonuna yeni seçtiği mobilya ve perdelerini görmeye gittik. Çay faslının ardından serap beni doğum günü için alış veriş merkezine bıraktı.&lt;br /&gt;Bal böceğimle ilk kez dışarıda (özel aktivite merkezinde) bir doğumgünü partisine katıldık. Ortam gürültülü ve kalabalık olsa da konuşulanları rahatça anlayabildiğim, gürültüden de bolca nasibimi alabildiğim için mutluydum. Bol bool fotoğraf çektim. Çocuklar eğlendiler, zıpladılar, hopladılar, terlediler anneler soydu, top havuzunda kim kimdi, melteminki mavili olandı, yok canım o kahverengili, amaaa az önce maviydi haa annesi soymuş, melteminkine dikkat edin şimdi kırmızılı... muhabbetler oldu, yüz boyama yaptırdılar.. Bende iş ortamı dışında arkadaşımla bir arada olma ailesi ve grubuyla tanışma imkanı buldum. Keyifli bir halde ayrıldım. &lt;br /&gt;Dönüşte annem, serap ve ben çok yakınımdaki başka bir alışveriş merkezinde buluştuk. Serap'ın kızını dershaneden aldık, bu kez Kipa alışveriş merkezine gittik. Haydi balık alıp evde yiyelim dedik, vaz geçtik, orada bir şeyler atıştırdık. Mağazaları dolandık, erkek kardeşime uğradık. Eve dönerken iğde, mısır ve çerez aldık. Eve gittik, dışarıdan gelen rüzgar uğultularını dinleyip sıcacık kuzinede kendimize kumpirler hazırlayıp üzerine de meyve ve çerezlerimizi yedik. Geç saatlere kadar sohbet ettik, zaman zaman aklıma darmadağınık evim, yıkanacak çamaşırlarım gelse de ortam güzeldi, boş veeerrr dedim kendime... Sabaha karşı uyuyup ertesi gün öğleye doğru uyandık. Hava buz gibiydi. İnceden kar atıştırıyordu. Dağlara baktık zirveleri bembeyaz olmuş. Serap bu sene kar görmeyi çok istiyormuş. Bozdağ'a giderken çağırmıştık gelememişti. İlle yakın bir yerlere kar görmeye gidelim diye, çocuklar gibi, tutturdu. Kocasına çok teklif etmiş bu sene bir hafta sonu gidelim , kar görelim, kartopu oynayalım, kayalım diye, ama kadıncağız kar dedikçe adamcık uyuzlaşmış, evden dışarı çıkarmak mümkün olmamış. Serap kaaaar, kartopu, kardan adaammm dedikçe baktım bal böceği ayaklandı. Kardan adam yapabilmek için teçhizat toparlamaya başladı: gözleri için zeytin, burun için havuç, şapka yapmak için gazete kağıdı, ağız için portakal kabuğu... Vay sıpam beniiim yılların kardan adamcısı olmuş da haberimiz yokmuş. E torunları da ayaklanınca dedeyle anneanneyi evde tutmak ne mümkün, zaten heberlerde de izmirlilerin kar yağan tepelerdeki eğlenceleri gösteriliyordu. Bizde düştük İzmir-Manisa yolunaaa. Trafikte bayağı bir zaman kaybettik, çünkü neredeyse izmirin yarısı bizim gibi "kar görme sevdalısı" olarak yollardaydı. Soldaki bir köy yolundaki kar miktarı fazla gibi olunca sola saptık. OOOhhh mis gibi kar, buz gibi sert bir rüzgar, eldivensiz biz hanımlar (napalım evimizden gitmedik ki eldivenlerimizi alalım), çılgın bir anneaenne ve dede, el kadar sıpam birde serabın kızı üşüye üşüye kar topu oynadık. Ellerimize poşet geçirdik, annem çorap giydi ellerine hatta. Çok güldük, eğlendik ama en fazla yarım saat kalabildik. Kar öyle ince ince yağmıştı ki bir türlü birleştirip kardan adam yapamadık. Ama sağ olsun annem öyle akıllılık etti ki büyükçe bir poşete kar doldurup arabaya bagaja attı. Arabamızın önüne de bir miktar kar koyduk ki, dönüş yolunda havamız olsun :)) yarı donmuş halde arabaya bindik, babam eve bırakacaktı ama serap ve annemden öyle cazip teklifler geldi ki yine boş veeerrr dedim. Ortama sadık kaldım :)&lt;br /&gt;Eve dönüş yolumuzda yine bir alışveriş merkezine gittik. Sonra evde sıcacık yenekler yerken babam bagajdan çıkardğı kar torbasıyla geldi. Ne yazık ki diğer malzemeler bagajda heba olmuştu. O sert rüzgarda balkonda uğraşa uğraşa bir kardan adam yaptı ki sormayın, boynu koptu kopacak... Kocaman bir portakal kabuğu ağız oldu nerdeyse buzlaşmış karlardan yapılmış kardan adamımıza, acil yardım ekibi olarak pörsümüş buruş buruş bir havuç bularak burun yaptık, başlıksız olur muuuu, ver kızım bereni veeee mutlu çocuklarımızla bol bol fotoğraf çektirdik. Yarı korkunç- komik kardan adamımız balkonda yerini aldı :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7q46pbonBI/AAAAAAAAAEI/tAz5ThgG8eE/s1600-h/defne+103.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7q46pbonBI/AAAAAAAAAEI/tAz5ThgG8eE/s400/defne+103.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168646840054750226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7q1jJbom_I/AAAAAAAAAD4/nVX0fWS-ou0/s1600-h/defne+107.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7q1jJbom_I/AAAAAAAAAD4/nVX0fWS-ou0/s400/defne+107.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168643137792941042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar gecesi geç saatlerinde izmire gelen kocamla eve döndük, ama ana oğul mutlu, güzel anılarla evimizdeydik.&lt;br /&gt;Dün sabah işe gelirken yolda kar serpiştiriyordu. Hava buz gibi soğudu,kar öğleye kadar yağdı ama ince yağdığı iiçin tutmadı, arkadaşlarla öğle paydosunda yemeğe giderken havada uçuşan kar taneleriyle "kar tanesi oyanayalım mııı?" esprisi bile yaptık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3953153047171902702?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3953153047171902702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3953153047171902702&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3953153047171902702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3953153047171902702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/neye-niyet-neye-kismet-hafta-sonum.html' title='NEYE NİYET NEYE KISMET HAFTA SONUM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R7q46pbonBI/AAAAAAAAAEI/tAz5ThgG8eE/s72-c/defne+103.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4657850172580401642</id><published>2008-02-14T05:36:00.000-08:00</published><updated>2008-02-14T06:16:18.197-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cihaza uyum günleri'/><title type='text'>YENİLENDİM, GEZDİM, GELDİM</title><content type='html'>Merhaba günlüüükk, yine gezdim geldim. Bu hafta üç gün izinliydim. Şööyle bir Simav ve Bursa turu yapıp döndük. Üç gün oluşu nedeniyle yollarda zaman kaybı yaşasak da ruhuma iyi geldi, oğlum, annem ve babamla bir arada olmak, teyzemi ziyaret etmek, oğlumu orada kuzenleriyle bir araya getirmek ve oğlumla birlikte yeni bir şehri keşfetmek çok güzeldi. &lt;br /&gt;    Geçtiğimiz hafta kulaklarımda bir atak daha oluştu ve işitmem kötüledi, bu kez orta kulakta östaki iyi çalışmadığı için havalanma-basınç problemi de eşlik edince algılama düzeyim iyice düştü, ne rahatça TV seyredebildim, ne telefon zil seslerini duyabildim, boşlukta yürüyor gibiydim. Sonraları insanların A dediğini B anlamaya başladım. Çok zordu durumum. Heyet raporum çıkalı bir hafta oluyordu, eşimle karar verdik, hızlandırılmış bir kararla gidip cihazımı satın aldık. Cuma öğleden sonra cihaz elimdeydi, dijital bir model olduğu için programlanması için işitme uzmanına gittim. Minicik, siyah renkli kulak arkası bir cihaz. Bilgisayar ortamında ayarlar yapıldıktan sonra kullanıma geçtim, ilk anda sessiz odadan koridora çıktığımda ayak seslerini kafamın içinde duydum sanki, her yer çok gürültülüydü. Bilgi işlemde kodlama için sıra bekliyordum, aniden "çötannkkk" diye bir ses duydum, irkilerek sesin nreden geldiğini çevremde ne oup bittiğini çözmeye çalışarak bakınırken bilgi işlemde görevli bayanın "kodlandı" mühürünü yeniden basışıyla aynı sesi duyunca mevzuyu anladım. Halen klavyedeki tuş seslerini duyarak yazmaya alışmaya çalışıyorum. Cihaza uyum bazen bir ayı bulurmuş ama ben bir hafta kadar sürede alışabilirim diye düşündüm. Cihazla ilk günleri evde geçirmenin daha uygun olacağı tavsiye edilince iş hayatında ikinci kez emekli olmuş babamın emeklilik gezisine eşlik ettik oğluşla.. Yani üç gün cihaza uyum izni aldım.&lt;br /&gt;Cihazla ikinci günüm çok daha iyiydi, artık ince seleri duymada sorun yaşamadığım için kendimi hayata daha çok katar oldum, fark ettim ki atak nedeniyle köşemde sus pus , memnuniyetsiz bir halde oturan ben hemen hayata adapte oldum. Bal böceğimle oyunlar oynadım, hatta başım mı dönecek diye düşünmeden timsah yürüyüşü bile yaptık salonda yerde. Çocukcağızım çok mutlu oldu, o mutlu oldukça ben keyiflendim, mutluluğum evin içinde herkese yayıldı :) Çok şükür sesleri doğala yakın halde duyuyorum, biraz mekanik gelse de beklediğimden çok daha iyi. O gün iş çıkışı hemen kuaföre gittim. Saçlarımı kulaklarımı örtecek şekilde kestirip cihazın görünürlüğünü engelledim. Cihazın görünmesi benim için problem değildi aslında ama kulağımdaki işitme cihazını gören kişiler ya yok yere ses tonlarını yükseltiyorlar ya da hastalık öykümü illede öğrenmek istiyorlardı. Öyle uzuyordu ki soruları KBB doktorum bile rahtsızlığımla bu denli ilgilenmiyordu. Bir de oğlum bu durumdan etkilenmesin istedim, saçlarım kesildi, cihaz görünmüyor.&lt;br /&gt;          Bal böceğime işitme cihazımdan bahsetmememe kararı almıştım, ancak babası telefon görüşmesinde bahsederken duydu, yanıma gelip" anneee sana cihaz mı alındı, bakayım" dedi. Saçlarımı kaldırıp, cihazı gösterdim, artık kulaklarım iyileşti dedim. Birden hırçınlaştı, hiç güzel değilmiş deyip cihazı kulağımdan çıkarmak istedi, çok tepki vermedim. Sakin kaldım. "Saçlarını niçin kestirdin anne" dedi. Bu kez saçlarımı kısaltmama sinirlendi, saçlarımın çok güzel olduğunu söylediğimde de aynı hırçınlıkla çok çirkin olmuşsun kendini beğenmiş dedi. O gece evde avaz avaz bağırarak konuştu. Ne yaptıysak sesini alçaltmasını sağlayamadık. Ama yukarıda da yazdığım gibi ertesi günü benim de oyunlarına katıldığımı, rahatça söyleyebildiklerimi anlayabildiğimi keşfettikçe mutlu oldu.&lt;br /&gt;Bir sonraki gün hep birlikte yola çıktık, önce Simava gittik, bir gece simavda kalıp ertesi gün Bursada oturan teyzemin evine gittik. Teyzemin iki kızı var biri balböceği ile aynı yaşta diğeri ilk okul ikinci sınıfa devam ediyor. Bol bol eğlendiler, geceleri aynı yatağa yatıp uyuyana kadar kıkırdadılar, sabahları bizden önce uyanıp üçü imece usulü bize sürpriz kahvaltı masaları hazırladılar. Bir akşam mudanyaya gidip, balık ziyafeti yaptık. Dün akşam üzeri İzmire bizi çok özlemiş olan babamızın yanına döndük.&lt;br /&gt;Yolculuk sırasında tarlalarda korkuluklar aradık, gördüğümüz korkulukları birbirimize gösterip eğlendik, sürülerini otlatan çobanların her birine kısa masallar uydurduk oğlumla ve bol bol sarıldık, sarmaştık yollarda, oğlumla birbirimize karıştık iyice..&lt;br /&gt;       Bu sabah işyerime geldiğimde ilk işim bangır bangır çalan telefon zillerini kısmak oldu. Tanrım ne eziyet ediyormuşum meğer arkadaşlarıma ve nasıl da duymuyormuşum bu cıngıl cıngıl sesleri. Çok şükür Allahım artık rahatça duyuyorum. Cihazın dış kulak çevresine dolanan bir parçası var, malesef tahriş ediyor, yara oluşturuyor. Bir parça pamuk kullanmayı denedim ama o zaman da hışır hışır pamuk sesi duyuyorum. Birde bu tahribat işini çözdüm mü değmeyin keyfime...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4657850172580401642?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4657850172580401642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4657850172580401642&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4657850172580401642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4657850172580401642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/02/yenilendim-gezdim-geldim.html' title='YENİLENDİM, GEZDİM, GELDİM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-8008247792354745714</id><published>2008-01-29T03:27:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:36.128-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyuncak dükkanları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bozdağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kızak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='okul öncesi çocuklara erken bir şeyler öğretmek'/><title type='text'>KAR VAR KAARRR HAYDİ KIZAKLARA</title><content type='html'>Bu hafta sonu üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşım, sürpriz bir şekilde hafta sonu Denizli'den İzmir'e beni ziyarete geldi, bizde kaldı. Beş yıldır hiç karşılaşmamıştık. Bal böceği ve anne olan benle tanıştı. Bal böceğinden önce defalarca gelip kalmıştı ama sonları araya mesafe girmişti, kendisi halen bekar. Bol bol özlem giderdik, anilarımızı tazeledik. Eski günlerdeki gibi bol bol güldük. Bu kadar seri konuşabilmemize eşim dahil herkes şaşırdı.Anne olarak beni çok beğendi, nasılım dediğimde çok fedakarsın dedi, bal böceğim konusunda bizi tebrik etti. Çok iyi yetiştirmişsiniz dedi, öz güvenine hayran kaldı. Çocuk konusunda övgüler almak insanın ruhuna iyi geliyor.&lt;br /&gt;       Cumartesi günü öğleden sonra yine ani bir kararla erkek kardeşim ve eşinin ısrarları üzerine Bozdağ Kayak merkezine gittik. Bal böceği kış başından beri soruyordu, anne madem kış geldi neden kar yağmıyor?, diye. Ankarada oturan yakınlarmızdan defalarca gelirlerken kardan adam getirmelerini rica etti. En büyük hayali bir kardan adam yapıp burnuna havuç takmak :) Misafirimizi de yanımıza alıp saat öğleden sonra bir buçuğu geçiyor olmasına rağmen yola çıktık.&lt;br /&gt;       Karla kaplı Bozdağ'ı görünce her birimiz çocuklar gibi şendik:) Kar fazla olmadığı için kayak yapılamıyor ancak kızaklarla kayılıyordu. Kızakla kayıp defalarca yuvarlandık. Çok eğlendik. Misafirimiz çok üşüdüğü için kafedeki kaloriferin başından ayrılamadı ancak bizler ailece tadını çıkardık. Bal böceğim de çok mutlu oldu. Kayerken her birimiz bir diğerinin haline gülerken, defalarca filelere çarpıp yuvarlandık, filelerden dışarı çıktık. Dağa tırman, sonra in derken orada hemen anlamadık ancak ertesi gün her birimizin bel ağrısı vardı, hatta kuzenim elinde lasonil kutusu ile geziyordu. Haşatımız çıkmıştı;ertesi gün her yerimiz et kesiği olup ağrısa da oradaki hallerimiz görülmeye değerdi. Çok komiktik ve çoook eğlendik.&lt;br /&gt;       Hava kararırken döndük. Bal böceğim kar nerdeyse buzlaşmış olduğu için kardan adam yapamadı ama kaydı, eğlendi. Dönüş zamanı geldiğinde yerden iki parça buz alıp cebine koymaya kalktı, eve kar getirecekmiş. Kar erir, eve kadar dayanmaz üstelik cebinde seni üşütür, hasta olursun deyince bu kez iki buz parçasını elindeki plastik küreğinin içine koydu. Erimez, erise bile ben onu buzluğa koyarım, su olsa da yine donar kar olur, canım isteyince buzluktan çıkarıp bakarım diye bize açıkladı. Arabada uyuklarken elinde minik yeşil küreği, içinde karları bir süre yolculuk yaptı, sonunda tamam su olup eridiğinde onu dökerim bende eve kadar elim çok yorulucak dedikten bir süre sonra uykuya daldı.&lt;br /&gt;Altta Bozdağ yolunda arabadan çektiğimiz bir kaç fotoğrafımız var. Değişik bir hafta sonu ve çocuklarınızla kar eğlencesi yaşamak isterseniz Bozdağ kayak merkezini tavsiye ederim. Üstelik bu hafta kar yağışı arttığı için bizim gibi buzlara değil yumuşak karlar üzerine düşüş yaparsınız :)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R58a-KaPJQI/AAAAAAAAADg/BWxbYkJKC1E/s1600-h/haftasonu+052.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R58a-KaPJQI/AAAAAAAAADg/BWxbYkJKC1E/s400/haftasonu+052.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160873353238488322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R58blaaPJRI/AAAAAAAAADo/jXuRHgnA6xY/s1600-h/haftasonu+058.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R58blaaPJRI/AAAAAAAAADo/jXuRHgnA6xY/s400/haftasonu+058.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160874027548353810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar, evde oğlumla babssı çok güzel vakit geçirip, birlikte güzel güzel oyunlar oynuyorlar. Salonumuz oyuncaklarla kaplanıyor, her yer dağılıyor ama öyle eğleniyorlar ki ses çıkarmıyorum. Bazı geceler oyuncaklarımızı toplamayacağız, yarın oyunumuza devam edeceğiz diye beni uyarıyorlar. Böyle günlerde ertesi gün evimize sürpriz misafir gelmesin diye dua ediyorum, şayet legolardan yapılmış çiftlikler, hayvan taşıyan envai çeşit araba... vs arasında geçiş yolu hiç yok gibi bir şey oluyor. Geçen akşam, evde babasıyla karşılıklı futbol oynayan oğlum şöyle diyor, bir yandan oyuncularını kontrol ederken, Alex, alexi haydi alex, tunç tunç yakala topu, hakan haydi şut çek. Bulduğu futbolcu isimlerine şaşırdım doğrusu :)Onlar baba oğul oynarlarken ben elimde şişlerim örgü örüyorum. Şalımı sonunda bitirdim ve bloguma ekleyeyim diye resmmini çektim. Bir tane de kızkardeşim için başladım onun da bitmesine az kaldı. Sonunda kullanılabilecek şekilde bir şey örebildim. yani elim şekillendi, örgüm düzeldi. Örgü örmeyi seviyorum. Otuzumdan sonra öğrendim ama beni dinlendiriyor, bir şey üretmeyi seviyorum ve kukal çınlamalarını dinlemeyip bir işle meşgul olmuş oluyorum. İşte sanat eserim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R580pqaPJSI/AAAAAAAAADw/WRqy7ISsOGU/s1600-h/haftasonu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R580pqaPJSI/AAAAAAAAADw/WRqy7ISsOGU/s400/haftasonu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160901588353492258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de her akşam düzenli ders çalışıyorlar, ben okul öncesi çocuklara evde bir şeyler öğretmek konusunda kararsızım. Bana çok doğru gelmiyor açıkçası,ancak geçen hafta sınıftaki arkadaşlarıyla bir akşam bir araya getirmiştik, orada bal böceğinin arkadaşlarından daha geride kaldığını gördük. Bakıyorum babası oyun oynar gibi harfleri ve rakamları tanıtıyor, ismini yazmasını öğretiyor ve fazlaca yüklenmiyor. Bal böceği de zevk alıyor, zaten sıkıldığını hissettiği anda eşim bırakıyor, on dakika kadar sürüyor dersleri sonra yine oyun oynuyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-8008247792354745714?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/8008247792354745714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=8008247792354745714&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8008247792354745714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8008247792354745714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/01/kar-var-kaarrr-haydi-kizaklara.html' title='KAR VAR KAARRR HAYDİ KIZAKLARA'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R58a-KaPJQI/AAAAAAAAADg/BWxbYkJKC1E/s72-c/haftasonu+052.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-382776312441071305</id><published>2008-01-24T23:35:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:36.440-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyuncak dükkanları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğa ve çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='silahlar'/><title type='text'>ÇOCUKLAR ÇOCUK KALSIN</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R5ngUqaPJJI/AAAAAAAAACo/1pbnpXuMLhw/s1600-h/1060cb.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R5ngUqaPJJI/AAAAAAAAACo/1pbnpXuMLhw/s400/1060cb.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5159401493715952786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can DÜNDAR'ın "Kırmızı bisiklet" isimli kitabını bitirdim. Okurken zaman zaman gözlerimin dolduğu, özellikle babaların okumasını tavsiye edeceğim bir kitap. Kitapta değinilen ve benim de bir şeyler çiziktirmek istediğim bir konu var: erkek çocuk ebeveynleri olarak gittiğimiz oyuncak mağazalarında çocuğumuza alacak, sevimli oyuncaklar bulamayışımız. Raflarda sıra sıra dizili, eli makineli tüfekli ve olabildiğince korkunç, terörist görünümlü .... men'li isimleri olan şiddet yanlısı erkek figürleri, sonra yine korkunç görünümlü, dinazor, gergedan vs şeklinde hayvan ve onu yakalamak üzere çeşit çeşit av malzemelerinden oluşan bir paket,türlü av ve avcılar....&lt;br /&gt;Bal böceğim dört yaşını bitirene kadar eve silah almadık, ona aldığımız silah sayılabilecek tek oyuncak su tabancalarıydı. Ancak ana okuluna başladığında, artan sınıf mevcudu ve edindiği yeni erkek arkadaşları, bir de sahiplenmeye çalıştığı erkek çocuk kimliği ..vs etkileriyle masumuyiyet çağını yavaş yavaş geride bıraktı. Bildik, yaramaz, ele avuca sığmaz bir erkek çocuğa dönüşürken silah ve tabancayı da bir şekilde yaşamımıza sığdırdı. Okul çıkışı çoğu kez sınıfımızdan bir arkadaşı elinde tabancası sağa sola koşuştururken etrafında fingirek gibi dönüp de tabancana bakabilir miyim diyen oğlumu uzaktan izlediğimde gözleri ışıl ışıl halde arkadaşının silahını nasıl incelediğini gördüm. "Anneee arkadaşımın silahından bana da alalım mıı?" dediğinde, silahların korkunç işlevini, öldürmeye yarayan bir araç olduğunu ve silahların güzel oyuncaklar olmadığını açıkladım. Başlarda ses çıkarmadı ama gördüğü her silahı gözleri ışıl ışıl inceledi, sonra ne zaman silah almamı istese silahla ilgili kurduğum her cümleye kızdı, direndi, silahlar kötü oyuncak değil, güzel oyuncak dedi. O zaman kendime sık sık tekrarladığım şu sözü hatırlattım: "Çocuğumuza istemediğimiz kişi, davranış ve nesnelerden izole bir hayat sunmamız mümkün değil. Biz ancak kendi çocuğumuzun davranışlarını kontrol edebiliriz, çevrenin değil." Doğru, ben hep böyle söyleyip bunu savunmamış mıydım. İşte bu düşünceden hareketle bir süre sonra dedesinin oğluma silah almasına hayır diyemedim. Zaten yasakladıkça, şöyle böyle dedikçe daha çok ilgi duyar olmuştu ve başka çocukların oyuncaklarının etrafında dönüp yalvar yakar olup silahlarıyla oynamak için izin istiyordu. Sonunda onun da bir silahı oldu. Her seferinde silahların öldürme amaçlı kullanılmasının yanlış olduğunu anlattım. Ama yok sayamadım silahları, almayayım oynamasın da diyemedim. Sonra iki, üç silah daha aldırdı bize, hatta biri minik saçmalar atan bir av tüfeği. Hepsiyle oynadı, merakını giderdi. Şimdi istese de silah almıyorum, başlarda bir süreliğine silahın yerine cam vb. yerlere yapışan vantuzlu plastik ok atan silah aldım. Şimdilerde olabildiğince eğitici oyuncak ya da şiddet içerikli olmayan oyuncaklara yönlendiriyorum ve o tiplerde oyuncaklar satın alıyorum. &lt;br /&gt;Geçenlerde bal böceğimin sınıfından bir kız arkadaşının evine davetliydik. Bal böceği sınıfından yine çok sevdiği bir erkek arkadaşı da ailesiyle gelince çok mutlu oldu. Ancak iki erkek çocuğun yanında ev sahibi kızımız yalnız kalmıştı. Anneler mutfakta yemek hazırlığı yaparken sık sık yanımıza gelip yakındı:"Şu erkekler ne garip, önce gel oynayalım diyorlar, sonra birbirlerini öldürüyorlar. Erkeklerin bütün oyuncakları da garip sadece silah, tabanca ve arabalarla oynuyorlar, arabalarını çarpıştırıyorlar, yarıştırırken her tarafı dağıtıyorlar. Oyunları da oyuncakları da hiç güzel değil...." &lt;br /&gt;Bizim minik erkeklerimizdeki kimlik farkını şu beş yaşına henüz girmemiş küçük hanım nasıl da güzel irdelemişti. &lt;br /&gt;Oğlumla birlikte oyuncakçı dükkanlarına gittiğimde çok zor durumda kalıyorum, dükkanların en görünür yerlerine konmuş şiddet içerikli onlarca oyuncağı görmezden getirip, diğerlerine göre oldukça sönük kalan ancak oğlumun psikolojisine olmulu katkılar sağlayabilecek oyuncaklara ulaşmasını sağlamak gerçekten kolay olmuyor. &lt;br /&gt;Şiddet, maço erkek kimliği daha bu yaşlardan belleğine kazınmaya çalışılıyor. Çok yazık çok... &lt;br /&gt;Bahsetmek isdeğim diğer konu ise hasta yatağımda her izlediğimde boğazımda bir düğüm oluşturan OMO-Kirlenmek güzeldir reklamı. İzlemişsinizdir muhakkak. Bir robot çocuğun toprağa dokununca ayaklarının robot ayağından çocuk ayağına dönüşmesi ile başlıyor, çocuk doğaya karıştıkça bedeni de normal çocuk bedenine dönüyor... &lt;br /&gt;Ne olur çocuklarımızı odalarında yalnız oyunlara, bilgisayar başında sanal dünyalara terk etmeyelim. Çocuklarımızın çocuk gibi davranabileceği, koşup zıplayabileceği, dahası doğayla iç içe olabileceği ortamlar yaratalım. Bırakalım oyun parklarında toza toprağa karışsınlar, bırakalım çimlerde yuvarlansınlar. Bırakalım çocuklarımız çocuk gibi çocuk olsunlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-382776312441071305?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/382776312441071305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=382776312441071305&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/382776312441071305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/382776312441071305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/01/ocuklar-ocuk-kalsin.html' title='ÇOCUKLAR ÇOCUK KALSIN'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R5ngUqaPJJI/AAAAAAAAACo/1pbnpXuMLhw/s72-c/1060cb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-680757283353896345</id><published>2008-01-24T03:02:00.000-08:00</published><updated>2008-01-24T03:11:28.817-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soğuk agınlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iyileştim'/><title type='text'>İYİLEŞTİM GELDİM</title><content type='html'>Rota virüsü sonunda beni de vurdu. Cumartesi günü çok şüküt fayans ustası yatak odamızdan gitti. Sonra ben elimde şişe şişe deterjanlar, genel temizlik bezim, mobilya bezim, cem bezimle yatak odamın her bir tarafını temizledim. Her yer öyle tozlanmıştı ki, duvarları bile silmem gerekti. Yıkanabilecek her şeyi söküp yıkadım. Elim değmişken içime sinmemiş olan yer değişikliğini iptal edip, bal böceğimin odasını eski yerine , oturma odamı da yeniden oturma odası olacak şekilde taşıdım. Kilerden çıkan fazla eşyaları seçtim, koliledim, fazla olanları kocamla kayınvalideme gönderdim. tüm bu işler tek başıma ve bir gün içinde yapınca akşama soğuk algınlığı belirtileri iyice artmıştı.&lt;br /&gt;       Pazar sabahı uyandığımda her yerim ağrıyordu. Evim temiz olmasına temiz ve düzenliydi ancak ben bitmiştim. Öğleden sonra ateşlendim. Pazartesi günü işyerime geldiğimde acınacak haldeydim. Doktor üç gün istirahat verdi. Grip nedeniyle kulaklarımın işitme güçlüğü iyice arttı. İlk iki gün ne kapıyı ne de telefonu duymadan, sadece kulaklarımdaki gürültüleri dinleyerek dinlenmeye çalıştım.Aralıksız uyudum, uykuya doyamadım. &lt;br /&gt;       Bugün iş yerimdeyim. Kapıdan girdiğim andan itibaren koşuşturmya başladım bile..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-680757283353896345?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/680757283353896345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=680757283353896345&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/680757283353896345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/680757283353896345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/01/iyiletim-geldim.html' title='İYİLEŞTİM GELDİM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-902044268872908986</id><published>2008-01-16T04:37:00.000-08:00</published><updated>2008-01-17T22:45:44.646-08:00</updated><title type='text'>14 OCAK</title><content type='html'>Nasıl unutmuşum bilemiyorum. Tarihin 14 Ocak olduğu ayrıntısına hiç dikkat etmeden telefonda sağlık durumumu ve kulaklarımı soran arkadaşa 14 Ocak'ta cihaz denemesi olacak derken, masa takvimimle göz göze geldim. Gözlerim börtledi. Hemen çekmecemdeki randevu kağıdımı bulup saatine baktım, tam bir saat gecikmiştim. O gün yanımda götürmem gereken evraklardan bir vesikalık resim eksik, diğerleri tamamdı. Onu da kocişin cüzdanından tamamlarım dedim. Bir saat gecikmeli olarak işitme cihazı test odasının kapısında bittim. Neyse odyolojik testleri hemen tamamladım, ölçümler ölçümler, atak da bitti, kulaklarım iyi durumdayken yapılan ölçümler ne kadar belirleyici olur ki diye de düşünüyorum. Kulağıma envai çeşit ses verildi. Konuşma testleri yapıldı. Duyduğum tek heceli kelimeleri tekrar ederken zorlandım. Odyolog pas mı dedi, kas mı dedi, tas mı dedi, işin içinden çıkamadım. Neyse sonuçlarla ilk gittiğim odaya tekrar gittiğimde, verileri bilgisayara girdi odyolog bayan, sesi sakin ve güleryüzlüydü. Daha önce hiç cihaz denemesi yaptırdınız mı sorusunu, hayır diye yanıtladım. Bende güler yüzlü ve sakindim. Sanki karşımdakini rahatlatmaya çalışan bir halim vardı. Size iki cihaz öenrebileceğim dedi, ancak bunlar kulak içi modeller değil. Kalın seslerde kulağınız normal sınıra yakın değerlerde, ince seslerde kaybınız çok, kulak içi modelller kulağınızda tıkanıklık hissi yaratır ve kulağınızın duyabildiği kalın sesleri azaltır dedi. Kulak arkası ama küçücük kulaklıklar var size önerebileceğim dedi. Görsellik çok önemli değil dedim bayana (halen karşımdakini sakinleştirme çabam sürüyor..) Önemli olan fayda görebilmem, cihazın görünür ya da gizli olması hiç mühim değil, dedim. Cihazı kulağıma yerleştirdi, bilgisayardan bazı ayarlar yaptı ve cihazını şimdi açıyorum dedi. Odyolog sesini nasıl duyduğumu sordu, geldiğniz ana göre sesim farklı mı dedi. Kesinlikle farklıydı, sanki bir mikrofondan konuşan robot sesi gibiydi. (Mekanik duyuyorum eyvahhhh...)Bazı ayarlar daha yaptı. Ses bir parça iyileşti. Kulak şikayetlerimin her zaman aynı seviyede seyretmediğini açıkladım. Ve odyologun sesinin çok da belirleyici olmadığını söyledim. Zaten sizin sesinizi kulaklık yokken de rahat duyuyordum dedim. O zaman bana bazı belirleyici sesler dinletmek istedi. Bilgisayardan şarkılar açtı. Sorular sordu. Bir keman sesi dinletti, sonra flüt sesi. Sonra bu cihazın bir üst modeli var, siz o modelde daha çok kazanç sağlayacak gibisiniz deyip ikinci cihazı kulağıma yerleştirdi, bir takım ayarlardan sonra o cihazı açtı. Odyologun sesi çok daha doğal geliyordu. Cihazın üst model olduğu kanıtlandı dedim kendi kendime ve bu arada neden titriyorum? Kulaklarım da çınım çınım çınlıyor.&lt;br /&gt;       Odyolog şöyle devam etti, önce size dinlettiğim şarkıyı cihaz kapalı durumdayken dinlemenizi istiyorum, bana ne duyduğunuzu söyleyin. Dinledim keman ve flüt sesi duyuyordum. Şimdi cihazınızı açıyorum dedi. Ne duyuyorsunuz sorusunu gözlerim dolu dolu yanıtladım, şarkı aynı şarkıydı. Keman sesi, flüt sesi, arada tempolar, şarkı söyleyen bir bayan sesi, kendi kulağımla duyduğum şarkıya göre çok daha cıngıl cıngıl bir şarkı duyuyorum. O anda elektriği icat edenden başlayıp işitme cihazlarını icat eden de her kimse öyle büyük şükran duydum ki :)))&lt;br /&gt;      Odyolog işitme cihazı tipini, modelini ve cihazdan fayda gördüğümü raporladı. Birlikte doktoruma gittik. Hemen o günkü heyete dahil edildim. Heyet kararım hazırlanırken içeriye giren heyet ekibinden hemen herkesi tanıdığımdan selamlaştık, bugün heyette ben de varım, dördüncü hasta dedim içlerinden birine, yakınınız mı neyiniz oluyor dediler. Benim dedim. :) Yakınım değil kendimim. Koşa koşa eşim geldi yanıma, onu da rahatlattım, cihazdan fayda sağladığımı, şarkıyı nasıl duyduğumu anlattım. İşlemler uzun sürdü, heyet raporu bir kaç günde hazır oluyormuş. Ayrıca devlet şu anda ödemeleri durdurmuş ama fatura karşılığı falan çözüm bulunup alınabiliyormuş, zaten kurum bir kısmını karşılıyor, üstünü kendin ödüyorsun. Bekliyorum, heyet kararım çıkınca her şey netleşecek.&lt;br /&gt;      Seramiklerimiz geldi, usta yok. Tam iki kez erteledi geleceği günü, oturma odasını küçücük odaya taşımak hiç iyi bir fikir değilmiş, artık kullanılmayan bir oturma odam ve oğluma fazlaca büyük bir çocuk odam var ve değişiklik yaptığım için pişmanım. Oğlumun halısı odaya küçük geldiği için odanın çıplak kısımlarında yere yatıp oynaması sorun oluyor, daha önceki odası yatak odamla bitişik duvarlıydı. Şimdi evin yatak odamıza en uzak odasında ve geceleri problem oluyor. Eski odasına yatağı, elbise dolabı rahatça sığıyordu. Sadece oyun alanı daha sınırlıydı. Bu oda onun tüm ihtiyaçlarına fazlasıyla yetiyor ama odayı ısıtma problemimiz nedeniyle oyuncaklarını halen salona taşıyor. Hiç bir şey içime sinmedi, ev bana yabancılaştı. Pişmanlık çöktü üzerime , yaptığım işlemi geri alamadım, almayı düşünüyorum ama hiç bir şey yapmadan odalara bakıp bakıp oturuyorum yerime. Seramik kutuları, düzensiz evim ve karşık bir halde ben...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-902044268872908986?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/902044268872908986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=902044268872908986&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/902044268872908986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/902044268872908986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/01/14-ocak.html' title='14 OCAK'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7832618687073151004</id><published>2008-01-13T09:12:00.000-08:00</published><updated>2008-01-14T22:56:13.531-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tadilat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oğlum hastalandı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seramik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='örgü'/><title type='text'>DEĞİŞİKLİK ZAMANI</title><content type='html'>1- DEĞİŞİKLİK: &lt;br /&gt;Yine değişiklik yaptım, çoktandır blog ismimde değişiklik yapmayı planlıyordum, ancak kendim için içime sinecek bir rumuz bulamadığımdan yapamıyordum. Bu sabah &lt;a href="http://www.ortasekerli.com/index.cfm?edition_id=89&amp;category_id=1"&gt; şuradaki &lt;/a&gt; yazıdan etkilenerek blog başlığımı değiştirdim. Sanırım bu daha iyi oldu. Rumuz konusunda halen arayıştayım.&lt;br /&gt;2- EVİM EVİM GÜZEL EVİM&lt;br /&gt;Nihayet ev için tasarladıklarımızı hayata geçirme aşamasına ulaştıııık. Yatak odamızdaki ebeveyn banyomuz için fayans seçebildik. Çarşamba günü usta geliyor, seramik döşeme işinden sonra sırada asma tavanlar, duşakabin ve banyo dolapları işleri sırasıyla halledilecek. Turkuaz mavi seramikler seçtik, bordürleri ise turuncu, mavi ve kırmızılı, duvar seramiklerimizde sanki uçuşan köpüklere benzer kendinden bir desen var.Neşeli bir banyo olacağa benzer. Daha önce fazla eşyaları koyuyordum bu banyoya ama artık ebeveyn banyosu olarak kullanma kararı aldım. Fazla eşyalarımın bir kısmını küçük wc yi iptal ederek oraya taşımayı düşünüyorum, diğerlerini ise ileri aylarda yaptırılacak ray dolap, vestiyer vs. içine yerleştimeyi planladım.&lt;br /&gt;Asıl bomba eylemimiz: oğlumun odasını taşıdık kocişle. Oğlum çocuk odasını kullanıyordu, ancak bu oda evdeki en küçük odaydı ve yavru kuşum oyuncakları ile bir türlü sığışamadığından oyuncak sandıklarını habire salonun ortasına boşaltıyordu. Bir gün anne bana salon gibi bir oda yapsak ya dediğinde dank dediydi.Oturma odam sadece eve yatılı gelen misafirler için kullanıldığından oturma odasını yavrukuşuma, küçük çocuk odasını da yatılı misafirlere uyarladım. Küçük oda çok tıkış tıkış oldu ama oğlum geniiş bir odaya kavuştu. Odadaki kanapelerden ikili olanı balböceğimin odasında bıraktım, ona kitap okurken uzanırım, ya da arkadaşları geldiğinde oturmak için bir yerleri olsun diye düşündüm. Biz zaten salonda istihkam ediyoruz. Önce kendimizi, sonra çocuğumu düşünüp öncelik bizimdir dedim ve odalar hoopp yer değiştirdi. Fakat epeyce yorulduk, iki oda ve eşyalar tamamen temizlenip elden geçirildi, kocişim elinde tamir çantası ile karyola ve çekyatı sağlamlaştırdı, vidalar sıkıştırıldı, uygun yerlere çiviler eklendi. Sonuç iyi oldu :) Misafir odamız fazlaca küçüldü ama yarın öbür gün orası için de uygun bir şeyler düşünürüm herhalde.&lt;br /&gt;3- Oğlum hastalandı. Sonunda salgından biz de nasibimizi aldık. Ateş ve öksürük başladı. Yavruşum çok halsiz, bir de ille desesiyle kalmak istedi. E çocuk o haldeyken peşinden bizde geldik, dün annemde geceledik. Tanrım bu çocuk ile dedesi arasında öyle büyük bir aşk var ki, öyle güzel bir dede-torun ilişkileri ve öyle güzel paylaşımları var ki görülmeye değer. Yavru kuşum yorgun gözler ve bebekliğindeki gibi kıpkırmızı yanaklarıyla dedesinin göbeğine yaslanmış dinleniyor, ateşi düştüğü anda neşelenip bıcır bıcır oluyor. Yavrum benim hiç hasta olmasın istiyorum.&lt;br /&gt;4- Hain erkek kardeşim, hain kocamla balığa kaçtı, bir saat içinde döneriz bir işimiz var deyip tüydüler, sonradan balığa gittiklerini itiraf ettiler. Akşamın sekizi oldu daha ortalıkta yoklar. Bende oğluşumla annemlerde keyif yaptım. Oysa evde devam edilmesi gereken işlerim, şimdiye yıkanıp çoktan kurutulmuş olması gereken çamaşırlarım vardı ancak gün, zorunlu olarak keyif ve tatil gününe dönüştü.Ördüğüm şalda bayağı yol aldım, bitmesine çok az kaldı ama ipim bitti. Ee onca sök-yapa ip mi dayanır? Yüncüye de gidemedim. Bitirdiğimde bloguma ekleyeceğim, sanat eseri oluşturuyormuşçasına ördükçe keyifleniyorum. Ne yapayım örgüde yeniyim:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7832618687073151004?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7832618687073151004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7832618687073151004&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7832618687073151004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7832618687073151004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/01/deiiklik-zamani.html' title='DEĞİŞİKLİK ZAMANI'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4488665146987299724</id><published>2008-01-07T06:15:00.000-08:00</published><updated>2008-01-08T23:37:41.518-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yılbaşı gecesi'/><title type='text'>YENİ YIL VE İLK GÜNLER</title><content type='html'>Yeni yıla gireli kaç zaman oldu, ha şimdi ha yarın yazayım derken zaman bu zaman oldu. Yeni yıl gecemizden bahsetmek ya da bahsetmemek için epeyce düşündüm. Neden derseniz, batıl da olsa garip bir inancım var; yeni yıla nasıl girersem yani ruh halim nasılsa bütün bir yılı öyle geçireceğime inanırım. Başlangıçlar benim için önemlidir, bu batıl inancım da buradan geliyor. Herkes gibi güzel dileklerle girip öyle geçmesini beklemenin neresi garip ya da batıl demeyin, sanırım 2006 yılıydı, büyükşehir belediyesinin havai fişek gösterileri eşliğinde coşutturup, geri sayım yapmak için meydana yol alıp da arabayı park etmek için tek bir yer bulamayıp, ucube sokakların birine arabayı bıraktıktan sonra o ne idüğü belirsiz sokaklardan meydana ulaşmaya çalışırken yeni yıla girilmiş olduğunu anlayıp, bütün bir yılı şaşkın geçireceğim diye sinirlenmiş ve sinirlenmiştim. Bir başka sene -artık ailedekiler benim şekilselliğime alıştılar- yeni yıla bir kaç dakika kala annemi, babamı, kocişi kollarından asıla asıla salonun ortasına çekip yarı zoraki oynattırıp bu yıla güle oynaya girelim demiştim. O sene habire düğün oldu, düğünlerden illallah geldi. Öğrenciyken yeni yıla ders çalışarak girer, sonra öööyle rol yapar gibi ders çalışmayayım da bütün yıl dersleri anlamadan geçmeyim diye onbeş dakika önceden zor bir problemi önüme alır, problemi çözmeye konsantre olmuş halde yeni yıla başlayıp, içimi de rahat ettirirdim. Böylesi garip bir kişiyim işte... &lt;br /&gt;        Bu yıla gelince; işyerimizde kendi kendimize güzel bi kutlama yapıp öğleden sonra da üç gibi paydos etme iznini de koparmış olan bendeniz, 2008 güzel bir yıl olucak sonu bu günden belli diye sırıtarak kocişin yanına gittim. Fakat evimin direği kocacım, sanki bütün günler keseye girmiş gibi, o gün erken çıktık ya ebevyn banyomuz için fayans ve duşakabin bakma işi için gıda çarşısına gitmeyi planlamışş. Hani moralim de iyi ya olur, dedim. Oralarda iki ikibuçuk saat geçirdik ve kociş sık sık yavaş yürüyorsunuz diye sanayi sokaklarında bizden 800 m. uzakta yürüyüp, çevreden geçenlerin sapık bakışlarına ve araba kornalarına el kadar çocuğumla beni maruz bırakıp, dır dır yapmama, bizden önce girdiği seramikçiler de de bizim eve faynstan çok sevgili görümceme granit bakma işini daha çok önemsediğini defalarca sergilediği için burnundan soluyup kulağından ateş çıkarır vaziyette seramikçilerden çıkan ben hadiii artık annemlere gidelim diye yalvar yakar olmuş haldeyken, gıda çarşısından tam çıktığımız anda oğlanın ilaçlarını okulda unutmuşum, eve gidip yedek ilaçları alalım dedi, evle bulunduğumuz yer arası en az bir saat çeker, neyse eve gittik. Kociş bununla da kalmadı, milli piyango bileti alalım dedi. Daha önceki günler keseye girdiğinden alamamıştı. Yol boyu kulağında kulaklık bir yandan annesi ve kız kardeşi ile telefonda sohbet ederken önümüze çıkan ilk seyyar satıcıdan bilet alamadı, sonra yol boyu milli piyango bayisi aradık. Hangisine girdiysek, biletler tükenmişti. Fakat benim evimin direği kocacım, yılmadı, benim uğurlu rakamım 7, kendisininki 8 dir, 2007 den 2008 e girerken muhakkak bilet almalıyım, bilet bulmadan hiç bir yere gitmeyeceğim dedi. Karış karış İzmir'i dolaşıp bilet aradık. saat 21.00. civarı annemlere ulaştığımzda dırdırlarım ayyuka çıkıyordu, açlıktan da sürekli tıslıyordum. &lt;br /&gt;         Annemlere geldiğmizde sevgili erkek kardeşimin eşiyle 4 yıldızlı bir otelin yılbaşı kutlamasına gittiğini öğrendim, o zaman tek misafir bizdik. Ama annem bütün gün evin tadilatı nedeniyle ustalarla boğulmaktan akşama hiç bir şey hazırlayamamış, acıktım dedikçe elinde rendeleyecek gibi yapıp sık sık bıraktığı havuçları sallayarak ustalardan birini bitirip diğerini anlatıyordu. Haydin, dışarda yiyelim dedik, yoksa annemle babam birbirlerini yiyeceklerdi. Önceden deneyip memnun kaldığımız bir restauranta gittik, saat zaten 21.30 falan, aç mı açız menüden herkes bir şeyler seçti. Garsona siparişlerimizi sayıyoruz, cevap: o kalmadı, bu bitti, efendim yarın tatil ya stokları bitirmeye çalışıyoruz.Eee biz ne yiycez? neyse yiyecek bir şey bulduk, salata bar bomboş, hatta garsonlar bir an önce her şey bitsin de biz de evimize yollanalım diye başımızda bekliyor.Neyse doyduk ve çıktık. Bu da bize ders oldu, bir daha yılbaşı gecesi için özel hazırlanan yerler dışında o gece herhangi bir yere gitmeyecekmişiz ! &lt;br /&gt;       Fiyasko bir yemek, fiyasko bir anne babayla yılbaşı gecesi geçirme fikri ile yeni yıla girdim. Saat on tam on ikide oğluma sarmaş dolaş olup camdan havai fişek gösterilerini izledim. Sonra annem esprileri ve yaptığı taklitlerle beni çok güldürdü. Eve gittiğimde yorgunluktan yarı baygın halde uyumuşum ...&lt;br /&gt;       2008 in ilk günleri, bal böceği ile bol bol kitap okuyoruz ayrıca bende kitap okuyorum, örgü örüyorum. Kendimi daha iyi hissediyorum. Zaman zaman karamsarlaşsamda çabuk geçiyor..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4488665146987299724?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4488665146987299724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4488665146987299724&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4488665146987299724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4488665146987299724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2008/01/yeni-yil-ve-ilk-gnler.html' title='YENİ YIL VE İLK GÜNLER'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5521669599160752813</id><published>2007-12-31T04:45:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:36.694-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni yıl'/><title type='text'>GÜLE GÜLE 2007</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R3jniZok--I/AAAAAAAAAB0/erquYJOpmJA/s1600-h/yeni_yil8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R3jniZok--I/AAAAAAAAAB0/erquYJOpmJA/s320/yeni_yil8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150120752080813026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Zor bir yıldı 2007, hem ülkem adına hem kendi adıma güzelliklerle beraber düş kırıklıklarının da bolca yaşandığı bir yıl, benim sağlık sorunlarım patlak verdiği anlarda tavana vuran terör, hükümetin değişimi, onlarca şehit haberleri...vs vs derken bu gün bitiyor işte...&lt;br /&gt;             Özellikle son iki ayında artan sağlık sorunlarım nedeniyle dibe vurdum bir çok alanda, ama son günlerinde yeniden keyif almaya başladım bir çok şeyden. Şimdi hissediyorum ki yeni bir yılda her şey çok daha iyi olucak. Tıpkı gecenin sonunda gelen aydınlık gibi, sabahları uyandığımda gülümseyerek karşılayacağım, güneşli sabahlara erişeceğim. Zor günlerde olucak tabiii, tuzsuz ve bibersiz yemek olamayacağı gibi...&lt;br /&gt;             Önce sağlık sonra mutluluk dolu, her şeyin gönlümüzce gerçekleşeği bir yıl geçirmemizi diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5521669599160752813?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5521669599160752813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5521669599160752813&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5521669599160752813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5521669599160752813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/12/gle-gle-2007.html' title='GÜLE GÜLE 2007'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R3jniZok--I/AAAAAAAAAB0/erquYJOpmJA/s72-c/yeni_yil8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-2952277341928115559</id><published>2007-12-18T06:02:00.000-08:00</published><updated>2007-12-18T06:34:13.193-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayan mağazaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alışveriş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='indirim'/><title type='text'>ALIŞVERİŞ SENDROMLULAR</title><content type='html'>Alış veriş yapmayı çok severim. Kendime ve başkalarına alış veriş yapmak heleki sürprizler hazırlamak çok hoşuma gider. Ruhuma iyi gelir. Malum aralık ayı da hediye alma ve verme ayıdır. Kafamda oluşturduğum listelerle kandime alınacaklar, bal böceğinin alış verişi, okuldaki öğretmenlere, iş arkadaşlarıma planladığım hediyeler için dışarıya çıkıyorum. Üstelik kociş söz verdiği üzere bu ay sadece kendi giyim kuşamıma harcamak üzere belli mir miktar parayı da elime verip beni vitrin ve mağaza önlerine gönderdi bile.&lt;br /&gt;       Ohhh param var, kafamda türlü listeler var, alış veriş modumdayım; haydi bakalım!! diyerek yola koyuluyorum. Fakat oda ne? Uğradığım ilk bayan giyim mağazası hınca hınç dolu, gözüme bir pantolon ilişiyor, aynı anda iki kadın daha elini uzatıyor ve uzanan elerden biri askıyı kapıyor. Neyse, şu tuniğin rengi de çok hoş acep ne menem bir şey, diyerek yön değiştiriyorum. Yine aynı sendrom, aynı anda askılara uzanan bir kaç elin arasından tuniği reyondan çekip incelerken, uzanıp alamayan bayanlardan biri gözünü dikti beni izliyor. Tetikte! askıyı bıraktığım anda o alacak belli. Uyanık ol demli çay diyorum. Tunik askısıyla şöle bir kolumda dursun bir de karşı reyona ilerleyim derken, kabin dışındakıyafetinin üzerine  aldığı bir kazağı geçirmeye çalışan bir bayanı şaşkın halşde sollayarak karşı reyona geçiyorum, yine bayan kalçaları ve ellerinin arasından gözüme çarpan bir kaç şey var ama ... ulaşmak... neyse bir şeye ulaştım. Fena değilmiş, ama acep üzerimde nasıl duracak? Kabinler ne tarafta? Amaniinnnn kabinler dolu, kabin önleri dolu, resmen kuyruk var, aynaların önleri giyilip çıkarılmış giysilerle dolu. Bazı hanımlar giyilmişlerin arasından kıyafetler seçip oracıkta denemeye uğraşıyor. Hatta hanımlardan biri yaklaşık 12-13 yaşındaki kızını kabin sırası bekletmeden oracıkta giyinmesi için azarlıyor, kızı kabul etmiyor, cıngar çıktı çıkacak. Ayyyy içim daraldı. ben çıkıyorum. Başka bir alış veriş markezine gideyim diyorum ama tüm bayan mağazalarında aynı kabus. Erkek mağazaları biraz daha sakin ve uygarca yamyam gibi alışvveriş yapanlar azınlıkta. Eşime bir kazak alıyorum, bir pantolon. Ayyy yoruldum iki şey almakla. &lt;br /&gt;          Kendime henüz bir şey bulamadım. Bulamam tabiii çünkü bakamadım, buldum, deneyemedim. Neyse demli çay, paran da hazır varken vaz geçme, haydi sabahki alış veriş moduna tekrar bürün neşeli neşeli virtin bak, haydi bir şarkı mırıldan diyip yine yollanıyorum mağaza önlerine. Yok yok yamyam bu kadın milleti. Nasıl da asılıyor elimden kadın, mankenleri inceleyim bari, e anacım mağazalardaki tüm mankenler üst üste giydirilmiş. Örneğin incecik yarım kollu bir gömlek içine boğazlı bir bluz , üzerine kemer. Ver her birinin fiyatı 39-45 arası. İyi de hiç biri kışlık değil bunların. Neyse o zman tek parça için 44 ytl gözden çıkmalı. Nakit indirimi yok, kredi kartına bölüyorar. Ben nakit alıcam, iyi de fiyatlar öyle yüksek ki altını alsam üstünü de alsam para kuş kadar kalıyor, sekiz kazak parasına mı çalışıyoruz yaniiii. Bu ne bir kazağa bu kadar para verilir mi. Her yerde uçuk rakamlar, kalite az ve yam yam gibi alış veriş yapan, biribirini hırpalayan, ezen bayanlar. satılan ürünlewr ise neredeyse çul.. Modern giyinmeyi severim ama bu fiyatlara bu kalite düşündürüyor.&lt;br /&gt;        Bir daha hafta sonu alışverişe falan çıkma demli çayyyy, eve dönüş ayrı bir kabus. Her yer insan ve araba kaynıyor. Karanlık ççktü. Hah biraz sakince bir mağaza gördüm, vitrini güzel, satılanlar tarzıma uygun ve en önemlisi sakin. İçeriye giriyorum. AAAAA joker bir elbise görüyorum. Siyah triko hafif dekolte ama hanım hanımcık bir elbise. Tezgahtara denemek istediğimi söyleyip kabine giderken, af edersiniz katana gibi bir hanım, hani şöyle -çok af edersiniz sözüm meclisten dışarı- bel oyuntusu kalmamış, baldırlar, bel ve göğüsler aynı genişlikte genç bir bayan, elimdeki elbiseye bakıyor, ama taviz vermeden kabine girip giyiniyorum. Çıktığımda aynı bayanı lila rengi bir tunik giymiş aynaya bakarken gördüm, bende yanındaki aynadan kendime bakarken, bayan soruyor:"Üstümde nasıl durmuş?" Bayana dönüp kıyafetini inceledikten sonra fikrimi söyledim, onu çıkardı başka renk giydi ya bu nasıl diye sordu, bu da iyi dedim, ama ilk giydiğinizin rengi de size çok yakışmıştı dedim. Cevap: onu zaten alıcam. Ben aynada elbsem hakkında karar verene kadar bahsettiğim bayan iki üç parça daha giysi denedi ve her birinde fikrimi aldı. Canım hanımcığım ne diyeyim, giydiğiniz her giysiden göğüsleriniz öne fırlıyor, göbek sonrası düğmeler zor kapanıyor, kalçanız çıkıyor diyemiyorum. Üzerinde biraz daha iyi durana bu daha iyi diyorum. Vallahi aldığı her parça 60-110 arası fiyatlarla sayabildiğim sekiz, dokuz parça ürünü aldı.Gitti. Bendeniz de hemen elbisemi çıkarıp kasaya gittim ve bir cümle söyledim: Alıyorum!&lt;br /&gt;          Alış veriş için uygun saatler hafta sonu gündüz 10-12 arası ve gece karanlığının çöktüğü akşam yemeği için uygun saatler. Bizzat denenmiştir. Kazara diğer zamanlarda alış verişi dnerseniz, ezilme, hırpalanma, moral bozukluğu...benzeri durumlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Benden söylemesi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-2952277341928115559?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/2952277341928115559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=2952277341928115559&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2952277341928115559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2952277341928115559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/12/aliveri-sendromlular.html' title='ALIŞVERİŞ SENDROMLULAR'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1499698361699753787</id><published>2007-12-18T05:09:00.000-08:00</published><updated>2007-12-18T06:01:51.939-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yan etki'/><title type='text'>YAN ETKİ...</title><content type='html'>Zorda kalmadıkça ilaç kullanmayı sevmeyen biriyim. Kulak rahatsızlığım patlak verdiğinden beri ne zaman sorun yaşadıysam türlü ilaç kombinasyonları denendi. Kullanılan ilaçlardan her birinin yan etkileri bende muhahkak gözlenir, gözleniyor. Şimdi yine aynı şekildeyim yani prospektüste ilk sırayı alan yan etkilerin her biri mevcut. İlki sinirlilik, ikincisi uykusuzluk :( üstelik aldığım ilaçlar malesef tedavi edici değil de destek ilaçlar oluyor ve muhtemelen de yan etkilerinden faydalanmak için veriliyor. Yani içtiğim ilaçların etki meknizması öncelikle sinir sistemi üzerine oluyor. Böylece tahammülsüz, sinirli, alttan almayan, Allah'ın sopası yok ama demli çay var babında biri oluveriyorum. Her zaman olduğumun dışında ilaçlarla yönlendirilen bir ben, Dr. Jeykıl. Ve bu durum bir kaç senedir böyle, hatta böyle süreceğe benzer.&lt;br /&gt;        Hafta sonu akşam yemeğei için sofrayı hazırladım, içeriye seslenip yemeğin hazır olduğunu bildirdim. Çorbaları servis tabaklarına aldım, yemek hazııır herkes sofraya duyurusunu tekrarlayıp, çorbaların tabaklara konduğunu ve hemen mutfağa gelmelerini yineledim. Mutfaktan kafamı çıkarıp oturma odasına baktığımda kocişin elindeki pinpon topunu attığını bal böceğinin onu yakalamaya çalıştığını gördüm. Çok eğleniyorladı. Duyuruyu tekrarladım üğçüncü kez ve kimse mutfağa gelmedi. Neşeyle oynuyorlar. Rüzgar gibi odaya daldım, prizden tv. nin fişini söktüm, sobayı kapattım, ışığı söndürdüm ve hemen mutfağa geliyorsunuz dedim. Sinirle masadaki yerimi alınca ikisine dönüp, gözlerimden kıvılcımlar saçarak: Bundan sonra size ilk seslenişimde mas başına geliceksiniz, defalarca size seslenmiycem dedim. Bir kaşık çorba aldım. On dakikadır size çorbaları tabağa koyduğumu söylüyorum, işte soğumuşlar dedim.ikisi de kuzu kuzu masaya oturup soğuk çorbaları kaşıklarken, yemek saati yemek yiyip, oyun saatinde oyun oynayın dedim. Kociş o anda , sen buna yemek saati mi diyyorsun, saat sekiz buçuğu geçiyor deyince :"öyle miiii, haklısın senin için uyku saati!!!" diye bağırdım. ikinci rüyanı gördüğün saatte yemek yediğin için sen özür dileyecek değilim dedim. O sırada bal böceği "anne kakam geldi" dedi. Ona dönüp "sen de her yemekte muhahkak wc. ye gidiyosun, haydi koş bakalım tuvalete dedim. "Sen götür anneee, sen götür" dedi. "Kendin tuvalete gidebliyorsun bal böceği, şu anda yemekteyiz ve bir an önce yemek yemek istiyorum" dedim. Işığı aç anneee, sen götür anneeee" diyen bal böceğimi kucakladığım gibi tuvalete götürürken, "küçük bey bundan sonra tuvalet ihtiyacını yemekten önce ya da sonra gider!" diye tembihledim. "Ama anneee napayım, çok yemek yiyorum, yemeklerin hepsi karnıma gidip kaka oluyor, napayım, şimdi geldi dedi" Bu işi bir düzene sokmalısın, dedim. Yemekten önce tuvalate gidip, tuvalat ihtiyacının olup olmadığını kontrol edersen iyi olur şayet yemek sırasında gelirse biraz tutmayı öğren dedim. &lt;br /&gt;        Diğer zamanlarda içeriye seslendikten sonra sakin kalır, baktım gelmiyorlar mı, kendim yemeğimi yer, onlar ne zaman yerlerse yesinler diyebilirdim. Ya da kendim yer sofrayı da toplar, hani bize yemek sorusu geldiğinde onlara gerekli uyarıyı yapardım. Ama postun başında bahsettiğim gibi ilaç aldığım sürelerde böyle lafını kimseden esirgemeyen, öfkesi burnunda biri oluveriyorum. Benim dışımda biri olup yaşananlara seyirci kalıyorum neredeyse. hani diyorum şu kulaklarıma ne olacaksa olsa da ben de kurtulsam... İlaç milaç bööö geldi. Bir de bu ilacı düzenli olarak bir yıl almam gerektiğini duyan kocişin tavrı görülmeye değerdi :)))&lt;br /&gt;       Neyse en azından işitmem daha iyi durumda ve yok sinirliyim yok şöyleyim böyleyim diye dr. kapısını aşındıracak hallerde değilim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1499698361699753787?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1499698361699753787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1499698361699753787&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1499698361699753787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1499698361699753787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/12/yan-etki.html' title='YAN ETKİ...'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-8322313565128368864</id><published>2007-12-11T12:00:00.000-08:00</published><updated>2007-12-11T05:02:51.264-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak çınlaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tinnitus'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biyonik kulak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geveze çocuk'/><title type='text'>DAHA İYİYİM….</title><content type='html'>Geçtiğimiz haftaya göre işitmem daha iyi, yapılan ölçümde de konuşma frekanslarında çok küçük de olsa bir miktar düzelme olduğu gözlendi. Doktorum bir hafta daha aynı dozda kortizon kullanmaya devem dedi, bu kutu da bitince tekrar ölçüm yapıp doz azaltmaya geçeceğiz. Cuma günkü kontrolde doktorla süreci konuştuk. İşitme kaybı artacak artacak ve bir gün kulaklarım hiç duymaz olacakmış. O zaman cihaz da kar etmeyecek ve ameliyat olmam gerekecekmiş. Biyonik kulak ameliyatı işitmesi sonradan kaybolmuş hasta grubunda en iyi sonucu veriyor olduğundan ameliyattan maksimum oranında faydalanacakmışım. Fakat ameliyat için kulağın tamamen total (ölü) olması gerekiyor bu nedenle bundan sonrası biraz daha zor bir süreç. İşitme cihazı denemesi için Ocak ayının on dördüne randevu aldım. Doktorum işitme cihazının özelikle aktif bir konumda çalıştığım için yaşamımı kolaylaştıracağını söyledi. Başta sürekli kullanmak zorunda değilmişim, trafiğe çıkarken, arkadaş toplantılarında, … vs ihtiyaç duydukça kullanırsın. Bir dene bakalım dedi.&lt;br /&gt;İşitme cihazı kullanmak aslında Neşeli’ nin de dediği gibi gözlük kullanmak gibi bir durum, hayatımı daha iyi bir seviyeye getirecekse neden kullanmayayım? Ama zor olan bir gün kulağımdaki bütün seslerin biteceğini bilmek… Ameliyat sonrası mekanik duymaya geçildiğinden sesleri asla eskisi gibi duyamayacağım. Annemden biliyorum, ilk yıllarda kadın sesini erkek sesinden, yaşlı sesini çocuk sesinden ayırt etmek zor oluyor, sonra cihaz sürekli kullanılan sesleri kodluyor. Şimdi annem telefonda benim sesimi başka kadın seslerinden hatta kız kardeşiminkinden bile ayırt ediyor. Oğlumun sesini bir daha asla eskisi gibi duyamayacağımı düşünerek üzüldüm de üzüldüm… Sesi bu haliyle kulaklarımda kalır sonra unutur giderim.. Ama en azından birkaç bayram daha onun coşkuyla okuduğu şiirlerini dinleme şansı bulabilsem… kaç yıl daha kendi sesini duyarım bilmiyorum.&lt;br /&gt;Aslında insanın yarın başına gelecekler için üzülmesi ölmeden mezarına gül diktirmesi gibi bir şey… Şu anda iyi duyuyorum, günlük hayatımı iyi kötü idare edecek kadar iyi duyuyorum. O halde yarın için endişelenmek yerine bugün için şükredip sevinmeliyim. Evet artık böyle düşünüyorum ve kendimi çok daha iyi hissediyorum. Hem ben üzülüp ağladıkça, etrafımdakiler de üzülüyor. Bal böceği bir akşam yanıma geldi, elimde bir bardak su ilacımı içmek üzereydim, en sevdiği şey olan bardağıma su doldurmak. Bana şöyle dedi: “ne kötü demi anne? İlaç içiyorsun içiyorsun ama kulağın iyileşmiyor, kötü bir şey bence bu. Bir kere benim de kulağım ağrımıştı, ilaç içmiştim, acı acı ilaçlar ve iyileşmiştim. Bence senin kulakların kötü bir şey..” Evet bu sözleri duyunca kafama dank etti. Oğlumun bu durumdan ver kulaklarımın kötüye gidişinden mümkün olduğunca az etkilenmesi için kendimi hızla toparlamam gerekiyor…&lt;br /&gt;Artık sabahları işe makyajlı geliyor, sarı bir benizle dolaşmıyorum. Akşamları ailecek tv. etrafında dizi izlenirken (bir ya da iki dizi var vaz geçemediğimiz) televizyondaki konuşmaları ayırt edemediğimden elime örgümü alıp sakin sakin şalımı örüyor ya da kitap okuyorum, haa çok meraklandığım bir konu varsa ertesi gün iş yerimde anlamadıklarımı sorup arkadaşlara anlattırıyorum, böylece evde ortam gerilmemiş oluyor. Duyduğum her ses için mutluluk duyuyorum, mesela öten bir serçeyi, yağmur sesini dinlemeye çalışıp, mutlu oluyorum. Sonra Mustafa Sandal’ın da tıpkı benim gibi “Tinnitus” tan şikayetçi olduğunu okudum. &lt;a href="http://www.f5haber.com/haber.aspx?id=370700&amp;amp;cat_id=1&amp;amp;title=mustafa_sandal_cinlama_hastaliginami_yakala_haber"&gt;http://www.f5haber.com/haber.aspx?id=370700&amp;amp;cat_id=1&amp;amp;title=mustafa_sandal_cinlama_hastaliginami_yakala_haber&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Bethooven 9. senfoniyi yazarken duymuyormuş. Benim de sürekli kulak çınlamalarım var ve ben o sesleri hatırladığım her an benimle oluyorlar. Ayrı bir postta yapılabilcekjleri açıklayabilirim.&lt;br /&gt;Tüm bunların dışında… Dün akşam oğlumdan öğretmeninin şikayetçi olduğunu öğrendim। Çok konuşuyormuş ve susturamıyorlarmış. Sabah okula ben bıraktım. Öğretmeni ile biraz konuştum. Bana bal böceğinin kahvaltı sırasında, yemekte, çalışmalar sırasında sürekli konuştuğunu söyledi. (hah! Ben geveze bir oğlum var deyince gülenlere duyurulur J ) Her konuda muhakkak söyleyecek bir şeyleri oluyor dedi. Evet bal böceği evde de bu halde sürekli konuşuyor, her birimizin sözünü keserek kendi yorumlarını aktarıyor, hatta evde avaz avaz gırtlağını yırtarcasına bağırarak konuşuyor, kitaplar sayesinde kelime haznesi de öyle geniş ki süslü süslü kelimelerle bezenmiş cümlelerini dinlemek bir hayli zaman alıyor, şayet dinliyormuş gibi rol yaparsanız yüzünüzü iki eliyle sabitleyip sizi göz hizasına alarak anlatmaya devam ediyor. Çocuksuz bir hayatım varken çocuklu hayattaki zorlukları az çok bilerek yola çıkmıştım ama bu kadar geveze bir oğlan dünyaya getireceğimi pek hesaplamamışım :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-8322313565128368864?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/8322313565128368864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=8322313565128368864&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8322313565128368864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8322313565128368864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/12/daha-iyiyim.html' title='DAHA İYİYİM….'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5728944175474407402</id><published>2007-12-04T09:00:00.000-08:00</published><updated>2007-12-11T05:03:51.638-08:00</updated><title type='text'>KULAKLARIM</title><content type='html'>Merhaba sevgili günlük, zihnim öyle bulanık, duygularım öylesine yoğun ki… Beni bu hale getiren şey ne diye meraklanıyorsan söyleyeyim: Kulaklarım! Ben bir “otoimmün iç kulak” hastasıyım!&lt;br /&gt;İçimdeki ses sürekli olarak kulakların gidiyor diye tekrarlarken arkadan şöyle bir efekt dinliyorum: Bir sabah uyandığında hiçbir şey duymuyor olabilirsin. Ben bütün bu bilinç altı seslerini göz ardı edip, kortizon ilaçlarımı düzenli kullanarak günlük yaşantıma devam etmeye çalışırken an geliyor bağıra bağıra ağlamak istiyorum, olmuyor onu da yapamıyorum.&lt;br /&gt;2001 yılından itibaren işitmemde düzensizlik saptandı ve takibe alındım. Annem orta okul yıllarımda işitmesini tamamen kaybedip, 11 yıl işitme engelli yaşadıktan sonra “Coclear İmplantasyon” yani biyonik kulak ameliyatı ile yeniden duymaya başladığı için acaba genetik bir yatkınlık mı var diye düşünerek 2001 den buyana yılda en az iki kez ölçüm yaptırarak işitme seviyemi takip ettiriyordum.&lt;br /&gt;Ve anılan tarihteki yapılan ilk ölçümlerde bir miktar işitme kaybı tesbit edildi, ancak duyamadığım sesler zaten düşük frekanslı sesler olduğu için yaşam kalitemi fazla etkilemiyordu. Ancak, son iki yıldır dalgalanmalı ya da pikli duymaya başladım. Şöyle ki bağışıklık sistemimi zayıf düşüren bir şey olduğunda kulaklarım otomatikman tepki veriyor ve o dönemlerde iyi duyamıyordum. Başlarda bu dalgalanmalı dönemi testlerde gözleyemediler. Ve bu işitme değişikliğinin kaynağını belirlemeye çalıştık. Kaynaklar şöyle: stresli dönem, gürültüye maruz kalma, yorgunluk, uykusuzluk, hava basıncı değişiklikleri, mevsimsel değişiklikler … vs. Böyle zamanlarda işitmem değişiyordu ve sorun yaşadığım frekanslar insan seslerini kapsayan aralığa denk düştüğü için konuşulanları algılamam zorlaşıyordu.&lt;br /&gt;Bal böceğimin dünyaya gelişinden yaklaşık iki yıl sonra kulaklarımın durumu hepden gündemimin başlıca konusu oldu. Her doktor ziyaretimde önce annemden bahsedip sonra konuyu kendi şikayetlerime getiriyordum. Artık beraber yaşamayı zorunlu olarak öğreneceğim kulak çınlamalarım vardı. Doktorların en çok tekrarladığı şey, anneniz gibi olacaksınız diye şartlanmayındı.&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta başında iş akadaşımın söylediklerini anlayamaz oldum, dış hat telefonumuz çalıyordu ama ben telefon melodisini tek bir ses halinde (kornoya benzer bir ses şeklinde) ve arı vızıltısı gibi çok düşük bir sesle duyuyordum. Hemen bir KBB uzmanına gittim, dış kulak yolunun buşon (kir) nedeniyle tıkandığını söylediler, bir hafta gliserin damla kullandım. Damla kullandıkça kulağım iyice tıkandı, çünkü gliserin kirin iyice kabarmasına neden oluyor. Neyse geçtiğimiz Cuma son damlayı da kullanıp doktora tekrar gittim, kulaklarım iyice temizlendi. Kir kalmadı. Ancak duymam değişmedi.&lt;br /&gt;Bu kez panik halde başka bir doktora gittim, bir haftadır yaşadıklarımı anlattım. Otoimmün iç kulak hastası olduğumu açıkladım. Yapılan ölçümlerde kulak kemiklerinin sesi hiç iletmediğini anladım. Aslında kulaklarım duyuyor ama kulağa ses iletimi olmuyordu. 2001 den bu yana yapılan tüm ölçümleri, testleri de yanımda götürdüm. Hepsi incelendi. Sorunun iç kulaktan kaynaklandığı kesinleşti. Bundan sonra hastalığımın bu şekilde ilerleyeceği açıklandı. Yani ses kaybı artacak artacak…&lt;br /&gt;Dr. Biyonik kulak ameliyatından bahsetti, çok iyi sonuç alınan bir ameliyat , size uygulandığında çok iyi sonuç alınır derken gözlerim yarı dolu: “Benim annem biyonik kulak ameliyatlı” dedim. “Türkiye’de bu ameliyatı olan ikinci hasta” dedim. Yani bir tür tarihi tekerrür yaşanıyordu. Annem ve ben ….&lt;br /&gt;         Doktora artık konuşmaları algılamakta zorlandığım dönemlerin arttığını, oğlumun çok yüksek sesle konuşmayı tercih ettiğini açıkladım. O halde size cihaz önerelim dedi. Bir hafta süre ile kortizon yüklemesi yapılıyor, bu hafta Cuma günü tekrar ölçüm yapılacak, cihaz önerilecek. İlk aşama cihaz, ikinci aşama biyonik kulak ameliyatı….&lt;br /&gt;Korkuyorum, bir yandan kendimi “ayıp, ayıp” diye azarlıyorum. Onca şifasız dert, nice kötü hastalık varken tedavisi var diye şükretmiyorsun. Kendini bırakıverdin.” Diyorum. Bir yandan annemin işitmesini tamamen yitirdiği ve ameliyat olmak için beklediği dönemlerde evin en büyük çocuğu olarak annemin kulağı olma işini kendime yükleyişimi, sonra annemin “ çocuklarımın sesini duymak istiyorum…” diye haykırdığı zamanları hatırlıyorum. Genetik yatkınlık…. İyi de annemden önceki kuşaklarda böyle bir sorun yok sadece annem, ardından da ben…&lt;br /&gt;İkinci çocuk planlıyorduk, nihayet yeşil ışık yakmıştım ve tamam bir çocuğumuz daha olsun diyebilmiştim. Ama şimdi öğrendim ki, bir gün kulağım tamamen duymaz olucak, sonra masaya yatacağım, beyne oldukça yakın bir kısma el radyosu büyüklünde bir cihaz yerleşecek. Sonra mekanik duymaya başlayacağım. Ya bir gün çocuklarımın seslerini hiç duyamadığımda ….&lt;br /&gt;Korkuyorum günlük…. Yarının gelmesinden korkuyorum. Avaz avaz ağlamak istiyorum. Kendime yakıştıramıyorum. Ağlasam olmuyor, gülsem olmuyor, bu ay eşim bana bir hediye alıcaktı, ama Cuma günü bana işitme cihazı alacağız…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5728944175474407402?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5728944175474407402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5728944175474407402&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5728944175474407402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5728944175474407402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/12/kulaklarim.html' title='KULAKLARIM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6304140791781782784</id><published>2007-11-14T08:30:00.000-08:00</published><updated>2007-12-11T05:05:12.248-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BATTİCON'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAN TUTMASI'/><title type='text'>ÖMRÜMDEN ÖMÜR GİTTİ</title><content type='html'>Bugün on bucuk gibi oğlumun okulundan hemşire aradı, bal böceğim biraz kusmuş, sonra da fenalaşmış, o anda bilinç kaybı olmuş dedi. Okul doktorunu arayıp bilgi vermişler, doktor, acile götürsünler demiş. Herhangi bir enfeksiyonu var mıydı, genel durumu evde nasıldı diye sordu, hemen hazırlanıp çıktım. Allahtan okulun binası hemen arkamda, bu arada esimi arıyorum ne odası, ne de cebi cevap vermiyor. Okula gittim hemşire ve öğretmenleri durumu özetlediler, oğlum gayet iyiydi, koşarak geldi anneee bak parmağıma batticon sürdüler dedi, öğretmeni hemen o, önemli değil diye geçiştirdi. Eğilip baktım, tırnağının hemen yanında şeytan tırnağı gibi bir şey olmuş da oradaki bir parça et çekilmiş, kopmuş gibi görünüyordu. Olayı anlattılar: Boyama yaparlarken oğlum durgunlaşmış, öğretmeni yanına gittiğinde yüzünün bembeyaz olduğunu görmüş, ayni anda kusmuş ve kendinden geçmiş. Parmak uçları ve dudakları morarmış, bir sura hiç bir şeye cevap vermemiş. Hemşire ben geldiğimde düzelmişti dedi. Hemen çocuğu alıp acil yerine çocuk kliniğine götürdüm, bu arada eşime ulaşamıyorum, neyse bildiğim iyi bir prof vardı ona gidip, anlattım böyle böyle olmuş dedim, fizik muayene yaptı güzelce, Ateş yoktu, düşme çarpma her hangi bir şey olmamış, kahvaltıda yumurtalı ekmek, kaşar peyniri ve süt verilmiş. K. Bey fizik muayenede her şeyi iyi buldu, nörolojik ve kardiyolojik bir sorun olabilir mi diye düşündük. Kalbini dinledi, kalp atışları normaldi, hemogram değerine bakalım, herhangi bir enfeksiyon var mi dedi. Bu arada en önemlisi arkadaşlar çocukta ense sertliği olup olmadığını kontrol etti. Bunun için çenesini göğsüne değdirmesini istedi,. Belli hareketler yaptırdı, parmağını göz ile takip, kolları iki yana açma, eğilme kalkma gibi, havale üzerinde durduk sonra bazen ateş olmadan da havale geçirilebiliniyormuş. Bu nedenle çocuk nörologlarının görüşünü istedi. Kan verdikten sonra eşime ulaşabildim. İlk anda K. Beyden korkulacak bir şey olmadığını öğrenince biraz rahatlamıştım. Bu kez çocuk nörolojisinden bir nörologa gittik. EEG çekimi de yapılsın, şüphe kalmasın dedi. EEG çektirdik. Çok şükür tüm tetkikler temiz çıktı. Ne oldu,  niçin kustu, niçin bilinç kaybı, senkron yaşandı diye düşünürken nörologa parmağını gösterdi. Ne oldu buraya dedi doktor, kanadı dedi, batticon sürdü öğretmenim dedi, ve çok şükür olay aydınlandı. Parmağı kanadıktan beş dakika kadar sonra kusma ve fenalaşma görülmüş.&lt;br /&gt;Büyük ihtimalle benim oğluşu kan tutmuş, diğer bir nokta ise Batticon içeriğinde IYOT bulunması sebebi ile alerjik bünyelerde bu gibi reaksiyonlar verebiliyormuş. Herkeste kullanılmazmış. Dikkatli olunması gerekirmiş. Bildiğim kadarı ile allerjik bir tepkisi yoktu ama bunu da öğrenmiş olduk. Ama eşimi ve eşimin babasını kan tutarmış.&lt;br /&gt;Ömrümden ömür gitti resmen. EEG çekimi sırasında çekim uzun sürünce uyku saati de geldiği için uyuyakaldı. Uyur vaziyette okula bıraktık. Simdi işyerimdeyim ama elim ayağım tutmuyor. o anda çok sakindim, tek tek ihtimaller üzerinde  durarak, gerekli yerlere hep yalnız götürdüm. Havale, menenjit, kalp sorunun dan tutun da lösemiye kadar ihtimaller üzerinde duruldu. Zaman öyle hızlı aktı ki benim için, bir yandan oğlum elimden tutmuş bıcır bıcır konuşuyor, ona bir şey çaktırmamaya çalışıyorum. Diğer yandan kafamı toparlamaya çalışıyorum. Her şey bitti, olay aydınlandı ama ben simdi sersem gibiyim.&lt;br /&gt;Az once oglumu okuldan aldim, bir sure isyerimde birlikte vakit gecirecegiz. Okul hemsiresi ile gun boyu telefonlastim. Hemsire bir kac saniye kadar cocugun gozlerinin gormedigini ve baygin olmadigini ama sok halinde konusamayip duymadigini soyledi, ogretmeni batticon surdum, kucuk bir cizikti diyor ama surekli parmagina bakiyordu, faaliyet masasina oturdugunda boyayi eline aldi ve fenalasti diyor. Eczaci arkadasimin verdigi bilgiye gore Batticon bu tur reaksiyonlara sebep olabiliyormus.&lt;br /&gt;Dusundukce neler yasadim diyorum. Oglumun saclarinda halen EEG cekimi sirasindan kalan vazelin ve pamuk parcalari var...&lt;br /&gt;İlik bir dus ve uykuya cok ihtiyacim var...&lt;br /&gt;Allah hepimizin çocuklarını görünmez kazalardan, hastalıklardan korusun.&lt;br /&gt;Herkese sağlıklı günler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6304140791781782784?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6304140791781782784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6304140791781782784&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6304140791781782784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6304140791781782784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/11/mrmden-mr-gitti.html' title='ÖMRÜMDEN ÖMÜR GİTTİ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-8129600740841858025</id><published>2007-11-12T10:00:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T17:48:36.977-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='10 Kasım ve oğlum'/><title type='text'>BALBÖCEĞİ VE 10 KASIM</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R16MknhpP9I/AAAAAAAAAAM/EHixPIO1Uoo/s1600-h/thumb_419579180.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142702385216962514" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R16MknhpP9I/AAAAAAAAAAM/EHixPIO1Uoo/s320/thumb_419579180.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Resimleri artık iyice şekillenmeye başladı. Geçenlerde çizdiği bir resim hakkında aramızda şöyle bir diyalog geçti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anne baaak, resim yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-AA çok güzel olmuş, harikasın. peki bu resimdekiler kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şu benim, yanımdaki de Işıl, şu da bizim çocuğumuz. O bir kız çocuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hımmm, Işıl ve sen yan yanasınız, çocuk biraz daha uzakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anneeee, yanında biz varız, bir şey olmaaaaaaz!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( Bu cevabı alınca afalladım. Ardından yüzüme kocaman bir gülümseme yayıldı, yıllar sonra yapacağımız bir konuşma bu gün karşıma çıkıvermişti.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Kasım anma törenlerine yaklaşık iki hafta kala öğretmenimiz 4 satırlık bir şiir verip, ezberletmemizi, okuldaki törende okuyacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey sevgili büyük Ata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat uyu etme tasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviyoruz, seveceğiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilki her an seninleyiz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıftaki seçmeler sırasında bal böceği, Ey sevgili büyük Ata kısmını yüksek sesle ve öyle büyük bir coşkuyla tekrarlamışki, öğretmeni kendisini seçmiş. Kendi ilk okul yıllarımı hatırladım. Her yıl mukahhak bir şiir okurdum. Kürsüye çıktığımda boğazımı yırtarcasına haykırırdım. Amcamın evi okula yaklaşık 15 dakika uzaklıktadır. Bir gün kuzenlerim, ben şiir okuduğumda evden duyduklarını söylemişlerdi. Balböceğim bu durumda birazcık bana benzemiş görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Törene bir iki gün kala evde yemek sonrası şiir okutmaya, törene hazırlamaya başladık. İlk iki satırı gayet güzel, coşkulu okuduktan sonra, üçüncü satırda kelimeleri karıştırıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Veriyoruz , vereceğiiiizzzz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Annecim seviyoruz, seveceğiz olcaktı, yanlış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anne tamam baştan:"Eyy sevgili büyük Ataaa ........ veriyoruz, vereceğiiiiizzz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Annecim bir şey verdiğimiz yok, sadece seviyoruz diyeceksin, hani biz Atatürk' ü çok seviyoruz ya şimdi seviyoruz, ileride de seveceğiz anlamında. Haydi bakalım. Bir kez daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez ilk iki satırı gayet güzel okuduktan sonra, üçüncü satırda duraksayıp , yüzüme bakıyor, hah oldu doğru okudu, dördüncü satır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şimdi her an seninleyiz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Olmadı annecim bilki diycektin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bilki değil anne, şimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yok oğlum " Bil ki her an seninleyiz" diye söylemelisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anne yaa hiç bilki olur mu, bilki ne demek (bilki derken aynı tilki der gibi söylüyor :) ) Doğrusu şimdi olmalı bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hayır annecim bil kiii, yani bilmekten geliyor, bil! bilmece bilmek gibi, öğrenmek gibi, bilki her an seninleyiz. Hatta bak şöyle okumalısın, elini sol tarafa kalbinin üzerine götürerek okursan çok anlamlı olur. Çünkü Atatürk, kalbimizde ve sen şiirinde Atatürk' e kalbimizde olduğunu bil! diyorsun. Anlaştık mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tören sabahı okula giderken yol boyu şiirini tekrarttırdım, son satırda elini kalbinin üzerine götürp, bittiğinde selam verecekti. Okula varmadan çiçeğimizi aldık. Sabah kahvaltılarını yedikten sonra okul önünde sıra oldular, tren gibi dizilip, hep birlikte Atatürk büstüne gittiler, herbiri büste çiçek koydu, Atatürk' e marşlar söyleyip, öpücük gönderdiler, el salladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra okunacak şiirlere geldi. Ben gözlerim dolu dolu izledim töreni, kocacım da benimleydi, bol bol fotoğraf çektik. Kürsüye arkadaşı yiğit ile birlikte çıktı. Ortalığı çınlatan bir sesle başladı. Üçüncü satırda göz göze geldik, nefes aldı ve devam etti. Doğru okudu. Sonunda da güzelce selam verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleden sonra Atatrürk müzesini ziyarete gittiler, dönüşte bize müze ile ilgili izlenimlerini anlattı. Atatürk' ün kayığını ve kullandığı bazı özel eşyalarını görmüşler. Gün boyu Atatürk hakkında konuştuk. Oğluma geçmişi o karışık, çalkantılı günleri, ülkemizin vahim durumunu anlatıp, sonra Ata' nın bir güneş gibi ülke kaderine doğuşunu ve zafere giden yolu anlayabileceği cümlelerle özetlemeye çalıştım. Odamızın duvarına kendi seçtiği bir Atatürk resmini birlikte astık. Malesef bu güne baktığımda, duyduğum utancı ve kahrolmuşluğu oğluma ifade edemiyor, duygularımı gizlemeye çalışıyorum :(&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-8129600740841858025?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/8129600740841858025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=8129600740841858025&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8129600740841858025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8129600740841858025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/11/balbcei-ve-10-kasim.html' title='BALBÖCEĞİ VE 10 KASIM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5nUh2hrkerg/R16MknhpP9I/AAAAAAAAAAM/EHixPIO1Uoo/s72-c/thumb_419579180.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-2881013408318310850</id><published>2007-11-07T08:44:00.000-08:00</published><updated>2007-12-11T23:46:38.619-08:00</updated><title type='text'>DİŞ YAPIM ÇALIŞMALARIM</title><content type='html'>Karşıma bir iyilik perisi çıksa ve kendisinden ne dilediğimi sorsa şu günlerde verecek tek cevabım var: Mükemmel dişler!!&lt;br /&gt;Ağzımın içi Büyükşehir belediyesinin yol yapım çalışmalarını sürdürürken oluşturduğu manzaralara benzer bir halde. Çocukluğumdan bu yana bir ayağım hep dişçidedir.&lt;br /&gt;İlk okul beşinci sınıfa devam ediyordum. Sınıf içinde gülerek koşarken ayağım takıldı, düştüm. Ağzım açık olduğu için ön dişlerimi sıranın arkasındaki demire çarptım, önden iki dişim kırıldı. Oluşan travma nedeniyle 11 yaşımda cerrahi takip ve kaplanmış dişlerle tanıştım. Zaten problemli ve zayıf olan diş yapım bu kaza sonucu iyice azıya aldı. Dişçi koltuklarından hiç uzak kalamadım.&lt;br /&gt;Orta okula giderken oturduğumuz semtte evimize yakın bir diş hekimi edinmiştim. Randevu saatlerinde bisikletime atlar, haftanın birkaç gününü sahil manzaralı muayenehanede geçirirdim.&lt;br /&gt;Sonra duayenim, cerrahım Tayfun Bey!! 13 yaşımdan bugüne değin benim tedavimle ilgilendi. Son derece de esprili bir insandır. Çocukluğumu, lise yıllarımı, nişanlılığımı, gebelik dönemimi… bu dönemlerin her birinde ben dişçide olduğumdan gayet iyi bilir. Beni her görüşünde yanımda bulunanlara espriyi patlatır: “En iyi hastamdır, beni hiç bırakmaz. Ağzı beni emekliliğime kadar idare eder. Hatta oğlum diş hekimi olursa ona da devreder.”&lt;br /&gt;Üniversite yıllarımda özel muayenehaneye gitmek trafikte zaman kaybı yarattığından okula yakın diye kampüs içindeki diş hekimliği fakültesine gitmiştim. Stajyer bir öğrenci takip ediyordu. Sene başından sonuna kadar dişlerimle ilgilendi. Dönem sonunda, son dolgumu yaparken duygulu bir şekilde; “size öyle alıştık ki buranın, bu koltuğun dekoru gibi oldunuz, arada ziyaretimize gelin, sizi çok arayacağız” demişti. Kendisinin ilk hastasıydım, ancak öyle tecrübeli bir hastaydım ki, ilk günlerde aeratöre uygun uçları takmasına falan yardım ediyordum.&lt;br /&gt;Bu günlerde tilkinin dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına dönüşü gibi yine diş hekimi koltuklarında yerimi aldım. Az önce konuyla ilgili üç uzman hekim, diş maketimi evirip çevirip inceleyerek, masada duran röntgen filmlerime defalarca bakarak tartışa tartışa tedavi planımı oluşturmaya çalıştılar. Sonuçta son derece zahmetli ve maliyetli geçecek üç ayın sonunda üst ön dişlerimin tamamının (yaklaşık 7 diş) protez kaplamalarla donatılacağını öğrenmiş bulunmaktayım. İçinde bulunduğumuz koşullarda en iyi sonucu verecek ve beni 10 yıl kadar dişçi koltuklarından uzak tutacak hem estetik hem de kullanışlı sonucu yakalamaya çalıştıklarını açıkladılar. Oldukça da özenli davranıyorlar. Haydi bakalım yeni bir maraton süreci…&lt;br /&gt;10 yıl mı??? Beni 10 yıl dişçiden uzak tutacak sonuç mu????? Gelir geçer çözümler yerine, noktalama koymak mı ?? Ben 2 yıla razıyım. 10 yıla 10 kere şapka çıkarır, 10 göbek atarım.!!&lt;br /&gt;Birikmiş bayram paralarım, ilk maaşım, maaş zamlarım …vs hep ben daha elimi süremeden diş hekimlerinin pamuk ellerine bırakılmıştır. Kendim dişçi olamadım bari bir diş hekimiyle evlenseydim. Niye olmasın, model model dişler yapardı bana. Her kıyafetime ayrı renkte dişler kullanır, her davete farklı modellerle katılırdım :)))&lt;br /&gt;&lt;a href="http://yaldizy.blogcu.com/www.resimupload.com/ds509336798_dis-yapimi.html" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.resim-yukle.com/viewer.php?id=461576dis-yapimi.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-2881013408318310850?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/2881013408318310850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=2881013408318310850&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2881013408318310850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2881013408318310850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/07/di-yapim-alimalarim.html' title='DİŞ YAPIM ÇALIŞMALARIM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6510355639480492786</id><published>2007-10-29T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:09:44.473-08:00</updated><title type='text'>TERÖRE KARŞI KALEM VE AŞIK BALBÖCEĞİ</title><content type='html'>Artık iyice yükselen terör eylemleri kapsamında Türk Blog Yazarlarının tepkisini dile getirmek adına Blog Yazarları Topluluğu “Teröre karşı kalem” isimli bir kampanya başlatmış. &lt;a href="http://blogyazarlari.ning.com/forum/topic/show?id=503295%3ATopic%3A39596"&gt;http://blogyazarlari.ning.com/forum/topic/show?id=503295%3ATopic%3A39596&lt;/a&gt; Kampanyayı ben çok takdir ettim. Linki ziyaret etmenizi öneririm.&lt;br /&gt;Ülkemiz adına oldukça sıkıntılı geçen şu günlerde ruh halim öylesine karışıktı ki sürekli şehit haberlerini izleyip tv, basın  ve bunların dışında erişebildiğim her türlü kaynaktan gündemi takip etmeye çalıştım. İlk günlerde işime konsantre olamaz bir haldeydim. Teröre karşı tepkimi ve duyarlılığımı bireysel olarak en etkili şekilde ifade etme arayışı içine girdim. Aylardır hasretle beklediğim yağmur bile yağarken gökyüzü ağlıyor izlenimini verdi.&lt;br /&gt;Oğlumla da zaman zaman terör hakkında konuştuk. Henüz yaşı küçük ama anlayabileceği cümlelerle, dağlarda asker gibi silahlanmış teröristlerin varlığından, şehitlerimizden bahsettim. Okulda da öğretmenleri konu hakkında kısaca bilgi vermiş. Mc Donalds’ a yıl içinde en fazla iki üç kere gitmişliğimiz vardır. Geçtiğimiz hafta bir Mc Donalds şubesinin önünden geçerken balböceğim çocuk menüsü almam için ısrar edince; Mc Donalds sahiplerinin Amerikalı olduğunu ve Amerikalılar bizim askerlerimizi öldüren teröristlere yardım ettiği için bir süre onlardan alışveriş yapmayacağımızı söyledim. Yani şu an Amerikalılarla dargınız, küsüz dedim. Anlayışla karşıladı. Aslında birey olarak yapılacak birincil eylem, vatan ve millet sevgisi aşılanmış dürüst ve hayırlı evlatlar yetiştirmek.&lt;br /&gt;Bu günlerde oğlumu izledikçe hızla büyüdüğünü görüyorum. Son bir yıl içinde boyu çok uzadı, boyu posu, kullandığı ifadeler, yeni kazanımları ile abi olma yolunda hızla ilerliyoruz. Cinsel kimliğine sahip çıkmaya başladı. Ben erkeğim, babam da erkek, dedem de erkek; anne ama sen kızsın diyor. Market alışverişlerimizde sakız alırken bile kendine mavi ve yeşil renklerdeki sakız kutularını seçerken benim içinde mutlaka kırmızı veya pembe renkte sakızlar beğeniyor, bana getirip bunlar senin için anne diyor. Kendi cinsiyetini keşfetmesinin ardından karşı cinsle de ilgilenmeye başladı. Kızlar ve erkekler arasındaki “ufak” farklılıkları sorup bilgilenmeye çalışıyor, bu konuda teoriler üretiyor.&lt;br /&gt;Şu an sınıfta bir sevgilisi var: Işıl! Yaz aylarının başında okul çıkışı bir gün bize Işıl’ ın gelip kendisi ile evlenmek istediğini ve bunu kabul ettiğini, evleneceklerini söyledi. O günden sonra oğluşum Işıl’ ın teklifine sadık kaldı. Yakın tarihte evlenen dayısını da gözlemlediği için evlenecek kişilerin damatlık ve gelinlik giydikten sonra nikah töreni yapıldığını birbirlerine “evet” dediklerini sonra kendilerine ait bir evde yalnız yaşadıklarını bildiği için “tabiî ki büyünce evleneceğiz, daha evimiz bile yok” diyordu. Işıl oğlumu her sabah sevgilim geldi diye karşılıyormuş, bahçeye çıkacakları zaman sınıf teyzelerine, sevgilimin ayakkabılarını ben giydireceğim diyormuş. Bu yaş grubunda bir çocuğun diğerini sevgilisi olarak görmesi o kişiye güven duyduğunu ifade edermiş. Hislerini anlattıkça dinledim, konunun çok üzerinde durmadan ve abartılı tepkiler vermemeye dikkat etmeye çalıştım. Ancak bir gün Işıl’ ın annesi ile konuyu görüşme fırsatı yakaladığımda diğer annenin konudan çok rahatsızlık duyduğunu açıklaması ve kızına “eğer evlenirsen cüce kalırsın” diyerek kızını korkutma yoluna gittiğini uyunca resmen ürperdim. Sınıf öğretmenleri ile konuştum, diğer annenin tepkileri ile benimkileri kıyaslayınca öğretmeni ile paralel davranışlar sergilediğimi görünce rahatladım.&lt;br /&gt;Bir gün bal böceğim Doğan, Işıl ve kendisi arasında geçen bir diyalogtan bahsetti. Doğan Işıla evlenmek istediğini söyleyince Işıl: “hayır olmaz, ben bal böceği ile evleneceğim” demiş. İşte bu diyalogun hemen arkasından bir hafta sonu oğlum rüyasında Işıl’ ı gördüğünü söyleyerek uyanıp heyecanla rüyasını anlattı: “Işıla Doğan evleniyorlardı ve bende çok sinirleniyordum” dedi. Rüyasından dedesine de bahsetti. Ben ona rüyanda biraz üzülmüşsün sanırım dediğimde üzülmediğini sadece sinirlendiğini ısrarla tekrarladı. Rüyaların gerçek olmadığını bu nedenle çok endişelenmemesini söyledim. Bu kez “hayır anne benim rüyam gerçekti, çok gerçekti” diye yanıtladı. Ardından her gün rüyasında Işıl’ ı görmeye başladı. Bir sabah kötülerin arasında kalan Işıl’ ı kılıcıyla kurtarıyordu, bir başka gün Işıla lunaparka gidiyorlardı. Işıl beklemediğim bir şekilde oğlumun bilinç altında ve gündemde yerini aldı.&lt;br /&gt;Resim çizerken kız figürlerini Işıl diye tanımlamaya başladı, okula giderken Işıl’a minik hediyeler götürmeyi istedi, ayrıca gördüğü rüyaları Işıla ve sınıftaki diğer arkadaşlarına anlattığını söyleyip dönütleri bana aktarmaya başladı. Örneğin Işıl anlattığı rüyasını dinleyip hiç birşey demezken, diğer iki erkek arkadaşı bal böceğine gülmüşler. Ben yemek masasında Işıl’ ın yanına oturuyorum, sınıfta el ele tutuşuyoruz, bir kez Işıl beni öptü şeklinde anlatımlarına devam etti. Sık sık ışıl’ ın kendisinin sevgilisi olduğunu tekrar ediyor. Geçenlerde serbest resim çalışması yapmışlar balböceğim Işıl ve kendisini çizmiş, evlenmişler, bir çocukları olmuş ve resimde bir baloncudan çocuklarına balon alıyorlardı.&lt;br /&gt;Anne ben Işıl’ ı seviyorum, dediğinde, Işıl ı ben de seviyorum, ben senin diğer arkadaşlarını da çok seviyorum diye cevaplıyorum. Ama ısrarla, ben Işıla evleneceğim için sadece Işıl’ı seviyorum diyor. Sanırım artık görmezden gelme, sadece hislerini dinleyip paylaşma dışında bir şeyler yapmam gerekiyor. Öğretmeni ile konuştum, sınıf içinde sürekli olarak Işıl’la birlikte olmak istediğini ifade ettiğini söyledi. Ancak yine bunun doğal bir süreç olduğunu da ekledi. Artık her yerde Işıl var, rüyalarında, çizdiği resimlerde, oynadığı oyunlarda… Konu ile ilgili bir kitap buldum, en kısa zamanda alıp okuyacağım. Kitabın ismi “Beş Yaşında Aşk”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6510355639480492786?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6510355639480492786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6510355639480492786&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6510355639480492786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6510355639480492786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/11/terre-kari-kalem-ve-aik-balbcei.html' title='TERÖRE KARŞI KALEM VE AŞIK BALBÖCEĞİ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7192237493330416452</id><published>2007-10-16T12:12:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:13:27.114-08:00</updated><title type='text'>BİR BAYRAM DAHA GEÇTİ</title><content type='html'>Ekim 16, 2007 - &lt;br /&gt;Bayrama bir hafta kala Balböceğim “Anne, biraz bayram hazırlığı yapalım” dedi. Ben afallamış şekilde, “bayram hazırlığı mı? Ne yapalım oğlum” dediğimde bu akşam ben oyuncaklarımı toplayayım, sen evi süpür, sonra da pikniğe falan gidelim dedi. Gülümseyip olur dedim. Ancak o akşam oyuncaklarını topladı mı ? hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram öncesi alışverişim son haftaya kaldı. Bu yıl Bal böceğimin geçen sene mevsim sonu aldığım hiç giyilmemiş bir kadife pantolonu vardı. Onun üzerine sadece bir gömlek almayı düşünmüştüm. Annem bu yıl zekat ve oruç fitresi paralarını çevresindeki düşük gelirli ailelerin çocuklarına bayramlık alıp, erzak yardımı yaparak ödemeyi seçti. Kendisi çarşıya çıkmaya fırsat bulamayınca bu çocuklara bayram giysileri alma işi de bana kaldı. Annem sağ olsun telefon deyip, bir yedi yaş erkek çocuk, bir 9 yaş kız çocuk ama sen 11 yaş için al, elbise ve etek istiyormuş şeklinde açıklamaları ile beni yönlendirdi. 3 çocuk için alışveriş hiç kolay değilmiş. Kız çocuk garson boya giydiği için gittiğim çocuk mağazalarında ona uygun bir şey bulamadım. Güzel kızın elbise ya da etek isteğini yerine getirebilmem için peyce dolaşmak durumunda kaldım. Sonunda eteklerinde çiçek ve kelebekler olan pembe şirin bir kadife etek alabildim. Diğer erkek çocuk için de oldukça içime sinen giysiler aldım. Son olarak oğluma bir gömlek seçip alışverişi tamamladım.  Eve döndüğümde saat sekizi geçiyordu. Sadece oğlumun pantolon rengi ile gömleğin renkleri hiç uyuşmadı. Daha iyi bir tercih yapabilirmişim ama diğer çocuklar için öyle özenip gezdim ki oğlum arada kaynayıvermiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayrama iki gün kala, bal böceğime öğretmeni bayramda toplayacakları şekerleri koymaları için kartondan bir şeker çantası yaptırmış. Üzerinde patates baskısı yapmış. Yağıza pantolonunu ve gömleğini, çoraplarını, yeni iç çamaşırlarını bunlar senin bayramlığın diyerek verdim.  Güzelce dolabına yerleştirdik, giysilerinin yanına şeker çantasını da ekledikJ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl bayramın ilk gününü İzmir’de geçirdik. Kociş bayram namazındayken, kayınvalidemin evvelki yıllardan tembihlerini yad ederek erkenden uyandım,  kahvaltı masasını hazırlayıp namazdan dönen kocişi karşılayıp, bayramlaşıp, bayram harçlığımı aldım. Bal böceği de uyandı, neşeyle “anne şimdi bayram mı?” diye sordu. Birbirimizle tekrar bayramlaştık, oğlumuza nasıl el öpüleceğini öğrettik. Efendi bir şekilde babasının elini öptü. Ramazan ayı boyunca babayla birlikte kahvaltı yapamıyorduk. Ailece kahvaltı sofrasına oturmayı özlemişiz. Güzelce kahvaltımızı yedikten sonra oğluşa duş aldırıp giydirdim.  Giyinmiş oğluşumuza bakıp, ne kadar büyümüş olduğuna bir kez daha şaşırdıktan sonra fotoğrafını çektik oğluşun. Gece şehir dışına kayınvalidemin yanına gitmeyi planladığımızdan İzmir’ deki bayram ziyaretlerini hızlıca tamamlamamız gerekiyordu. Önce anneanne ve dedeye gittik. Sabah kurulmuş olan kahvaltı sofrası çocuklarla birlikte yenmek üzere öğle saati olmasına rağmen halen bekliyordu, hemen erkek kardeşimi de çağırıp hatır için ikinci kez kahvaltı yedik. Ardından teker teker diğer akrabalarımızı dolaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal böceğime haydi bakalım büyüklerle bayramlaş dendiğinde askerlerini selamlayan komutan edasıyla ayağa kalkıp yüksek sesle “bayramın kutlu olsun!”  deyişi bizleri çok güldürdü. Bayramdan önce hazırlamış olduğu şeker çantasını yanından hiç ayırmadı. Her evden aldığı şekerleri itinayla çantasına koyup, biriktirdi. Büyükler kendi elleriyle yaptığı şeker çantasına hayran kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal böceğimiz bu yıl “para” nın ne işe yaradığını iyice anlayıp belleğine yerleştirmiş. Kendisine uzatılan bayram harçlıklarını neşeyle kabul edip cebine yerleştiriyordu. Zaman zaman bu tavrından çekindim, oğlum harçlığını havada kaparken ben fonda “ne gerek vardı?” gibi cümleler sarf ederken bana dönüp “ Anneee hayır, gerek var, çok paramız olsun” deyince iyice afallayıp, hiç ses çıkarmamaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram ziyaretlerimizin içinde en çok anneannemi ziyaretten keyif aldım. Tıpkı çocukluğumda olduğu gibi dayım,  teyzemler, çoluk, çocuk hepimiz bir araya geldik. Bol bol sohbet edip güldük. Anneannem her birimize bakıp damatlarına, bunların hepsi benden, hepsi benim dalım kolum deyip her birimizle bir kez daha övündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece yola çıktık, kayınvalideme gittik. Onunla da bayramlaşıp gönlünü yaptık, nefis ev baklavalarından yedik, ertesi gün kocişin diğer akrabalarını ziyaret ettik. Klasik ev gezmeleri, hal hatır sormaların sonu gelmeyecek sandım: Nasılsın kızım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-         İyiyim teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-         Beyin nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-         Allah’ a şükür o da iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-         Oğlun nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-         O da büyüyor işte. Ardından hemen yanımda oturan kocişe dönerek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-         Nasılsın oğlum?, karın nasıl iyi mi?, Oğlunuz nasıl?.......... Ne anlamsız bir sohbettir bu ve eşimin memleketinde de halen çok yaygın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci gün gece nişan davetine katılıp kurtlarımızı döktürdükten sonra ertesi gün öğleye doğru Çine’ye gidip kocişin anneannesi ve dayılarına bayram ziyaretimizi tamamladık. Orada oğlum bol bol inek ve buzağı sevdi. Hiç korkmadan koskoca ineklerin yanında dolanıp, buzağılara nasıl eliyle ot yediriyor anlamıyorum. Youn bir trafik eşliğinde evimize gece sekiz gibi döndüğümüzde eve yerleştirmem gereken bahçelerden toplanmış hormonsuz, ilaçsız sebzeler, yıkanacak bir yığın çamaşır vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Sonuç olarak yorucu ama oğlum adına bayramlık giysilerini giyme heyacanını yaşadığı, bol bol şeker biriktirip bayram harçlığı topladığı, akrabalarımızla kucaklaşıp el öptüğü, büyüdüğünde hafızasını yokladığında eski bayramları ben de gördüm, yaşadım diyebileceği bir bayram yaşatmaya çalıştık.  Allah hep beraber nice bayramlara ulaşmamızı nasip etsin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7192237493330416452?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7192237493330416452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7192237493330416452&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7192237493330416452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7192237493330416452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/10/bir-bayram-daha-geti.html' title='BİR BAYRAM DAHA GEÇTİ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-625677929406588315</id><published>2007-10-16T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:12:07.815-08:00</updated><title type='text'>REFERANDUMA 5 GÜN KALDI</title><content type='html'>Ekim 16, 2007 - &lt;br /&gt;5 gun sonra referandum var, ama secmenlerin cogu referandumun icerigini bilmiyor.&lt;br /&gt;Cogunluk, sadece cumhurbaskanligi icin saniyor.&lt;br /&gt;Referandumda neyi oyluyoruz?&lt;br /&gt;Anayasa degisikligi paketinde su duzenlemeler yer aliyor:&lt;br /&gt;Cumhurbaskaninin halk tarafindan secilmesi. &lt;br /&gt;Ayni kisinin 2 kez cumhurbaskani secilebilmesi. &lt;br /&gt;Cumhurbaskaninin gorev suresinin 7 yildan 5 yila indirilmesi. &lt;br /&gt;Cumhurbaskanligi seciminin, cumhurbaskaninin gorev suresi bitmeden onceki 60 gun icinde tamamlanmasi. &lt;br /&gt;Genel secimlerin 5 yil yerine 4 yilda bir yapilmasi. &lt;br /&gt;TBMM'deki secimler dahil tum oturumlarin 184 milletvekili (TBMM uye tamsayisinin ucte biri) ile acilmasi.&lt;br /&gt;Gecenlerde bana da ulasan bir mailde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"katilim orani %50'ye ulasmazsa iptal edilir, referanduma katilmayin, bu maili dagitin" diyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle inanmayin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yuksek Secim Kurulu Baskani'nin açıklamasi asagida:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YSK Baskani Muammer Aydin, Turkiye’deki Anayasa ve yasalarda secmenlerin halk oylamasina katilimina iliskin bir sart bulunmadigini bildirdi. Anayasa ve yasalarda halk oylamasina katilim oranina iliskin cogunluk sarti bulunmamasi ve katilimin yuzde 50’nin altinda olmasi halinde “mesruiyet sorunu”nun ortaya cikacagi iddialarini gundeme getirdi.YSK Baskani Muammer Aydin, AA muhabirine yaptigi aciklamada, mevcut Anayasa ve yasalarda secmenlerin halk oylamasina katilimina iliskin bir sart bulunmadigini belirtti.&lt;br /&gt;Avrupa ulkeleri veya diger ulkelerdeki anayasalarda boyle bir sart bulunup bulunmadigini arastirmadigini soyleyen Aydin, “3376 sayili Anayasa Degisikliginin Halk Oylamasina Sunulmasi Hakkinda Kanun” geregince halk oylamasina katilim yuzde 20 bile olsa, gecerli oylarin yarisindan bir fazlasinin sonuc icin yeterli olacagini kaydetti.&lt;br /&gt;3376 sayili Kanun, halk oylamasinda gecerli oylarin yarisindan cogunun “evet” olmasi halinde anayasa degisikliginin Turk milleti tarafindan kabul edilmis sayilmasini ongoruyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-625677929406588315?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/625677929406588315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=625677929406588315&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/625677929406588315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/625677929406588315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/10/referanduma-5-gn-kaldi.html' title='REFERANDUMA 5 GÜN KALDI'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6493447413184477423</id><published>2007-10-04T08:30:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:14:20.091-08:00</updated><title type='text'>DOYAMAM SOHBETİNE :)</title><content type='html'>Ekim 4, 2007 - &lt;br /&gt;Dün gece evimizde cümbüş vardı J yemek faslından sonra balböceğim oyuncak sandığını ters çevirip tahta kaşık ve spatula ile davul çaldı. Ben durur muyum? Oğluşa tempo tutturup dans etmeye başladım. Az sonra salonda yerde çılgın gibi davul çalan oğlumun etrafında eşim ve ben ateş dansı yapan Kızılderililer gibi dönüyorduk. Balböceği çaldı, biz oynadık. Ama en fazla on dakika sonra nefes nefese kaldık. Balböceği ile odasına geçip, “anaokulu” dergimizin en son kaldığımız yerinden devam ederek “ders yapmaya” başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyama yapmaya başladık. Balböceğim: “anne sakın bakma sana sürpriz yapacağım” dedi. Hem boyama yapıp hem de benimle konuşuyordu. “Anne ben bir şey içince göz yaşlarım geliyor” dedi. “!? Nasıl yani” dedim. “İşte ne zaman bir şey içsem göz yaşlarım geliyor, kola içtiğimde geliyor, su içtiğimde geliyor.” “!??”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güya sürpriz yapacaktı, “en sevdiğim renk kırmızı, şimdi çiçeği kırmızıya boyayacağım. Anne kızlar da kırmızı sever demi? Ama bende kırmızıyı severim” deyip çiçeği kırmızıya boyadı. Sonra elinde tuttuğu boya kalemlerini gösterip; “Anne üç tane yeşil kalemim var, ama hepsi değişik yeşil, birisi açık yeşil, bazıları da kapalı yeşil J)”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Anne sümüklüböceğin adı aslında salyangoz mu?” sorusu üzerine ona salyangozla sümüklüböceğin aynı olduğunu, salyangozun diğer isminin sümüklüböcek olduğunu söyledim. “Anne o zaman soyadı sümüklüböcek diğer adı da salyangoz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Güzel boyama yapamayan çocuklar boyama kursuna gitmeli anne, yüzme bilmeyenler yüzme kursuna gidiyor ya ondan öyle söyledim. Boyama bilmeyenler de boyama kursuna gidip öğrenmeli. Anne bak benim gibi dikkatli boyayacaksın. Bak sen beni izle, bu iş çok zor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Anne seninle bilmece oynayalım mı? Bak şimdi bir çocuk varmış, onun birde annesi varmış. Bu çocuğun üç kalemi varmış, birini annesi almış , kaç kalemi kalmış? Hadi bana bilmece sor anneee.” Arka arkaya bilmeceler sordurup yanıtlamaya çalıştığı günlerden birinde repertuarımdaki bilmeceler bitince mızıldanmaya başlayınca ben de basit çıkarma işlemlerinden oluşan uydurma bilmeceler türetmiştim. Şimdi en sevdiği şeylerden biri oldu bu sözde bilmeceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böylesine geveze bir oğlan annesiyim, ama ikimizin de en sevdiği şeylerden biri karşılıklı sohbet ettiğimiz zamanlar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6493447413184477423?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6493447413184477423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6493447413184477423&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6493447413184477423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6493447413184477423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/10/doyamam-sohbetine.html' title='DOYAMAM SOHBETİNE :)'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7635418437060353571</id><published>2007-10-01T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:15:09.455-08:00</updated><title type='text'>BUGÜN DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ</title><content type='html'>Ekim 1, 2007 - &lt;br /&gt;Dünyada her yıl 275 milyon çocuk, aile içi şiddet görüyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan çok ülkeli bir araştırmaya göre, çocukluk döneminde şiddete maruz kalanların, tüm çocuklara göre oranı yüzde 21'e çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız çocukların istismara maruz kalma olasılıkları erkek çocuklara göre çok daha fazla. Okullarda da yaygın olan şiddet, çoğu kez kızları hedef alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28.9.2007 Türkiye’deki Çocuk Vakfınca yayınlanan “Türkiye’nin Çocuk Gerçeği” raporuna göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Türkiye’de çocuk sorunlarında en büyük etken yoksulluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Her 4 çocuktan biri yoksul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Her 5 çocuktan biri çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Dünya'da her yıl 275 milyon çocuk aile içi şiddete maruz kalıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlara ek olarak aile ve çocuk, anne ve çocuk sağlığı, eğitim, yoksulluk, güç koşullardaki çocuklar, çocuk ihmali ve istismarı, çocuk hakları, yargılamadaki çocuklar, çocuk ve medya konularına yer verilerek, sokaktaki çocuklar konusunda en sorunlu 2 il ise İstanbul ve Diyarbakır olduğu belirtilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek ve 5 yaş altı ölümlerinin hala yüksek olduğu, Anne Çocuk Sağlığı eylem Programının etkin biçimde uygulanmadığı ve 0-18 yaş sağlık güvencesinin sağlanmadığı belirtilerek, korumaya muhtaç çocuk sayısındaki artışa dikkat çekiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Türkiye’nin çocuk pornografisi konusunda riskli ülkeler arasında yer aldığı ve yine Türkiye’nin çocuk göstergelerinin dünya ortalamasının altında olduğu gerçeklerine yer veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm Dünya Çocuklarının günü kutlu olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar yarının büyükleridir. Geleceğin yöneticisi ve güvencesidirler. Unutmayalım ki yarının umudu çocukların elinde ve onların iyi yetiştirilmesindedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7635418437060353571?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7635418437060353571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7635418437060353571&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7635418437060353571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7635418437060353571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/10/bugn-dnya-ocuk-gn.html' title='BUGÜN DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3600859963295088669</id><published>2007-10-01T08:30:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:16:32.696-08:00</updated><title type='text'>OĞLUMLA BİR DİYALOGUMUZ</title><content type='html'>Ekim 1, 2007 - &lt;br /&gt;Oğlumla hafta sonu aramızda şöyle bir konuşma geçti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Anne, Ege semih bir korku macera filmi izlemiş ve gece rüyasında korkmasın diye Allah’ a okumuş, ne komik demi anne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Ege Semih, gece korkunç rüyalar görmesin diya Allah’ a dua etmiş, Allah ona dua eden kişileri duyar ve çocukları çok sever, çocuklara hep yardım eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Anneeee, Allah nerdedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Allah her yerdedir ve ne zaman ihtiyaç duysak, ne zaman konuşmak istesek bizi dinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Allah’ ı nasıl görürüz anne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Allah’ ı ancak ölüp cennete gittiğimizde görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Anneeee Allah ejderha kadar büyük müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Allah bu dünyadaki her şeyden, ejderhadan daha büyüktür. O, çok güçlüdür. En büyük Allah’tır, ondan daha büyük ve daha güçlü hiçbir şey yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Anne Allah insanları öldürür mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Bütün insanlar doğarlar, büyüyüp çocuk olurlar, yetişkin olurlar, yaşlı olurlar ve ölürler. Allah’ ın en önemli işi insan yapmaktır. Bu dünyadaki işlerin devamı için Allah insan yapar, bütün bebekleri ölen insanların yerine Allah yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Anneee Allah bize nasıl yardım eder?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Bir şey istediğimizde Allah’ a dua etmeliyiz, O’ nun olmasını istediği her şey olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Anne yurdumuzu düşmanlardan kim kurtarmıştı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Eeee, Atatürk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Anneee, bana Atatürk yardım etsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_!??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3600859963295088669?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3600859963295088669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3600859963295088669&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3600859963295088669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3600859963295088669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/10/olumla-bir-diyalogumuz.html' title='OĞLUMLA BİR DİYALOGUMUZ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3788380858913122883</id><published>2007-09-26T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:17:17.312-08:00</updated><title type='text'>OLUYOR GALİBA</title><content type='html'>Eylül 26, 2007 - &lt;br /&gt;1. Geçtiğimiz cuma günü ortada bir sıkıntı varsa bunu mutlaka görüşmek gerekir düşüncesiyle hareket edip anaokulu müdürümüzle görüşmeye gittim. Oldukça olumlu bir konuşma oldu.  Sıkıntılarımı, endişelerimi bir bir dile getirirken aynı zamanda okulu karşıma almak istemediğimi de belirttim. Çocuklarımızı beraber büyütürken zaman zaman paslaşmanın gerektiğini, sınıfın genel durumu ve çocuğumun tutumları hakkında zaman zaman bilgi aktarımına ihtiyaç duyduğumu ancak,  geçtiğimiz sene  boyunca öğretmenimizin benim mesai bitimimden hemen önce okuldan ayrılması ve her sorumu : “iyiydi annesi” şeklinde kısaca cevaplaması nedeni ile bilgi aktarımını sağlayamamış olduğumuzu açıkladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenimizin “4 yaş grubu en hafif gruptur, o nedenle çok faaliyet yapmadık” açıklamasına gönderme yaparak, çocukların kreş döneminden edindikleri kazanımların çoğunda çözülmeler olduğunu, yaşları gereği her birinin oyun çocuğu olduğunu tabiki bildiğimizi ancak oyundan oyuna fark olduğunu dile getirip daha çok eğitici oyunlara yer vermeleri ricasında bulundum. “Eğitimin anne karnında başladığının sıkça vurgulandığı şu günlerde, eğitim için 7 yaşın beklenmesi durumunda da çok geç kalınmış olmaz mı?” dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların sınıfta izlemek üzere evden getirdikleri cd’ lerin yaz boyu sürekli izlendiğini ve bu cd lerin herhangi bir kontrolden geçirilmeden izlettirildiğini saptadığımızı ve piyasada yer alan cd hatta çocuk kitaplarında bile çocuğuma seçim yaparken nasıl seçici davranan bir veli olduğumu okul yönetiminden de aynı duyarlılığı beklediğimi vurguladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğumun yeni bir şey öğrenip öğrenmediği konusunda dönütler alamayışımıza ve okulca belirlenen programın çocuklara uygulattırılmasına rağmen  dönüt alınmamış olması konusunda öğretmen veli iletişiminde bir aksama olduğu saptandı. Benden önce müdüre hanımla görüşmeye giden birkaç veli daha olmuş, benim konuşmam da bunlara güzel bir ilave oldu sanırım. Müdüre hanım sıkıntılarımı çok iyi algıladığını söyledi ve iki ay süre istedi. Sonuçta birbirimizi karşılıklı anlamış ve incinmemiş olarak sone erdi konuşmamız, rahatladım. Bu arada 5 yaş grubu için çocukların yeni ders yılı programına milli eğitimin yönergesi doğrultusunda ilköğretimlerle birlikte 17 Eylülde başlanacağını açıkladı. Yani okulumuz ve çocuklar 3 aylık aslında yaz tatilindelermiş!!!. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta oğlum, her gün bir faaliyet yapmış ve yeni bir şarkı ve tekerleme öğrenmiş olarak eve döndü. Dün okul çıkışı öğretmenimiz çocuklara tatil konulu resim yaptırmış, her bir resim üzerine çocukların resimle ilgili açıklamalarını not almıştı. İlgili notlarla resimleri bize teslim etmek üzere çıkış saatinde velileri karşılamak üzere hazır bekliyordu. Çocuklarımızı bize kendisi teslim etti ve çocukların resimleri ile ilgili her veliyle kısa kısa konuştu. Sonra okulun bahçesine geldi, bizlerin arasına karışıp sohbet etti, sınıfça günlerini nasıl geçirdiklerini anlatırken, çocuklarla yaşadıkları diyaloglara da yer verdi. Çocukların genel tutumlarından onların cümlelerini kullanarak bahsetti. Yani ilk dönütleri aldık J)) Çok da mutlu oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   2. Bir önceki postumda oğlumun yemek yeme konusunda isteksizliğinden ve elden giden yemek disiplinimizden bahsetmiştim. Bugün http://www.uzmantv.com/ isminde güzel bir web sitesiyle karşılaştım. Zor yemek yiyen çocuklar hakkındaki psikolog görüşlerini ilgiyle izledim ve kendime notlar aldım. Aldığım notlara burada da yer vermek istedim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     - Yemek yemeyen çocukların yemeklerini yemeleri için üzerine gitme olumsuz tepkiye yol açıyor ve çocuk yemeğe düşman olabiliyormuş. Yemek yeme işi çocuk için kabusa dönüşebiliyormuş. Artık yemek yemek bir sorun oluyor şöyle ki; çocuk bu nedenle sürekli eleştiri alıyor ve aile bir tatminsizlik durumu ile karşılaşıyor. Bu nedenlerle çocuklar acıktıkları zaman yedirilmeliymiş. Acıkan çocuk zaten yermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     -  Çocuklara oyunla yemek yedirmek: Küçük yaşlarda belki olabilir ama 2-2,5 yaş sonrası oyunla yemek yedirmek yanlış bir davranış olurmuş. Çocuğa yemek sorumluluğunu vermek, yetişkinler gibi yemek saati sofrada bulunmasını sağlamak gerekliymiş. Sofranın birlikte kurulması sağlanabilir, çocuğa minik sorumluluklar verilip, yardımı istenerek adaptasyonu sağlanabilirmiş. Yemeğin düzenli olarak gerçekleştirilen ve gerekli bir eylem olduğunu çocuğa anlatmak önemliymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    - Çocuk biyolojik yoksunluk durumuna gelene kadar aç kalabilirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    - Örnek ebeveyn olmak da önemli, bu nedenle çocuğun yemesi istenen şeylerin ebeveynleri tarafından az da olsa birlikte yenmesi gerekirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    - Ceza ve Ödül: Ceza her zaman yanlış bir davranış, ödül ise yeme problemi yaşanan çocuklarda tamamen yanlış. Ödülü almak için değil fiziksel ihtiyaçlarını gidermek için yemek yemesi gerektiğini öğretmeliymiş. Karnı acıktığı, guruldadığı ve bazı yoksunluk belirtilerini gidermek için yemek yerse zaten oyuncak vb. ihtiyaç duymadan yermiş. Bu nedenle az da olsa yemek yemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  -  Çocuklara yemek azar azar verilmeli, tek bir çeşitle karnını doyurması yerine her şeyin azar azar tadını alması sağlanmalıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  -  Yemek yeme sorunu genellikle 2-5 yaş arası çocuklarda büyüme hızının yavaşlaması nedeniyle gözlenirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-  Küçük travmalar (örn. evde bir hayvanın ölçesi, arkadaşlarıyla arasında geçen bir tartışma… vs) çocukta iştah kaçmasına neden olabilirmiş. Bu nedenle çocuk yemek yemiyor diye endişelenmek yerine davranışın altında yatan neden araştırılmalıymış. Çocuğun neye karşılık yemek yemediği sorununu çözmek gerekliymiş. İştah aynı zamanda da genetik bir olaymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Oğlumla birlikte evde zaman geçirmek için bazı araçlar buldum. Her çarşamba günü sabah gazetesi ekinde AÇEV’ in  3-6 yaşındaki çocuklar için hazırladığı eğitici aktivite dergisi veriliyor, bu derginin üçüncü sayısını aldım. Çok eğlenerek bir hafta içinde bu dergiyi bitirdik, sabırsızlıkla diğer sayıyı bekliyoruz.  Tavsiye ederim gayet güzel bir dergi. Sabah gazetesi tanıtım amaçlı bir iki sayı daha verip sonra dağıtımını yapmayacakmış. İsteyen abone olabiliyor. İlgili dergi http://www.anaokuludergisi.com/ adresinden incelenebilir.  Bu hafta içerisinde oğlumla birlikte Pinokyo filmini izlemek için sinemaya gideceğiz, renkli karton aldık ve kartondan bir çiftlik evi oluşturacağız. Oğlumla kaliteli zaman olayında da böylece yol aldık. Bu arada yeteneği keşfedilen çocuk için geliştirici kurslara ödenek çıkarmak için çocuk daha küçükken yatırım fonları oluşturup para biriktirmek gerektiğine karar verdim. Çünkü bu tip geliştirici kurslar (keman,piyano, müzik kursları..) bir hayli ateş pahası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            4. bu maddeye de oğlumdan bir inci yazayım dedim: daha önce damla sakızlı olduğunu söylediğim cikletini bana çevirip sordu: Anneee bu sakızın damlası mı bitmiş ???&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3788380858913122883?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3788380858913122883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3788380858913122883&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3788380858913122883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3788380858913122883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/09/oluyor-galiba.html' title='OLUYOR GALİBA'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5766753059236731346</id><published>2007-09-19T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:18:13.949-08:00</updated><title type='text'>5 YAŞ ANNELERİNE</title><content type='html'>Eylül 19, 2007 - &lt;br /&gt;Balbocegim anaokulunda bes yas grubuna devam ediyor, bu yas cocuklari olan annelere cocuklariyla evde yaptiklari etkinlikleri soracagim, birde cocuklarimizi artik egilimlerine gore sanat, vs. spor konusunda yönlendirmek, ilgili kurslara baslatabilmek icin uygun yasa geldiklerini dusunuyorum. izmir icin ne gibi alternatifler var, neler yapılıyor?&lt;br /&gt;Evde yapılan faaliyetleri öğrenme isteğim şundan dolayı: balböceğim artik büyüdü ve sosyallesmesi nedeniyle genellikle kendi kendine oyun oynuyor. Birlikte oyun parkina gitsek bile kendisi kayip, kendisi salincakta sallanabildigi, ya da bisiklet surdugu icin genellikle uzaktan izliyorum. Baba ile daha cok zaman geciriyor. Evde onu opup koklamanin ve arasira gununu nasil gecirdigine dair sohbetlerimizin disinda beraber zaman gecirdigimiz sureler oldukca azaldi. Kaliteli zaman gecirme olayini pek yasayamiyoruz. Ama ihtiyac duydugu her an oglumun yanindayim ve birlikte olduğumuz sürelerde bazı detayları ihmal etmemeye çalışıyorum: konuşurken özllikle göz teması kurmak ..gibi.&lt;br /&gt;Evde geçirdiği zamanlarda okulda yaptiklarini tekrar tekrar yaptirip cocugu yormamak adina beraber faaliyet de yapmiyoruz. Zaten yeterince yapiyor okulda. &lt;br /&gt;Bu nedenle icim cok rahat degil, diğer annelerin neler yaptiginizi merak ettim. Balböceği biraz ozguvenli bir cocuk oldugu icin genellikle her seyi kendisi yapmak ister. Yalknz kalmaya alisiktir, cok zorda kalmadıkça yardim istemez. O nedenle cocuktaki bazi seyleri eksik birakmak istemiyorum, onu her anlamda tatmin eden bir ebeveyn olma gayreti içindeyim. Her ne kadar buyuse de aslinda sadece dort yasini bitirmis bir cocuk. Yaşdaş çocuğu olan annelerin bu konuda degisik tecrubeleri ve onerileri varsa benimnle paylasirsaniz sevinirim. Son günlerde kartonlardan birlikte ciftlik yapmamizi cok istiyor. Önümüzdeki günlerde çiftlik yapmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;Düşündüğümde  belli alanlarda (spor ve sanat dalarlında ) usta kisiler bu isin egitimine genellikle kucuk yaslarda baslamis oluyorlar. Gecen yillarda cocuklara degisik alternatifler sunulup tanitilmasi gerektigi, sonra cocugun bu tanisma asamasini asmasinin ardindan hoslandiklarinin kesfedilip eger isterse onlardan birine yonlendirilmesi gerektigi konusunda bilgiler edinmistim.&lt;br /&gt;Ve yine arastirdigimda henuz kas gelisimleri tamamlanmadigi icin bazi spor faaliyetlerinin agir gelebilecegini ogrendim, ama ne bileyim muzik ve sanat alaninda en azindan tanisma kismini saglamak adina bu yil cocuklarimizla neler yapilabilir ? Belki surekli bir kurs olmayabilir, zira bir cok anaokulu zaten bu yil, cimnastik, bale, muzik gibi ek dersler veriyorlar. ben takviye ya da birlikte bir etkinlik anlaminda yani veli-cocuk etkinligi olarak neler yapilabilir?, bunun ustunde duruyorum.mesela İdil arkadasimiz bir ara oglu Baran' i bir tur muzik kursuna sırf degisik muzik aletleri ve sesleri tanimasi icin gonderiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmirde ne gibi alternatifler var, neler yapiliyor, neler yapilabilir, bu arayis icindeyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5766753059236731346?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5766753059236731346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5766753059236731346&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5766753059236731346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5766753059236731346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/09/5-ya-annelerine.html' title='5 YAŞ ANNELERİNE'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5818923367236258355</id><published>2007-09-12T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:19:16.423-08:00</updated><title type='text'>KAFAM KARIŞIK</title><content type='html'>Eylül 12, 2007 - Çalışmaktan nevrim döndü. Beynimde düşünceler, dosyalar, işler uçuşuyor. Öyle yoğunum ki günün her anını koşuşturmakla geçirdiğimi fark ediyorum. Takvime baktığımda ayın sekizi, dokuzu, onu, eylül ortası ... zamanın ne denli hızlı aktığına şaşırıyorum.  Tatil biter bitmez her günü tabiri caiz ise iki ayağım bir pabuçta ya da dokuzun ayın çarşambasını aynı güne getirerek yaşıyorum. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Balböceğim konusunda kafam epeyce karışık.. Bahar aylarının bitmesine doğru yemek disiplini oldukça değişti, yaz tatilinde ise yemek disiplini diye bir şey yoktu .Günün her anını kendi kendine oynayarak geçiren bal böceği yemek masasına da mutlaka bir iki oyuncakla birlikte oturuyor ve yemek esnasında sürekli onlarla konuşuyor, oynuyor. Oyundan sıyrılıp tabağındaki yemeğe bir türlü konsantre olamıyor. Defalarca sandalyesinden türlü nedenlerle inip tekrar oturuyor. Bizler yemeğimizi bitirdiğimizde bal böceğinin daha ilk çeşit yemekte takılı kalması sinirlerimi bozuyor. Yemek esnasında mutlaka bir kez tuvalete gidiyor. Sonuçta önüne ne koyarsam sadece yarım tabak zorla yedirilip, yemek işine son veriliyor. Özenerek hazırladığım çorbalar, sebze yemekleri, soslu spagetti vs. öylece duruyor masada. Kendi kendine yemek yeme alışkanlığını, yemek saatinde büyüklerle birlikte masanın etrafında hazır olmayı oldukça erken kazanan oğlum; artık büyüdüğüne kanaat getirdiğim şu günlerde bütün kazanımlarını terk etmeye başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla kendi kendine yemek yemiyor, asla kendi kendine tuvalete gitmiyor, tuvalete anne ya da babası tarafından taşınmazsa üzerine yaptığı durumlar oluyor, dışarıya çıktığımızda kucakta taşınmak istiyor, kısa süreli yürüyor, kendisi uyumuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bu duruma geldiği konusunu irdelediğimde ikilemler yaşıyorum. Öncelikle hala kızımız Elif’le birlikte geçirdiği günlerde kıskanmış olabileceğini ve bir nevi ilgi çekme durumlarına benzetmiştik tabloyu. Ve kendisinin bebekleşmesine müsaade tanıdık. İlgimizi olabildiğince üzerinde tuttum. Sen abisin cümlelerinden kaçınıp onun da çocuk olduğunu kendime ve ona hatırlattım. Ancak şu tuvalet ve ağzına yemek tutma işinde oldukça gerildim, çünkü bunun alışkanlığa dönüştürülmesini istemiyorum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aç olsa yer diye düşünürek, yemek yeme konusundaki isteksizliğini görmezden geldim, yemek istemediği durumlarda ısrarcı olmayıp masadan kalkmasına izin verdim. Bu kez zayıflamaya başladı ve midesine bir şey inmediği anlarda kendimi suçlu hissettim. Onun yorulup enerji harcamasına çalıştım, örneğin parkları bahçeleri gezdirip koşup oynattığım zamanlarda daha istekli yiyeceğini düşündüm. Yine olmadı, tamam ben yedireyim dedim o zaman yiyor, ama bunun böyle sürmesini istemiyorum. Babasıyla ona yemek disiplinini yeniden kazandırmayı hedefledik, havaların birazda serinlemesiyle işimizin daha kolay olacağını ümit ediyorum. Şunu da belirteyim; masaya oyuncak getirmeye izin yok artık ama bu kezde ekmekleri, çatal kaşığı konuşturuyor ve hayal dünyasının içinde oyuna dalıp yemeği yine unutuyor. Bu konuda tecrübeli anneler varsa lütfen yardım diyorum !!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konunun dışında, canımı sıkan ikinci nokta ise devam ettiğimiz anaokulundan artık memnun değilim. Sınıflar çok kalabalık, kalite düşük. Biten bir öğretim yılının sonunda balböceğimi ele aldığımda kreşte geldiği noktanın bir çıta üzerine çıkamadığımızı görüyorum. Tek iyi tarafı kreşteki arkadaşlarının en az on tanesiyle bir arada olmaları. Ne doğru düzgün faaliyet yapılıyor, ne bir şarkı tekerleme öğreniyor, bütün günü oyunla geçirip dönüyorlar. Bunda personelin ve velilerin çoğunun yaz tatilinde olmalarının payı da var ama duruma müdahale etme gereği hissettim. Velileri şöyle bir yokladığımda benzer düşüncelerde olduğumuzu gördüm ve konuyu yönetime taşımaya karar verdik. Hal böyleyken seneye altı yaş grubu olucak olan bal böceğini en azından önümüzdeki yıl okuldan almak aklıma düştü. Bu seferde ilk okullardaki ana sınıflarının yarım gün olduğunu öğrendim. Kafam hayli karışık…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5818923367236258355?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5818923367236258355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5818923367236258355&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5818923367236258355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5818923367236258355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/09/kafam-kariik.html' title='KAFAM KARIŞIK'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3307329683634713447</id><published>2007-08-10T08:30:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:20:25.464-08:00</updated><title type='text'>TEYZE OLDUUUUUMMMMM</title><content type='html'>Ağustos 10, 2007 - &lt;br /&gt;          Tam 42. haftaya girecegi gun bizim minik prensesimiz dunyaya geldi. Dogum oldukca zor oldu cunku Turkiye' deki uygulamalarin aksine burada hekimler olabildigince mudahale etmeden her seyi dogal akisina birakiyorlar. Böyle olunca da anne ve bebege cok is dusuyor. Ben ilk kez normal doguma tanik oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Kizkardesimin suyunun patladigi gece dogru hasteneye kostuk, NST' ye baglayarak bebegin kalp atislarini ve rahimdeki kasilma ile sanci seviyelerine baktilar. Agri on dakikada bir geliyordu ama ebe dogumun en yakin 10-15 saat sonra baslayacagini bu durumda annenin dinlenmesinin daha uygun olacagini söyledi. Elimize iki agri kesici ve bir sakinlestirici verip, gönderdi. Anne adayinin yatip uyumasini, sabah sekizde hastanede olmamizi soyledi ki o sabah saat sekiz için zaten önceden alinmis randevumuz vardi. Gece ikide eve dönduk, kardesim tarif edildigi gibi ilaclarini icip yatti, ama ilaci icince bir kalp carpintisi baslamis ve uyumamis hic, sabah sekizde resmen sarhos gibi uyandi, hastaneye gitigimizde bu durumu devam etti, gozunu acamiyor, kelimeleri toparlayamiyordu bu halde nasil dogum yapacak diye endiselendik hep. O  gun boyunca kardesim sanci cekti ancak sancilarin daha da siklasmasi gerekiyordu, bizi son derece konforlu bir odaya aldilar, burasi ayni zamanda dogumun gerceklesecegi odaymis. Baska hicbir hastayla karsilasmadan gerceklesti dogum. Bilindigi uzere bol sancili, ciglikli bir dogumdu. Ebe ve hemsireler herkes cok guler yuzluydu. Anne ve baba ile surekli konusarak onlara yardimci oldular, doguma bende girdim. Bebek suni sanci ile dogdu ve vakumla alindi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Bebek dunyaya gelir gelmez daha göbek bagi bile kesilmeden annenin karni ile gogsu arasina biraktilar bebegi orada uzun sure agladi, henuz hicbir kontrolu yapilmamisti ve annenin islemleri devam ediyordu, bebek bir sure sonra yalanmaya basladi, ciplak ve kanli sekilde yaklasik bir saat kadar annesinin gogsunde durdu. Biz usuyecek diye endiselenince dogum ekibi onu en iyi isitacak seyin anne sicakligi oldugunu soylediler. Doğumdan bir sat kadar sonra babasi bebegin göbek bagini kesti, ondan sonrada bebek ayni sekilde annesinin kucaginda kaldi, kardesim saskin saskin bebegi sevdi, konustu, o anda tum agrilarini unuttugunu soyledi. Bense ikisinin ilk anlarini kameraya almakla ugrastim. Bebek annesini emene kadar kimse mudahale etmedi, ne bebegi giydirdiler, ne de ilk kontroller yapıldı. Yaklasik iki saat kadar durum böyle surdu. Bebek sakinlesti, annesini emdi, cok sasirdim, gozlerini acip annesine bakti hatta, kafasini bile tutmaya calisiyordu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Sonra bebek guzelce temizlendi, boyu kilosu ölculdu, giydirilip yeniden annenin kucagina birakildi. Annenin ust kismini bebek sicakligini iyive duyabilsin diye ciplak tutturdular. Bebegimiz kus yavrusu gibi gorunuyordu. Anne ve bebek o anda birbirlerine iyice alisip baglandilar, bebegi ne zaman annesinden almak istesek agladi, annesinin gogsune dayadigimizda sustu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Simdi kardesim de prensesi de gayet iyi ve sagliklilar. Bebegimiz dunyada gördugum en sevimli bebeklerden biri, cok komik mimikleri ve cadi gibi aglayisi var. Yarin hastaneden ayrilip eve gelicekler. Teyze olmak cok guzel bir duyguymus....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3307329683634713447?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3307329683634713447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3307329683634713447&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3307329683634713447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3307329683634713447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/08/teyze-olduuuuummmmm.html' title='TEYZE OLDUUUUUMMMMM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5980785591211893322</id><published>2007-07-31T14:20:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:21:15.831-08:00</updated><title type='text'>NORRKÖPING'TEN SELAMLAR</title><content type='html'>Temmuz 31, 2007 - &lt;br /&gt;            28 Temmuz´dan beri buradayiz. Balböcegimile ilk yutrdisi seyahatimizi ve ilk ucak yolculugumuzu gerceklestirip geldik. Kocacimdan ayrilmamiz kolay olmadi' balböcegi ile defalarca sarilip kucaklastilar. Endiselerimin aksine yolculugumuz cok iyi gecti, en cok Munih havaalindan aktarma yapacagimiz icin korkuyordum, alman polisleri cok yardimseverdi, orada da unuttum sandigim almancam imdada yetisti ve bulbul gibi sakidim resmen. Cep telefonum avea hatti oldugundan ve sag olsun avea sirketi telefonumu yurt disina acma islemlerini gerceklerstiriken orada sebekenin olmadigi konusunda hicbir uyarida bulunmadigindan yolculuk sirasinda hic kimse ile haberlesemedim. En buyuk korkum kizkardesimin dogum sancisinin baslamasi ve herkesin hasteneye kosmasi nedeni ile hic kimsenin hava alanina bizi almaya gelmemesiydi. Neyseki yegenim uslu uslu bekledi teyzesini, hatta simdi artik dogabilirsin dememize ragmen tik yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Ucus sirasinda balböcegimle pencereden disariyi izledik, bulutlarin icinden gecmek ve yeryuzune o kadar yuksekten balmak cok ilginc geldi ona. Sikildigi zamanlarda boyama yapti, cantamdaki sekerlemelerden atistirdi, kulaklarimiz tikanmasin diye bol bol sakiz cignedik. Yarim saat uyudu ama inise gectigimiz icin uyandirmak durumunda kaldim, sabaha karsi evden cikmamiza ve uykusunu alamamis olmasina ragmen kolayca uyandi ve cek cekli valizi asilarak bana yardimci oldu hep. Etrafindakilerle israrla turkce konusarak anlasmaya calismasi oldukca komikti, diger insanlarin tipki ingilizce cd' lerdeki gibi konustugunu söylediginde cok guldum. Munih havalimaninda iscev ucagini beklerken birlikte kahve icmeye bile zamanimiz oldu. Isvec' te stockholm havalimanina indikten sonra Norrköpinge araba ile yaklasik iki saatte gidiliyor. sag olsun kizkardesimin kizi bizi karsiladi, yol boyunca her 500 metrede bir mc donalds istasyonlari karsimiza cikinca sasirdim. Sonra bir alisveris merkezine girdik, her sey öyle tanidikti ki, örnegin erzincan kasari, gazi yogurdu, bulgar peyniri, knorr köfte harci ustelik ambalajlari da turkce. Vaaayyy dedim ve ulkemle gurur duydum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Isvec cok guzel bir ulkeymis. Kizkardesimle bol bol özlem gideriyoruz simdi. Karni burnunda olmasina ragmen bize sehri gezdirmeye calisiyor hep. Burada yesilin her tonunu görmek mumkun, harika bir dogasi var, ömrum boyunca görmedigim manzaralara sahit oluyorum. Burada sokaga ciktigin anda doga ile ic icesin, deniz, orman bir arada. Ulkemiz icin cok uzuluyorum, ucaktan bile collesmeye dogru gidis acikca görunuyordu, kuresel isinmaya karsi cok daha bilincli davranmak ve alinan önlemlere elden geldiginca katkida bulunmak gerekli, durumumuz oldukca vahim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Burada kentlesme , altyapi her sey oturmus durumda. Insanlari da cok sevecen, her karsilastigim hej! diyerek ismini söyleyip, tokalasiyor. Her apartmanin alt katinda buyuk kazanlarda cöpler ayristiriliyor, cöpleri cinslerine göre ayri ayri kazanlara atiyorsun, yine her binanin alt katlari buyuk otopark, sokaklarda park etmis arabalara cok nadir rastlaniyor o yuzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Engelliler ve yaslilar icin her sey dusunulmus. Özellikle yaslilar bizim alisveris sepetlerine benzer arabalara tutunarak surekli yuruyus yapiyorlar ve cok da saglikli gorunuyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5980785591211893322?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5980785591211893322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5980785591211893322&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5980785591211893322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5980785591211893322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/07/norrkpingten-selamlar.html' title='NORRKÖPING&apos;TEN SELAMLAR'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-728297259644921817</id><published>2007-07-25T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:22:18.339-08:00</updated><title type='text'>Tavsiye</title><content type='html'>Temmuz 25, 2007 - &lt;br /&gt;Türkiye Genel seçim için sandığa gitti, 23 Temmuz sabahı yeni bir güne uyanıldı ve bir çoğumuz için yaşamın gerçekleri şaşkınlık, yanılmışlık durumları oluşturdu. İkilemlerin arasında kalmış ve aklı selim bir davranış biçimi yakalamaya çalışırken bulduk kendimizi… AKP böyle bir oy oranı almayı hak etmemişti…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyun derim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.kuvayimilliye.net/detay.php?id=3030&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-728297259644921817?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/728297259644921817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=728297259644921817&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/728297259644921817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/728297259644921817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/07/tavsiye.html' title='Tavsiye'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3880422524379864472</id><published>2007-07-11T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:22:57.405-08:00</updated><title type='text'>DEĞİŞİKLİK</title><content type='html'>Temmuz 11, 2007 - &lt;br /&gt;          Geçenlerde yanlışlıkla blog şablonumu yok ediverdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi yeniden oluşturmam gerekiyordu, deneme yanılma yöntemiyle şablon bilgilerimi iyice tazeledim, güncelledim. Elim değmişken bir çok şeyi yeniledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Ne zamandır blog başlığını değiştirmek istiyordum. Kavak yelleri dizisi yayına girdiğinden beri karışıklık oluyordu. Fakat ne zormuş insanın kendine özgü başlık, takma isim bulması, kendini bir kaç kelimeyle tanımlaması.Eski insanlar ne yaratıcıymış, hep bunu düşündüm. Eskiden her ailenin bir lakabı varmış bazen de kişiye özel takma isim kullanılırmış. Anneannem halen kullanır bunları, eskiden tanıdığı birisinden bahsedecekse bana çok ilginç gelen bu lakapları da ekler muhakkak, mesela Cip Osman, fötr hasan, karabacakların bilmemkim, kerteler, hamıraşı... Yani yaratıcılık süper...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Bende kendime rumuz ya da takma isim aradım durdum, terzi kendi söküğünü dikemezmiş hesabı başarısız oldum, sonunda demli çay olması kararını verdim. Demli çay, açık çay kadar sağlıklı değildir. Ama insanı kendine getirir, uykuyu açar. Bazen bir bardak çayın eşlik ettiği keyifli anlar vardır: Örneğin serin bir ağaç gölgesinde, denize karşı bir terasta, ya da kordonda salaş bir cafede içilen bir bardak çayın keyfi başkadır... Demli çay da bu düşünceden doğdu işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Elim değmişken isimleri de kaldırdım, sembolize isimler kullanıcam artık, tamamen güvenlik amaçlı, ileride başım ağrımasın diye, resmimi de kaldırarak işe biraz gizem kattım. Değişiklik iyidir derler, görücez bakalım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3880422524379864472?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3880422524379864472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3880422524379864472&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3880422524379864472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3880422524379864472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/07/deiiklik.html' title='DEĞİŞİKLİK'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1591175433328490528</id><published>2007-06-20T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:23:52.753-08:00</updated><title type='text'>NE ZAMAN BÜYÜDÜM BEN ANNE?</title><content type='html'>Epeydir yazamıyorum, yazmam, anlatmam gerekenler hayli birikti kafamda ama son günlerde değişen ruh halim nedeniyle yazacaklarımın önüne başka şeyler geçiyor. Öyle ki şu anda fonda Erol Evgin'in "işte öyle bir şey..." şarkısı da varken ... Bu parça alıp götürüyor beni .... Evet her dinlediğimde beni alıp götürüyor buralardan ve gözlerim doluyor, ardından Belkıs ÖZENER'den "Nasıl geçti habersiz " çalıyor, parçanın önüne Tarık Akan ve Hülya Koçyiğitin birlikte oynadıkları bir türk filminden repliği de var, göz yaşlarımı tutamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekarlık yıllarım... sanırım liseye gidiyordum, süslü teyzoşumda sanırım benim yaşlarımdaydı, ev kalabalık annemin diğer kızkardeşleri de var. süslü teyzoşum eskilerden kalma fotoğrafa bir üne bakıyordu.Aalbümün ilk sayfaları siyah beyaz sonra renkleniyor, anne ve babamın gençliği, sonra bizim  küçüklük fotoğraflarımız var, süslü teyzoşun oğluşu ise aşağı yukarı balböceğim kadar, halının üzerinde oynuyor. Teyzem sakin sakin albümün yapraklarını çeviriyordu, başını bize çevirdiğinde gözleri sırılsıklamdı, babama döndü, sanki o gün babamı ilk kez görüyormuş gibi "enişteee, senin saçların ne kadar beyazlamış" deyip ağlamayı koyuverdi."İşte öyle bir şey" fonda ve ben yine bu sahneyi hatırlıyorum teyzemin göz yaşlarını hatırlayıp benim ağlayasım geliyor :"hani eski bir resme bakar ya insan, hani yılları sayar da birden, gözleri dolar aniden.. işte öyle bir şey..." Hayatımdan kesik kesik sahneler geliyor gözümün önüne,bugüne dönmek istediğimde sadece balböceğimi hatırlıyorum, oğlum dört yaşımda şimdi ve bana ait bir çocuk, ne zaman büyüdüm ben???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sürü şey geliyor aklıma, dün akşam gruptaki kızlarla iş çıkışı buluşması yaptık. Kızların çoğu bir kaç yıllık arkadaşım yılda bir kaç kez toplanıyoruz. Ben epeydir katılamamıştım buluşmalara. Dün çok keyifli saatler yaşadık.Sohbetimize kahkahalar eşlik etti. Oradaki arkadaşların çoğunu hamilelik döneminde edinmiştim, şimdi aşağı yukarı yaşıt çocuklarımız var. eski buluşmalarımızı yad ettim içimden koca göbeklerimizle doğum şeklimizin ne olacağı, hangi dr.un sezaryen, hangisinin normal doğuma yönlendirdiği baş konumuzdu, sonra kucaklarımızda bebeklerimiz bu kez koca göğüslerimizle toplandık , bu kez ek gıdaya geçenler, kimin çocuğu neyi yiyor muhabbeti vardı, sonra bezden kurtulma manzaraları. Dün akşamsa biz 4 yaş çocuğu olan annelere şöyle bir baktım da her birimiz bakımlıydık, artık saçlar ya boyalı, röfleli, giyim tarzımız oturmuş, spor giysiler üzerimizde, çocuklarımız ya anaokulu ya da kreşe devam ediyor, yani diyeceğim bir çok şey oturmuş artık hayatımızda, çocuklarımız bireyselleşmiş. Hatta dün konuşulan konular:" yıl sonu müsamereleri, çocuklarımızın ilk aşkları, karşı cinsi keşifleri ve tutumları..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten aşmışız bir çok şeyi.... Bu arada tam şeftali yerken, hani şöyle elinizde meyve tabağı ve sulu sulu bir şeftali suyunu toparlamaya, akıtmamaya çalışarak yenirken, özellikle yarık bir şeftaliyse birden şeftaliyi ısırmak üzereyken bir böceciğin yürüdüğünü görüverirsiniz ya. işte ben buna sinir oluyorum, bu arada bunu da belirteyim. Hatta o böceğin şeftalinin muhtelif yerlerinde ayak izinin bulunabileceğini düşünüp ... yani şeftali keyfim yarım kalıyor ve her şeftali yiyişimde aynı manzara tekrarlanıyor. Bu arada ben blogumun isimini "şeftali böceği" şeklinde değiştirsem mi??? hatta şöyle de yazarım "ben bir şeftali böceğiyim... Sürpriz şekilde pembe bir şeftalinin üzerinde aniden... vs vs.  neyse fena fikir değil gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu postta aslında Cansunun iyileştiğini, bu süreçte hayatın inişli çıkışlı temposuna ayak uyduramayan bünyemi, son günlerdeki ilaç kombinasyonlarımı falan yazacaktım... onlar da başka postta artık. Sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1591175433328490528?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1591175433328490528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1591175433328490528&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1591175433328490528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1591175433328490528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/06/ne-zaman-bydm-ben-anne.html' title='NE ZAMAN BÜYÜDÜM BEN ANNE?'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-397043719762347726</id><published>2007-05-14T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:26:11.225-08:00</updated><title type='text'>CANSU İÇİN MADDİ DESTEK GEREKİYOR</title><content type='html'>Mayıs 14, 2007 - &lt;br /&gt;Cansu icin acilen maddi destek gerekiyor. Çocuk şu an Ege Üniversitesi tıp Fakültesi Anestezi yoğun bakımda izleniyor.  Cansunun kanamasi ancak hemofili hastalarinda kullanilan ve faktor7 takviyesi yapan novoseven isimli bir ilacla kontrol altina alabilmistik, kanama durunca trombosit seviyesi de yukselmeye başlıyor.&lt;br /&gt;Bir onceki yazımda yazdıgım gıbı son dort kutu ılacı borc aldık yanı senet karsılıgı yarın fırmaya 10 mılyar odeme yapmak gerekıyor ancak bu ılaca yıne ıhtıyac duyulabılır. Dıger senetlerı kapatmadan yenı alım yapmamız cok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanama kontrol altına alınabıldıgınde akcıgerdekı odem ıcın cocugun bagısıklık sıstemı bıraz toparlanmıs olacak. Yanı tek care her ıhtıyac duyuldugunda kanama ıcın novoseven ısımlı ılacı almak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddı destek ıcın hesap numaramız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T.C. İş Bankasi Üçyol/İzmir Şubesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3426 535 024&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim Tagrıberdi (Baba)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dekont Üzerine İsim Ve "Tedavi Giderleri İçin" Notunun Eklenmesi Gerekmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-397043719762347726?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/397043719762347726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=397043719762347726&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/397043719762347726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/397043719762347726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/05/cansu-iin-maddi-destek-gerekiyor.html' title='CANSU İÇİN MADDİ DESTEK GEREKİYOR'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6788680905034154710</id><published>2007-04-20T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:28:26.172-08:00</updated><title type='text'>KISA KISA....</title><content type='html'>1.) Minik sürprizimiz :&lt;br /&gt;Kızkardeşimi İsveçe gönderdik, Allah nasip ederse doğumunda yanına gideceğim. Gitmeden önceki son dr. kontrolünde bebeğin cinsiyetini öğrendik: Bir kızımız olacakmış. Nasıl sevindik,bayram coşkusu yaşadık resmen. Kardeşim bir an şoka girdi çünkü her nedense karnının şekline bekıp bakıp erkek bebeği olacağını düşünmüştü herkes, o da kendini inandırmış erkek bebeğe ve sürpriz olsun diye eşi cinsiyetini öğrenmelerini istemiyordu. Ama son muayene o ada gaza gelip öğrendi. bebişimiz 24 haftalık, yaramaz bir fetüs. Dr. kontrolünde yine çok kalabalıktık. Dr. ultrasonla muayene derkenben elimde kamera anne ve babayı arada da monitorden görüntülemeye çalıştım. bu kadar seyircisi olan başka bebişler de geliyormu bu doktora bilemiyorum. Dr. çıkışı hemen alışverişe çıkıp daha önce gördüğümüz bütün şirin kız giysilerinden aldık. Bir gün sonra da eşiyle birlikte yolcu ettik kızkardeşimi, göndermek zor geldi, alışmıştık iyice ama annem ısrarla "evli evine , köylü köyüne, fare deliğine" dedi.:D) Bana göre her annenin bir kızı olmalı, ben oğlumu çok seviyorum ve huyu bakımından oğlum konusunda çok şanslı olduğumu düşünüyorum, bizi hiç üzmedi hiç bir zaman zor bir çocuk olmadı, ele avuca sığmaz bir yumurcak değil, yaramaz değil vs... Ama kardeşimin kızı olacağını öğrenince en çok ben sevindim.Allah sağ salim dünyaya gelmesini nasip etsin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2:) Evimizdeki büyük misafir:&lt;br /&gt;Kızkardeşim gitti diye göz yaşı dökerken, sağ olsun ankaradan görümcem geldi. Bir hafta iznini bizimle geçiriyor. 16 aylık bir minik kızı var.Kociş de izin aldı, anne ve kardeşiyle evde tatil yapıyor.Balböceğini okula göndermedik.O da evde bir kardeşi olmasının keyfini yaşadı bol bol. minik pıtırcık görseniz öyle şeker ki.. Yalnız hiç oyuncak oynamıyor, bir dolu oyuncağı önüne koyuyorum, arkamı döndüğüm anda bir bakıyorum hoop ayakta, oyuncaklara şöyle bir bakıp kalkıyor. Sürekli yürüyor, dolaşıyor. Oyuncak oynamadığı için evde oyalamak zor oluyor. Ben çalışıyorum gerçi, akşamdan akşama gördüm ama hava muhalefetine maruz kaldık. İzmirde öyle bir rüzgarvar ki kapıdan burnunu çıkaramadık çocuğun, tatilleri evde geçti hep. Zaten bir gün sonra soğuk algınlığı ve ateş başladı. Eve kapalı kalınca Elif, sürekli mutfak dolaplarını karıştırdı, yağ şişelerini yere indirdi, su damacanasına poşet attı vs... Ama evde küçük bir çocuğun olması yine çok hoştu. balböceği hiç kıskanmadı,arkasından ayrılmıyor, sevmeye bile kıyamıyor, sıkmasın , huzursuz etmesin diye uzaktan takip ediyor, sevmeye kıyamıyor. Ama evde oyalamakta epey zorlandık elifi, kız çocuk özlemimden yavaş yavaş uzaklaştım ve iyiki benim oğlum gibi bir oğlum var dedim, zira odasında en az bir saat kendi kendine oyuncak oynadığı düşünülürse epey şanslıyım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 3:) Ana okulunda 23 Nisan kutlamamız&lt;br /&gt;Balböceği bu yıl ilk kez 23 nisan bayramını kutladı. Kreşte yaş grubu küçük diye kutlamıyorlardı. Ana okulunda da 5 - 6 yaş grubu gösteri yaptı bizimkiler 4 yaş olarak sınıf korosu oluşturup 4 minik şarkı söylediler. Amfide sahnede görmek pek duygulandırdı beni diğer çocukları da göz yaşları içinde izledim. Bal böceğimi bol bol kameraya aldık, fotoğrafladık. Sırada beklerlerken baktım öğretmeninin sözünü en çok bizimki dinliyor, sıradana sla çıkmıyor, atlayıp zıplayan çocuklar var ama bizimki son derece efendi, uyumlu... Canım benim, koroda da esneye esneye şarkı söyledi, çok güldük. Bir şarkıyı sınıflarından bir kız seslendirdi:"bebeğim " şarkısı. Bu şarkı söylenirken kız çocuklar anne oldu. erkek çocuklar kızların dizine yattı, sahnede gülce tiz bir sesle "beeeebeiiimmm .." diye boğazını yırtarken bizim erkeklerin hali pek komikti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. ) Hafta sonu çocuk parkları &lt;br /&gt;Aslında bu başlıkla tek başına bir post bile yazılır ya... Söylenecek çok şey var&lt;br /&gt;Pazar günü çok sıkıldık ve çocuklara biraz hava aldırmak için parka gidelim dedik. Daha önce gittiğim bir park vardı, çay bahçesi gibi bir yer, biz masalarda otururken çocuklar oyun parkında oynar diye düşündük, gittik. Br baktım ki çay bahçesi oyun parkının etrafını tellerle çevirmiş, çocukların içeri girmesi için 2 YTL veriliyor, küçük bir alanda 30-40 kadar çocuk, tel örgülere neredeyse yapışık masalar.. Çocuklar içeride ama aileler giremiyor. Balböceğini soktuk içeriye elif bizimle kaldı, ufacık çocuğu tek başına nasıl salalım içeriye. Biz oğlumuzun yanına gidemedik, kenardaki masaya oturduk. Elifi idare etmek zor oldu. İçeride büyük yaşta çocuklar top oynuyorlardı biz kenarda toz toprak içinde kaldık. İçerisi zaten tıkış tıkış çocuk dolu. Oğlum boru şeklinde kaydıraklardan kayarken kafasını çarptı ve buz basmak zorunda kaldık. Ben çok sinirlendim. daha önce o çay bahçesinin böyle bir uygulaması yoktu. Verdiğimiz paraya değsin diye bir saat kadar kaldık orada sonra çıktık. Bizim evin yakınında bol bol çam ağacının bulunduğu büyük bir park var. Oraya gittik. elif çimlerde rahat koşar oynar, balböceği bisiklet sürer diye. Fakat orada da mangalını kapan gelmiş, etraf duman içinde , her yerde mangal pişiren küme küme aileler, kilimler, oyun parkına girdik, insanlar iki çam ağacına salıncak kurmuşlar, bahtaniyenin iinde bir çocuk sallanıyor, altta kilime oturmuş bir aile hanımlardan ikisi börek açıyor, düşünün hamur yapıyorlar çocuk parkında ve biri de salata karıştırıyor. Amaniiiinn dedim çocuk parkına niya salıncak kurarsın, et kokusundan ve dumanından duramadım, ortalık bayram yeri gibi, kılıksız insan dolu, ben zaten paranoyalı gibi etrafta gördüğüm herkese çocuk sapığı gözüyle bakıyorum, çocukları kaptığımız gibi eve döndük. Belediyenin bizim sitedeki park düzenlemesi bitmek üzere. İki gün önce de kanepeleri getirdiler henüz oyuncaklar gelmedi ama en azından rahat rahat kapı önünde oynayacak balböceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Oğlum artık bisiklet sürebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Mağazamız hayırlı olsun&lt;br /&gt;Erkek kardeşimin Balçova Kipadaki mağazasının açılışı 13 Nisanda gerçekleşti Mağazamızın ismi Superflıght. Hayırlı olsun, Allah bol kazanç versin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Yeşilçam şarkıları&lt;br /&gt;Bilgisayarıma Lime Wire diye bir program yükledim. Artık istediğim müzik dosyasını indirebiliyorum. kendime tamamen eski şarkılardan oluşan bir klasör düzenledim. Yeşilçam şarkıları eski türk filmlerinin film müziklerinden oluşuyor, Belkıs Özener, Tülay Özer, Yasemin Kumral, Cici Kızlar, Elma Şekerleri, Güzin ile Baha, Erol Evgin.... Nefis şarkılar her gün nostalji yapıyorum, keyifle dinliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6788680905034154710?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6788680905034154710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6788680905034154710&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6788680905034154710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6788680905034154710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/04/kisa-kisa.html' title='KISA KISA....'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3321727181681609762</id><published>2007-04-09T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:30:15.749-08:00</updated><title type='text'>UÇURTMAMI VURMASINLAR :)</title><content type='html'>Bu hafta sonu oğluşu da alıp annemlere gittim. Kızkardeşim İsveçe dönecekti artık,  izni bitiyor, eşi almaya geldi. Bu arada bebeğimizin cinsiyetini öğrendik: Bir kızları olacak. Öyle sevindik ki... Daha önce nedenese hep oğlu olacağına inandırmıştık kendimizi, hemen alışverişe çıkıp o güzel kız giysilerinden aldık doğacak minik prensese...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Balböceğine gelince daha gittiğimiz ilk aşkam dedesine bir uçurtma siparişi verdi. Cumartesi günü dedemiz eve elinde kırmızı bir uçurtma ile geldi . Balböceği çok mutlu oldu."Dedeeee sabah uyanınca hemen uçurtmamızı uçuralım, bir de mangal yakalım şurada güzel güzel yiyelim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Dedesi hiç kırar mı torununu, ertesi gün taraçada mangal başında babam, bir elinde uçurtmanın ipi, diğer elinde et maşası koşuşturdu durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bir ara uçurtmayı idare edememişler, düşmüş, ama nereye düştüğü belli değil, çatıların arasında kayboldu. İpini çekiyorlar çekiyorlar gelmiyor. Bu arada yan komşunun yeni yaptırdığı tenteye dolanmış ip, annem de çözüm olarak uçurtmanın ipini kesmiş. Bir baktık ki balböceği feryat figan ağlıyor. Anneannesine ipi kesti diye  öyle öfkeli ki sakinleştirmek mümkün değil. Ama yine onu susturmayı bilen anneannesi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Balböceği gözleri yaşlı bakıyor gök yüzüne uçurtmasını görebilmek için, ben ve yengesi yanındayız, " üzülme şimdi gider buluruz uçurtmanı, düştüğü yerden alır getiririz." dedik. "Sakın gitmeyiiiin sizi öldürürler." Kim öldürür? "Askerleeeeer baksanıza her taraf asker dolu,  uçurtmam askeriyenin üstünde uçuyordu tam da" (Annemlerin evinin karşı tepesinde askeriye var :) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Babam arabaya atlayıp hem ekmek almak hem de oğluşun uçurtmasını bulmak için gitti.  Balböceği elinde kılıcı ile balkon demirlerinin arasından sürekli karşı tepeye nişan alıp bir şeyler yapıyor. Anladım ki askeriyeye doğru nişan alıyor kılıç ve silah şeklini verdiği parmaklarıyla. Uçurtmamız neyse ki bir kaç sokak altımızdaki bir evin çatısına düşmüş. ama komşu evde değilmiş. dedemiz haber bırakmış getirceklermiş. Balböceğine dedesi mutlu haberi verince aldığımız tepki aynen şöyleydi:"Yaşasııııınnn dedem uçurtmamı kurtarmış saklana saklana gitmiş askerlerden uçurtmamı kurtarmış." Biz koptuk tabiii, çocuğun hayal dünyasına hayran kaldık. Sonra masaya oturduk, yiyor, içiyoruz kapı zili çaldı." AAA balböceği uçurtman geldi " diye seslendik. Bizimki sandalyesine iyice gömülmüş, teyzesine askerler beni görmesin demiş. Uçurtmasını görünce neşeyle el çırptı "Askerler getirdiler uçurtmamı heyooooo." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Bir on dakika sonra kapı zili çaldı. Balböceği soruyor kim geldi? Bu kez ben muzip bir şekilde yanıtladım:" Bu da askerlerin komutanı, o akıllı çocuğa uçurtması teslim edildi mi diye öğrenmeye gelmiş!!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Balböceği çok mutlu oldu. Askerler uçurtmayı getirdi fikrine iyice kaptırdı kendini. Uçurtması gelince askerlerle de barıştı. Sanırım askerlerin öldürmesi fikri onda izlediği filmlerden kaldı. Çok dikkat etmeye çalışıyorum, ne izliyor , ne hissediyor diye ama arada kaçırdıklarım oluyor demekki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu arada dede torun sayesinde uçurtma uçurmaya iyice doydu, bahaneyle bir güzel oynadı uçurtmayla)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3321727181681609762?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3321727181681609762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3321727181681609762&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3321727181681609762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3321727181681609762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/04/uurtmami-vurmasinlar.html' title='UÇURTMAMI VURMASINLAR :)'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-931578972500977142</id><published>2007-04-03T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:30:58.990-08:00</updated><title type='text'>ANNE DEĞİL MAKİNE OLMALIYIZ</title><content type='html'>Son birkac haftadir balböceği parmaklarini saymayi ogrendi. Babasina bes parmagini isaret ederek babami, dedemi, teyzemi bu kadar seviyorum diyor. Anne seni de dort parmagini gostererek bu kadar seviyorum diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onceleri niye beni dort tane seviyorsun dedigimde ben erkegim, babam da erkek, dedem de erkek oldugu icin onlari bes tane seviyorum diye cevapliyordu.&lt;br /&gt;Fakat dun gece karma listesine (5 tane sevdiklerine) yine beni almadi. Baska bayanlari seviyor ama beni eksik seviyordu. &lt;br /&gt;           Benimle oynasmak istedigi icin onumde arkamda donup duruyordu. En son anne beni tuvalete sen gotur dedi ve wc de sohbete basladik. Ona dordun besten az oldugunu soyledim. Neden babani ve digerlerini butun parmaklarinla severken beni bir tane parmak eksik sevdigini sordum. Ben bazi seyleri eksik mi yapiyorum? dedim. yaniti soyleydi:&lt;br /&gt;Evet anne sen bazi seyleri eksik yaptigin icin seni biraz az seviyorum.&lt;br /&gt;Peki bana yardim eder misin, neyi eksik yaptigim konusunda bana yardimci olursan, yani bana soylersen ben de onlari tamamlamaya calisirim dedim.&lt;br /&gt;Cevabi dinleyin:&lt;br /&gt;-Bana degisik degisik yemekler yapman gerekli. Sen hep sebze yememi istiyorsun. bana hic makarnaaaa, cubuk makarnaaaa, kofte, patates pisirmiyorsun. degisik degisik yemekler pisirmelisin.&lt;br /&gt;-Babam, dedem, teyzem her gun bana cikolata, sekeeer, oyuncak aliyor. sen de aliyorsun ama az aliyorsun.&lt;br /&gt;-Okul beni iki defa sinemaya goturdu. sen de sinemaya gitcegimizi soyledin ama beni hic goturmedin. Tiyatroya hic goturmedin.&lt;br /&gt;-Ben kucucuk bebekkken babam sana arabayi veriyodu, kullaniyodun, simdi arabayi kullanamiyosun beni hic agoraya, ozdilege goturmuyosun.&lt;br /&gt;-Benimle az oynuyosun.&lt;br /&gt;- bana hic misir patlatmiyosun.&lt;br /&gt;-Seninle dinazoruma hic sapka dikmiyoruz, kumas bulamiyosun.&lt;br /&gt;-Simdi bir sayayim. Parmaklar sayiliyor:7-8-9-10 Evet simdi bunlardan 10 tane 10 tane yap o mazan seni bes tane severim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Oooooofff offffffff&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-931578972500977142?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/931578972500977142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=931578972500977142&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/931578972500977142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/931578972500977142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/04/anne-deil-makine-olmaliyiz.html' title='ANNE DEĞİL MAKİNE OLMALIYIZ'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7225878588274363944</id><published>2007-03-26T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T02:32:03.074-08:00</updated><title type='text'>4. Yaş Kutlamamız</title><content type='html'>Bu yıl balböceğinin doğumgününü 20 mart yerine iki gün önce kutladık. Babaannesinin bizde oluşunu ve hafta sonu tatilimizi fırsat bilip hafta içini beklemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün önce anneannesine giden oğlum evde yokken hazırlıklarımı rahat rahat tamamladım. Bu doğum günü kutlaması önceki yıllardan daha farklı oldu çünkü balböceği çok hevesliydi doğumgünü kutlaması için.... Önceki yıllarda ben türlü hazırlıklar yapıp hazırlanır, eve bir yığın misafir çağırırdım ama balböceği pasta üflemenin dışında pek algılamazdı kutlamayı. Bu sefer aylar öncesinden sormaya başladı:Benim doğungünüm ne mazan anne?"Öyle ki bir çok sabah uyandığında rüyasında doğumgününü kutlarken gördüğünü söyledi. Eve gelen davetlileri, aldıkları hediyeleri ve pastasını hayal edip rüyalarında görüyordu. Ben de o evde yokken salonu ve çocuk odasını balonlarla donattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kociş coştu ve balböceğine doğumgünü hediyesi oalrak akülü bir motor aldık. hafta içi alıp, kocaman kutuyu koridora girişe bıraktık, içinde ne olduğunu söyledik ama pastayı üflemeden hediyenin açılamayacağını anlatıp, doğumgünü kutlaması için birkaç gün beklemesini açıkladık. Tam üç gün boyunca el çırpıp zıplayarak kutunun etrafında döndü, paketin üzerindeki resme bakıp bakıp kutlamalar yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pastasını ben hazırladım yine, her defasında biraz daha elim alışmış olarak yapıyorum ama sanırım yaşı büyüdükçe örümcek adam vs. şeklinde pastaları isteyecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldukça kalabalık bir kutlama oldu. Oğlumun anaokulundan arkadaşı ve kankası ailesiyle geldi. Balböceği çok eğlendi, ben yoruldum ama değdi. Hayalindeki tüm oyuncakları ve benim en çok ihtiyacım olan giysileri hediye olarak geldi :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat en güzeli balböceğimin bir yaş daha büyüdüğünü böyle kuvvetlice hissetmek, onunla gurur duymaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geriye bakıp doğumundan bugüne kadar geçen zamanı film şeridi gibi aktı gözümün önüne, dünyaya geldiği zaman onun bana ait bir bebek ve benden parça oluşuna inanamamış, bana emaneten verilmiş, bakmakla yükümlü olduğum , ama kesinlikle benden apayrı bir birey gibi bakmış, benimseyememiştim uzun bir süre....Annesi gibi hissetmiyordum kendimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak son iki yıldır damarlarımda hissediyorum onu her şeyiyle, sevgisini taaa içimde hissedip gülen yüzünü bütün gün düşlüyorum. Bir kaç saat görmediğimde çok özlüyorum. Laf aramızda eşimle ben sevgisine doyamadığımız için artık yanımızda yatırır olduk. Çünkü o uyurken bile özlüyoruz onu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyiki doğdun oğlum Mutlu yıllar sana...İyiki varsın hayatımızda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sağlık ve huzur dolu kocaman bir ömür geçirmen dileğiyle..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7225878588274363944?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7225878588274363944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7225878588274363944&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7225878588274363944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7225878588274363944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/03/4-ya-kutlamamz.html' title='4. Yaş Kutlamamız'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5302493641641014014</id><published>2007-02-21T09:00:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T02:35:41.302-08:00</updated><title type='text'>Çizme arıyorum, satın alamıyorum! ne iştir anlamadım ???</title><content type='html'>Şubat 21, 2007 - Çizmemi acilen yenilemem gerekiyor, aslında bunu geçen yıl yapacaktım olmadı bu kış indirimlerin başlamasını bekledim. Öyle ki artık çizmesizlikten etek, elbise, kumaş ve kapri pantolon giyemez oldum. Giyim tarzımı yeni çizmelerimin varlığına endeksledim yani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bir şanssızlıktır ki aldı başını gidiyor . Son bir haftadır düzenli olarak iş çıkışı ayakkabı mağazalarını dolaşıyorum. Her seferinde ayrı semtlere gidiyorum. Gördüğüm her mağazadaki çizmeleri inceliyorum. Fakat satın alabileceğim bir çizme bulamıyorum. Çizme arayışlarımı düzenli olarak devam ettiriyorum,   fakat sonuca ne zaman ulaşacağımı bilmiyorum. Hatta bu yıl aynen benim gibi kendine en az iki yıldır çizme arayan iki büro arkadaşımla birlikte tam iki gün çizmecileri gezdik: Hiçbirimiz gönlümüzü kaptıracağımız çizme ile karşılaşmadık L, gördüklerimiz ya acayip yüksek topuklu, ya spor ayakkabı gibi dümdüz ama çok rahattı, ya renk ya da numara tükenmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kociş acele etme seneye sezon başı alırsın diyor, hem küresel ısınma nedeniyle belki önümüzdeki yıllarda çizmeye gereksinim bile duymazsın diyor, ama ben bu işe artık son vermek istiyorum, zira yedi yıldır ayağıma yeni bir çift çizme değmedi. (tamam ben bu yılın tasarruf ve ekonomi kraliçesi tacı benim J) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir model aradığıma gelince: Ofis tipi J))) Ayy bu tanıma çok şaşıran bir tezgahtar vardı da o geldi aklıma hem de Pierre Cardin’ de J Neyse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ofis tipi, siyah, uzun ve dar konçlu, dize kadar yüksek ama bacağı iyi saracak, yuvarlak burun, ne çok alçak ne de yüksek topuklu olmayan (ara topuk yani) günlük kullanımda rahat edebileceğim ama şık ve zarif bir çizme (fiyat: 100-150 YTL arası). Çok şey mi istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmirli blogcular, sevgili arkadaşlarım insaniyet namına böyle bir çizmeyi nerede bulabileceğimi gören ya da bilen varsa yardım etsin. Lütfennn !!! Zira gardrobumda bekleyen eteğim ve siyah kaprim  çok sıkıldı :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5302493641641014014?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5302493641641014014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5302493641641014014&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5302493641641014014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5302493641641014014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/02/izme-aryorum-satn-alamyorum-ne-itir.html' title='Çizme arıyorum, satın alamıyorum! ne iştir anlamadım ???'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3310463329317582460</id><published>2007-02-07T09:00:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T03:14:49.594-08:00</updated><title type='text'>AHHH İZMİR AHHH</title><content type='html'>Nereden başlasam hafta sonu yağan karın içime düşürdüğü bembeyaz seviçlerden mi, dün kordondaki gün batımı keyfimden mi, balböceğinin dolgularından mı bilemiyorum.Ama sonuç şu ki keyfim yerinde, gencim, sağlıklıyım ve kenidimi iyi hissediyorum. Allah bozmasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de madde madde yazmayı deneyeyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Hafta sonu evde kocişin amcası ve yengesi vardı, şehirdışından gelip bizde yatılı kaldılar. Cumartesi günü akşam yemeğinde misafirlerim vardı çok kalabalıktık ama çok da keyifli geçti, O gece balböceği amcamızla (ikinci dedesi) uyudu. Çok mutlu oldu. Cumartesi gecesi el işi yapmak isteyen balböceğine elişi kağıtları ve kartonlar almıştım, kocişin yeğeni de anaokulu öğretmenliğinde okuyor birlikte mobil oyuncaklar yaptılar. Şimdi etrafta doğmuş ve doğacak ne kadar bebek varsa oğlum onlara hediye etmek için mobil bebekler yapıyor.:)) Pazar sabahı ise kara uyandık. Balböceği ilk kez kar gördü, pencereden dışarıya baktık, kar tanelerini keyifle izledik. Tüm aile, misafirlerimiz çocuklar gibi şendik. Kar tutmadı malesef, ama biz sanki dışarıda kartopu oynuyormuşçasına hayaller kurup, eğlendik. Balböceğinin en büyük isteği buzdolabından çıkardığı havucu kardan adamın burnu yapmaktı, nasip olmadı bir dahaki kar yağışına artık bakalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Örgüye yeniden başladım. Bu kez elim düzgün çıkıyor, ebruli, simli iple düz örgü örüyorum ama herkes güzel oluyor dedi. Bakalım kendime bir süeter öreceğim. Eğer bunu becerirsem örgüye devam edeceğim, sonuç hüsran olursa süeter derhal banyo bezi olacak ve örmeye son vereceğim. Laf aramızda da dün yüncüde çok hoşuma giden üç yumağı aldım :))) Napim dayanamadım güzelliklerine. Örgü hastalığının varlığına inanıyorum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Yaklasik bir iki ay once balböceğinin dişlerinde curukler olusmaya basladi. İhmal ettim, nihayet gecen hafta diş hekimligi fakultesine gittik birlikte,akilli akilli muayene oldu. Tam 6 dişine dolgu yapilmasi gerekiyor. Bu arada çocuklar oturmaya basladiklari andan itibaren dis hekimine goturulebilirmis. Bu yaslarda tedavi edilmeyen dişler kayba dogru gidermis. Cocuklara gece sutu veriliyorsa agiz mutlaka calkalatilmali ve cocuk disini fircaladiginda onun isini bitirmesinin ardindan cocugun disleri ebeveyn tarafindan guzelce fircalanmaliymis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Randevuyu aldım ama; bakalım nasıl geçecek, balböceği rahat duracak mı diye icim icimi yedi. Dün saat ikide discideydik.Balböceği masallah son derece akilli durdu, guzelce yaptirdik dislerimizi artik 4 disimiz dolgulu, minik minik dolgular oldugu icin isimiz canucak bitti.&lt;br /&gt;Disci ablamiz ilk once balböceğine tum aletleri tanitti, dolgu yaptigi aeratörü ilk once parmaginda tirnaginin uzerine tutarak gosterdi, buradan hava cikiyor,  bu mikroplari kovalamak icin su atiyor diye anlatti. Balböceği bir ara agri duyduğunu soyledi ama cok cabuk bitti temizleme isi ve dayandi oglusum.&lt;br /&gt;İsimiz bittiginde de bize dis seklinde bir cikartmayi gogsune yapistirdilar, yani madalya verdiler. Disarida muay. icin bekleyen korkak cocuklara da gidip madalyamizi gosterdik ve dolgularimizi gosterdik.&lt;br /&gt;Balböceği cok mutlu döndü, bir daha gittigimizde dis fircamizi da goturecegiz. &lt;br /&gt;Dislerinin saglikli oldugunu soyledileer, sadece minik dolgular yapilacak dediler. Bu arada size kac yasindan itibaren geliyor cocuklar diye sordum. 0-13&lt;br /&gt;yas arasi her yastan cocuk geliyormus, hatta bizden sonraki hastasi 1,5 yasindaymis. Cocuklarin dis hekimiyle erken tanismasinin ve bir dis hekimi edinmesinin gerekli oldugunu soylediler. İste boyle ilk dis randevumuz gerceklesmis oldu, ben de rahatladim ama gidene kkadar ne stres yasadim bilseniz. oglum benden dayanikli cikti :) Madalya bile kazandi :))))&lt;br /&gt;4. Dün iş çıkışı dişçide güzel güzel durduğu için eşimle biz çok şendik ve oğlumuzla bir kez daha gurur duyduk, ona bir oyuncak araba aldık ve çıkışta ne yapmak ister diye sorduk: Vapura binmek istedi. Kociş arabaya park yeri aradı sonra balböceğiyle cep telefonu bakmak için birkaç dükkana uğradılar bende yüncüye kaçamak yaptım. Konak vapur iskelesinde buluşacaktık. Ben erken gitmişim. Gün batımı, nefis deniz manzarası, fonda ege türküleri (iskelenin üst katında türkü barın müziğinden otlanıyorum :)iskele girişinde  bir video oynatılıyordu ve başlık: Delikanlı izmir :) Eski izmir görüntüleri var. O resimler aldı götürdü beni taaa çocukluğuma, gençliğime...&lt;br /&gt;Mavi körfeze baktım, mis gibi havayı içime çektim, mavi ışıkların yeni köprüye ne çok yakıştığını düşünürken, fonda türküler devam ediyordu manzara zaten enfes... Ahhh İzmir ahhh dedim, genç bir kızken bir gün iskelede böyle mutlu denizi seyredeceğim, oğlumu ve kocamı bekleyeceğim şu anı düşleyebiliyor muydum dedim. ne güzeldi iskeleye koşuşturan insan kalabalığı arasında kocamı ve çocuğumu seçmeye çalışmak.... oğlumu düşledim, minik ellerini şimdi dedim lacivert kırmızı montuyla karşıdan belirecek, yine ciddi tavırlarla babasıyla konuşarak yürüyordur, ben de kollarımı iki yana açarak koşarım dedim. Koşup ona sımsıkı sarılacaktım. Öyle yapmadım eşim ve kocamı karşıdan görünce bir direğin arkasına gizlenip bööö yaptım. Sonra kucağıma aldım miniğimi. Birlikte vapur sefası yaptık. Çok hoştuu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3310463329317582460?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3310463329317582460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3310463329317582460&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3310463329317582460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3310463329317582460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/02/ahhh-izmir-ahhh.html' title='AHHH İZMİR AHHH'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4748733842407005085</id><published>2007-01-26T09:00:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T03:15:46.558-08:00</updated><title type='text'>Küçük Çocuklarda Din Eğitimi</title><content type='html'>Geçen gece uykudan önce balböceğiyle artık rutine dönüşen uyku öncesi sohbetimiz esnasında konu birden dine yöneldi. Allah'a dua etme ve Allah' tan bahsetttim oğluma. ama öyle çok soru sordu ki, sıkıştım kaldım, tamamen soyut kavramlar olduğu için istediğim gibi yanıtlayamadım, o nedenle arkası arkasına sorular geldi. hazırlıksız yakaştım. Hem bir an önce uyumasını istiyordum hem de dini bilgileri doğru şekilde edinmesini. Bazı sorularını geçiştirince bundan rahatsızlık duydum, balböceği de rahatsız oldu. Yarın okul çıkışı konuşalım deyip erteledim. Kocişe anlattım, nasıl zorlandığımı, bana yedi yaşından önce çocukların dini bilgiler almaya uygun olmadığını söyledi. Çok erken anlayamaz dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Tamam bende bir çok eğitimcinin dediği gibi çocukların ergenlik çağına geldiklerinde hür iradeleri ile kedilerinin karar vermesi gerektiğini onaylıyorum.Ancak bu çok da gerçekçi bir yaklaşım değil. Çünkü dört yaşına yaklaşan oğlum çevresinde gördüğü her şeyle ilgileniyor, öğrenme isteği ile dolu, tarafsız bir gözlemci gibi. İlk defa gördüğü caminin ne olduğunu , ezanın niçin okunduğunu, tanrının nasıl bir şey olduğunu niye ona dua ettiğimizi merak ediyor. Ama onu yanıtlamaya çalışırken yapacağım küçük bir hata zihninin karışmasına yetiyor. Sembollerle düşünme yani soyut düşünce tam gelişmediği için her şeye inanıyor. Ve dua ve ibadetler de bir o kadar ilginç geliyor ona. taklit etmeye çalışıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bana göre sorgulamaya başladığı anda ihtiyacı olan bilgileri vermek gerekli ama tamamen çocuk mantığına uygun açıklamalarla bu konuda tecrübe ve önerileri olanlar var mı?? Zira balböceğime en kısa zamanda konuya geri döneceğim demiştim, ona verilen sözleri asla unutmaz!!! Bir kez daha hazırlıksız yakalanmak istemiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4748733842407005085?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4748733842407005085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4748733842407005085&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4748733842407005085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4748733842407005085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/01/kk-ocuklarda-din-eitimi.html' title='Küçük Çocuklarda Din Eğitimi'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-8468580073454522381</id><published>2007-01-22T14:20:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T03:16:36.809-08:00</updated><title type='text'>haftasonumuz ve oğlumdan inciler</title><content type='html'>Ocak 22, 2007 -  &lt;br /&gt;           Hafta sonu hava mükemmeldi. Küresel ısınmayı hatırlayarak içim sızlasa da güneşin tadını çıkarmak lazım diyerek cumartesi günü Balböceğimi alıp dışarıya çıktım. Alışveriş merkezlerinden birinde jetonlu oyuncaklarla oynadıktan sonra Toyzz Shop' a gidip oyuncak aldık, ardından çocuk odamız için bir kaç yere halı baktım ama karar veremedim. Ben bebek halısı yerine genç bir delikanlıyken de rahatça kullanabileceği, oda takımımıza uygun bir halı istiyorum.Şimdilik kaşmir ve Atlantik halının çocuk modellerini gördüm. Haa bir de çilek mobilyanın halılarına baktım aslında çok güzel halılar vardı ama orada kaydıraklı ve altı oyun çadırlı yatağı görünce ahhh kafam dedim! Niye derseniz bebek dünyaya gelmeden oda takımı almanın ve çocuk büyüdükçe keşfettiğim amaca uygun yeni modellerin dayanılmaz  acısını duyuyordum yüreğimde... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Elinde vantuzlu ok atan bir tüfek ve yüzünde örümcek adam maskesi ile kötü adamlar arayarak yürüyen bal böceğinin elinden tutarak saç tıraşını yaptırmak için bir erkek kuaförüne girdik. Bizden önce bir müşterinin traşı bitmek üzereydi Oğlum adama bakıp "Anneee baak adamın kafası kel olmuş " diyerek zavallı adamcağızı deşifre edince bayağı bir utandım. Sağ olsun adamcağız gülümsedi  hatta balböceğini biraz sevdi de ama bizimki defalarca adamın hiç saçı yok, kel olmuş dedi durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Kociş çok kısa ve modelsiz kestirdiği için balböceğinin saç traşı işine ben el attım. İki aydır uzattım saçlarını, kepçe kulakları açıkta kalmasın diye fazla kısalttırmadım, kuaförde enseyi saçaklı bıraktı. sanırım oğluma uygun modern bir kesim yaratabildik bu kez. Öyle efendi bir halde traş oldu ki oğlum, dayanamayıp fotoğrafladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Aslında hafta sonu annemde kaldık biz. Cuma gecesinden gittik kocişle ama o cumartesi erkenden Atçaya geçti. Kuaförden dönüşte anneme gider gitmez minik saçlarından kurtulup rahatlaması için hemen duş aldırdım balböceğine, banyoda bir ara şöyle bir soru sordu: "Anneeee şu göbeğimin altındakiler taş mııı?" Dönüp baktığımda kaburga kemiklerini işaret ediyordu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Cumartesi gecesi evimizin dördüncü çocuğu saydığımız Serap ablam bizde geceledi. Biz anne ve kızlar bir de serap abladan oluşan pijama partisi yaptık. gece üçe kadar laflayıp güldük, gecenin o saatine kadar da annem ne bulduysa bize yedirdiği için geceyi kabuslar görerek geçirdim. Ertesi gün yani pazar günü kızlar alışveriş merkezine gidelim dediklerinde bir gün önce balböceği cebimdeki paranın suyunu çektirdiği için don delik, mintan delik hesabı eşlik ettim onlara, ama o güzel havada alışveriş merkezinde sıkıldık. Bir yandan da kızkardeşim ille de mağazaları dolaşmak istediği için serap' ın önerisiyle selway Autlet' e gittik. Burayı otobandan eve dönerken hep görüyordum ama bir türlü gidememiştim. Bundan sonra ayda bir kez de olsa mutlaka uğrama kararı aldım. İçinde bir mudoautlet var ki fiyatlar mükemmel... Resmen kendimi kaybettim. Cebimdeki son para ile eve sevimli bir sürahi alıp ayrıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Biz dışarıdayken oğlumun dedesi ve anneannesiyle balkonda piknik yaptıklarını öğrenip mutlu oldum.Günümüz annemlerin taraçasındaki mangal partisi ile sona erdi. Halımızı ise halen alamadım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-8468580073454522381?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/8468580073454522381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=8468580073454522381&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8468580073454522381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8468580073454522381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/01/haftasonumuz-ve-olumdan-inciler.html' title='haftasonumuz ve oğlumdan inciler'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3343975255750328446</id><published>2007-01-18T09:00:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T03:17:20.068-08:00</updated><title type='text'>Öylesine işte</title><content type='html'>2007 yılına girdiğimizden bu yana bloguma hiç post yazmamışım. Bu seneye biraz sıkıntılı girdim. Yılbaşı gecesi saat tam 12.00 de ne durumdaysak bütün bir yılın o şekilde devam edeceğine dair bir inancım var maalesef, tamam batıl ama napiim? Mesela öğrenciyken saat tam 12 ye 2-3 dakika kala koşar ders kitaplarının başına otururdum ve yeni yıla öyle girerdim… vs. yada oynayarak , kahkahalar atarak…. Ha ne oldu öyle oldu da bütün bir yıl güldüm mü? Hayır. Okul birincisi oldum mu? Hayır. Zaten böyle bir durum olsa dünyada bir çok şey değişirdi öyle değil mi? Neyse bu sene yeni yıla şaşkın girdim çünkü duvarda asılı iki saatte birbirini tutmuyordu ve Cumhuriyet meydanında patlayan havai fişekler gökyüzünü patlarken halen saatin on ikiye gelmediğini iddia ediyordum. Gecikmeli de olsa hemen balböceğimi kucaklayıp sarıldım. Umarım şaşkın geçirmem bu yılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından hastalandım. Balböceğinden aldığım soğuk algınlığı, sinüzite çevirip kulaklarımı tıkadı bir hafta on gün kadar sürekli kulak çınlaması ve işitme azlığı nedeniyle çıldırmak üzereydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veeeee bomba haber teyze oluyoruuuuuummmmmmm. Sürprisimis 12 haftalık. Sağ olsun kızkardeşim zamansız bulduğu gebeliğine kendini alıştıramadığından sevinmemize pek müsaade etmedi ve gebeliği sonlandırma süreci nihayet dolduğu için artık seviniyoruz. Bu ailemize katılan ikinci bebek olacak. Allah nasip ederse teyzesi gibi temmuz doğumlu olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra; inatla iki hafta sonunu birden hiçbir yere gitmeden evde geçirdim. Kim çağırdıysa hayır siz gelin dedim. Evde olmayı çok özlemiştim ama bu seferde hiç alışık olmadığım bu durum nedeniyle hafta sonları bana hafta içiymiş gibi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya oğluşum??? O bitirim bir çocuk oldu. İnanılmaz cümleler kuruyor. Aştı artık kendini kullandığı her sözcüğü hayrete düşürüyor bizi. Çok da hareketlendi. Geceleri uykuya ikna etmekte çok zorlanıyorum. Tam bir hacı yatmaz oldu. Gece yatmaz sabah kalkmaz türünden. Evveli gün tüm ışıkları söndürüp elektrikler kesildi diye yalan söylemek zorunda kaldım. Tam yatağa yatıyor ona anlattığım bilmem kaçıncı masaldan soınra sesim yavaş yavaş fısıltıya dönüşüp gözlerim kapanırken beni omuzlarımdan tutup sarsıyor: anneeee ben susadım, acıktım beennn, ya acıktım işte . heeeyyy ben acıktım L&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3343975255750328446?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3343975255750328446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3343975255750328446&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3343975255750328446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3343975255750328446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2007/01/ylesine-ite.html' title='Öylesine işte'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-2882338285155141465</id><published>2006-12-29T09:00:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T03:18:56.129-08:00</updated><title type='text'>MUTLU BAYRAMLAR - MUTLU YILLAR ...</title><content type='html'>"Değiştiremeyeceğimiz bir geçmiş geride dururken, &lt;br /&gt;şekillendirip sahip olabileceğimiz bir gelecek bizi bekliyor." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                            F.W ROBERTSON&lt;br /&gt;“Eger, yeni yil bir Pazartesi gunu baslarsa bu, baris ve mutlulugun isareti sayilir. O yil cocuklar cogalir, ticaret canlanir, bol yagis olur, tarimda verim yukselir, denizlerde cok iri baliklar gorulur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XII. yuzyila ait bir astronomi kitabindan alinmis bir sozmus…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-2882338285155141465?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/2882338285155141465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=2882338285155141465&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2882338285155141465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/2882338285155141465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/12/mutlu-bayramlar-mutlu-yillar.html' title='MUTLU BAYRAMLAR - MUTLU YILLAR ...'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-3667969841587675887</id><published>2006-11-20T15:30:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T03:21:02.157-08:00</updated><title type='text'>DEDE-ANNEANNE- TORUN :)</title><content type='html'>Kasım 20, 2006 - DEDE-ANNEANNE- TORUN :) &lt;br /&gt;                Balböceği geçen hafta babasının yokluğunu fırsat bilip de bir hafta okula gitmedi. Kendi deyimiyle anneannesinde “tatil” yaptı. Hatta geçen akşam sohbet konusu başka bir şeyken avaz avaz bağırarak “anneanneeeeeeeee biz seninle şimdi tatil yapıyoruz demiiiii” diyerek hepimizi güldürdü. Annemle babam zaten her günü balböceğiyle geçirseler bıkmıyorlar alın siz büyütün deyip onlara veriversem sevinçten ölürler herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem biz evlendikten sonra bizimle yapamadığı her şeyi geçen hafta bal böceğiyle yapmaya çalıştı. Mesela saat onbir buçuk gibi eve telefon ediyorum. Annem torunumla keyif yapıyoruz diyor. On bire kadar uyuduk, kahvaltımızı yedik şimdi çay keyfi yapıyoruz (annem kahvaltı masasını toplamadan koltuğa geçip çay keyfi yapmaya bayılır da J ) balböceği meyve suyu içiyormuş, anneanne çay .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka gün biz bal böceğiyle Perşembe pazarına gideceğiz dedi. Gezdircem ben onu dedi. Eve döndüğümde bal böceğinin bana anneeee, bak bunları çok ucuza aldım diyerek bana penyeler gösteceğini hayal ederek güldüm. Evet o gün pazarı dolaşmışlar, birlikte kaynamış mısır yemişler, sonra dönerciye gidip bir güzel İskender yemişler. Bal böceği o gün sabaha kadar deliksiz uyudu. Akşam eve gittiğimde annem gülmekten kıvranıyordu. Bal böceği pazarın kalabalığında ezilmemek için insanları pat küüüt ittirdiğini tekrarladıkça annem gülüyordu. Sonra durakta gördüğü bir bayana Atatürk şiirini okumuş da anneannesi mest olmuş. Kadın ismini sorduğunda “benim ismim çocuk” demiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer gün bal böceği telefonda anneee misafirlerimiz gelecek biz anneannemle börek yapıyoruz dedi. Annem bir parça hamur ve küçük oklavayı bal böceğine vermiş birlikte börek yapmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün bal böceği dede ben çubukta et ve kofte yemek istiyorum dediği için dedesi ona mangal yaktı. Sonra dedesi tamir aletlerini çıkarmış, kimbilir annemin ne zaman emekliye ayırdığı bir şeyi tamir etmeye, hayata geçirmeye çalışıyordu ki bal böceği de dedesinin yanından ayrılmıyor. Dedesi matkapı çalıştıracak, bal böceği gururla tekrarlıyor: “Ben büyüdüm, matkap sesinden korkmuyorum.” Dedesi en sonunda matkap kullanmasına izin vermiş ve bir tahta parçasına tam 4 delik açmış bal böceği. Kendisi de dedesi de gurula anlattılar matkabı nasıl kullandığını. Babam sıkı tutu matkap işaretlediğimiz yerden kaçmasın dedim sıkı sıkı tuttu diyor, sonra iyice bastırmasını söyledim tüm gücüyle bastırdı diyor. Bal böceği çok mutluydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne güzel oğlum tam bir dede- torun, anneanne torun diyoloğu yaşıyor. Onlarla ilgili çok güzel anıları var. Ben de onun adına çok seviniyorum. Benim dedem sağ değil, onunla beş yaşıma kadar birlikte oldum, sonra kaybettik, ama dedemi hep ikimiz oyun oynarken hatırlarım. Büyükler onun ne kadar aksi biri olduğunu söylese de inanmam. Ahhh dedecim seni çok özledim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-3667969841587675887?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/3667969841587675887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=3667969841587675887&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3667969841587675887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/3667969841587675887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/11/dede-anneanne-torun.html' title='DEDE-ANNEANNE- TORUN :)'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-691928430257826493</id><published>2006-11-20T14:20:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T03:20:03.471-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kasım 20, 2006 - EVE DÖNDÜK &lt;br /&gt;      Geçen hafta bekardım. Kocacım bir hafta izin aldı. Atça’daki bağ bahçe işlerini halletmesi gerekiyordu (buğdaylar ekilecek , mandalinler toplanacak vs.) Bu nedenle biz oğluşumla kaldık. Parmağımdaki kesik sol elimi kullanmamı engellediği için bu süreyi evimizde baş başa geçiremedik ve göçebe yaşama geçtik yeniden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Balböceğim öksürüyordu ve yollarda gider gelirken hastalığı artmasın diye ona bir hafta evde tatil yaptırdım. İlk günü, pazartesiyi, Gaziemirde dayımlarda geçirdikten sonra annemlerde kaldık hafta sonuna kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Ben her gün otobüs ve metroyla gidip geldim işe şöyle ki saat yedi buçukta evden çıkıyordum fakat dokuzda ancak işyerimde olabiliyordum. Oysa evimizden arabamızla, otobandan tabii, onbeş dakikada işyerime ulaşabiliyorduk. Fakat anladım ki ben evin önünden arabamıza binip işyerimin önünde inmekle zamandan kazanırken hiç insan görmüyormuşum. O nedenle sabah ve akşam halkın içine karışmış olmak onlarla saatler süren trafik çilesini yaşamak, sağımda solumda koşuşturan insanları sessizce gözlemlemek de ayrı bir keyif verdi bana…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      İlk sabah babamla aynı saatte çıktım evden saat dokuzda işyerimde olunca baktım olmayacak (ki mesainin kaçta başladığını sormayın) ertesi gün babamdan on dakika önce ben çıkıyoruuuum diye ev haklına seslenip, apar topar koştum durağa. Ne oldu peki??? Otobüsten önce babam geldi durağa ve on dakika erken çıkmam hiçbir işe yaramadı.  Toplam 20 dakika otobüs beklemiş oldum ve işe varış saatim aynıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     İzmir- Üçyol metro durağı ise ayrı bir alem. İnsanlar daha bindikleri otobüste iken telaşlanıyorlar. Şoför durakta gereksiz yere durup bekliyorsa azarlayıp uyarıyorlar (hatta bayanlar yapıyor bunu). Sonra metro durağına inen yürüyen merdivene herkes dev adımlarla yaklaşıyor. Aşağıda ise turnikelere doğru sağından solundan seni geçmek isteyen insanlar oluyor mesela önümdeki adam tam karşıya hızlı hızlı y6ürürken bir aracın şerit değiştirişi gibi tek bacağını sağa geniş açıp hızlı hızlı sağ şeritte yürüyor, işte herkes böyle en az kuyruk olan turnikede kartını okutup yine yürüyen merdivenlerle inip metroya binecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Bu kez şöyle bir kural gelişmiş yürüyen merdivenin kendi hızına kendini bırakıp gideceksen tutunma yerlerine iyice yaslanıp tam sağda durmalısın ve solundan geçecekler için yer bırakmalısın!!! Öyle ortada falan durup koşanları engellemek suçtur!!! Ve tam sağda dururken yanından yürüyen merdivende yarış atı gibi koşan insanları görüyorsun ya da rüzgar gibi geçtikleri için görür gibi oluyorsun. Ohhh iki yürüyen merdivenle inip metroya bineceğin yere geldin. Burada da bir kaos. Adamlar metro kapılarının açıldığı ve açılabileceği noktaları ezberlemişler tam o noktalarda kuyruklar var. Metro yanaştığında tüm kapılardan akın akın insanlar koltuklara yöneliyor ve ilk binenler çok şanslı oturabiliyorlar. Diğer yolcular ise ayakta tost gibi sıkışıyorlar ve metro belediye otobüsünden farksız bir şekilde ilerleyin, orta taraf sıkışsın türünden konuşmalar ve yerleşmeler sonucu zar zor kapılarını kapatıyor. Oturan yolculardan çoğu uykuya geçmiş bile (ki topu topu taş çatlasın 17 dakikalık yol). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     İşte böye belki klasik yolculuklar kimine göre ama ben son yıllarda eşimle birlikte kendi arabamızla işe gidip geldiğimden keyifli bile geldi bu süreç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Pazar akşamı nihayet eşim geldi, evimize döndük, bu parmakla yemek, ev düzeni derken nasıl altından kalkarım bilmiyorum ama evimi özlemişim. Oğlum babasını çoook özlemiş. Bense bir haftadır her gece en az iki üç kere uyanıp sonra uykuya geç dalıyordum ve uykum bölünüp duruyordu, eşimin gelişiyle normale döndüm ve her zaman olduğu gibi yanımda top patlasa duymayacak şekilde sabaha değin deliksiz uyudum. Yağızı tuvalete götürme, terlediyse üstünü değiştirme işini de kocacım kaldığı yerden devraldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Hoş bulduk evim… İyiki döndük..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-691928430257826493?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/691928430257826493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=691928430257826493&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/691928430257826493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/691928430257826493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/11/kasm-20-2006-eve-dndk-geen-hafta.html' title=''/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6253622070041780104</id><published>2006-11-06T08:44:00.000-08:00</published><updated>2007-12-12T03:22:06.048-08:00</updated><title type='text'>KÜÇÜK BİR KAZA GEÇİRDİM</title><content type='html'>Bu hafta sonumuz kötü geçti malesef. Evde nerdeyse bir aydir bekleyen balkabagim vardi. Kabak tatlisina da bayilirim. Onun kabuklarini soyarken ki neredeyse iki dilimlik bir kisim kalmisti. Bicak elimden kayiverdi ve bir anda sol el baş parmagimi kestim. Baktigimda neredeyse kemigim gorunuyodu. Hemen bastirdim yaranin uzerini neredeyse hic kanamadi ve steril sargi ile sardi kociş. Bu boyle kaynamaz acile gidelim dese de direndim. bir saat kadar sonra pansuman yapalim diye actik baktim cok guzel yapismis deri. Esim batticon bosaltti yaraya o anda sizladi ve gevsedigini fark ettim yeniden sardik. Ki ben cmts gunu aksam uzeri kestim parmagi, gece pijamalarimi giydim, ayaklarimdan corabimi cikardim ki bu arada parmaga yuklendim sanirim. sargi bezinin uzerinden kanamanin basladigi goruluyodu. Acinca gordukki batticon kan pihtilarini da temizleyince kaynamis gibi gorunen deri gevsemis ve nasil bir kanama parmak ilk anda kesilen duruma donmus artik gak guk diyemedim esim beni tuttugu gibi acile goturdu ve 6 dikis atildi parmaga. Kociş acilde iki kez fenalasti, kan tutar kendisini ve en kotu yani ne biliyor musuuz uyusssun diye yaranin tam uzerine uc dort yerden igne yapiliyor ve nasil cani yaniyor insanin. Acil tiklim tiklimdi ben personelim diye ozendiler, guzelce diktiler ama trafik kazasi sonucu gelen hastalar vardi. İnleyen, kendinden gecen berbatti. Neyse Allah cocuklarimizi korusun cunku katlanmasi gercekten guc.Acilde zaten tirnak kestircek bile olsak ortam fena halde geriyor ve stres oluyosun. iste boyle kucuk bir kaza yasadim. Allah beterinden korusun ozellikle de yavrularimizi......&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6253622070041780104?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6253622070041780104/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6253622070041780104&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6253622070041780104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6253622070041780104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/11/kk-bir-kaza-geirdim.html' title='KÜÇÜK BİR KAZA GEÇİRDİM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-8465407762473853729</id><published>2006-10-27T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T03:23:00.603-08:00</updated><title type='text'>CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN</title><content type='html'>Cumhuriyet' imizin kuruluşunun 84. yıldönümünde Yüce Atatürk ve emeği geçen diğer Türk büyüklerimizi minnetle anıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-8465407762473853729?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/8465407762473853729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=8465407762473853729&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8465407762473853729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/8465407762473853729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/10/cumhuriyet-bayramimiz-kutlu-olsun.html' title='CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6384724817819174203</id><published>2006-10-26T10:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T03:23:50.306-08:00</updated><title type='text'>Gerçekleşebilir....</title><content type='html'>Çok hoş bir reklam filmi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun izleyin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;http://www.ad-awards.com/inc/video.swf?id=30&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6384724817819174203?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6384724817819174203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6384724817819174203&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6384724817819174203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6384724817819174203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/10/gerekleebilir.html' title='Gerçekleşebilir....'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-883409209758219515</id><published>2006-10-26T07:30:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T03:26:02.835-08:00</updated><title type='text'>Bayram sonrası</title><content type='html'>Ramazan, oruç, iftar, arife, bayram... derken o da geldi geçti ve işyerindeyim... Malesef iki gün boyunca yalnız çalışacağım. Diğer arkadaşlarım bayram iznini bir parça uzattılar, normalde üç kişi olduğumuz mekanda yalnız çalışmak biraz sıkıcı ama ne yapalım, idare etmeye çalışacağım. Günlerden perşembe olmasına rağmen ben pazartesi gibi hissediyorum, perşembeye perşembe muamelesi yapmam akşamı bulacak sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bayram tatili daha başlamadan yani cuma günü iş çıkışı neredeyse koşturarak hazırlanıp kayınvalideme gittik, hatta iftari onda açtık.Sopnra birlikte bayram temizliği yaptık . Bayram sabahı kocam namazdan dönmeden ayakta olmam gerektiği için (kayınvalidemde adet öyledir) zor açılan gözlerimi saklamaya çalışıp yüzüme de kocaman bir gülümseme yerleştirerek mutfağa girdim, amanın kayınvalidemden önce uyanmayı ne zaman becerebileceğim bilmem ve ben daha elimi çaydanlığa uzatırken, amcamlara kahvaltıya davet edildiğimizi öğrendim. Yatakları toparlayıp oraya geçtik hemen. Erkekler bayram namazını bitirtrdiklerinde bayram topu güüümmmm diye patladı hemen bal böceğinin yanına koştum korkmasın diye ama o mışıl mşıl uyuyordu. Namazdan dönen kocacımla bayramlaştım tabi önce annesi bayramlaştı, ben solda bir on dakika kadar bekledim öpüşüp ağlaşmaları, neyse sonra ben bayramlaşıpğ bayram paramı da alınca amcalara geçtik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Bayramlaşıp kahvaltıya oturduk . Aynen Kent şekerin reklamlarındaki gibi ailecek yenen kahvaltının peşini akraba ziyaretlerimiz izledi.Çevrede kim var kim yok , akraba konu komşu kim varsa gittik bayramlaştık, bazı yerlerde bize küçük hediyeler sundular: gazete kağıdına sarılmış atlet ya da birer çift çorap. Arada annemi ve babamı İzmir' de bıraktığımı düşünüp duygulansam da... baştan dediğim gibi eski bayramlar gibi bir bayram günü geçirdim. kayınvalidemin ziyaretçilerine ev baklavalarımızdan ikram ettim bol bol, tabii bende lüpledim her seferinde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Ertesi gün kocacımın anneannesine, köye gittik. Bizim için bahçede odun ateşinde kızartma hazırlamış anneanne fakat isimlerimizi hatırlayamadı hani az önce arabalarıyle gelenler var ya onlar için yaptım diyordu... onunbla da bayramlaştık, sonra dayılara geçtik. Oğluşum orada yeni doğan buzağıları gördü, sevdi, bizde havanın güzelliğinden faydalanarak bahçede oturduk. Akşama doğru izmire döndük. Annem ve babam heyecanla bizi bekliyorlardı ki torunlarını merdivenlerde karşıladılar, öpüp koklayarak eve aldılar hemen sürpriz hediyelerini ve bayram şekerlerini sundular ... Sonra o gece birlikte İzmirde yaşayan büyüklerimizi ziyaret ettik.Ertesi sabah bayramın son günüydü her ne kadar kardeşim hadi çeşmeye gidelim balık avlayalım dese de ben yılmadan akraba ziyaretlerine devam ettim. Nihayet evimize vardığımızda apartmandan hatırı sayılır komşumuza gidip onunla da bayramlaştık ve bayramımız böylece sona erdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Evet aynen reklamlarda izlediğimiz kavuşmalarla, kucaklaşmalarla dolu bir bayram yaşadık ailecek. Bal böceği ev ev dolaşıp, büyüklerin ellerini öpmemize bir anlam veremedi sık sık hadiiii parka gideliiim dedi durdu ama her seferinde ona bayramlarda büyükleri ziyaret etmemiz gerektiğini tekrarladım . Tabii parka da götürmeyi ihmal etmedik sonrasında.. Çocukcağız ısrarla evimize ne zaman gideceğiz ben odamda oyuncak oynamak istiyorum diye tekrarlayıp dursa da biz bu bayramı yine babaanne ve anneanne yanında geçirdik ... Ama iyiki de öyle yaptık diyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-883409209758219515?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/883409209758219515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=883409209758219515&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/883409209758219515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/883409209758219515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/10/bayram-sonras.html' title='Bayram sonrası'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1980001714121013279</id><published>2006-10-20T08:30:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T03:26:35.494-08:00</updated><title type='text'>CANSUNUN EN GÜZEL BAYRAMI OLACAK...</title><content type='html'>Cansu ve ailesi icin bu bayram en guzel bayram olacak. Daha dune kadar hayalken sadece bir ay icersinde ulastikbu rakama sizlerin sayesinde ve artik Cansu tedavisinin gerçekleşebilecegine inaniyor...&lt;br /&gt;Maddi sorun kalmadiii. Aile "biz Alllah' tan daha ne isteyelim , kizimiz iyilesecek diyor."&lt;br /&gt;saglikla kalin sevgili dostlar...&lt;br /&gt;Herkese hayirli, huzurlu, mutlu bayramlar...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İyiki varsiniz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1980001714121013279?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1980001714121013279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1980001714121013279&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1980001714121013279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1980001714121013279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/10/cansunun-en-gzel-bayrami-olacak.html' title='CANSUNUN EN GÜZEL BAYRAMI OLACAK...'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7905329571218987529</id><published>2006-10-12T09:26:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T03:28:48.164-08:00</updated><title type='text'>OĞLUMUN GÖZLEM DOSYASI</title><content type='html'>Dün öğleden sonra bal böceğinin gözlem dosyasını müdüre hanımla birlikte doldurmak üzere anaokuluna gittim, çocuğu ve aileyi tanımak üzere türlü sorular yöneltip cevaplarını dosyaya kaydetti müdüre hanım. Keyifli dakikalar yaşadım. Sohbet ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Doğumundan itibaren bal böceğini özetlemiş oldum orada ve kendimi ebeveyn olma açısından süzgeçten geçirdim ve iç sesim susmadı gün boyu. Sonunda da kendi çocukluğuma kadar indim, biraz mizah biraz nostalji yapayım diyerek sizlere de yazayım dedim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Benim çocukluğumda annemle gezmeye gittiğimizde mutlaka onun dizinin dibinde ses çıkarmadan otururduk. Tanrım ne sıkılırdık. Misafirliğe gittiğimiz evde (biz üç kardeşiz ve ben en büyüğüm) annem bizi menemen testileri gibi yan yana dizerdi. Ev sahibi hanım bir şey yer ya da içerler mi diye sorduğunda üçümüz birden hayır teşekkür ederiz derdik. Şayet bir şey yemek istersek bu çok ayıp olurdu, annem tarafından evde defalarca tembihlendiğimizden sesimizi çıkarıp da benim canım şunu istiyor diyemez, öööyle bakardık. Annem de “ne terbiyeli çocuklar yetiştirmiş” övgüsüne layık bir halde ayrılırdı oradan. Ne komik bir durummuş aslında bugünü düşündüğümüzde, ille annenle oturacaksın, başka odalara girmek, ortalığı karıştırmak yok, sohbetlerini hiç anlamadığım kadınların arasında oflar puflar, ama evde annem tarafından azar işitmemek ve küçük kardeşlerime örnek olmak adına tutardım kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Bu arada müdüre hanımla aramızda geçen konuşmalardan da biraz bahsedeyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal böceğiyle  özelikle hafta sonu yeteri kadar ilgilenemediğim konusunda kendimi sık sık eleştiririm. Çünkü hafta sonu evin düzeni, temizlik ve yemek üzerine biraz daha fazla yoğunlaşıyor ve akraba ziyaretleri yapmaya çalışıyorum. Ancak oğluma zaman ayırdığım saatlerin kaliteli birliktelik olmasına gayret ediyorum. Çünkü amaç onunla aynı ortamda bulunmak değil, birebir ilişkide olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Örneğin sorulardan biri. Çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslar mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet özellikle aynı yaştaki erkek çocuklarla kıyaslarım. Nedenine gelince, her insanın çocuğu kendisine özeldir, kendisine güzeldir. Ama diğer aile ve çocukları gözlemlemek geneli ve bulunduğunuz noktayı algılamayı kolaylaştırıyor. Aaa demek şu şu hareketi normalmiş, bu yaş grubunda pek çocuk böyle diyebilmemi sağlıyor. Ama bu kıyaslamaları çocuğuma aktarmıyorum tabii, yani bak şu şöyle bu böyle gibi dönütlerimiz olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Bir diğer soru: Çocuğunuzun en sevmediğiniz yönü nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan bir önceki soru çocuğunuzun en sevdiğiniz yönü idi ve ben cevaplamakta zorlandım. Çünkü oğlumun pek çok yönünü beğeniyorum. O zaman soru değiştirildi ve yukarıdaki gibi geldi. Oğlumun bazen olgun bir çocuk oluşunu eleştiriyorum dedim. Yapısal olarak olgun bir çocuk. Kendi kendine yetebilen, anne ya da baya çok az bağımlı ama kendiyle ve çevreyle barışık bir çocuktur. Fakat ben de oğlumu bebekliğinde bebek, çocukluğunda da çocuk gibi davranmasını ve bu davranışlarını görmeyi istiyorum. Bu nedenle olgunluğu bazen beni üzüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Çocuğunuza sorumluluk verir misiniz? Alınan kararlarda söz hakkı var mıdır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet özellikle kendisiyle ilgili konularda seçenekler sunuyorum. Örneğin giyinirken iki pantolon çıkarıp onun tercihini giydiriyorum, yada odasının düzeninde yerleşiminde görüşünü alıyorum. Böyle iyi olmuş mu, şunu şuraya çekelim mi ne dersin, daha iyi olur mu sence? … gibi. Bir de yine kendisiyle ilgili küçük küçük sorumlulukları var. Örneğin kendisi giyiniyor, gerektiğinde yardım ediyor, elini yüzünü yıkarken onu uzaktan takip ediyorum, yemeklerini kendisi yiyor. Bazen mutfakta yemek pişirirken yanıma alıyorum boyuna göre bir sandalyeye çıkarıyorum ya da bankoya oturtuyorum. Çorba ya da makarna karıştırıyor, yemeklerin tuzunu ilave ediyor bu arada da sohbet ediyoruz. Benimle sohbet etmeyi çok seviyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Çocuğunuz size onu üzen bir şeyden bahsettiğinde tepkiniz ne oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu dikkatle dinliyorum, mimiklerimi de katmaya gayret ediyorum. Arada çok üzülmüş olmalısın diyorum, sorular sorarak  daha geniş anlatmasını bekliyorum. Onu üzen bir şahıs ya da biriyle arasında geçen diyalog da olabiliyor. Ben çocuğuma istemediğim kişi ya da davranışlardan izole bir hayat sağlamanın mümkün olmadığını biliyorum. İleriki yaşamında insan olan her yerde karşılaşabileceği olaylar ya da kişiler mukakkak karşısına çıkacak. Ancak hoşuma gitmeyen bir arkadaşını etiket yapıştırıp karalamak tarzım değildir. Bilakis o aile ya da çocuk konusunda yapılabilecekleri ve benim kendi çocuğuma davranışımın tarzımı oturtmaya çalışırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Size birkaç örnek vermeye çalıştım, bazı ailelere ışık tutabilirim diye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne baba olmak gerçekten zor zenaat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7905329571218987529?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7905329571218987529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7905329571218987529&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7905329571218987529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7905329571218987529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/10/olumun-gzlem-dosyasi.html' title='OĞLUMUN GÖZLEM DOSYASI'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7185967823046907551</id><published>2006-10-11T09:26:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:22:01.158-08:00</updated><title type='text'>Balböceğim :)</title><content type='html'>Dun sabah cok guldurdu oglum beni yazmaya ancak firsat bulabiliyorum sizlerle de paylasayim dedim. Balböceğime cips almayiz aldigimizda da yemez zaten, gecen hafta sonu misafirlige gittigimiz yerde yasca buyuk bir cocuk citos almis ve icinden parlak, sertce bir kart cikti. Balböceği  bu karti bankamatige cok benzetti. Bununla bankaya gidelim dugmelere basalim, para versinler deyip parasiyla neler almak istedigini soyledi durdu. Öyle ki her sabah cebine yerlestiriyordu kendince bankamatigini.&lt;br /&gt;Bu hafta sonu yine ayni yere gittik ve yine citos almis cocuklar balböceği paketin icinden cikan ikinci karti gorunce havalara uctu. Cipsleri yine yemedi tabiii. Sabah da ise gelirken sordum "annecim iki tane kartin oldu ne yapacaksin onlarla?"bana soyle yanit verdi:&lt;br /&gt;-"Bununla dedeme araba alicaaamm, hani onun hic arabasi yok ya, hep ariza yapiyo ya iste ben ona guneste bile calisan bozulmayan araba alicaammm"&lt;br /&gt;- Peki obur karti ne yapacaksin?&lt;br /&gt;- Onunla da kendime bir seyler alicam.&lt;br /&gt;- yaa ne alacaksin peki?&lt;br /&gt;-Bununlaaaa kendime bir minibus alicam, arkasina yolculari bindirip onlari evlerine goturcem.&lt;br /&gt;-Babanneye hic bir sey almadin, ona ne almak istersin?&lt;br /&gt;-Onun evinin orda parki vaaarrr, dondurmacisi varrrr, ona bir sey almicam.&lt;br /&gt;_ Peki öbür dedene ne almak istersin?&lt;br /&gt;_ eeee ona kahve alicam evinde icsin diye, her aksam hani kahveciye gidiyo ya ondaaan :)))))))&lt;br /&gt;Aklima geldikce guluyorum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-7185967823046907551?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/7185967823046907551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=7185967823046907551&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7185967823046907551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/7185967823046907551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/10/balbceim.html' title='Balböceğim :)'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-19468481847751881</id><published>2006-09-18T05:22:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:23:17.197-08:00</updated><title type='text'>CANSU...</title><content type='html'>Eylül 18, 2006 - Cansu...  &lt;br /&gt;Bu kez size bir yardim cagrisinda bulunmak icin yaziyorum. Amcamin kizi (kuzenim) benimle yasittir. Kendisinin su an 8 yasina basmis kizi dogustan kalbinde uc delik ve "vaskuler malfarmasyon" diye adlandirilan bir hastalikla mucadele ediyor. Dogustran dama genislemesi anlamina gelen bu hastalik nedeniyle cocukta surekli olarak damar yapimi ve yikimi meydana geliyor . Bu nedenle cocukta yikilan damarlar surekli bir ic kanama olusturuyor. Anne bu cocugu sekiz yasina kadar surekli korudu. Herhangi bir dusme ya da carpma sonucu cocukta kanama baslarsa, bu kanamyai durdurmak mumkun olmayacak diye gozunun onunde tutuyor hep. Gecen yil okula basladi Cansu, anne de okulda butun gun basini bekliyor. Cok da basarili bir cocuk Cansu tum dersleri pekiyi.&lt;br /&gt;Aynur (kuzenim) bugune degin calmadik kapi ve gitmedik doktor birakmadi. Ancak cocuktaki kilcal damarlar cok ince oldugu icin mudahele de cok zor oluyor ve cozum bulunamiyordu. Bu sure zarfinda cocugun sadece elde baslayan rahatsizligi tum koluna , gogsune ve sirtina yayildi. Damarlarla kaplandi sirti ve gogsu. Ekte fotografi da yer aliyor zaten.&lt;br /&gt;Iyi haber: Istanbul Gata dan bir plastik cerrah lazer yolu ile bu damarlari yakarak kurutabilecegini soyledi. Yani cocuk nihayet tedavisini buldu. Doktor amerikadan yeni gelmis ve bu tanida oldukca basarrili girisimleri varmis. Bir ya da iki sene devam edecek seanslarla cocugun fazla damarlarini lazer yolu ile yakarak kolunu kullanamasa bile eski gorunumune dondurebilecegini aciklamis. Aileye de yardimcim olup seanslari 250 YTL ye indirmis.(Sadece anestezi parasi aliyormus)&lt;br /&gt;Fakat kuzenim kizinin tedavisini bulmasina cok da sevinenemis. Neden derseniz kendileri SSK li ve SSK bu seans ucretlerini karsilamiyor. Yani ozele giriyor tum masraflar ve her seans icin Istanbula gitmek durumundalar. Simdilik ayda bir seans uygulanacakmis. Ilk seansa gitmisler, iyi de gecmis. Bu arada baba asgari ucretle calisiyor ve anne cocugu bakima muhtac diye calisamiyor. &lt;br /&gt;Ilk seans icin Istanbula gitme ve doktora ozel muayene parasi toplam 500 YTL harcanmis. Baba tum maasini akratmis yetmeyince amcamlar falan destek olup yollamislar cocuk sifa bulsun diye. Bu arada kuzenim de izmir valiligine basvurmus ordan sonuc alamamis ve ustelikde yerel gazeteler fotograflamis kizini ve kendini Cansu yardim bekliyor diye.&lt;br /&gt;Hafta sonu gittigimde icim acidi resmen. Ailenin evi de kira ve cocugun tedavi masraflarini karsilamalari mumkun degil. Acikcasi maddi destege cok ihtiyaclari var. Ayrica hastaligin yayilarak kalbe ve akcigere ulasmasina az kaldi . Fazla damarlar kalbe ulastiginda cocugun nefes almasini engelleyebilirmis.&lt;br /&gt;Aile cok caresiz. Internet sitesi acin demis bir gazeteci. Simdi onunla ugrasacaklar. Ben dun gittigimde cocugun resimlerini cektim. Malum ramazan ayina giriyoruz. Dusundum belki bir kac kisi fitre , zekatini bile verebilir diye. Konuyla ilgilenenler olabilir dedim ve yazmaya karar verdim.&lt;br /&gt;Ben kendi adima Cansu icin maddi destek saglamak adina ne gerekiyorsa yapacagim. Ilgilenenler ozelime donebilirler...&lt;br /&gt;Herkese sevgiler....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-19468481847751881?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/19468481847751881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=19468481847751881&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/19468481847751881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/19468481847751881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/09/cansu.html' title='CANSU...'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-4950851191711395544</id><published>2006-09-06T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:24:41.324-08:00</updated><title type='text'>ORDAN BURDAN</title><content type='html'>Son günlerde bakıyorum da yavaş yavaş çekirdek aile olmaya başladık , daha doğrusu çekirdek aileye özgü yaşam biçimize geçtik.- Artık çoklu yaşamıyoruz. Bu benim en çok istediğim şeydi ve olabildiğince tadını çıkarmak istiyorum. Efendim şöyle yapıyoruz : Okuldan çıkınca anne - baba ve çocuk alışverişe gidiyoruz, eve dönüşte ben aldıklarımı yerleştirip, yemek hazırlığına geçerken baba ile oğlu birlikte oynamakta ve boğuşmaktadır. Çocuğun tuvaleti geldiğinde muhakkak anne ile gitmek istediği için anne elini yıkar banyoya gider, sonra baba ile oğul yastık savaşına geçmişlerdir, anne derhal sofrayı kurar, yemek yenilir, birlikte kitap okunur yani herkes kitabını alır eline çocuk da okuyormuş gibi yapar, meyveler yenir, uyku saati çocuğa masal anlatılır ve uyunur. Ertesi sabah arkadaşlarla birlikte (çünkü arabamız satıldı) işe gidilir. Anne ve baba çocuğu kreşe bırakır. Yol boyunca çocuğu baba taşır :) ,sonra işbaşı. İş çıkışı dooğru kreşe gidilir çocuk alınır ama eve getirilemez çünkü arkadaşlarına gitmek istemektedir. Hep birlikte minik arkadaşın evine gidilir, sonu gelmeyen sohbetler edilip, keyifli saatler geçirilir. Size klasik gelebilir ama ben bu klasik hayatı öylesine özledim ki çünkü evliliğimden bu yana hiç yalnız kalmadık eşimle yıllar böyle sürdü, bu anlattıklarımın içinde anneanne ve babaannenin olmayış ıbenim için büyük nimet :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Neyse son günlerde gündemimizde iki konu var: İlki artık taş devrindeki Fred' in arabasına benzemesine az kala satıldı.Şimdi kendimize kredi ile bir araba alacağız. Bu bizim adamakıllı ilk arabamız olacak.Daha önceki iki arabamız sadece ayağımızı yerden kesmek için alınmıştı.Kısmetse ikinci el ama klimalı ve hidrolik direksiyonlu bir araba istiyoruz. Zira arabasız işe gidip gelmek bir de çocuk olunca çok zor oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      İkinci konu ise artık koop. aidatlarımızın son bulacağına inanarak (en azından yeni yıla kalmaz biter diyoruz) evde taşındığımızdan beri bekleyen düzenlemlere el atmayı düşünüyoruz, asma tavanlar yapılacak, banyoya ve tuvalete dolap, yatak odasına sabit gardrop vs vs.. Ama beni en çok heyecanlandıran ve de düşündüren şey oturma odamın dekorasyonu olacak. Aslında sadece halı ve perde almayı düşünüyordum. Ama bugüne değin hoşuma giden her biri ayrı renklerdeki kanepelerimi tek renge dönüştürmek istiyorum, böylece eşimin bekarlığından kalma çekyat da kaplanmış olacak, sonra bunlara uygun halı ve perde almak istiyorum. ama kaplatırken ne renk seçeceğimi bilemiyorum. Yani hangi renk uygun olur, kir götürür, modern durur? Seçilen rengin bir iki ton açığı ile kombine mi yapmalıdır bilemiyorum... Vakit var nasılsa diye acele etmiyorum ama artık oturma odamı her görüşümde hayal edip yeni şeklini tasarlamaya çalışıyorum . Düşündüm de bloga odamın bir resmini eklesem bana fikir verir misiniz ?&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Dun aksam tam yemek saatine yakin iki danoneyi mideye indirip istahini kapattigi icin masada surekli mizildanan balböceğime yemek yemezse buyuyemeyecegini soyledim ve aramizda soyle bir konusma gecti:&lt;br /&gt;-Anneee sen neden yemek yiyosun?&lt;br /&gt;- Efendim?&lt;br /&gt;_ Anneeee sen neden yemek yiyosun ki sen zaten buyuksun.&lt;br /&gt;_ Ben biraz daha buyumek icin yiyorum.&lt;br /&gt;_ Anneeeee sen canavar kadar olmak icin mi yemek yiyosun. Anneeee sen yemek yemeee canavar kadar olmaaaa. sen sadece anne olll :)&lt;br /&gt;aklima geldikce gulumsuyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-4950851191711395544?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/4950851191711395544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=4950851191711395544&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4950851191711395544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/4950851191711395544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/09/ordan-burdan.html' title='ORDAN BURDAN'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6837717669612645479</id><published>2006-09-04T08:44:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:27:40.684-08:00</updated><title type='text'>OĞLUM BÜYÜYOOOOOR :)</title><content type='html'>Başlığa bakıp da eee ne var bunda tabiki büyüyecekti ya ne yapacaktı demeniz mümkündür ama onun bebekliğe elveda deyip her geçen gün karşımda çocuk olarak görünmesi ayrı bir heyecan veriyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Geçen hafta evimizde ilk kez oğlumun misafirini ağırladık. Kreşten arkadaşı olan Ege Semih' le okul çıkışı ayrılmadılar, bize gelmesini istedi balböceğim. Biz de eşimle ailesine çok sevineceğimizi söyledik ve biraz ısrar ettik, sonunda geldiler. İş çıkışı hep birlikte gittiğimiz için evde hazır yemek yoktu ama Fatoşla birlikte mutfağa girip hemen bir şeyler hazırladık. Evime ilk kez geldikleri için kızı mutfağa sokmaktan biraz huzursuzluk duydum ama " onun yardımına izin verdiğim için mutluluk duyduğunu" söylediğinde içim rahatladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Gece boyunca çocuklar çok mutluydular, arada sorun çıksa da kendi kendilerine çözdüler. Uzun uzun oynadılar. Birlikte balböceğinin kitaplarına baktılar. oğlum bebeklik resimlerini bile gösterdi arkadaşına. Bu aralar yani halasının bebeğinden sonra o da sık sık kendi bebekliğine ait görüntülere takılıyor ve sık sık ben bebekken nasıldım? diye soruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Ertesi gün daha kreşteyken planlar yapmış iki kafadar:) Bu kez de biz Ege Semih' lere misafir olduk.Bu kez gece ikiye kadar sohbet ettik. saat onbir gibi Ege Semih ve balböceği birbirlerine sarılmış halde uyudular. Çok sevimli görünüyorlardı.Her iki aile de çocuklarımızın arkadaş seçiminden memnuniyetimizi dile getirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Oğlum büyüyor, artık onun arkadaşlarıyla da bir çevremiz oluyor. Eve misafir davet ediyor, ya da misafirliğegidiyor ne hoş!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6837717669612645479?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6837717669612645479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6837717669612645479&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6837717669612645479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6837717669612645479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/09/olum-byyooooor.html' title='OĞLUM BÜYÜYOOOOOR :)'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6767857747670926376</id><published>2006-08-18T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:29:37.475-08:00</updated><title type='text'>BALBÖCEĞİM VE BEN :(</title><content type='html'>Günler oldukça sıkıcı geçiyor, saatler ilerlemiyor sanki. Hava çok sıcak şehir bomboş, hayalet şehir gibi.Az önce kuaförden geldim saçlarıma perçem yaptırdım; bu biraz moral oldu bana.Oğlumu düşünüyorum. Bu hafta okula gitmeyi hiç istemedi. Tatil dönüşü sıkıcı geldi ona okul. Oysa sevdiği birkaç arkadaşı tatilden dönmüş. Bizde ağlamadığı sabahlar çıkışta dondurma alıyoruz .Nasıl bir anne olduğumu düşünüyordum az önce. Kuaför dönüşü ona iki öykü kitabı aldım. Bu yayınevinin iki eseri. Birinin ismi "Üç arkadaş" ve içindeki resimler birincilik ödülü almış. Benim ona kitap okumamı çok seviyor. Eminim bu kitapları daha yoldayken arabada eve gidene kadar en az dört-beş kez okutacak ve dinlemekten sıkılmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Bu günlerde ona fazla zaman ayıramıyorum. Daha doğrusu şunu keşfettim: benim oğluma zaman ayırabilmem için zamanımızı evin dışında geçirmemiz lazım. Yani benim ayağımı evden kesmeli. Bu konuda hafta sonu günübirlik denize gidişlerimiz büyük kurtarıcı oluyor benim için.Plajda bol bol eğleniyoruz. Zaten benim sukuşum denizden çıkmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Annemden faklı olmalıyım diye düşündüm, ne de olsa üniversite mezunuyum, daha bilinçli bir anne olmalıyım. Bir süzgeçten geçireyim kendimi : Çocukla kaliteli zaman geçirmek çok önemli bu konuda uzmanlar bas bas bağırıyorlar zaten. Annem de bizlerle arkadaş gibiydi. (Çok iyi bir annedir, babam da çok iyi bir baba). Beraber oynardık. Bize kitap okuduğunu hatırlamıyorum. Ama ben kendim zaten çok okuyan bir çocuktum. Demekki ilk farkım bu: ben çocuğuma kitap okuyorum, sonra uykusu geldiği saatlerde ona kendi uydurduğum masalları anlatıyorum ve en çok benim masallarımı tercih ediyor. Bu da ikinci farkım. Şu sıralar bir masalımız var ki konusu şöyle; Balböceğinin odasının penceresinden dışarıya bakarken gördüğü ışıklı cismin balkona inip, uzay aracının içinden çıkan küçük yeşil adamla arkadaşlığı. (Bayılıyor bu masala ama yakında ben kusacağım.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Benimle sohbet etmekten büyük zevk alıyor ve gün içinde mutlaka bana anlatmak istediği bir şeyler vardır gelir yanıma oturur. Beraber yorum yaparız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Bu aralar kelime haznesini kötü yönde geliştirdi, argo kelimeleri kattı repertuarına. Mesela dün bana " deli ineeeekkk" diye sesleniyordu. Bu aralar kitaplardan tanıdığı kahramanları hayata geçiriyor evde meselşa bana "uykucu koala", babasına "sen koca göbekli bir köpekbalığısın" diyordu dayısına "uzunbacak zürafa" kendisini de her şeye itiraz eden "inatçı keçi" yapıyor ve bize bu şekilde seslenerek çok eğleniyor. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Bunun dışında fazla bir etkinliğim olmuyor şu günlerde evde daha çok babası ilgileniyor bu aralar, birlikte tamir yapıyorlar, parka gidiyorlar ya da banyoda su savaşı.Ona daha çok ilgi göstermeliyim. Anneliğin % 80 i vicdan azabı duymaktır diyen ne doğru söylemiş...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6767857747670926376?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6767857747670926376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6767857747670926376&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6767857747670926376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6767857747670926376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/08/balbceim-ve-ben.html' title='BALBÖCEĞİM VE BEN :('/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-5231579235316408949</id><published>2006-08-15T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:30:49.252-08:00</updated><title type='text'>İZİN DÖNÜŞÜ HALLERİM</title><content type='html'>Bugün kendime bir ütü alacağım. Aylardır ütümüz bozuktu, geçen ay maaşıma gelen zammı da hesaba katarak yenilemeye karar verdik. Böylece selede birikmiş aylardır kalbimi yoran ütülenecek çamaşırlarım dolaplarımdaki yerlerine kavuşabilecekler. Evde çok işim varr :) Taşınalı ne çok zaman oldu ama ben düzen peşindeyim halen, insanın evini kendi kendine oluşturması bayağı zormuş. Biz evimizi natamam şekilde teslim aldık yani sadece duvarları sıvalıydı. Onun dışındaki her şeyi bizim yapmamız gerekliydi.banyoda havlu asacak askıya kadar düşünmek gerekiyor. geçen yıl borç- harç çok fazla olunca en acil ne gerekiyorsa onları yapıp taşındık. İlerleyen günlerde yavaş yavaş en acillerin dışındakilere el atmaya başlayacağız bakalım.Dün gece kendimi mutfaktan dışarıya atamadım ki... Kocişin bahçeden topladığı börülceleri ayıkladım, ikiye böldüm tazelerini yemek yaptım, diğerlerini de o nefffis börülce tartorundan yapmak için haşladım, sonra tartor suyunu hazırlayıp dolaba koydum bakalım bu akşam iyice emişmiş olur ekşisi.. Mmmmm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Ben mutfakta uğraşıp dururken balböceğim anneee uykum geldi bana masal anlatırmısın diye kaç kez geldi yanıma bilmiyorum. Elimden düşüp parçalanan kavanozun cam kırıklarını halen yerde gördükçe anne bitmedimi daha işin diyerek odasına dönüyordu. Tam çocuğun yanına gideyim dediğimde aklıma geldi erik marmelatını artık kavanoza toplamalıydım, bir gün daha tepside bekletmeyeyim dedim.. Balböceği avaz avaz bağırıyordu anneeeeeee diye. Geliyorum, işim daha bitmedi dedim. marmelatı kavanozlara döküp, yerine kaldırdım, balböceğimin odasına bir gittim ki benim meleğim çoktaaann uykuya dalmış. canım oğlum yaaa bu akşam kesin kararlıyım önce onunla ilgileneceğim.dün babasıyla çok güzel zaman geçirdi. Birlikte parka gittiler, arabanın düşen camını tamir ettiler, boğuştular... Onların ikisini böyle görmek beni çok mutlu ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bu hafta işyerinde yalnızım. Diğer arkadaşlarım tatildeler neyse ki biri haftaya işbaşı yapacak. Bugün işimde eşlik etmesi için kocişin bahçeden topladığı buz gibi incirler var dolabımda.))))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-5231579235316408949?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/5231579235316408949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=5231579235316408949&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5231579235316408949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/5231579235316408949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/08/izin-dn-hallerim.html' title='İZİN DÖNÜŞÜ HALLERİM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-1653107961754852717</id><published>2006-08-11T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:31:40.464-08:00</updated><title type='text'>YAŞAMIN KIYISINDA</title><content type='html'>Yakınlarımdan birinin bir an için yaşamın kıyısında olduğunu düşündüm. Öyle zor ve acı geldi ki. Kahroldum, lanetledim o günü. Akan göz yaşlarıma engel olamadım. Sonra sordum neden ağlıyorsun?-"Şu kişi hastalanabilir ve kötü hastalıktan ölebilir diye üzüntümden.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       Oysa öyle bir zamanda yaşıyoruz ki; herkes yaşamın kıyısında zaten.. Ertaftaki pek çok şey yediğimiz içtiğimiz ne varsa bizi kanser yapıcı, öldürücü maddeler içeriyor.İnsan vücudunda her gün milyonlarca üretilip bir o kadarı da yıkılıyormuş. Kanser hücreleri de üreti liyorve onlar uygun ortamı bulupçoğalmayı bekliyorlar biz onların varlığından habersizken. Demekki ölüm artık çok yakınımzda ve hepimiz bir anlamda yaşamın kıyısındayız...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-1653107961754852717?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/1653107961754852717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=1653107961754852717&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1653107961754852717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/1653107961754852717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/08/yaamin-kiyisinda.html' title='YAŞAMIN KIYISINDA'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-6412640809844464385</id><published>2006-08-09T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:33:46.658-08:00</updated><title type='text'>DÖNDÜM</title><content type='html'>25 günlük yaz tatilim sona erdi ve işimin başına geri döndüm. Tatilde erkek kardeşim evlendi artık bir gelinimiz var. Yani üç kızkardeş olduk :) Düğün nedeniyle bu yıl çok hareketli ve yoğun geçti tatilim. İlk iki hafta tamamen kayınvalide olan annemin ve gelinimizin evinin tadilat, dekorasyon, temizlik ve yerleştirme işleriyle ve benim abiye elbise arama telaşımla geçti. Nihayet düğün günü geldiğinde dillere destan iki düğün gecesi yaşadık. Kına gecesi de dışarıda salonda olduğu için iki gece boyunca kır düğününün bilumum güzelliklerini yaşadık. Bu arada balböceği de küçük damat oldu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Düğünün ardından gençler hemen balayına yollandı fakat bizde bir yorgunluk vardı ki sormayın tüm ev halkı iki seksen yattık yattık da kendimize gelemedik.Üstelik benim üzerime giydiğim tüm giysilerim bol geliyordu.Düşünün artık iki haftada ne koşturmuşuz...Artık dinlenmek istiyorum diyerek kapağı eve attığımızda ise elektrik ve suyun kesilmiş olduğunu gördük. Sağ olsun müteahhtimizin bize hediyesi olan susuzluk ve elektriksizlikle geçen mağara devrini yaşadığım günün akşamı soluğu yine annemde aldık ve sorun çözülene kadar dönmedik eve. Tam elektirk olayı çözüldü evimize yerleştik bu kez eşim izne ayrıldı, görümcem ve kayınvalidem bizde kaldılar. Hep birlikte hoppidi zippidi gezdik günü birlik denize gittik,artık sekiz aylık olmuş olan yeğenimizin tadını çıkardık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Anlayacağınız tatilimiz oldukça yoğundu ama her şeye rağmen güzeldi. su kuşu olan oğlum ise artık kolluklarıyla yüzüyor  ve ben en çok buna sevindim. Tüm bunların dışında temmuz ayı maaşımı teknikerlik kadrom üzerinden aldım ve kendimce kutlamalar yaparak harcadım. İnsanın terfi etmesi pek keyifli bir durummuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Yarın sabah kızkardeşimi uğurlayacağız üç haftalık izinleri bitiyor ve dönecekler. Bu onunla geçireceğimiz son gece o nedenle yine annemlerde kalıyoruz ve düğün sonrası  geleneksel düğün kaseti izleme etkinliklerine katılıyoruz ve her izleyişle gülecek bir şeyler buluyoruz. O nedenle çok renkli geçiyor akşamlarımız gece ikiden önce uyumayıp kardeşlerimle makara yaptığım için işyerinde zor saatler yaşadığım oluyor ama sanırım perşembeden itibaren evimize ve kendi düzenimize döneceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evimiiii, işimiiii ve yaşamayı çooookkkk seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4799342420721750091-6412640809844464385?l=hayattagiderken.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/feeds/6412640809844464385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4799342420721750091&amp;postID=6412640809844464385&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6412640809844464385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4799342420721750091/posts/default/6412640809844464385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayattagiderken.blogspot.com/2006/08/dndm.html' title='DÖNDÜM'/><author><name>Hayatta Giderken</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06219508786920612896</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_5nUh2hrkerg/R5nsRqaPJPI/AAAAAAAAADY/p2CJtUvgHrc/S220/www_yeniresim_com_-_Yalnzlk_Resimleri_-_Beraber_Seyrederken_Anlamlyd_Denizin_Mavilii.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4799342420721750091.post-7844559042656083483</id><published>2006-06-28T09:26:00.000-07:00</published><updated>2007-12-12T05:35:51.019-08:00</updated><title type='text'>PARA SAYSAM AFFAN DEDEYE...?</title><content type='html'>"ÇOCUKLUK &lt;br /&gt;Affan dedeye para saydım, &lt;br /&gt;Sattı bana çocukluğumu. &lt;br /&gt;Artık ne yaşım var ne de adım; &lt;br /&gt;Bilmiyorum kim olduğumu. &lt;br /&gt;Hiç bir şey sorulmasın benden; &lt;br /&gt;Haberim yok olan bitenden. &lt;br /&gt;Bu bahar havası, bu bahçe; &lt;br /&gt;Havuzda su şırıl şırıldır. &lt;br /&gt;Uçurtmam bulutlardan yüce, &lt;br /&gt;Zıpzıplarım pırıl pırıldır. &lt;br /&gt;Ne güzel dönüyor çemberim; &lt;br /&gt;Hiç bitmese horoz şekerim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CAHİT SITKI TARANCI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Geçen sene biryaz günü eniştemin hatırlattığı bu dizelere hüngür hüngür ağlamıştım. Yine bugünlerde sık sık geri döner oldum çocukluğuma, eski günleri andıkça hem duygulanır hem de özlerim çocukluğumu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Çocuklukta büyüktüm, oyunlara girmedim.. &lt;br /&gt;      O bahçelerde kaldı oynanmamış oyunlar…Çocukken yaşadıklarımı özlemem Özdemir Asaf’ın dediği gibi oynanmamış oyunlarda mı gizli yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Okulun önünde tornavidayla çubuklara doladığı macunu satan yaşlı bir amca vardı. renk renk macunu bol limonlu suya batırırdı da tadına doyamazdım yerken. Annem sokak satıcısından alışveriş yaptığımı duyunca defalarca tembihledi beni ama bir gün gizlice beni takip ettiğini bilmeden yine macuncu amcadan macun yerken yakalandım ve annam okul müdürüyle görüşüp satıcıların okul çevresinde
